An İçinde Zaman Yaşadım

10.01.2022
166
An İçinde Zaman Yaşadım

An İçinde Zaman Yaşadım

Ayrı bir alem, ayrı bir ülkede insanlar Türkçe konuşuyordu
*Hocam selam es selame.
Zaman içinde zamanı an itibariyle yaşadım. Kıymetli hocam, bu akşamda zikirlerimi ve dualarımı yaparken yaşlı bir adam geldi yanıma. Beni aldı bir yere götürdü. Önümüzde, berzah alemi keşfimde olduğu gibi, yumurta akı kıvamında, içerisi görünmeyen perde vardı. Bu yaşlı amca alnıma dokundu ve perdenin arkasına geçtik. Ayrı bir alem, ayrı bir ülke, ayrı insanlar vardı. Hepsi Türkçe konuşuyordu. Teknolojileri bizden 20-30 sene geriden geliyordu.
Yaşlı Amca bana dönerek:
-“Bu alemde celal hüküm sürmektedir. Hocanın yaptığı gibi, onun yürüdüğü yoldan yürü. Bu alemde cemali yay. Yay ki bu cahil topluluk mutluluğa, rahmete ersin. Vazifen zor ve meşakkatli, unutma ki cahille sohbet zordur.
Burada iki tip İslam var. Biri Allah’ın indirdiği. Diğeri de insanların uydurduğu. Burada işleri düzelt imamları ol. Burada adın Abdullah. Allah yardımcın olsun” dedi. Ve bana bir sürü yazı, okumam için kaynaklar verdi. Yazıların çoğu sizin yazdıklarınız ve kitaplarda sizin eserlerinizdi. -“dur amca nereye gi…” dememe kalmadan amca kayboldu.
Ne yapmalıydım, nerden başlamalıydım bilmiyordum. Bir zümre gördüm, tartışıyorlardı. Cami imamları yoktu. Kimsede yapmak istemiyordu. Ben atıldım ve görevi üstlendim.
Günler günleri kovaladı. Sohbetler yapmaya başladım. Cemal esmaları öğrettim o insanlara sizin kaynaklarınızdan. Hocam cahillikleri o kadar ileri boyuttaydı ki “Ya kahhar” esmasıyla hacet duası yapıyorlardı, hem de dünyalık istemek için. Çok uğraştım. Elimde kuran-ı kerim insanlara anlattım. Doğruyu, neyin nasıl yapılması gerektiğini. Her şeyi. O kadar insan geliyordu ki akın akın. Sohbetler düzenledim hep. Sağ devrini uygulamalı anlattım. Yaptılar öğrendiler. Sonra rahmet yağdı üzerlerine. Yağmur bile yağmıyormuş üzerlerine yıllardır. O kadar bidatler vardı ki. Hepsini el birliğiyle kaldırdık. Öyle bir ilim verilmişti ki bana 40 yıllık alim gibi sorularına cevaplar verebiliyordum.
Bir gün sohbette bana bir talebe vermelerini istedim. Onu yetiştirmek istediğimi söyledim. Sizden aldığım bayrağı bir başkasına teslim etmeliydim. Abdurrahman isimli nur yüzlü bir çocuk geldi gönüllü oldu. O kaynaklardaki her şeyi ezberlettim ona. Uygulamalı yaptırdım. Benden sonraki vekilim sensin dedim. Ve sen de ilerde bir vekil seçecek, ona devredeceksin bu kaynakları dedim.
Sonra o coğrafyada gezdim. Diyar diyar. Dağlık bir yerde gezerken yine o azap meleklerinin bir kabri dövdüğünü gördüm. Kabirde yatan bayan bana bağırıyor, aman diliyordu. Dua etmemi istiyordu. O sesi tanıyordum. Sonra rabbimin “Herkesi kurtaramazsın, kişi kendine zulüm eder” sözü aklıma geldi.. Azap meleklerine baktım ve “Allah bu kula selamet versin, affetsin.” dedim uzaklaştım oradan. N’oldu bilmiyorum sonra arkama bile bakmadım.
O boyutta tam 6 yıl yaşadım hocam. Yukarda yazdıklarım özetidir. Yoksa 20-30 kitabı dolduracak şeyler yaşadım orda.
Günlerden bir gün beni oraya götüren amca geldi ve alnıma dokundu, yeşil perdenin önüne geldim.
Rabbim: -“Sen şu an yaşadığını mı sanıyorsun?” dedi.
Süzüle süzüle bedenimin yanına getirildim. Bedenim morarmış ve dokundum buz gibiydi.
Ben: -:ya rabbi ben öldüm mü yoksa?” dedim. Ve yeşil perdenin oraya getirildim.
Perde açıldı. Bembeyaz katman nur da açıldı. Merkezdeki inanılmaz güçlü nurda açıldı. Ve gördüm hocam. O an orda gördüklerimi yazmam kati suretle yasaklandı.
Müsaade edilenleri yazıyorum.
Bir nur geldi üzerime, beni havaya kaldırdı. Tüm hücrelerime kadar ayrıldım. Hepsi teker teker mest edildi. Sonra tekrar birleştirildi. Ve bana: -:”dile ilhan kulum vereyim” dedi rabbim.
Ben: -“Beni dünyaya gönderme. Burda kalayım rabbim” dedim.
O huzur duygusunu burda size kelimelere döküp anlatamam. Başaramam.
Kalbin mutmain olma hissi, o doygunluk, zamandan mekandan azadelik ve mutlak gücün sahibinin karşınızda durması…bu çok çok çok güzeldi hocam. Ama duam kabul edilmedi.
Rabbim:-“Hayır bedenine döneceksin. Senin ecelin herkes ve her yaratılan gibi benim elimdedir. Seni tehir ettim. Daha işin bitmedi” dedi.
Ben de: -“elhamdülillah” diyebildim. O kadar. Sadece. Konuşmak mümkün değildi pek. O duyguyu tarif etmeme izin verildi ancak bu duyguyu hangi kelimeye sığdırabilirim o söylenmedi. Alenen dünyadaki bedenim ölmüştü. Buz gibiydim.
Huzurdaydım. Huzurun kendisinin huzurundaydım.
Rabbim: -“Bedenine dön” dedi.
Ben: -“Rabbim yanında kalayım” dedim.
Rabbim:-“Bedenine dön” dedi.
Ve ben bedenimde hani böyle derin bir nefes alarak insan rüyadan uyanır ya hocam, o derin nefesi aldım, zıpladım ve size yazmaya başladım. Bu farklı bir boyuta, farklı bir mekana, zamana ikinci gönderilmem. Onu size yazmamıştım. Tekrar hatırlatılınca yazmam gerektiğini anladım.
1 ay kadar önceki küçük keşfimde İstanbul’daydım. Birden herşey karıştı. Tüm insanlık yok olmuştu. Farklı bir boyuta geçmiştim. Günlerce gezdim. Bir insan yoktu. Hayvan da yoktu.
Günler sonra bir yerde bir kadına 3 köpeğin saldırdığını gördüm. Büyük, siyah, kangal köpeği cinsindendi. Köpekleri öldürdüm, bayanı kurtardım. O bayan bana verilen ruh eşiydi…
Oradan da normal zamana gönderildim. Bu günkü keşfimdeki seslenende oydu. Kabirden benden dua isteyen… Elimden bir şey gelmedi hocam. Ne zamandır görmüyordum keşiflerimde. Keza kendisini düşünmek bile aklımdan geçmiyor. Allah selamet versin diyorum sadece.
Hocam bu dünyada 10 dakika orda 6 sene… Neler yaşadım neler gördüm. Allah alemlerin rabbidir derken neyin kast edildiğini anlamış oldum iyice. Cin alemiyle de yan yana yaşıyoruz ama birbirimizi görmüyoruz. Aradaki perde sayesinde.
Ve ben bugün talebeniz, yareniniz olarak, sizin kaynaklarınız, sizin yazdıklarınız, sizden öğrendiklerimle orda o alemde cemalin(teali etmesini) yükselmesini rabbimin izniyle başardım kıymetli hocam. Ne kadar zamanım kaldı bu dünyada bilmiyorum. Yarın ölecekmiş gibi yaşıyorum her gün. Hazır olmaya çalışıyorum. Bu yolda ayağımın kaymaması, tuzaklara düşmemek, nefsime yenilmemek içinde rabbime sığınıyor, bol bol dua ediyorum. Kıymetli hocam ellerinizden öpüyor, sizi selam ve dua ile rabbime emanet ediyorum. Selam es selame.
-Selam es selame İlhancan, maşaallah barikallah keşiflerine ve anlatışına, duygularına, dualarına tekrar tekrar maşaallah barikallah Rabbim nazarlardan saklasın. Bütün Zülfikarlardan ve okurlarımızdan izin istiyorum, az yazacağım. Bana göre çok açık mesajları olan keşifleri dikkatle tekraren okumaları için yorum yapmayacağım. Rabbimize hamdolsun, yarattığı mahlukat sayısında razı oluncaya kadar şükürler olsun. Lütfen sıradan bir hikaye bir macera okur gibi değil, an içinde zaman yaşandığını, Sidretil müntehada kulun rabbi ile görüşmesini okuyorsunuz. İnşaallah sizlere de nasip olsun. Biz arıya vahy ediyoruz. Buyurulurken ve size şah damarınızdan yakınız ifadesi varken kendinizi rabbimizden uzak sanmayın. Ezanın vahy edilmesi hikayesini öğrendikten sonra bu keşifleri bir kere daha okuyun. Vesselam.
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

tr Turkish
X