Ey Aşk Sana İnanmayan Kafirdir
*Selam es selame babacığım. Akşamınız hayrolsun.
*Babacığım dün gece rüyamda yine Tayyip Erdoğan’ı gördüm. Çayırlık bir alandayız...
O An, Ölüm Anım Gösterildi
O An, Ölüm Anım Gösterildi
Uykumda kabzediliyordum
*Hocam selam es selame.
Vakit geldi sandım! Gelmişte olabilir…
Zikirlerime, dualarıma başladım. Bir ses geldi “La ilahe illallah” zikrine başla diye. Başlamamla yukardan bir damla beyaz nur düştü yere, bir kapı belirdi.
Kapının üzerinde “La ilahe illallah” yazıyordu. Kapıya doğru adımımı atmam ile açılıverdi. Ortada bir yol sağda ve solda bir sürü insan vardı. Kimini tanıyordum, kimisi akrabamdı. Kimisini hiç görmedim.
İlerledim, ilerde yeşil perde vardı. Kocaman, devasa önünde durdum.
Rabbim:
-“hoş geldin ayşe oğlu ilhan kulum. Bu insanlar kimdir bilir misin?” dedi.
Ben:
-” Hoşbuldum ya rabbi. Hayır, bilemedim kim bu insanlar?” Dedim.
Rabbim:
-“Bu insanlar senden kul hakkı alacaklı olan insanlardır. Hepsiyle hesaplaşacaksın. Kimisine sövdün, kimisinin ağacından meyve aldın izinsiz, kimisine gıybet ettin, kimisine acımadın” dedi.
Ben:
-” ya rabbi ben nasıl hesaplaşırım? Buna gücüm yeter mi bilmiyorum? Ama senden gelen herşeye razıyım” dedim.
Rabbim:
-“ey kullarım! Ayşe oğlu ilhan kuluma haklarınızı helal eder misiniz? (3 kere bu soruyu tekrarladı) Oradaki tüm insanlar hep bir ağızdan: -“Helal ettik ya rabbi” dediler. Sonra o insanların hepsi kayboldu.
Ben yeşil perdeye daha da yaklaştırıldım. Tam önünde durduruldum. İstemsizce sağ elim pantolonun cebi hizasından havaya doğru kalktı.
Elimin üstüne bembeyaz nurlar saçan, altın işlemeli, pırıl pırıl parlayan, sayfaları tertermiz kitap verildi. Hemen peşinden beyaz bir sayfa daha düştü elime. Onun peşinden de beyaz kuş tüyünden dolma kalem düştü.
Ben :
-“rabbim sana hamd olsun, şükürler olsun! bunlar nedir? yoksa!” Dedim ve heyecanlandım.
Rabbim:
-“evet ilhan kulum, o kitap amel defterin, o sayfada kurtuluş beratındır. Önceki keşiflerinde sana hatırlatmıştım. Bir gün bana dua etmiştin. Rabbim canımı öyle bir anda al ki tüm günahlarımı affettiğin an olsun diye.” dedi ve sustu ses.
Ben:
-“Rabbim geldi mi o vakit?” Dedim.
Rabbim:
-” evet geldi. Canını almamı ister misin?” diye sordu.
Ben:
-“Rabbim ben bu sorunuza cevap vermekten haya ederim. Nefsim karışırsa cevabıma, ben karşınızda ne yaparım?” Dedim.
Rabbim:
-“elinin içine bak” dedi.
Hocam Elime baktığımda nefsimden tutun da, tüm duygularım çıkarılmış avcumun içinde durduğunu gördüm.
Ben:
-“Rabbim ben size ne yapacağınızı nasıl söyleyebilirim? Ben bir hiçim, siz her şeysiniz. Ben sizden geldim ve dönüşüm mutlaka size olacaktır. Hakkımda vereceğiniz her hükme tamamen razıyım” dedim.
Bu cümleyi tamamen nefsimden, duygularımdan, korkularımdan her şeyden arınmış şekilde kurdum. O an perde kalkmaya başladı.
Edepten gözlerimi açamadım hocam. Bakamadım. Öyle yumdum ki gözlerimi şuan size yazarken bile gözlerim dolu dolu.
Bir şeyin her zerremi sardığını hissettim. O kadar bir huzur ki ben bunu hayatımda yaşamadım.
Sanki uçuyordum. O kadar hafiftim ki bu mutluluğu bu duyguyu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Göz yaşlarımla yazsam yetmez, yetemez. O duygu, o his beni öylece tuttu. Her hücrem kaplandı, sarıldı. Yavaş yavaş o his gitti gözlerimi açtım perde de kapandı.
Rabbim
-“sadece süresini benim bildiğim bir süre kadar tehir ettim ecelini” dedi.
Ben:
-“ne gelirse senden razıyım ya rabbi! Ben seni istiyorum. Seni seviyorum. Benim tek derdim sensin, dermanım sensin” dedim.
O sırada bir zincirin yerde sürüklenme sesi geldi. Birini getirdiler. İki zebani vardı kollarında. Üstü başı perişan, sadece acıdan inleyen bayandı. Yüzüne baktım. Tanıyordum. Bana büyü yapan, gecen sene vefat eden bayandı, bu.
Rabbim:
-“bunu tanıdın mı? Bu sana büyü yapandır. Azap içerisindedir” dedi.
Ben:
-“ya rabbi ben bu kadını affetmiş, hakkımı helal etmiştim. Neden azap görüyor ki?” Dedim.
Rabbim:
-“ben affetmedim. Sen affettin. Benim katımda ne olursa olsun hesaplaşmak istiyordun. Buyur” dedi.
Ben:
-“Rabbim ben senin azabından ancak sana sığınırım. Sen neylersen güzel eylersin” dedim.
Rabbim:
-“bazı günahların affı olmaz. Büyü şirktir. Ve ben şirki affetmem” dedi.
Ben:
-“sen neylersen güzel eylersin rabbim. Ben senden ne gelirse razıyım” dedim.
Hocam o an ölüm anım gösterildi.
Uykumda kabzediliyordu ruhum.
Sonra ben La ilahe illallah dedim.
Aynı zikir perdenin arkasından da yükseldi.
Ben:
-“senden gelecek herşeye razıyım ya rabbi.
Bu yaşadıklarımı hocama yazabilir miyim?” Dedim.
Rabbim:
-” Ben Ali kulumdan razıyım. Ona her şeyi anlatabilirsin. Gizli kalması gereken birşey olursa o benden işaretini alır. Kendisi Alimdir. Alimler benim yeryüzündeki gölgemdir” dedi. Ben tekrar La ilahe illallah dedim.
Perde arkasından da La ilahe illallah dendi.
Sonra ben hiç durmadan; La ilahe illallah demeye başladım ve keşif sonlandı.
Hamd olsun alemlerin rabbine.
Şükürler olsun bunu gösterene.
Hocam duanızı eksik etmeyin üzerimizden. La ilahe illallah.
Saygı ve hürmet ile ellerinizden öperim.
Talebeniz İlhan.
Selam es selame.
– Selam es selame İlhancan; Maşaallah barikallah rabbimizin kerametlerine ,keşiflerine. Bu kerametleri yaşatıp bize ulaştıran rabbimize hamd ve şükürler olsun. O neylerse güzel eyler. O Süphan olan Allah herşeye kadirdir, kesin hüküm sahibidir. Ondan geldik, onunlayız ve ona döneceğiz. Elhamdülillah. elhamdülillah. elhamdülillah. Amel defterine alışına ve tertemiz bir sayfa olarak beratını alışına sevindik. Bazı şüpheleri olanlara bu keramet bir lütuftur. Allah cümlemizin yar ve yardımcısı olsun. Çok yazmanın bir anlamı yok. Razı oluncaya kadar hamd ve şükürler olsun rabbim. La ilahe illallah muhammeden resulullah. Biz de alemlerin rabbi olan Allah’tan razıyız. Vesselam.
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR
