Yıllar önceden

08.05.2022
409
Yıllar önceden

 

*Selamun aleykum Hocam

Geçen gün demo.edebiyatdunyasi.net sitesinde yazılarınızın, şiirlerinizin olduğunu keşfettirdi Rabbim. Hazine bulmuş gibi oldum. Çünkü bu sitede olmayan bazı yazılarınız, yorumlarınız vardı. Ya da bazılarını bu sitede olmasına rağmen gözden kaçırmış olabilirim. Yudum yudum bu sütleri içip rızıklandım çok şükür. İzninizle çoğunu arşivime kaydediyorum, hakkınızı helal edin lütfen. Kaç zamandır size sormak istediğim ama “soru sormamak” edebine riayet etmek için başlayıp bitiremediğim mektuplarım vardı. Bu sorulardan bazılarına cevapları buldum. Cevaplar ortada. Emek buyurup hemen her konuda yazmışsınız. Mesele bunları sindirip yaşama uygulamakta her zamanki gibi.

Soru edebine aykırı düşmekten Rabbime sığınarak Hans Won Aiberg ile ilgili paylaşımlarınız hakkında size danışmaya ihtiyaç duydum. Bu zatın muazzam bir ilimi olduğu ortada. Fakat anladığım kadarıyla kendisinin İbrahim (as)’a olan muhabbeti farklı algılara neden oluyor okuyanlarda. Size danışmak istediğim, Aiberg’in verdiği bu bilgilerin ne kadarını kabul edip

ne kadarını “O böyle düşünüyor, olabilir, saygı duyalım” deyip geçmek konusunda. Bu ikilemi bazen farklı Allah dostlarının eserlerinde geçen neredeyse birbirine zıt olan bilgi, öğüt ve açıklamalarda da yaşadığım oluyor. Yazılan insanın ruhuna dokunuyorsa kaynak ne olursa olsun faydalı diye düşünüyorum. Ama bazı durumlarda bu yeterli olmuyor.

Ben çalıştığım iş yerinde ses ve titreşim konuları üzerine çalışmaktayım. İşim daha çok arabalar üzerinde sorun çözmeye, ölçüm ve analizler yapmaya yönelik. Ancak ben, kendi çapımda Kur’an ışığında ses, titreşim, zikir ilişkilerini incelemek istiyorum. Bu konuda önerebileceğiniz kaynak veya kendi incelemeleriniz varsa paylaşmanız mümkün mü ? Fizikçi olarak sanırım Ayberg’in bu konuda çalışmaları vardır. Varsa ve siz bunlardan yararlanmak uygun derseniz bunları araştırmak istiyorum. Tabii Allah nasip eder ve tembellik etmezsem.

Beş yıl önce Rabbim beni uçurumlardan döndürüp hidayet yoluna dönmeyi nasip ettiği zamanlar rüyamda “sayılar” ile ilgili matematiksel, gizemli bir kitap gösterilmişti. İçeriğini hiç hatırlamamakla beraber “içindekiler” kısmında yer alan başlıklardan sıradan olmayan bir kitap olduğu izlenimine kapılmıştım. Bu rüyayı kendimce “sayıları araştırmam gerekiyor” olarak yorumlamıştım. Bir iki kitap alıp araştırmaya giriştim ama ataletimi yenip devamını getiremedim. Bu da içimde rahatsızlık veren bir uhde olarak kaldı. Fakat ses ve titreşim ile ilgili araştırma yapmak konusunda daha fazla isteğim var. Tekamülüm için faydalı olur mu ne dersiniz ?

En içten muhabbet ve hürmetlerimle ellerinizden öperim

Selam es selame. Ayhan

-Aleykümselam, sevgili Ayhan bey,

Hocam rahmetli ile yüzyüze sohbet ettiğimizden soru sormazdım. Kalpten kalbe yol olur sorularım aynı gün kendisince cevaplanırdı. Biz sizinle yüzyüze diz dize olmaktan maalesef mahrumuz… Öyleyse soru sormanıza ruhsat var demektir. Ancak sormak istedikleriniz tekamülünüzü etkileyecek cinsten olmalı… Bir de kendi kendinize cevap bulmak için yeterince gayretten sonra olursa özünüz için daha hayırlı olur..

Özellikle mektuplarımızda ihtiyaca binaen doğaçlama epeyce konuya değinilmiştir. Ötesi özeldir. Aslında bazı sırdaşlarım yazılarımda haddi aştığımı, bazı konuları ifşa ettiğimi bile söylediler, ancak ben aynı kanıda değilim, onların anladığı manada anlaşılması için zincirin uçlarını bağlamak gerekir ki bu imkansızdır. Bizim gayemiz islama ve zikire ilgi uyandırmaktan ibaret..

Hans Aiberg ile seksenli yıllarda ’arzdan arşa sonsuzluk kulesi’ adlı dizi kitapları ile tanıştım. Üniversitelerimizde bile henüz işlenmeyen, bilinmeyen konuları kuranı kerimin ışığında anlatıyordu. Fiziği umuma anlaşılır kılmış, sevdirmişti…

Bize katkısı çok oldu. Bugünkü aydınlanmamızda onun eserlerinin Türkiye ölçeğinde büyük katkısı vardır. Ard arda yayınlanan kitaplarını sabırsızlıkla beklerdim. Takım takım alıp uygun zihinlere hediye ederdik. Şartları müsait olanları elinden tutup kitapçıya götürür takım halinde kitaplarını almalarını sağlardık. Tam o sıralarda Ahmet Hulusi beyin eserleri de aynı kitap evi tarafından yayınlanırdı. KİTSAN YAYINLARI::.Ülkenin üzerindeki gizli ’karazindan’ eller vasıtası ile adamı yayın hayatından çıkardılar. Türkiye’nin aydınlanması istenmiyordu…itibarsızlaştırmak için bugün de hükümete, Tayyip Bey’e yapılan saldırılar gibi aptalca gerekçelerle, iftiralarla, yalan dolanla bir alimi linç ettiler.

Onun eserlerini sonuna kadar oku, okut. Herkesin ferdi farkları vardır..

Her alim kendi kabı kadar ilim sahibidir..

ve renk renktirler.

Ne güzel…

Her birinden faydalanırken bizlerin de kendimize has bir rengimiz olur…

Allah her rengi camiğ ismiyle cem eder, ardından kemale dönüştürür…

İlgi alanı İlmullah olan insan elbet ilme doymaz…Her konuda araştırma yapabilirsin…Aydınlık gönlün ve euzü besmele senin rehberindir…Rabbimizi zikirden geri kalmadıkça boş zamanlarını herhangi bir hedefe teksif etmek ne güzeldir. Allah yar ve yardımcın olsun…

Beş yıl önceki rüyan bugünlere işaret etmiş bence. halen hem manevi hem maddi ilimde zaten sayılarla ilgileniyorsun. Gözün gönlün nurlansın, başarıdan başarıya terfi et inşaallah. Sana hakikat ehlinden bir yüce zatın eserinden birkaç dörtlük göndereyim de inşaallah manevi feyzinden istifade edersin.

Selam esselame

Kudretten yedi tertip ile pek çok şey yaratıldı,

Marifetullah ilm ledünde beş şeyle iş yapıldı,

Yerler ve gökler kanun ile kudretten yaratıldı,

Yedi burç ve hisar üzere kurdu san’i nişanı.

Kuranda cennet, cehennem yedi kat değil midir?

Kavli ulemada sekizdir, rüiyet-i cemaldir,

Haftanın günlerini saysan, sayı aynen yedidir,

Yedi aza birlikte secde etmekle emrolunduk.

Sıfat nurları da hikmette, renk olarak yedidir,

Şehudiyette her nur için gökler makam yeridir,

Devriyat içinde semalar saatler de yedidir.

Seba-i seyyarat diyerek koydu Allah ismini.

Her biri neyi yapar ehli onları güzel bilir,

Onlardan semada ilahi evkat meydana gelir,

Şems Kamere Zühal’e ezdat, ilm ledünle bilinir,

Aralarını ıslah eden müşteri şerefidir.

Kamer Zühre’den alır feyzi, hikmeten dostturlar can,

Kamerden şerefi alınca müşteri eder ayan,

Bu cemalde üçler demektir, oluşmaz zarar ziyan,

Üçler şerefle görür hükmü, zahir olur tecelli.

Seyyerat her tür şerefi zat efalinden alır hem,

Zat, sıfat, esma, efal, evkatta ceman tevhittirler hem,

Hikmetullah’ ta marifettir dua icabet bulur hem,

Var olan her şey işler evkat içinde efalini.

Efali güzel öğrenip insan hikmetle işlemeli,

Cemalin kuvvet kudretini tecelli ettirmeli,

Mücahedesinde sabırla metanetle gitmeli,

Görmeli zaman içre bari haktan seyri sefayı.

Celal efal olursa cemal evkat sıfat içinde,

Celal eder tecelli mutlak hikmeten dar içinde,

Efal cemalde olsa evkat celal aynı başka biçimde,

Birbirine muhaliftirler, ezdad eder tecelli.

Azizim bütün kuvvet kudret efaline bağlıdır,

Esma efal evkat cemalde olsa emek yağlıdır,

Kabul şartı zat sıfat efal esma vakte bağlıdır,

Evkat cemalse müminlere büyük saadet oldu.

Böyle saadetleri devri içinde gösterir zat,

İlmi ledün gösterir kemal içinde hep kemalat,

Lütfu ilahi olur zattan müminlere keramat,

Böyle efalden Hikmetullah mesut eder halkını.

Muhterem, zeval efalini işleme zararlıdır,

Müminlere keder erişir, ahiri zevallıdır,

Cemal efalini işle sen, varlığa kemallıdır,

Kemal cemalin efalinden âlem eder rahatı.

Kazaen bile hiç düşmesin efalin ezdad haline,

Dayanma devletine malına, ermesin yâd sırrına,

Ermesin küffar hikmetine mahremine ilmine,

Cevri cefa görür miminler, hakkı üzer halleri.

Aç gözünü daima gizle kendini gör düşmanı,

Koru müminleri gözetle bekle uygun zamanı,

Yedilerde teskin edersin, tecellide ezdadı,

Zat yedilerde teshir eder sıfatullah fermanı.

Celal efalle yedilere asla girilmez belle,

Ne celal esma okuyarak ne hikmette efalle,

Selamete çıkılması zor, hatta imkânsız belle,

Yeridir, zira enbiyanın burda aldı canını.

Hatta üçlere bile celal ile girilmez dostum

Celal çok şiddetle tecelli eder bulunmaz dostun,

Zeval olur çok müminlere kurtulmaz kolay postun,

Müminler cevr-ü cefa görür seni bulur acısı.

Bu tür celal işlerden küffar beslenir coşar,

Müminler zayıf düşer kâfir derhal üstüne koşar,

Öyle güçlükler yaşanır ki, karı kocayı boşar,

Müminler perişan olunca şeytan eder bayramı.

Müminlere yardım eden hep zatın cemal efali,

Kemalde hizmet edilirse artar milletin saadeti,

Efali kemalden yetişir, kâmilin kerameti,

Lutfü ilahiden ihsanlar, artar dünya varlığı.

<Amentü billahi> diyerek, bire imana girdik,

<Ve melaiketihi> dedik, iki sıfatı bildik,

<Ve kütübihi> inandık, üçle çokluğa erdik,

<Ve resulühi> de epeyce bildik gaybî varlığı.

<Vel yevmil ahiri> iman ettik beşleri bulduk,

<Ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi> şeşe vardık,

<Min Allah’ı teala velba’ sü badel mevt’e> daldık,

Şahadet getirerek iman esası tamamlandı.

İnsan yaptığından mesuldür, bu âlemde ahirde,

Zerre miktar hayırda şerde, hesap verir zahirde,

Hayırlar Allah’tandır deriz, katkımız var şerlerde,

Zat evliyası değildir de halk yaptığından sorumlu.

Zahir âlemde efalinden zat dahi sorumludur,

Girdiği sıfatullah efalinde istifrak olur,

Kendini savunur ilm ledün efaliyle korunur,

Zararı def eder kendinden, iman yediyi buldu.

Namazda yedi üzerine, secde etmek emirdir,

Sıratta sorulacak soru cevap dahi yedidir,

Cennet cehennem yukarıda bildirmiştik bellidir,

Sekizinci cemal içinde cemaldir zat makamı.

Batın ilmi ledün hikmette yedidir yine ilim,

Biri rüyadır müminlere görülsün sıdkı selim,

Gayet geniştir nübüvvetin kırk altıda biri bilim

Yorum gerektirir pek çoğu, yoran ehil olmalı.

İlim iki; anlık görünür göze nuru ilahi,

Şehudiyette görünen o nurlar verir haberi,

Nur gören kalpler aydın olur, sever cenabı bari

Zaman içinde hep kutsanır, sonda bulur kemalı.

Üçüncü; ilmi ledünden beden ilmi verilir,

Nuru ilahi cisme girer damarları deprenir,

Bundan böyle duası dağa taşa emri seslenir,

Hükmü geçti küll tecelliye, cüz-iyeden ayrıldı.

İlim dört; ilmi hanif zahir olur zata çok nida,

Altı yönden kalkmaya başlar gözden perde dâmüdâ

Bilemez özünü zat nerde, nerede can-ı hüdâ,

Hayreti o hale gelir ki hadsiz hudutsuz havfi.

İbadeti zikri çoğalır, ihlâsa aşka sadık,

Cenabı Muhammed Mustafa, Mevlası aşka tanık,

Doğrudur dinimiz müminde doğruluk çok en layık,

Yemekten içmekten kesilir, içemez suyu bile.

Beşinci olarak ilhamlar gelir erişir kalbe,

Masivanın eseri kalmaz, bulunmazsın bir habbe,

Sonunda keramet erişir, salâtlar eder rabbe,

‘’Kalpler ancak Allah’ı zikir ile bulur sükûnu.’’

Altıncıda artar hissiyat gelir ilmi devriyat,

Arif isen irfandan sen de al böylesi hissiyat,

Üçler yediler hem kırklarda artık kabuldür hacat,

Duası olunmaz red artık, açıldı hikmet yolu.

Yedinci ilm; cemalullah’ta çoğalır da çoğalır,

İlm, irfanı, kemalı artar, yol ekmele dayanır,

O çağlarında velayette mührü görevi alır,

Üç tane hakk esma-el hüsna, o mühürde yazılı.

Dilerse tayı mekân yapar biriyle biri ihva,

Sahibi mühür esmalardan, bulur zevk-ü sefa,

İhtiyaç halinde keramet için biri ya vefa,

Kimseye bildirmeye sırrı, yoktur izni imkânı.

Hafız Hüseyin Kemal bu mührü sende mi aldın,

Hakkın kemal saadetini, Âlî şerefi buldun,

Aşkı ilahide gül gibi pek sarardın soldun,

İş bu nasihatlerden sen de hisseleri aldın mı?

Rabbine âşık olanlar bak çok yol mesafe aldı,

Ciğerlerini doğradı hem yanan bağrını yardı,

Aşkının yarasına mevla, nurdan merhem sardı,

Andı daimi hay muhyi şafi, ismiyle er rabbini.

Erdiysen kırklarda şükrünü ziyade eda eyle,

Fırsat verme celala daim ya hay ya muhyi söyle,

İstiğfar ve salâta davam ile kendini koru böyle,

Kemal sadakatle rabbine teveccüh et daimi.

Lutfü yezdan sana daima kerem hem imdat eder,

Vaadi haktır, cenabAllah vadini tekmil eder,

Sevmiştir maşukunu daim dostunu mesrur eder,

Şükrü ziyade eyle de Rab seni eylesin gani.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

tr Turkish
X