İnsanda Sayısız Efal Var *Selam es selame pirim anca yazabildim.. Allah razı olsun sizden Pınar kardeşten, bir ara baya okutulmuştu...
Mahşeri Yaşadım
Mahşeri Yaşadım
*Babacığım; istediğim kişiyi sevk ve idare ediyorum. İradelerini, düşüncülerini değiştiriyorum. Bir robot misali âdemoğullarını kızlarını sevk idare ediyorum. Yani herkes bana itaat ediyor. Benim istediğimi harfi harfine yapıyorlar. Benim dükkâna giren hırsızlar var ya; onların kalbini, ruhunu ele geçirip ‘’benden çaldığınız parayı vereceksiniz’’ dedim. Sürekli bu emri veriyordum, ruhlarına. Faceden beni ekledi, ‘’sizinle görüşmem lazım’’ dedi. Sizi tanımıyorum ben, dedim. ‘’Dükkana giren hırsızlardan biriyim,’’ dedi. ‘’Pişmanım, payıma düşeni iade edicem,’’ dedi. Parayı aldım, babam.
*Baba bu dört el efalinde la haksızlık, la zulüm diye ekleme yapardım. BABA zikirlerin ferden başlayıp âlemlere adalet, hak, eşitlik diye, diye yayılıyor. Zincirin başı ben oluyorum. Zincirlerin tüm halkalarını sallandırdım. Bir, bir dökülecek, zalimin kalelerini ellerinden alarak, gerçek sahiplerine geri iade edecekler. Olmazları oldurur bu dört el efali. Meyvesini 6 ay sonra aldım.
*Zikirlerle iradeleri yönlendirebiliriz, inanın buna. Bende bir inat var, yeter ki isteyeyim. Dağları yerinden oynatırım, yeter ki isteyeyim. İstemedim mi hiçbir şey yapmam. Babacığım benim yanımdaki kedi sürekli bembeyaz, süt gibi bir nur, ışıl ışıl. Dünden beri onu görüyorum. ‘’Ebedul ebed bembeyaz nurdan olacam,’’ dedi. Yanımdaki kedi konuştu, söz verdi, rahman rahimin huzurunda. Bembeyaz, o koruyucu kedimi gördüğümden beri çok mutluyum, babam.
*Yaşım 37… 37 yıldan beri böyle mutluluk yaşamadım. Simdi ise mutluluğun zirvesindeyim. En son, en yüksek makamındayım mutluluğun. Allah, peygamber, siz pirim ve ben, o mutluluk makamının en son, en uçtaki, en ulu makamındayız. İstediğimize veririz mutluluktan, istediğimize de hüzün, gazap, acı, keder veririz. Bu makamın da sahibi bu devirde biziz.
*Senin yanındaki kedi de bembeyaz nurdan. Solda da simsiyah bir aslanınız var. İkisi de emrinizde. Simsiyah nurdan aslanı Amerika, İsrail, İngiltere ile tüm şer güçlerin üzerine saldınız. Yık dök, hakkımızı al dediniz. Aslan önüne geleni yiyor, paramparça ediyor.
Ben de saldım siyah aslanımı. İkisi ortalığı kasıp kavurdu. Ebrehe’ye gönderilen ebabillerimiz de var, Baba. O ebabil kuşlarının gagasının üzerinde azılı kâfirlerin isimleri var. Gagalarında pişmiş taşlar, kâfirlerin üzerine tek tek atıyorlar. Gökyüzü hükümdarlığımızda. Ebabil kuşlarını saldık kâfirin üzerlerine. Devasa melekler ellerinde kılıçlar, topuzlar… Zebaniler, müslüman evliyalar, ruhlar, müslüman cinler hepsi kıran kırana saldırıyorlar. Düzenli emrediyoruz baba… Ayrıca cehennem diz çökmüş, ona da emrediyoruz, al şu ölen kâfirleri diyoruz. Cehennem o alevli elleriyle ağzına atıp çerez gibi yiyor kâfirleri. Cehennem kara delik gibi, kâfir Amerika, İsrail ve İngiltere topraklarının üzerine bir uçak gibi çöktü. Bundan böyle an ve an cehennemi yaşayacaklar. Saldırın, yakın yıkın, müslümanların hakkını alın, kana kan, dişe diş, cana can diyoruz, babam. Elde ettiğimiz ganimetleri hak sahiplerine veriyoruz. Her yerde uçuşan melekler… Babacığım sanki hani biz nasıl bedenimizi kabul ediyor, yönetiyoruz, aynı anda elleri, ayakları, gözleri, tüm âlemleri yönetiyoruz. Düşünmeniz kâfi. Anında melekler, cehennem, emrimize uyuyor. Peygamberimiz efendimiz el açmış zamanın imamı Ali ve varisi Muhammed’e yardım et, zafer ver diye, elleri yukarıda dua ediyor. Şefaat makamını veriyor bize, Allah’ımız. Resulullah bize üst üste iki cübbe giydiriyor. İlk önce beyaz, üzerine yeşil ikinci bir cübbe. Sarıklarda öyle. İlki beyaz sarık, üzerine yeşil sarık. Diyor ki bize ‘’Sizin makamınız Makam-ı Mahmut’tur. KIYAMET GÜNÜ BENİMLE BİRLİKTE İKİNİZ DİRİLTİLECEKSİNİZ. ÜÇÜMÜZ ALLAH’A YALVARIP, İNSANLIĞA ŞEFAAT EDECEĞİZ.” Kıyamet gününde Âdem’in, Nuh’un, İsa’nın yapamadığı olayı efendimizle biz üçümüz yapacağız. ‘’Mahşerdeki herkes ter içinde, korku içinde gezinirken ümmetime birlikte selamet vereceğiz’’, diyor. Diğer ümmetlere de… Bunu yazarken sol diz iç kısmım seyirdi. Resulullah’ın ve ikimizin elinde yeşil sancaklar… Tüm yaratılmışlar üçe bölünmüş. Resulullah’ın sancağı, zamanın imamı Alinin sancağı, zamanın imamının varisi Muhammedin sancağı… O sancakların altındaki herkes, kıyametin korkusundan, dehşetinden, sıcağından, cehennemden, azaptan emin… Sancağı tutmuşuz cennete doğru yol alıyoruz. Arkamızda ordu gibi kalabalık, tüm ümmetler vardı. İsa’nın, Âdem’in, Nuh’un velhasıl hepsi… İlk önde bizler idik… Böyle bir keşif yaşadım.
–Selam es selame aziz kardeşim İmam Muhammedcan kardeşim. Şehadet ederim ki yaşadıkların haktır. Hem Kuranidir hem de efendimin hadisleri ile bire bir uyumludur. Hem de kırk yıldan ziyade zamandır yaşadığım ilmledün sırrı Marifetullah ile bütünleşmektedir. Baştan başlasam şerhini yapsam bütün sırlar ortaya dökülürdü. Bu gurupta hazmedecekler var henüz yetişip gelenler var. Gün olur, rabbim izin verirse inşaallah o zaman yorumlarız. Eksik gedik kalmadan zihinlere, kalplere nakşederiz. Şu kadarını söylemeliyim ki huzurda olası… Hani iki gün önce sormuştun ya, sizden sonra varis ben miyim diye. Şimdi bu keşifle sorunun cevabı göklerden tasdik edildi. Bizden sonra her kim sana itaat etmezse Allah’a savaş açmış, Allah da ona savaş açmıştır. Bu keşfi bize bahşeden rabbimize hamd ve senalar ederiz. Kalbinde azıcık kara nokta olan bir Zülfikar var ise Allah yardım etsin o kara noktayı bu keşifle aydınlarsın nurlandırsın. Eğer bunu beceremeyen birisi varsa, derse ki ben ikna olmadım, kabul edemedim bahtsızdır. Hemen bizi terk etmeli hiç olmazsa dünyasını yaşamalıdır. Gönüllü terk etmezse Allah elbette galip olandır. Tefekkür etmesini bilenler dilerlerse bu keşifle bir kitap hacmince bilgi üretirler. Hele ki Zülfikar ise. Çok söze gerek duymadan dikkatleri keşif üzerine yönlendirelim inşaallah. Dönüp okusunlar, kardeşlerimiz. Selam ve dua ile gözlerinden öpüyorum. Selam es selame.
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR
