Kötülüğün Kökünü Kesin!
Kötülüğün Kökünü Kesin!
Peygamber Efendimiz’in yüksek ufkunu gösteren şu hadis-i şerif, bütün Müslümanlara eşsiz bir ahlâk ölçüsü takdim etmektedir.
“Hiçbiriniz; Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparlarsa ben de iyilik yaparım, kötü davranırlarsa ben de kötü davranırım. Diyen şahsiyetsiz kimselerden olmasın! Aksine insanlar iyilik yaparlarsa iyilik yapmak, kötü davranırlarsa haksızlık etmemek için nefsinizi terbiye edin.” (Tirmizî, Birr, 63)
Yine bir başka hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Cennet bahçelerine bakan köşkler gördüm ve Cebrail (as)’a:
“-Bunlar kimin içindir?” diye sordum. O da:
“-Her türlü kin, nefret ve öfkeyi bastırıp içine gömenlere ve insanların kusurlarını hoş görüp bağışlayanlaradır.” (Ali el-Müttakî, no:7016; Avârif, s.253)
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Bir kötülüğün cezâsı, ona denk bir kötülüktür. Kim de bağışlar ve sulhü temin ederse, onun mükâfâtı Allah’a aittir…” (Şûrâ, 40)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Nerede olursan ol, Allah’tan sakın. Kötülüğe karşı iyilik yap ki, kötülüğün kökünü kesesin. İnsanlara karşı da güzel ahlak ile muamele et!” (İ.Canan,Kütüb-iSitte, c.5, s.304)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
El-Mümît: Ölümü yaratan, ecelleri geldiğinde canlıları öldüren, mahlûkuna bağışlamış olduğu his ve hareket enerjisini zamanı gelince kesen demektir.
Kısa Günün Kârı
Hata ve kusurları affetmenin de ötesinde, sulh, sükûn, dostluk ve kardeşliğin tesis edilebilmesi için kötülüğe dahi iyilikle muamele edebilmek, Peygamber Efendimiz’in alâmet-i fârikası idi. O’nun ümmeti olarak bizler de bu hasletlere sahip olmalıyız.
Lügatçe
sulh: Barış.
mükâfât: Ödül, prim.
