Yedi Kat Yerin Dibi
Yedi Kat Yerin Dibi
Pirim şimdi birşey yazıcam, korkarlar diye çok açık etmicem; süfliyat boyut değiştirirken askıntı oluyor. Bildiğiniz asılıyorlar, kendileri de geçmek için. O kadar ağır oluyorum ki yükselirken, bazen biri kafamdan biri sırtımdan benle geçmek için yırtıyorlar kendilerini. Karartı gibiler çok net değil flu. Rabbim zerre korku vermiyor. Dirsek atıyorum, itiyorum, bazen elim kolum kalkmıyor, Ayetel kürsi ile döküyorum onları, başka gitmiyorlar.
Herkes gibi onlarda merak ediyorlar. izinleri olmadığı için herhalde. Ya da beni göndermemek için. Kuşlukta, özellikle de gece gidiyorum. Herkes uyurken. Rabbim her şeyle çabayı öğretiyor insana. Devir yapmak önemli, hem de çok. Az Müsaitim hemen yazıyım, yok olmuş uygarlıkları gördüm pirim. Yerin altına girmiş şehirler dağınık, yıkık. Başka yerlerde de sağlam halde duran pek çok yer var.
Özellikle bir yer var pirim, hiç bozulmamış, sanki üzeri kasten örtülmüş gibi. Her yer sağlam, devasa sütunlar, mermer binalar. Geçtim içinden bakarak, tahminim benzeri yok böyle bir şehrin, tarifi de yok. Bugün yapılsa yapılamaz herhalde. Cesedi çürütmeyen rabbim bir taşı düşürmemiş yere. Geçerken azap çeken kavimlerin haykırışlarını duydum, bazı yerlerde zikir devam ediyordu. Koro halinde la ilahe illallah…
Taşlaşmış cesetler gördüm. Helake uğramış kavimler öylece duruyorlardı, darmadağınık. Biri baş aşağı, biri yan, biri tortop olmuş.. Altın şehiri anlatacam pirim. Her yer altın, her yer altın, Karun geldi aklıma, olabilir mi diye. Dokundum altın, saf her yer. Makamlara indim, her tabaka da bir evliya olmalı, tanımıyorum nurani insanlar. Selam verdim selam aldım konuşmadık. Eğildim edepten, onlarda hürmet ettiler, hoş geldin diye.
Sizin makamınıza geldim, saymadım neredeydim, hangi kattaydım. Hücreler, arı petekleri gibi büyük büyük inler. Hiç görmediğim hayvan türleri, sanki zamanlarını bekliyorlar çıkmak için. Ya da azaptakilere gözüküyorlar bilmiyorum. Tarifini ederim ama gerek yok. Kafamı çevirdim birini görünce irkildim. Mekke Medine altıydı herhalde her yer nur, geçerken altından, nur içinden geçtim. Açık mavi beyaz arası git git bitmedi. Altı da üstü de nur, mübarek yerlerin.
Çekirdeğe yaklaştım, kaynıyor magma gibi ama o da nur, celali nurlar.. Ölüp te yaşayanları gördüm, cesetleriyle beraber oturuyorlardı, zikir çekiyorlardı. Çok insan vardı böyle, kendi hallerinde sadece zikir çekiyorlardı. Normalde de koku almaya başladım pirim. İnsan kokusunu alabiliyorum, ama aşağıda koku almadım, toprak kokusundan başka birşey yok. Emaneti alınca sahibin toprak, çürütüyor, yok ediyor bütün pisliğini vücudun.
Zemzemi gördüm, indikçe iniyordu, kanal gibi. Daha fazla yazamam bunu, dünyayla işi yok zemzemin. Kabirlere gittim, yazamam, selam verdim, selam aldım. Koku alıyorum dedim, bunu da çok açık etmeden yazıyım. İnsanlar kokuyor pirim. Leş gibi. Güzel kokan insan az. Efendimizin dediği ‘’bana 3 şey sevdirildi namaz, kadın, güzel koku.’’ İşte bu koku, hacıların camide sürdüğü yağlar, kokular değil, güzel insan kokusu.. Rabbim diyorum kaldıramazsam verdiklerini güç kuvvet ver.
Celalde olan evliyaları görüyorum, yaptıklarını yazamam. Benim de yanıma çok geldiler, yardım ettiler bana da. Hiyerarşi var yerde imdat edene, yerde de gökte de koşan var. Şaşkınlığım, şapşallığım bitmiyor, elim ayağıma dolanıyor bazen. İçindeki güç, bir atom reaktörü gibi, insanın. Ruhtaki gücün karşılığı yok, rabbim izin verdikçe coşuyor, ama vücuttaki nefis ondan daha güçlü ki onu baskılıyor. 40 başlı ejderha dedikleri doğru, nefse.. Ama zikirle namazla yol alırım diyen aldanır.
Bu işin sırrı başka. Bunlar birer ritüel, olmazsa olmazı bu işin. Arkadaşın biri demiş vücudunla gitmiyor falan diye. Cesetle gidene abid derler. Biz kimiz daha neyiz. Yazdığımı da iyi okusunlar. Orda burada tarikatta her söylenen doğru diye birşey yok. Üç nesildir pirimde gidiyor imamlık. Ne seyitlere laf söyleyen var, ne tarikat’e. Abdulkadir Geylani hz bana anlatmasınlar, hırkasını duasını anlatmama gerek yok, burada.
Yazdıklarım hep eksik fazlası benden gider. Sırrullah’tır bende kalır. Baba yaz dediği için yazıyorum. Gezegenleri solucanları yazıcam biraz sonra devam ederim.. Şimdi alemi insan vücudu gibi düşünün, yapısı zaten öyle. Hiçbir yere sığamayan Allah cc hz leri gelmiş gönlümüze sığmış. Vücudu şeffaf düşünün, damarlarımızı renkli, sağa sola aşağı yukarı milyonlarca damar her yere gidiyor. Vücûd alemse damarlarda solucanlar. Şeffaf ama renkli tüp gibi.
Dışardan gözükmeyen ancak içine girdiğinizde sağı solu rahatça görebileceğiniz bir yer. Yüz üstü, baş ilerde, sanki kapalı bir kaydırağa binmiş gibisiniz. Bir insan rahatça sığıyor içine, rahatça dönebiliyor, ama kalkıp oturayım deseniz kalkamazsınız, başınız çarpar. Yüzüstü baş ilerde ilerliyorsunuz. Solucanlar da kayar gibi çok güzel ama çok güzel. Ya rabbi ya rabbi hızınızı artırır, susarsanız yavaşlarsınız ağar ağar.
Hızın ölçü mü yok, ışık hızı falan nedir, gittiğiniz yerdeki büyüklükte. Her rengi var ben lacivert açık mavi olana çok girdim ve mutlaka bir yere çıktım. Bunun özelliği bu kestirme bir yol gibi. Pembe olana 2 kere girdim. Git Allah git, ihtiyarladım her halde dedim, bitiremedim. Dedim döneyim geri, kaç uzay yılı gittim, hatırlamıyorum. Zaman kavramını binle on binle çarpın. Dünyadaki 1 dk yada 1 sn tarif edemem bunu.
Tüplerde ilerlerken sanki vagonda seyahat ediyorsunuz, ağzınız açık, bir sağa bir sola bir aşağıya baka baka gidiyorsunuz. Gördüklerimi yazmıcam. Şaşkınlıktan neredesin, kimsin, hangi kattasın bitmiyor arkadaşlar şaşkınlık, şapşallık bitmiyor. Samanyoluymuş, diğerleriymiş geçip gidiyorsunuz yanından herşeyin. Yıldızların bittiği yerde başlıyor katlar, denizler vs vs. Bazen içinden geçiyim gezegenin diye yolumu değiştiriyorum. Keyifli olan yeri de çok. Kocaman bir yıldıza yaklaş, yaklaş, yaklaş tam çarpacağım derken vızt içindesin.
Çünkü ruh (bilinç) bir nur ışık gibi. Her yere gir çık.. Şimdi kafanızda karışıklık olmasın, vücudunuzdaki bütün duyu organlarının hepsi ruhta da yüklü. Aslında gören, duyan, dokunan Allah cc hz ise vücut bir kılıf bir et. Yani herşeye dokunabilirsiniz sıcaklığını soğukluğunu hissedebilirsiniz. Lunaparkta galaksiye binmişsinizdir, yukarı çıkar, aşağıya inerken yüreğiniz ağzınıza gelir. İşte yükselirken, giderken ilk yaşayacağınız korku, panik, heyecan bunun gibi. Yazdığımda bir ayrıntı var, dikkat edin lütfen. Uzunu kısası renklisi renksizi var, var oğlu var. Youtube girin sabaha kadar video izleyin bir satırı yoktur bunların. Bilimsel kanıtlanmaya çalışılan uyduruk masallar. Vakit olunca devam edicem şimdilik yeterli işteyim, selam es selam..
-MaşaAllah barikallah keşiflerine ve yazdıklarına, yazacaklarına Aziz Zülfikâr kardeşimiz Erhancan. Sana bu keşif ve kerametlerden nasip ayıran, bizlere anlatmana izin veren, alemlerin rabbi Allah Teâlâ ya razı oluncaya kadar şükürler olsun.
*Yazarım pirim çok detaya girmeden baş üstüne. Amin pirim aramızda olanlara girmiyorum.
-Bu kerametten nasiplenerek iman edecek olanlara, var olan imanını güçlendirecek olanlara vesile olmanın sevabı iki cihanı Cennet olarak yaşamana sebepler oluştursun inşaallah. İlmin sadakası başkalarını uyandırmaktır, öğretmektir.
*Amin can babam. Yazacak şey çok bildiğiniz gibi, yazıya birşey sıkıştırdım bakalım çözebilen alır. Siz nasıl ledünü saklıyorsunuz işte bazen herşey her yerde anlatılmıyor biliyorsunuz.
-Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşaallah. Rabbim gönlüne sağlık afiyet versin de gözlemlerin ve tanımların İslam’ın zaferine vesile olsun.
*Amin. Amin. Amin. Bulanlar arayanlardır. Belki bulur, bulamaz ama aramak lazım. Açlıkta aradım, günlerce ağzıma yemek sokmadım. Namazlarda aradım yorgunluktan ayağa kalkamadım. Kuranda aradım her yerde aradım bulamadım. O buldu beni ama hala ben bulamadım. İnsan 2 kere doğarmış pirim.. 1. İlk doğduğu gün 2. Ne için doğduğunu anladığı gün. Ne için yaratıldıysak ona çabalamak lazım.
-Her kelimen her cümlen gönüllere hitap etsin, hidayet nuruna dönüşüp kurtuluş vesilesi olsun inşaallah. Efendimizin dilinden dil alasın, tadından tad katasın inşaallah. Rabb’im in derecesini Ali kıldıklarından eylesin seni, adın şanın yücelsin inşaallah. Seni seçkinler arasından seçip bizimle buluşturan Rabbime hamd ve şükürler olsun. Razı oluncaya kadar şükürler olsun.
*Sağ ol babam. Naçizane anlatamıyorum bile işte dilimiz döndüğünce. Bu işlerde bilirsiniz ser verilir sır verilmez. Olduğu kadar acizliğimizle işte. Yaşatan rabbime şükürler olsun.
-Rabbim in merhametini cezbetmek rızasını kazanmak olmalı hedef. Amel defteri ile övünmek değil. Kimse nasibinden fazlasına erişemez hükmü her alanda geçerli olduğuna göre Rıza- i ilahi ilk hedef olmalı, son nefese kadar şaşmadan yürümeli ve Besmelenin sırrından hiç mi hiç ayrı düşmemeli.
*Pirim bir yerde ilerlemiyorsa birileri, herşeyi bıraksın kendine baksın. Sağı solu bıraksın, hatam nedir diye araştırsın. Her şey namaz zikir değil diye söylüyoruz. Sünnetleri iyi okusunlar yapmaya çabalasınlar. En büyüğünü de kalbine verirse rabbim yürür gider. Her şeye ağlayıp, para mal, mülk ıvır zıvır için dua etmesinler. Elleri açık olsun, sadaka bol dağıtsınlar. İslamiyet güzelliktir. Sevgi, aşk her şeyden önemlisi size bağlanamıyorlar.
İşler yoğun olup sizinle irtibatı kestiğim an benden kaç sene atıyor bilmiyorum düşüyorum yerlere. Hadi bir daha kesiliyor, bazen herşey, işi bıraksam ekmek parası napacaz. Sizi bıraksam işim amacım bu, kolay değil pirim, tam emekli işi bu işler. İşte onu da beklersek ölüm var, çabalıycaz yapacak birşey yok.
-Durmak yok yola devam, her zorlukla birlikte bir kolaylık var. İbadetin de zikrin de değerlisi genç ve dinç iken, nefis bir canavarken savaşarak yapılanıdır.
*Valla her şeyi geçtim son nefeste nasıl oluruz derdim odur pirim. Nasıl yaşarsak öyle ölürmüşüz. Bu işte ölmek var dönmek yok. Atlama zıplama boş işler bazen keyif veriyor ama işler ilerledikçe yükler artıyor. Bize çok güzel gelen şeylerin öyle olmadığını anlıyorsunuz. Kalabalıkta kusasım geliyor. Burnumun direği kırılıyor, gidip oturup bir kahve içmeyeli uzun zaman oldu bir yerde. Bunları yaşadıkça insanlardan kaçıyorsunuz.
Gözlerim açılıyor arada, tam değil. Erken diye yazmadım. Açılırsa yaşayamam diye korkudan ödüm patlıyor, bir iki birşey gördüm. Düzgünce ibadet en güzeli. Delirmek var, meczup olmak var bu işlerin sonunda. Kıl namazını çek tesbihini oku kuranını alsana cennettesin ölmeye gerek yok ki. Haram yemesinler, haram yemesinler, bilmedikleri hiçbir şeyi, bilmedikleri tanımadıkları birilerinden alıp yemesinler.
Kendinin olmayan hiçbir şeyi yemesinler. Aç kalsınlar boğazlarından haram geçirmesinler, sır mı arıyorlar aha bir tanesi.. Sadaka versinler, şeytan cimrilikle tuzak kurar insana, biter diye. Sürekli ellerinden bir şeyler çıksın. para olur, parası olmaz ekmek olur, bir fakire yemek olur. Ayda bir değil, arasınlar, vermedikleri gün naptım da veremedim diye kendilerini sorgulasınlar, aha bir tane daha.
Her gün evde kuran okusunlar 1,2 kaç sayfa okursa okusun gücü yettiği kadar zamanına göre. Melekler yuva yapsın evlerini, çıkmasınlar oradan, aha bir tane daha.
En önemlisini de arayarak bulsunlar. Onsuz olmaz, yazamam sipariş yok. Herkes çabalayacak. Kibirden, hırstan, aman ha aman kıskançlıktan, aman ya rabbim şirktir bunlar. Onun bunun malını beğenirsin, bende neden yok diye, Allah korusun, nasibini beğenmemiş olursun. Aman ya rabbim Allah’ım sen uzak tut bizleri. Kibir tek Allah’a mahsustur tektir. Mütekebbirdir. Biz kimiz, neyiz. Aman Allah korusun işte içindeki düşmanı yenmeden sağa sola saldırırsan köteği yersin..
İtiraz bende çok, baktım yanlış bana göre, hemen atlıyorum, ben de iyi bir halt değilim, biliyorum hatamı. Var saysak neler çıkar edepsizlik, terbiyesizlik ama en azından kendini bilen rabbini bilir sözünden çıkmamaya çalışıyorum. Düzeltiyim diyorum 3 gün sonra bir daha. Napıyım işte pirim çabala dön başa ömür bitiyor. Köye yerleşmek lazım 2 tavuk alıp, kapıyı da örtüp kimseyle görüşmeden, ya pirim, siz neler çekmişsiniz, çok okudum sizi, hayatınızı. Hala da aynı özür dilerim biraz ağladık ayıp oldu size de
– Hayat varsa mücadele var demektir.. Bir bakıma hayat savaşın ta kendisi. O hayal şu andaki sıkıntıların kurgusudur… Hal değişir hayal değişir, hayal değişir hal değişir.
*Siz daha iyi bilirsiniz çabalıyoruz işte pirim. Herşeyi yaptıran o. Zorluğu da veren o, zorluğun içinde seni huzuruna çağırıp namazını kıldıranda o. Dervişe sormuşlar Allah’la aran nasıl diye, iyi de demiş, hep onun dediği oluyor. Tutmayım sizi, yorulmayın siz de, az tesbih çekiyim. İşteyim, müsaitim şimdi. Öperim nur ellerinizden, iyi ki varsınız. Her halt vardı bende. Hatırlar mısınız uzun zaman oldu hiç unutmam bana dediğinizi. Sıkıldım, benden olmaz, yapamıyorum dediğimde, hz Ömer’i örnek vermiştiniz. Efendimizin canına kast etti, bak ne oldu, sen neden bir Ömer olmayasın diye döndürdünüz beni. Allah’ım var etsin sizi ömrünüze ömür katsın ki daha ne Ömerler çıkartın. Saygım sevgim size sonsuz..
-Teşekkür ederim. İlk boşlukta yeniden yazmayı sürdür inşaallah. Gözlerinden öperim.. Allah razı olsun. seher vaktini değerlendir inşaallah . sabaha çok kalmadı
*Tm canpirim
