O bir melek 6
O bir melek 6
-Bu şahısla ilgili kalbinize doğan nedir?
-Ne diyebilirim, yeterince tanımadığım birisine ne diyebilirim. Size emaneti geri vermemesi haksızlık
-Siz de haklısınız.
-Merak ettim… Siz yüzyüze çok sık mı görüşürdünüz. Bu adam! kaç yaşında.
-Tavafa gitmek için hazırlanıyordum. Gecenin sükûnu üzerime çökmeli biraz. 79 yaşında.Telefonda her gün görüşürdük. Fırsat bulursam tatillerde yanına giderdim. Benim için tamamen bir derya gibiydi. O yüzden hep baş amacım haline geldi zamanla. Of offf. Allah’ım aydınlığa çıkarsın beni bu durumdan.
-Günahına girmek istemem… Söylediklerin bana göre rahmani değil, cehaletime ver lütfen. Zaten xxxxdekilerin de birçoğu için rahmani değil diyenler var. Yanlış yapanların Allah tahsiratlarını affetsin. Şeytan her kılığa girer, âdemoğluna sürekli euzü besmele ile yakınlaşmak lazım.
Onun cismi latifi sana gelir miydi? Onu keşif halinde görür müydün? FETÖ den ibret al. Kırk yıl kendisini gizledi. Zehrini akıtmadık ev koymadı. O ağlardı biz de ağlardık… Neymiş sonunda Allah açık etti de gördük… Keşifte sen de gördün geldi sol yanına oturdu. Senden dua istedi beni Türkiye’ye soksunlar dedi. Masumları nasıl kullandı yahut kullandırdı. Onun adı da MESİH DECCALDIR… Dikkat et Mesih deccalın da sıfatıdır.
-Evet, keşif halinde çok görürdüm. Beraber keşfe de çıkardık. Hasta da tedavi ederdik. Duaya başladığımda hemen yanıma gelirdi. Gözlerini görürdüm. Tanırdım. Şu var ki kelimeleri sizinle benzeşiyor. İkilemde bırakan bu. Sizin kapınızı çalmama sebep olan da bu. Eminlik hissi. Çünkü bakış açısı, kelimeler aynı.
-Suphanallah. Rabbimiz; merhametlilerin merhametlisi, rahmeti de yaratandır. Affetmeyi severim buyurandır. Seni de onu da affetsin. Başına gelenlerin bir hikmeti olmalı. Yusuf’u kuyuya attıran rabbimiz meğer Mısır’a Sultan kılacakmış. Selam es selame
-İşte bu hikmeti anlamaya çalışıyorum. Anlattım mı bilmiyorum. Kırk gün oruç tutacağım dedim bir kitap vesilesiyle. Ve tutmaya da devam ediyorum. Beş gün sonra bitecek. Ben umreye gelmeden önce abim beni rüyasında görmüş. K…. öldü demişler abime. Nefse bir ölüm olsa gerek diye yorumladık. Benliğimden sıyrıldım bunu biliyorum. Ama bu kişinin doğruluğu üç bilinmeyenli denklem gibi… Sabırla bekleyeceğim. Ama defterimi alarak.
-Defterini almak hakkın… Adamı Allah’a havale et. Sen sana düşeni yaşa. O da kendisine düşeni yaşayacaktır. Sistemde mutlak ödeşme söz konusudur… Rabbimiz hasiptir… Adildir. Affedicidir. Rahman ve rahiymdir. Ve her yarattığına ”isteyerek ve zorla gelin dedik, isteyerek geldik dediler…” ayetini hücrelerine fısıldamıştır. Selam ve muhabbetle izninle gözlerinden öpüyor, rabbimin rahiym sıfatına emanet ediyorum. Selam es selame
-Ağrıma gidiyor ama Kâbe de dua ederken varsa bir zararı zerre kadar hakkımı sen sor Allah mı dedim. Biz kimseye kötülük edemeyiz. Canımız yandı ama nefsimizle baş başa bırakmasın Allah. Rabbime yürüyeceğim. Beni Kendine çekiyor biliyorum hocam. Biliyorum… Hissediyorum. Öyle olmasa bu topraklara beni niye çağırsın…Allah razı olsun, sabahınız hayırla dolsun. Tutmayayım daha fazla.
-Selam es selame
-Selamünaleyküm hocam.
Bugün Hz. Hatice nin ve Efendimiz in amcasının ve oğullarının ziyaretini yaptık. Hz Hatice’nin nuru geldi. Kalbimi dinledim. Bir kaç şey söyledi başta lakin mana âleminden çıkınca sözleri unutuyorum. Şunları dedi: ‘’Bu söylediklerimi unutma. Bekâr gezen alçak kalır. Sizi Salihler arasına kattık. Sidretil Münteha ya varmak evlilikle olur.’’ Bunları söyledi. Hatırladıklarım tabi. Sonra elini tel örgülerin arasından uzattı. Ben de bedenen elimi tel örgülere koydum gerçekten. Ve ellerimiz nur olarak birleşti. Nur arttı. Akıllı nerde ne yaptığını bilen oturaklı bir kadın hissi verdi bana. Ve kabrinden ayrıldıktan sonra evlenmek istedim ilk defa. Kendimi hazır hissettim. Hiç bir imtihanımı düşünmeden. Ve bugün anladım ki Hz Hifa’nın Efendimize dediği gibi “evlen ya Hifa”…O da Efendimiz dediği için semtin en yoksulu Suheyble evlenmiş ve evlendikleri gece sabaha kadar ibadet etmişlerdi. Suheyble camiye gitti ve ruhunu Allah a teslim etti. Rasulullah da “Daha ilginç birşey söyleyeyim mi size? Hifa da şu anda ruhunu teslim etti “dedi. Ve mezar taşlarına sabredenlerden Hifa, şükredenlerden Suheyb yazdılar. Şimdi aynı mevzunun vekilliğini Hz Hatice bana yaptı. Evlen dedi. Ve Rabbim in rızasına ulaşmak için sabırla nasibimi bekleyeceğim. Kendimi ilk defa bir evin hanımı gibi bir evin içinde hissettim. Hayal ettim. O kadar zor bir şey değilmiş galiba. Ve ben aşırı hissiyatlı biri olmaktan ötürü duygularımın esiri olmuşum. Anladım. Çok iyi anladım. İçime sindi. Korkularım da sindi. Evlilik de.
-Selam es selame Benli kızım. Şimdi bu ihtiyar sevinmesin de kimler sevinsin. Rabbime hamdolsun. Dualarım kabul oldu emeklerim değer buldu, sana helal olsun, gözlerinden öpüyorum… Rabbim izin verecek evleneceksin de kim bilir kaç bebek sahibi olup ümmete hediye edeceksin. Düşün bakalım, üç mü beş mi. Senin gibi bir anne yedi çocuk yapıp yetiştirmeli. Aralarından evliyalar âlimler çıkmalı inşaallah. Benim anam yedi çocuk büyüttü. Hem de ayağı otuzuna kadar yemeni görmemişti. Ya yalın ayaktı ya çarıklı. Bizlerde çarıkla büyüdük. Evin suyunu yaz kış üç yüz dört yüz metre ötelerdeki kuyulardan sırtında toprak testilerle getirirdi. Bu yazıyı paylaşacağım ve anamla ilgili bir şiirim var onu da yazının altına ekleyeceğim. Katmerli selamlar olsun SALİHLERDE OLARAK KAYDOLAN, müjdelerle geleceğinden haber alan Şeyma (yanağı benli) kızım… Gönlünün köşesinden öpüyorum. Güle güle dön o kutsal topraklardan. Ne kadar şanslısın maşaAllah. Acılarına merhem olsun kazanımların. Artık geçmişinle helalleş. O geçmiş seni bu ana taşıdı. Unutma hepsi de cennete döşenen altın taşlarmış maşaAllah.
-Ağılayacağım nerdeyse. Duygulandım hocam. İnşallah dönüşüm muhteşem olacak. Allah sizden razı olsun. Ur gibi beni yiyip bitiren şeyler bana deva oluyor. Hep dedim zaten sebepsiz değil bunca şey diye ama sabırsızlık işte… Hamd olsun. Rabbim aynı duyguyu daha fazla versin inşallah. Sizin dediğiniz gibi bakıyorum artık erkeklere. Her birinin nasibim olabilme ihtimaliyle. Ben onu aramaya koyuldum. Acaba o da beni arıyor mudur? İnşallah beni bulduğunda Rabbim onun da kalbini mutmain eder…
-İnşaallah denk düştüğünüzde o seni hissedecek sen de onu. Allah bir şeye hükmeder de size söz mü düşer. Bir yöntem geliştirir, sebepler zinciri oluşturur, sizi size armağan eder. Teker teker erkekleri gözlemle. Kalbinden işte bu bana göre, bu tipim değil de. Kimine kucağına atlayıverecekmiş gibi ruhen yakınlaş kimini ötele gitsin. Ama sidretil müntehaya seni ulaştıracak olan işte onlardan birisidir. Birisi de seni bir lokmada yutacakmış gibi alıcı gözüyle bakacak. Kalpten geçirdiklerimizden sorumlu değiliz. Sözümüzden ve davranışımızdan sorumluyuz… Kaçamak bak. Dişi kaplan gibi bak. Ava çıkmış dişi aslan gibi bak. Artık yırt şu perdeyi ve altın bir yuva kur, platin çocuklar doğur. Rabbimizin halık sıfatıyla şereflen. Selam es selame
-Ben bu söylediklerinize hep günah olarak baktım bugüne kadar biliyor musunuz? Yanlış adetler, ananevi baskılar beni buna itmiş. Bir kez daha anlıyorum. Bu dediğiniz işte bu benim tipim vs. dediklerinizi bir kişi için demiştim be hocam. Hatta ne aradıysam var. Biz biriz derdim hep. İnsan hiç mi kavga etmez, etmezdik. Nasıl oldu da nasibim olduğuna kesinlikle inandığım insan imtihanım oldu anlayamadım. Üstelik rabıtada Efendimiz hayırlı olur demişti. Ve ben bu hastalıktan ötürü korkuyordum. Dedim tamam bu insan evet, bir lütuf evet. Ama yine de korkuyorum hastalığımdan dolayı diye içimden geçirmiştim. Kimseye de bahsetmedim. Ve Efendimiz elini başıma koymuştu. Ve korkma demişti. O zaman iman ettim gerçekten onun benim nasibim olduğuna. Âmâ ayrıldığımızda ise Efendimizi reddettim biliyor musunuz? Nerde hayırlı diyen peygamber demiştim, Mürşid bildiğim zata. Sonra çok pişman oldum tabi. Helallik istedim. Allah razı olsun. Bağışladı. Bilmem ki aynı duyguları hissedebileceğim birisi daha olur mu ki? Belki de evlilik gerçekten duygu işi değil. Ben heyecan arıyorum sevgide, çılgınlıklar, özgürlükler… Ama belki de evlilik sükûttan ibaret… O yüzden teslimiyet… O yüzden setreyi münteha belki de… O da gece çıkmıştı değil mi Südreye… Uykunun bile sükûn ettiği bir zamanda. Allah beni affetsin. Erkeklere dediğiniz gibi bakıyorum ama hangisi nasibim olabilir? Acaba nasibim böyle midir? Buna benzese keşke… Gibi geçiyor aklımdan işte. Şimdi ledün ilminde soru sorulmazmış hocam. Lakin merakımı gidermek isterim bağışlayın. İnsanın nasibi değişebilir mi? Alnımıza tek bir insan mı yazılır? Kaburgasından yaratıldığım erkek tek bir kişi midir? Yoksa benim arayıp tamam dediğim mi nasip olarak yazılır. Bunu çözemedim. Bir de cin mescidinde namaz kıldık dün. Hani Efendimiz Kuran okurken cinler gelmiş de ona iman etmişler. Ailem ve ben dua ettik orada. Aslında farkında olmadan aynı duayı yapmışız. Üzerimizde bulunan cin, şeytan, ruhani, ifrit her ne varsa sen onların da Resulüsün himmet et ve bir daha bedenlerimize geri dönmemek üzere onları bizden, evimizden uzaklaştır diye dua ettik. Lakin mescitten çıktıktan sonra yolda yürürken neden oldu bilmem sol kolumda bir ağrı oldu. Sonra sol diz kapağımın arkasında damarların toplandığı o yumuşak kısım… Ve yumru gibi bir ağrı dolanıyor. Bir sol kolum pazusunda, bir ayağımda. Negatif bir birikim var gibi hissediyorum. Kâbe de olmadı. Ama Kâbe’den çıktıktan sonra yine oldu… Allah hayırlara çıkarsın…
-seninle saatlerce dertleşilse yeridir. Kalp temizlenince şikâyetler böyle sevimli oluyor. Sorular akıllıca ve derinleşiyor. Başka bir kardeşinle canlı görüşmeye geçiyorum. Sora görüşürüz.
-Tamam, hocam müsait olunca sorularıma dönersiniz değil mi?
-o bir melek… Başlığı ile paylaşıma başladım. İzninle devam edeceğim. Umarım sevabına ortak oluruz sayısız uyuyanı uyandırırız… Emeklerimiz boşa gitmemiş olur. Bir kişiyi kurtaran bütünü kurtarmış gibidir. Selam es selame
Ömür anam ömür
ihtiyar dünyamız bin dokuz yüzleri
onunda ellilerini yaşıyormuş meğer
bense henüz, altılarımı yedilerimi
anlatmak istediğim bire bir yaşanmış öyküm
bu gün gibi aklımda
çocukluk hafızam ne temizmiş
bugünkü ne kadar kirli
o sabi sübyan çağlarımdan
istesem kitaplar dolusu yazabilirim
hepsi yaşanmış / ayan beyan….
ama dün ne yedin diye sormayın
çünkü zorlansam belki
önceki gün deseniz/istesem de anımsayamam
orta anadolunun ortası
sultandağları’nın zirvesi
Kafadağının etekleri
bir Anadolu kasabası
o zamanlar küçük ve yoksul
deştiğin / köyüm
evimiz öyle bir konumda ki
kafadağı sürekli karşımızda
kudret tablosu
bizden biri
gün doğmadan kalkan onu görür
güneşi doğuran o sanırdı
.
yamacına yaslandığımız Osmanyeri yutar
güneşi ağır / ağır her akşam
köyüm karanlıklara boğulurken
işi bitmemişlere son ışıkları
kafadağının tepeleri yollardı
köylünün dilindeki adı kiriş
atlasta Kafadağı,vakarlı mı vakarlı
yerinde durur durmasına da,
tekin durmazdı
felçli nineme bekçi bırakıldığımda
ihtiyar gündüz uykusuna dalıp/ dalıp gittiğinde
aralıksız gözlerdim, incelerdim
ister istemez /.gönüllü gönülsüz
orasını bir nesneye / burasını başka şeylere benzetirdim.
o kadar çok şeye benzerdi ki…
gündüz başka, gece başka,
ülkerlerle /teraziler çıktığında başka,
yıldızların cılız ışıkları tepelerinde erirdi
aydınlığı gece boyu koynunda saklar
sabah bize geri verirdi
ışığına göre değişirdi yeşili
patikalarında yürüyenleri görürdü
keskin, taze gözlerim.
her sese duyarlı kulaklarım, yamaçlardan
derelerden birbirine ünleyenleri duyardı
Her an ,her saat,her gün
her mevsim başka bir kılıkta
süslenip püslenmekten bıkmazdı
usanmazdı
her gönülde fetihler uyandırır
aşüfteliğinden taviz vermezdi
mevsim yazmış, kışmış fark etmez
cazibesi biteviye
‘gel çık üstüme
gir içime/ormanıma
suyuma
ille/ille bir şekilde
dokun bana/derdi
çocuklara başka
yaşlılara başka cilveleri vardı
istemeden de yürek yakardı
gerdanından albenisini
hiç bir büyücü çekip alamadı
hali hazırda
ya da ben fark etmedim
ufak tefek değişimin dışında
benim gibi
yaşlandığını da
serin kocapınar’ına bir şeyler olmuş
kasabanın içme suyuna mı katmışlar ne
bir de az biraz yaban hayvanlarına olmuş olan
yıllardır ayı görülmüyormuş
baharlarda saldırgan olur
sanırdınız
’Ya gel sev, sevindir
ya ben gelirim bak
beklemediğin anda’,der
bakanlara rüşvet teklif eder
şantaj yapardı
Gerçekten adına yaraşırdı görünüşü
kafa gibiydi
ama kel kafa
alnına kadar meşe
çam,makiydi
sonrası ekenekti
o zamanlar ekindi
Bana göre sol böğründe
kendine göre sağ
göğsünde bir kitle vardı
her zaman diri /canlar alırdı
bedeni
hangi renge boyanırsa boyansın
orası beyaz kalırdı
annem rahmetli,o vakit
tabii
otuzlu yaşlarında bir köy dilberi.
Başı takkeli
arakçınlı/tepelikli
alnı yalan altın kemerli
zülüfleri ,kakülleri taralı
gerçek gümüş takılı
dar alınlı
kare yüzünün nur-u on dörtlük aydı
kaşlar kudretten siyah mı siyah
gerili iki yaydı
kirpikler uzun/göz akı cennet incisi
karası çakır / gözbebeği,gönül mermisi
ağız tam da yüze göre / muttasıl
ince dudakları al aldı
her zaman saygılı / gülümsemeye nazır
hakık renkli /yanaklar gül pembesi
gamzeleri gülmese de belli
tırnakları düzgün / kına kırmızısı
canlı / canlı
eller her işe hünerli
ince parmakarı birbirine ekli
oklava yuvarlıyor,yufka yapıyor
azı buğday çoğu çavdar unlu
esmer ekmekli
Sabah/ sabah
mahalleyi almış bir mis koku
erken/erken
taze bir gelin/işine giderken
hanaya çıkıp teklifsiz
kapı çalmadan ekmek istedi
bi sıcağını alayım
ahiretlik
ayıbına gitmesin
burnuma kokusu gitti
kız
emzikliyim
zamansız sütüm kesilmesin
Al al
iki al,üç al kız
Allah aşkına
kız al, allasen
sende görür biri / canı çeker
verirsin
sevap olur
Ama içine koyacak katığım yok
Akşamdan kalma pilavdan başka
yok yoksulluk senin eve girmesin
dürünür müsün
getireyim mi
çekinme Allah aşkına
ha
yer misin
–
–
yok kız aman
azığım eşekte
heybede
benimkisi boğasaklık
eşekte gitti, öküzde
şimdi bi yerlere sarkacaklar
Allah korusun
başıma iş açacaklar
hadi
Allah bereketini versin
ben gideyim
sana kolay gelsin
aman helal et
Allah aşkına,emzikliyim dedim
enişteye de söyle
güvendim de yedim
Git kız.
helâl olsun.
Güle/ güle .
sıcak almanın helâlliği mi olurmuş
ümmet-i Muhammed değil miyiz
kocamın teri var da içinde benim yok mu.
ben helal ettim işte
git
uğurlar ola
Koşa/ koşa indi genç kadın
tahta kemerli/ sandık sekiyi
Annem ünledi ardı sıra
yavaş ol kız emine/düşmeyesin
Allah mustahakını versin
kazasız indi
şükür
koltuk kapısının açılışından
gürültülü kapanışından anladık
huylandı annem
Hay hortlamayası
kapıyı nasıl da çarptı
milleti erken uyandıracak/dedi
…….
Haceli;
şu odunları beri ver oğlum.
geç kaldık/çocuklar uyanacak
şimdi
davar da çıkacak
…….
Senitle, oklava yine savaşa girdi
vurmalı çalgılar gibi
……………………….
ah be anam
elli yıl sonra o günlere ağlayacağım
şimdi
sen öte yandan beni görür / duyar mısın.
aynen böyle olmuştu değil mi
hatırlar mısın
izninle anam
sözü senet
mekanı cennet anam
ben şimdi senin öteye geçtiğin yaşa yaklaştım
gözüm de, gönlüm de ezik
gidip yüzümü yıkamam lazım
boğazımdaki düğümleri çözmem lazım
sahi kız ana
seninle yeniden halelleşmem lazım
varsa içinde bana karşı bir şey
hani sen umdun da ben veremedim
veya gevşeklik edip hatırını güdemedim
aceleye getirip herhangi bir veda da
mübarek elini öpemedim
olur ya
hakkını helal et
ana /ne olur
emzirdiğin sütün hakkına
soğuk kış günleri çat ayazda
kar, tipi zahmetlerle getirip içirdiğin,yuğduğun
her kusuru arındıran sular hatırına
sarıp kucakladığın,öpüp kokladığın babam için
on yıl baktığın felçli kaynanan
hatırladıkça iç geçirdiğin
’büyük adamdı, kıymetini bilemedik’ dediğin
kocerif hatırına
affet ana
lütfen
…………………………….
…
..yordum mu anam seni
niye yetsin dedin şimdi
daha,koyup gittiğin bunca kardeşimi şefaatçi yapacağım
Hakkını helal et ana
yoksa ettin mi
anaaa
Bu hikaye bugün bitmez anam
ama olsun
Seni canımda yeniden yaşadım ya
bir kere daha helalleştik ya
Şükürler olsun rabbim
anam rahmetine emanet
onu cennetlerin en alasına çıkar
habibinle komşu yap canım anamı
babamı da yanına ver
o beni affetti sen de lütfet
keremini göster
Anne biliyor musun
dayımdaki
sendeki şeker hastalığı bende şimdi
aynen senin gibi
durup dururken ayaklarım donar
bir de bakmışsın cayır /cayır yanar
olmadık zamanda terlerim
terim sırtımda soğur da
aynı senin gibi midem ekşir
geğiririm
ister istemez mahcup olurum, çora çocuğa
Neyse
şimdi ben anlatayım sen onayla
yanılırsam düzelt
şu hikayeyi bitirelim
belki bir ana okur
solmuş gülleri hatırlar
belki bir oğul okur benim gibi / gafil
değer bilmez /tokur
sağlığında yapmadığı hizmetin mahcubu
bir kabir ziyareti yapar
fatiha okur
ana
o gün ayı kamillere göndermiştin
pişirgeç almaya
hatırla
ninenin elini öpmeyi unutma
o seni çok sever
ad aldığını görmüş gibi sevinir, demiştin
kirişin ağustostaki ak yamacını sormuştum sana
hem ekmek eyleyip, hem anlatmıştın
ana kirişin bura bakan yanı niye hep ak
apak
niye yeşil olmaz ,sararmaz hiç
ak durur,deyince
Allah iyiliğini versin oğul
O,’ kar’dır,demiştin
hiç duymadın mı
kocaman oldun
orası kar yatağı
yaz kış kirişin kar’ı kalkmaz
o kadarcık yerinden de olsa
ondan kafa dağı demişler
insan başı ğibi
az da olsa karlı kaldığından
insanların başı karlı mı
saçı akları mı diyorsun
Yok be kuzum
o değil
neyse büyüyünce anlarsın
Nasıl yani
Büyüyünce dedim ya
şu eğsiyi sacın altına sür
dikkat et elini ateşe atma
Bir de çok konuşup beni lafa tutma
Tamam,tutmam
…………….
Emminlerin ayran nasıl soğuk olur da bizimki ılık biliyor musun
Nasıl
emmin kar getirir oradan
mendil / mendil
ayranı karla soğuturlar
yetmişlere eresi /yirmi torun göresi
baban
hiç bize soğuk ayran içirmez
niye bilir misin
oralara gitmez de ondan
vaktiyle çok getirmiş ya,çobanken
biz bi bile görmedik
Babam oralara niye gitmez
görmüyor musun ne kadar uzak
ora işi düşen gider
kar almaya gidilmez
Ana o gittiğim evdeki nine benim essah ninem mi
Bi çocuğun kaç ninesi olur ki
Fatma ninem
Sultan ninem
O senin babanın halası
yaşlı kadınlara herkes nine der
bilmiyor musun
öz olması şart değil
O nine, sultan ninemden yaşlı kız ana
elleri bi kemik bi damar
Eskidir tabii
o kadın yüz yaşında
Yüz yaşında mı,vay
Evet öyleymiş
tamı tamına yüz üç yaşındaymış
.
Nasıl bu kadar yaşamış kız ana
hastada değil
düven sürüyor sabahın köründe
Sürer /sürer
düven de sürer başka işte yapar
sen ona varınca ne dedi sana
şu odunu ver bakayım bana
siniyi de öte çek
Bitirdik maşallah
az kaldı hamur bitti bitecek
Ömür Haceli’m ömür dedi
Ayrılırken ne dedi
ömür oğul ömür
annene selam söyle
işi bitince pişirgeç’i versin
al da gel
ömür kuzum ömür,dedi.
O hep öyle der
üç lafının ikisi ömür
o yüzden de ömürlü
baksana
Ana
Ne var
Bende ömür desem olur mu
Olur tabi
Ama ben daha çocuğum
Olsun
Ana
Yine ne var
ekmeği yaktıracan bana
sonra da oklavayı yiyecen
Sen de babam da çok ömür deyin
Olur
çok yaşayınca ne olacakmış bakayım
dünyaya kazık mı çakacaz
Ben de ağamda öksüz olmayız
Aman kuzum, ciğerim benim
korkma.
gel bakayım kucağıma
İnşallah sende ağan da kardeşlerin de hiç bile öksüz kalmazsınız
canım rabbim /kuzularımı anasız babasız bırakma
sabahlar hürmetine.
amin
amin allahım,amin
cümle ümmet-i Muhammed evladıyla birlikte
–
O günkü gibi bir daha kucaklamadı
anam benim
hiç fırsat bulamadı
işten güçten
arka arkaya doğan altı kardeşten bana sıra gelmedi
Ne zaman sürtünsem
hadi oradan
ana kucağı bebeleredir
sen koca tosun oldun, derdi
sen ineklerin tosun emzirdiğini gördün mü hiç
Görmedim tabi/ama
kardeşlerimin doyduğu o cennet meyveleri de
ana sıcağını da unutmadım
unutamadım
atmış yaşımdayım
şimdi
bu yaşta bile
anasızlığıma yanarım
kafadağını,ibrem deresini
karabet’i,sivriyi,sorkunu,kütüklüyü
çamurluyu velhasıl her yerini
sılam,anamı andıkça seni
çarıkla dolaştığım her köşeni hatırlarım.
reçine kokulu havanı
patatesini,fasulyeni ararım
pırıl / pırıl derelerini
soğuk pınarlarını
deştiğin
dedelerimin ebedi yatağı
genlerimin toprağı
köyüm/köyüm /köyüm
vatanım
asıl canım
13 06 007/Alanya
Yayınlanma tarihi: 12 Nis 2017, 18:24
