Işık hızından daha hızlıyım

20.04.2022
420
Işık hızından daha hızlıyım

Işık hızından daha hızlıyım

Erhancan yazdı 4. 1

Selam es selam pirim..
Öncelikle geçmiş olsun, size ve ailenize tekrardan. Evde mis gibi istirahatiniz edin, dinlenin.
Hayırlı ramazanlarımız olsun beraber inşallah.
Sizi biraz örseleyen de stres oldu, her işte vardır bir hayır pirim. Giden yada burada kalan ne büyük bir devlet kaçırdığının farkında değil. Bas bas bağırmakta bazen işe yaramıyor, nasiptir bu işler. Allah’ın işine mi karışıyoruz diye de bazen kızıyorum kendime. Tebük Savaşı gibi pirim, bazen saflar ayrılır. Efendimiz de aynı derde çok düştü, ağacın gölgesinden kalkıp ‘’kim savaşa gidecek’’ diyenler en yakınlarıydı. Ayet indi akabinde bilirsiniz.
Hz Hızır ledün-ü hz Musa’ya anlattı, sonuç malum…
Yani pirim, ilmi bile Hz Allah istediğine veriyor.
Peygamber de olsan istediğime veririm, deyip garip kuluna vermiş.
Siz kime ne verirsiniz, kim onu nasıl alır daha iyi bilirsiniz. Bazen oluruna bırakmak iyidir pirim… İlerde anlayan anlar zamanın ne kadar değerli olduğunu. Bu yolda torpil yok, hak eden koparıp alacak alacağını.
Olmayınca olmuyor evet pirim,
Allah istemezse gözler görmüyor,
kalpler duymuyor,
kulaklar kapanıyor.
La galibe illallah…
Geçen gece ruhaniyette tekrar sizinle görüştüm pirim. Bana ”senin hakkında konuşanlar var” dediniz. Eğer sizi dinleyerek devam edersem adam olurmuşum, öyle demişler size yorumcular sağ olsunlar. Zaten sizinleyim sıkıntımda yok.
Kalp bağı diye birşey var, yazan arkadaşlar bunlardan habersiz herhalde pirim. Başka yerden başka şekilde alıyoruz çok şükür. Herkes anladığı işe devam etsin..
Şimdi takıldığım yerler var,
yol göstermenize çok ihtiyacım var, pirim..
Yazacağım o kadar çok şey birikti, şimdi en kolay yazılanlarla başladım…Zora doğru beraber gideriz inşallah..
saat…
Zikirdeyim, diz üstünde, gitme belirtileri başladı, bekliyorum.
Eğdim başımı şükrediyorum….
Çıktım gidiyorum.
Ay’ı yıldızları, samanyolunu gezegenleri geçmem 1,2 sn bile sürmüyor. Işık hızından daha hızlıyım artık pirim..
Evet zikirdeyim pirim, çıktım gidiyorum.
Alemlerin rabbine şükürler olsun. Girdiğim yer bir girdap. Bu sefer pirim, yatay dönen bir girdap. Hortuma benziyor, helezonik…
Bu solucan deliği dedikleri gibi değil pirim.
Etrafı göremiyorum, ama gördüğüm milyonlarca milyarlarca yan yana eklenmiş resimler fotoğraflar dönüyor etrafımda, kare kare eklenmiş resimler fotoğraflar pirim… Çok hızlı dönüyor, kadın, erkek, çocuk, bebek, her şeyin ve herkesin resmi var orda sanırım… Girdapta dönerek ilerliyorum. Ben dönerek gidiyorum, girdap etrafımda ayrıca dönüyor.
Tam karşıma denk gelen bir resmin içine girdim. Ortam zifiri karanlık. Simsiyah, kapkara bir yerdeyim. Sıkışık, daracık bi yer. Çok uzun zaman geçirdim. Gelişmeler çok, etrafımdan sesler geliyor. Anamın sesi, babamın sesi, koşturmalar vs vs.
Anamın rahmindeyim pirim.
Orda çok uzun zaman geçirdim ,doğdum… Doktor, ve oradan ebenin elindeyim. Hastane eski. Bir gece vakti doğdum. Anamın genç kız, babamın o dokuz doğurulan telaşlı delikanlı halini gördüm. İlk mememi emdim, sütün sıcaklığı hala dudaklarımda. Çok detaya girmedim, rahime ilk düştüğüm an ve doğuma kadar her an’a şahit oldum. Konuşuldu, sevildi, kavgalar edildi. Kucağındayım anamın, yavaş yavaş çekiliyorum yukarıya. Gözlerim dolu dolu ağlıyorum, hem şükrediyorum, çok garipler, çok buruğum. Üstte yok, başta yok, yoksulluk çok belli.. Ayrılıyorum oradan, resimden dışarı çıkıyorum.
Girdaptayım yine, dönüyorum. Resimlerde dönüyor, gözlerim dolu dolu, anamda kaldı bir süre aklım. Rüya görmüş gibi anlattım serüveni anama yanımdayken, ağladı hatırladı..
Tekrar bir resim, tam karşıma denk geldi. Direk girdim, tekrar simsiyah kapkara bir yerdeyim..
Çok sıkışık bir yer. Hareketi fazla edemediğim zaman hemen anlıyorum pirim, bir şeyin-yerin içindeyim. Özellikle bir cesedin. Çünkü ruh seviyor özgürlüğü, daracık yer, zül geliyor ona. Bekliyorum.
Neredeyim ? En ufak fikrim yok. Hava soğuk… Hafif bir ürperti titreme geliyor. Ayak ucumdan kapak açıldı, ışık süzüldü içeriye, bembeyaz bir elbise içindeyim. Kefenlenmişim, çıkardılar. Yattığım yer morg pirim, gacırtı gucurtu bir sedye ve morgdan çıkış… Detaya girmeden yazıyorum. Yine duyuyorum, etrafı dinliyorum. Ölmüşüm morgdaymışım.
Geldik mezarlığa. Hava soğuk tahminim kış başı, kasım aralık olabilir.
Cesetten ayrıldım ,kalabalığın 5,10 mt üstünden seyrediyorum. Çok kalabalık değil, bacım gelmiş herhalde sadece o kaldı hayatta aileden, ihtiyarlamış. Sevdiğim,’’ devrem’’ dediğim bir arkadaşım orda, çok kalabalık yok.
Mezarlık aynı, yer aynı, daha öncede 3,4 kere öldüm, kendimi gömdüm aynı yere. Yapraklar dökülmüş rüzgarla uçuşuyor, ama hava sert.
Mezarlığı biliyorum, mezarımı da gördüm aynı yer, ikindi zamanı, mevsim aynı.
Başka birşey daha var, yazmayım…. Çok ta sıkıntı yok. Bu gün de yarın da olabilir bu iş. Allah bilir her şeyi. Hakikaten dünya yoruyor, bazen….
Dönüyorum pirim, dönüyorum. Koridordayım, süzüldüm bedenime. Gitmeden saate bakmıştım. Sanki hayatımı baştan sona yaşadım, 4,5 dk. Nasıl bir zaman kavramı işliyor orada akıl işi değil.
Ömrüm kaç yılsa doğduk – öldük, 5 dk. Belki de ara hayatı yaşamadığım için süre bu kadar kısaydı. Gerçi yaşasak ta 1 günü geçmiyor dünya hayatı.
Bu anda tayy gibi değil, geçmişte ve gelecekte yolculuk pirim..
Pirim melekut alemde herkese bir ev vermiş Yüce rabbim. Herkesin bir evi var, evet… Doğan doğmayan, ölen ölecek olan ne kadar insanoğlu varsa herkesin ruhu evine girip girip çıkıyor. Uzay üssü gibi pirim. Evleri tarif ederim ama siz biliyorsunuzdur gerek yok, giden görür.
Melekut aleme girişte ruhlara ne yapıyorlar, orda ilk ne yaptırıyorlar? Okuruz, yazan olursa…
Ne velileri ne adamları yedi değil mi mana alemi, rüya alemi pirim. Evet sen istemesen de o gidip ibadetini yapıp dönüyor ve biz iradeden kendimize sahip olmaktan bahsediyoruz..
Ne kadar komiğiz değil mi pirim..
Ruh tam iniyor pirim, geçen bahsettiniz siz sonra açıklar daha detaylı anlatırsınız. Benimki yarım yamalak olur. Evet pirim ruh programı yüklenmiş, kemale ermiş, sözünü vermiş ve dünya yaşamına inmiş. Biz büyüdükçe ruhumuzun da geliştiğini sanıyoruz. Hep anlatılan uydurulan hikayelerle ruhu yetiştirip nefsi ıslah etmeye çabalıyoruz aklımız sıra. Pirim, pirim, can pirim, hakikatler ne zor…Fazla laf edemem bu konuda, sizi dinlerim müsait zaman..
Hakikaten ‘’çok ayrıntı verme yazdıklarında’’ dediğinizin yeri varmış. Burak’ı yazdım beyaz at diye çok belli etmeden, biri boynuz taktı biri kanat taktı, indiler bindiler alem adamlar. Yine siz haklı çıktınız. İşte sormayım diyorum yine duramıyorum. ‘’Niye müdahale etmediniz bunlar sallarken pirim’’ diyeceğim kaşlarınız çatılacak yine bana.
Burak’a binmek bir dert, üstünde durmak ayrı bir dert.
Onun işi çok başka, öyle gelsin de bir tur atıyım falan nerde. Bir iki şeyini daha yazayım; teni satenden ya da ipekten daha yumuşak..
La ilahe illallah…
Ayda sayı vermeyeyim, sakin ve huzurlu, kafam boş olduğunda, tayy yapıp Kâbe’ye gidiyorum pirim.. Hacerülesved’i selamlayıp, zikire geçiyorum.
Gideceğim zaman bakıyorum saate. Oku oku oku Allah oku, zikir belki 10 binleri buluyor, yorgunluk felan yok orda pirim. Dön gel 1 dk.. Zaman duruyor, pirim.
Pirim Ruhum artık bedenimden ayrı çalışıyor, zikir bitmiyor bende. Gece gündüz, akşam sabah pirim sürekli devam ediyor. Yatıyorum kalkıyorum ruhum hep zikirde. Kendim zikire geçeceğim zaman onla beraberim. Tek nefes ne çekiyorsak. Tek oldu mu birledi mi başlıyor herşey.. Susup dinliyorum yorgun olduğum zamanlarda artık. Sürekli sürekli zikirde.
Yatamıyorum ,uyuyamıyorum, yoruluyorum pirim artık. Gözlerim kan çanağı oldu son zamanlarda. Beynim, ruhum, bedenim, her yerim zikirde. Kafam kazan..
Kaldırmayacağımızı yüklemez rabbim biliyorum. İş yeri de zor bu aralar. Bir de oruç üstüne… Kimseyi görecek çekecek halim yok. Kendi kendimi çekemiyorum lafı var ya ondayım pirim.
*** devam edecek…

ÖLÜMÜN GERÇEĞİ

Ölüm sonrasından söz edilince,
Ahiret azabından kork denilince,
Bazı yufka akıllılar derler ki;
“Gidip gören mi var ne belli,
Hani iddianızın delili.”?
Aklı başında olanları etkilemez belki.
Böyle saçma bir mantık, gülünç iddialar.
Ya çocukların, şu zayıf insanların imanı.
Onlara yazık oluyor, iğfal ediliyorlar.
Ölüm gerçeğini şüpheye yer bırakmadan.
Öğrenip, insanlara anlatmak isterdim.
Çocuk beynimle gözlerine sokarcasına.
İşte ölümün gerçeği diyebilsem derdim.
Henüz on yaşıma bile basmamıştım.
Sözde büyüklerim, şaka ile karışık;
İmanımı bozmak istemişlerdi.
Benim yanımda birbirlerine,
Hani ahiretin delili demişlerdi.
Kim gidip görmüşte anlatmışmış…
Belki doğruymuş, belki yalanmış…
Ahirete olan inancımı yitirmemiştim ya,
O şakayla içime çürük atmışlardı.
Huzur içindeki ruhumu yaralamış,
Tatlı aşıma acı katmışlardı.RABBİM; gerçeğini göstersen demiştim.
Nasıl olacağını ise bilememiştim.
Aradan uzun zaman geçmişti.
Yaşım yirmi üçlere ermişti.
“Uyku bir bakıma ölümdür.”
Mealindeki hadisi öğrendim.
Merakımı büyük ölçüde yendim.
Doğru ya…
Uykuda insan gerçekten ölüydü…
Beden yaşıyordu ya bilinç gömülüydü…
Uyudukça dünyadan bi haberdi,
Yalnız ve yalnız Rabbiyle beraberdi.
Ölümü anlamıştım bu haber bana yetti.
Ölünce, öleceğini zannetmek gafletti.
Rüyalar en güzel delildi ahirete,
Kiminde cehenneme, kiminde cennete.

Bir gün Cuma namazını huşu ile kılmıştım.
Şeytanların her türünden Hakk’a sığınmıştım.
RABBİM o gece çok güzel bir rüya bahşetti.
Ölüm ötesini kabir hayatını vahy’etti.
Ölmüştüm, yıkamışlardı, kefenlenmiştim.
Musalla taşındaydım, sanki dinlenmiştim.
Namazımı kılıyorlardı, kırk elli kişi.
Hepsi de erkekti, içlerinde yoktu dişi.
Tabutumun içinden onlara bakıyordum;
Allah, Allah. İllallah
Ölüm denilen şey bu muymuş?
Ölmemiştim ki dünyada gibi yaşıyordum.

Hem çevremi görüp durmadayım…
Hem her söylenileni duymadayım.
Üstelik bütün bedenim göz olmuş…
Hem önümü görüyorum, hem ardımı;
Hem üst yanımı, hem altımı.
Dilersem cesedimle oluyorum,
Dilersem göğü boyluyorum.
Aldılar naşımı, kabirime koştular.
Ardım sıra olur olmaz konuştular.
Mezarımı biraz daha oydular.
Usulca kara kabrime koydular.
Şimdi ancak kabrin açık yerinden görüyordum.
Hepsinin seslerini tam olarak duyuyordum.
Biri bir avuç toprak alıp üzerime attı.
O bir avuçla, dünya ışığını bana kapattı.

Artık zifiri karanlıktaydım ama diriydim.
Bilinçliydim, nerede olduğunu bilen biriydim.
Üstüme toprak atanları seslerinden biliyordum.
Rabbimden gani gani rahmet diliyordum.
Beni gömüyorlardı, ben onları duyuyordum.
Yaşıyordum işte, ne ölmüştüm ne uyuyordum.
Oturup başucuma Kur-an okudular.
Hüküm Allah’ın, hüküm Allah’ın deyip durdular.
Usul usul uzaklaşıp gitti her biri,
Sınıra kadar işitildi ayak sesleri.
En arda kalan, duvarı atlayıp çıktı.
Artık arkadaşım, zifiri karanlıkta yalnızlıktı.

Az sonra, mezarımı altı yöne genişler gördüm;
Rabbime şükür, gümüşi renkte nura gömüldüm.
Her yan pür nur, nasıl oldu anlamadım.
Işığın kaynağı nerede aradım bulamadım.
Bembeyazdı, florasan ışığına benziyordu…
Ruhuma anlatılmaz hazlar veriyordu…
Birden, dört duvardan açıldı, dört kapı,
Dört er kişi bana doğru geldiler…
Her birinin ellerinde siniler…
Sinilerde dolu dolu yemek kabı.

“Hoş geldin komşu, sefa geldin.
Ölüm nasıl bir şey işte bildin.
Kadrini bilerek, şükrünü eda et.
Rahiym Allah’ın lütfüne erdin.
Bu tecelli bir dileğin sonucu,
Ölümün gerçeğini keşif idi;
Dünya ile henüz işin bitmedi.
Vakti gelince aynen böyle ölürsün…
Yaşadıklarını aynen burda görürsün

Eşim:
uyan bey,
sabah vakti, dedi.
Seherde inliyordu ezan-ı Muhammedi.
Haydin namaza,
haydin namaza.
Haydin kurtuluşa,
haydin kurtuluşa.
Namaz uykudan hayırlıdır.
Allah uludur,
Allah uludur.
Muhammet onun resulü ve kuludur.
Ilgın -1973

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

  1. Garip Derviş dedi ki:

    Ya Hu!
    Haci Ali Bayram abiciğim bu adam gercekten nefsinin tuzağında.
    Burak a at dedi?
    Refref’ede bindim dese tam olacaktı.

    Sahi sormak isterim arkadaşa madem yer altına vb. Yerlere girebiliyor söylese ya devletimize iki üç hazinenin yerini…
    Bu soruyu o arkadaş iyi anlar.

    Beklesin bakalım oda kaderini.
    Onun hakkında bilgi size evvelden verildi

    Onun hakkında size bilgi vermek isterim ancak benimde durmam gereken çizgim var.keza bu vatandaş susar konuşamaz…

    Herşey bir sınav degil mi?belki sizin belki onun?
    İnsan ne zaman büyüdü de ben oldu?
    Namaz kılıyormu?
    Abdesti bilirmi…
    Hayaller keşif oldu belli mi?

    Onun gördüğü gerçek Resûlullah ise bize bunların söylediklerinin yalan olduğunu söyleyen Resûlullah kim?

    Herseyin bir bedeli var…
    Gün gelir ödenir.
    imam muhammed te ona dokunulmayacak sanıyordu…neler söylüyordu,böbürleniyordu.
    Diğerleride öyle.
    Üveysi hariç.
    Onu kimse anlamadı.
    Bu arkadaş başına gelecekleri bilse oturur haline ağlardı.
    Buda son mesajım olsun

    Ya Hu!

tr Turkish
X