Sirac-ı Münir

16.06.2020
732
Sirac-ı Münir

Sirac-ı Münir

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

Bismillahirrahmanirrahim

(Ey Peygamber!) Hevâ ve hevesini ilâh edineni  gördün mü? Artık sen onlara vekil değilsin!” (Furkan, 43)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Sizden biriniz, beni kendisinden, ana-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan  daha fazla sevmedikçe hakkıyla îmân etmiş olmaz!…” (Buhârî,  Îmân, 8)

Rivâyet olunur ki, Hz. Peygamber (sav)’in ahlâkı ile hâllenmemiş olan bir kimse bir gün rüyasında Âlemlerin Efendisi’ni gördü. O sirâc-ı münîr, kendisine hiç iltifat etmiyor, alâka göstermiyordu. Mahzun bir şekilde sordu:

“-Ya Rasûlallâh! Bana kırgın mısınız?”

“-Hayır!”

“-O hâlde niçin bana alâkasız davranıyorsunuz?”

“-Seni tanımıyorum ki!”

“-Nasıl olur yâ Rasûlallâh? Ben ümmetinden biriyim. Âlimler, ümmet-i Muhammed’den birini, ananın evlâdını teşhisinden daha iyi teşhis ettiğinizi söylüyorlar…”

“-Doğru! Ancak ben senin üzerinde güzel ahlâkımdan bir şey görmüyorum. Ayrıca bana senden  hiç salât ü selâm gelmedi. Bilesin ki ben, ümmetimden herhangi birini benim ahlâkıma büründüğü ölçüde tanırım.”

Uykudan büyük bir hüzünle uyanan o mü’min kişi, eski hâline tevbe etti ve Hz. Peygamber’in ahlâk-ı hamîdesine büründü. Bol bol salât-ü selâmla meşgul oldu. Bir müddet sonra rü’yâsında yine Âlemlerin Efendisi’ni gördü. Bu defa Hz. Peygamber (sav) kendisine:

“-Şimdi seni tanıyorum ve senin için şefâat edeceğim…” buyurdu. (Osman Nûri Topbaş, İslâm, Îman, İbadet, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Mucîb: Kendine yalvaranların isteklerini veren, kullarının dilek ve dualarına karşılık veren, icabet eden demektir.

Kısa Günün Kârı

O, canlardan azîz, cânânlardan üstün, her vechile muhabbete en lâyık müstesnâ bir yaratılıştır. Gelmiş ve geleceklerin en güzeli ve fazîletlisi, insanlığa ağlayanların en merhametlisi, yegâne mürşid ve rehberdir. O ki, kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşet zindanına düşenleri gözü ve gönlü yaşlı âşıklar hâline getirmiş, onlara kitâbı, sırrı ve hikmeti öğretmiştir. O’nu her şeyden üstün tutmak, emsâlsiz bir aşk ve muhabbetle sevmek, îmânın kemâlindendir.

Lügatçe

sirâc-ı münîr: Etrafına nûr saçan bir kandil.
hevâ: 1. Nefse âid şeylere duyulan arzu, istek, heves, hoşlanma. 2. Nefsî zevkler, düşkünlükler.
ahlâk-ı hamîde: 
Övülen, takdir bulan davranış, huy.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.