Müslüman Zulmetmez
Müslüman Zulmetmez
Allah dostlarından Fudayl bin Iyâz’ın şu hâli, kâmil bir mü’minin gönül kıvâmına ne güzel bir misâldir:
Kendisini ağlarken gördüler:
“–Niçin ağlıyorsun?” dediler. O da:
“–Bana zulmeden bir zavallı müslümana üzüldüğümden ağlıyorum! Bütün kederim, onun kıyâmette rezîl olmasındandır…” buyurdu. (Osman Nuri Topbaş, Rahmet Esintileri, Erkam Yay.)
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim
“Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.” (A’râf, 44)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekiler de sizlere merhamet etsin!” (Tirmizî, Birr, 16/1924)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Hamîd: Bütün isim ve sıfatlarıyla övgüye, hamde tek lâyık olan, yaptıklarında, söylediklerinde, dininde ve takdirinde hamdolunan, bütün varlığın diliyle övülen ve ancak kendisine şükredilen demektir.
Kısa Günün Kârı
Bir müslümanın en belirgin vasfı merhamettir. Her zaman bir işe başlarken çektiğimiz besmelede, Allah Teâlâ bize kendisinin merhamet sahibi olduğunu telkîn eder. Merhamet, müslümanın şahsiyet özelliğidir. Hiçbir Müslüman, diğer müslüman kardeşlerine sebep ne olursa olsun eziyet edemez.
Lügatçe
va’detmek: Bir işi yerine getireceğine söz vermek.
