Çatma Kurban Olayım Çehreni Ey Nazlı Hilal
Çatma Kurban Olayım Çehreni Ey Nazlı Hilal
Selam es selame can hocam, bu gün teheccüd namazıma başladığım da henüz kıyamda iken Ayasofya camisindeydim. Daha önce efendimizin yüzünün belirdiği bir çeşmeden bahsetmiştim size, normalde olmayan manen olan çeşmenin başında Resulullah efendimiz oturuyordu.
Sonra yanına ben de oturdum. Yine gülümsüyordu o içten gözleriyle. Yüzü de gülüyordu, nurlar saçıyordu gülümsemesi ile canım hocam. Secdeye geldiğim de birden sağ kulağıma istiklal marşı okunmaya başlandı. İlk iki kıtası, ben de tekrar ettim. Aynı anda okuyor gibiydik. Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl bölümü üç kez tekrarla okundu. İçerisi karanlıktı, marş bitince birden güneş doğdu içeri ve O an Recep Tayyip Erdoğan içeri girdi. Beyaz smokin giymişti. Hemen Atatürk belirdi, siz ve İmam Muhammet geldiniz. Bir de bayan vardı. Gülümsüyordu Alperen annemiz diye hissettim.
Hocam sizi ilk kez beyaz smokin ile gördüm. Elhamdulillah, hepimiz beyaz giymiştik. Sizin elinizde altın renkli Kuranı kerim vardı, Atatürk’e verdiniz. Üç kez öptü başına koydu. Sonra bana verdiniz. Ben de aynısını yaptım. Aldınız ve o çeşmede birikmiş olan suya attınız o kuranı kerimi. Su birden beyaz nur oldu, buharlaşarak yükselen su gibi Nur kendi suretimle bedenim dahil şekil aldı. Sonra çeşmenin yanına geldim. Ellerimiz de bardak gördüm. İçinde süt doluydu, içiyorduk. O çeşmeden katılmış.
Daha önce gördüğüm uzaylı kız da arka taraflarda dolaşıyordu, hizmet eder gibiydi. Oradaki altın renkte, kare olan bölümde bulunuyorduk, hepimiz. Kimse konuşmuyordu ama kalpten kalbe muhabbet ediliyordu. Herkesin yüzü gülüyordu. Sonra kubbe tarafına baktırıldı, tavana. Sırasıyla bu yazılar belirdi, <Hz Meryem, hz İsa, hz Mehdi> yazıldı. Çok kısa olarak İstanbul’un depremle yıkıldığı bölüm gösterildi. Sonra yeniden secdeye giderken, bunları hocana yazmalısın, bu mecliste merkeplerin işi olmaz dendi. Bir duraksadım ve o an Fethullah Gülen yanında Adnan Oktar girdi. Bana kötü kötü baktı, Fethullah gülen. Onlara ithafen söylenmiş ‘’merkep’’ sözü. Karanlık tarafa gittiler, inşaAllah.
Namazım bittikten sonra da orada muhabbet devam ediyor. Görüntü halen devam can hocam. Özellikle Atatürk gözlerimin önünde. Ve dünden beri sol kulağıma uğultu geliyor. Bugün çok sıklaştı, Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Ümmeti muhammedi muhafaza eylesin inşallah. Selam es selame hayırlı seherler canım hocam
-Selam es selame AzizeM. Goncacan. Maşaallah barikallah kesiflerine.
Elhamdülillah. Elhamdülillah. Elhamdülillah. Elhamdülillahi rabbilâlemin errahmanirrahiym Malikî yevmiddiyn. Razı olduğun kadar şükürler olsun Rabb’im bu günleri de gösterdin. Selam o meclisteki her kutsi ruha ayrı ayrı olsun. Başta Resulullah olmak üzere ehlibeyte ve cümle müminlerle birlikte on sekiz bin âleme olsun ki âlemler cenabı hakkın nurundan ibarettir.
*Aleykümselam Gül’üm hocam hayırlı sabahlar
elhamdulillah rabbenâ lekel hamd. EvelAllah Her şey Sizin Sayenizde emekleriniz, sabrınız, sevginiz ile canım hocam, elhamdulillah. Devamında orada oturup kuranı kerim okuyordum. Altın renkli kuranı kerim elimde, Kaf suresi okuduğum, aynı anda evde odamda da okuyordum. Bitince kalkıyorum orada da kalkıp pencereden dışarıyı tebessümle izliyordum.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla 1,2. Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3. “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, akla uzak (imkânsız) bir dönüştür!” 4. Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. 5. Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir hâldedirler. 6. Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.
7. Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. 8. Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. 9,10,11. Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. 12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın
(2) kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. (2) “Tübba”, Yemen hükümdarlarına verilen addır. 15. İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. 16. Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
17. Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. 18. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. 19. Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. 20. (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
21. Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. 22. (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir” (denir.) 23. Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.” 24,25. (Allah, şöyle der:) “Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26. “Allah ile beraber, başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!”
27. Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.” 28. Allah, şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım.” 29. “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.” 30. O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der. 31. Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.
32,33. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.” 34. “Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedîlik günüdür.” 35. Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır. 36. Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?
37. Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. 38. Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı. 39. O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
(3) (3) Bu âyette sabah, öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine; bir sonraki 40. âyette ise, akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. 40. Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu tespih et. 41. (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, (o sese) kulak ver.
42. O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, (kabirlerden) çıkış günüdür. 43. Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir. 44. O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır. 45. Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.
–
