İnsan Yalnız Yaşayamaz!
İnsan Yalnız Yaşayamaz!
Büyük bir edep ve nezâket sahibi olan Peygamber Efendimiz, kaba ve anlayışsız insanların sıkıntılarına mâruz kaldığı hâlde, hiçbirini kırmıyor, hepsine güzellikle muâmele ediyordu. Amcası Abbâs (ra), Allah Rasûlü’nün bu durumuna acıyarak ona:
“–Yâ Rasûlallah! Bakıyorum insanlar size eziyet ediyorlar, kaldırdıkları tozlarla sizi rahatsız ediyorlar. Husûsî bir gölgelik edinseniz de insanlara oradan konuşsanız?!” dedi. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (sav) ise:
“–Hayır! Allah beni içlerinden alıp huzûra kavuşturuncaya kadar aralarında bulunmaya devam edeceğim. Varsın ökçelerime bassınlar, elbisemi çekiştirsinler, kaldırdıkları tozlarla beni rahatsız etsinler!” buyurdu. (Bkz. Dârimî, Mukaddime, 14; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VII, 90; İbn-i Sa‘d, II, 193)
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın…” (Âl-i İmrân, 103)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“İnsanların arasına karışıp onların ezâlarına katlanan müslüman, onlara karışmayıp, ezâlarına katlanmayandan daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 55/2507)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
ez-Zâhir: Varlığını, birliğini belgelendiren, birçok delili bulunan, aşikar olan, eserleri ile tanınan, bilinen, sıfatlarıyla zâhir olan demektir.
Kısa Günün Kârı
İnsanlarla birlikte hareket etmenin getirdiği bazı sıkıntılar vardır. Onlara tahammül etmek fedâkârlık gerektirir. İnsanları bu fedâkârlığa teşvik edecek bazı unsurların olması îcâb eder. Bu sebeple İslâm, toplum içinde yaşayıp insanların yükünü sırtlanan müslümanlara büyük mükâfatlar vaad etmektedir.
Lügatçe
ezâ: Sıkıntı.
