<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hz ibrahim&#039;in hayatı arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/hz-ibrahimin-hayati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/hz-ibrahimin-hayati/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Aug 2021 12:45:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>hz ibrahim&#039;in hayatı arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/hz-ibrahimin-hayati/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Peygamber Efendimizin Oğlu Hz. İbrahim&#8217;in Vefatı</title>
		<link>https://hacialibayram.com/peygamber-efendimizin-oglu-hz-ibrahimin-vefati/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/peygamber-efendimizin-oglu-hz-ibrahimin-vefati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2021 12:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in annesi kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed'in oğlu ibrahim hangi eşinden]]></category>
		<category><![CDATA[Hzİbrahim kaç yaşında öldü]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimizin oğlu İbrahim hangi eşinden]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber oğlu İbrahim de ağladı mi]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin oğlu ibrahim'in ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin oğlu Kasım ne zaman vefat etti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=27015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamber Efendimizin Oğlu Hz. İbrahim&#8217;in Vefatı Hicretin 10. senesi, Rebiülevvel ayının onuncu günü, Salı. Peygamber Efendimizin mübârek kalbi, bütün insanlara karşı bir şefkat ve merhamet kaynağını andırıyordu. Mini mini yavrulara, şipşirin çocuklara karşı ise bambaşka bir muhabbet, apayrı bir şefkat besliyordu. Hele kendi çocuklarına karşı âdeta bir şefkat ve sevgi deryasıydı. Hz. Hatice&#8217;den dünyaya gelen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamber-efendimizin-oglu-hz-ibrahimin-vefati/">Peygamber Efendimizin Oğlu Hz. İbrahim&#8217;in Vefatı</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Peygamber Efendimizin Oğlu Hz. İbrahim&#8217;in Vefatı</h1>
<p><strong>Hicretin 10. senesi, Rebiülevvel ayının onuncu günü, Salı.</strong></p>
<p>Peygamber Efendimizin mübârek kalbi, bütün insanlara karşı bir şefkat ve merhamet kaynağını andırıyordu. Mini mini yavrulara, şipşirin çocuklara karşı ise bambaşka bir muhabbet, apayrı bir şefkat besliyordu. Hele kendi çocuklarına karşı âdeta bir şefkat ve sevgi deryasıydı.</p>
<p>Hz. Hatice&#8217;den dünyaya gelen iki oğlu <strong>Kasım</strong> ve <strong>Abdullah&#8217;</strong>ı henüz Mekke&#8217;de iken ve bebek yaşta ebedî âleme uğurlamıştı. Abdullah isimli çocuğuna Peygamberimizin <em>&#8220;Tayyib&#8221;</em> ve <em>&#8220;Tahir&#8221; </em>lakapları verdiği nakledilir. Bazı kaynaklarda Tahir ve Tayyib isimleri Peygamberimizin diğer erkek çocuklarına ait olduğu söyleniyorsa da kabul edilmemiştir.</p>
<p>Onların ebedî âleme göçü ile mübarek kalbleri oldukça teessür duymuştu. Fakat, Hz. Mâriye&#8217;den sevgili oğlu İbrahim&#8217;in dünyaya gelişi onu bir derece teselli ediyordu. Bu sebeple, bu biricik oğlunu fazlasıyla seviyordu. Mübarek elleriyle başını okşuyor, kucağına alıp göğsüne basarak bu sevgi ve şefkatini izhar ediyordu.</p>
<p>Evet, şefkat <em>&#8220;rahmet-i İlâhiyye&#8217;nin en lâtif, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerindendir.&#8221; </em>Şefkatin en şirini de evlâda karşı duyulanıdır. Çocuk ise, Cenab-ı Hakk&#8217;ın, anne-babaya muvakketen teslim edilmiş bir emânetidir.</p>
<p>İşte, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, her emânet gibi, bu emânete karşı da gereken alâkayı esirgemiyordu. Çocuğunu, Cenab-ı Hakk&#8217;ın rahmetinin bir cilvesi olarak görüyor ve onun için seviyor, bağrına basıyordu.</p>
<p><strong>Hz. İbrahim on altı ayına henüz ayak basmıştı.</strong> Bu sırada Peygamber Efendimiz onun hastalandığı haberini aldı. <em>Sevgili oğlunun annesi Hz. Mariye ile birlikte oturdukları bağ içindeki evine gitti.</em></p>
<p>Peygamber Efendimiz, hasta yatan nur topu oğlunun gözlerinde eski parlaklığı ve hareketli bakışlar göremiyordu. Gürbüz ve hareketli İbrahim, bir anda sessiz, sakin ve dünyadan küsmüş gibi duruyordu. Bu haliyle ebedî âleme yolcu olduğunu âdeta ifade etmek istiyordu.</p>
<p>Bunu fark eden Efendimiz, kucağında tuttuğu sevgili oğlunun yavaş yavaş kayan gözlerine bakarak,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Allah&#8217;ın takdirine karşı elden ne gelir, ey İbrahim!&#8221; </strong></p></blockquote>
<p>buyurdu. Az sonra Hz. İbrahim fani dünyaya gözlerini yumdu.</p>
<p>Bu esnada Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Hz. Abdurrahman bin Avf,<em> &#8220;Yâ Resûlallah! Siz de mi ağlıyorsunuz? Böyle ağlamaktan halkı men etmemiş miydiniz?&#8221;</em> deyince, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurdular:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey ibni Avf? Ben size günah ve ahmaklığın ifadesi olan şu iki ağlayış ve bağırışı yasakladım: Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışından ve musîbet ve felâket sırasındaki bağırışla yüz göz tırmalamak, üst baş yırtmaktan. Benim bu ağlamam ise, şefkatin eseridir, acımadan ibârettir. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Peygamber Efendimiz yukarıdaki dersinden sonra da göz yaşlarına hâkim olamadı. Gözleri yaşla dolunca şöyle buyurdu:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Göz yaş döker, kalb teessür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi fazlasıyla mahzun etti!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bir erkek evlâda doyamamanın hasretli gözyaşlarını akıtan Efendimiz, daha sonra karşısındaki dağa bakarak şöyle buyurdu:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey dağ! Eğer, bendeki üzüntü sende olsaydı, muhakkak yıkılmış gitmiştin. Fakat biz, Allah&#8217;ın bize emrettiğini söyleriz: <em>&#8216;İnnâ lillahi ve İnnâ ileyhi râciûn&#8221;</em>&#8216;</strong></p></blockquote>
<p>Teçhiz ve tekfininden sonra, en mûtenâ ve mübârek eller üzerinde Hz. İbrahim, Baki&#8217; mezarlığına götürüldü. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) orada cenaze namazını kıldırdı.</p>
<blockquote><p>Kabir hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) kabirde bir delik gördü. Kabir kazanın dikkatini çekti ve oranın kapatılmasını emretti. Kabiri kazan,<em> </em></p>
<p><em>&#8220;Yâ Resûlallah! O delik mevtaya ne zarar verir, ne de fayda!&#8221; </em>deyince, Kâinatın Efendisi şu dersi verdi:</p>
<p><strong>&#8220;Evet, o ölüye fayda da vermez zarar da. Ancak, dirinin gözüne zarar verir, rahatsız eder. Allah kul bir iş yapınca onu mükemmel yapmasını ister.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bundan sonra Hz. İbrahim kabre kondu. Server-i Kâinat Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (a.s.m.), mübarek elleriyle göz yaşları arasında kabrin üzerine toprak serpti, su serpti.</p>
<p><strong>Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in Müslümanları İkazı</strong></p>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in vefat ettiği gün <strong>güneş tutulmuştu</strong>. Halk bunun, onun vefâtıyla ilgili olduğunu sanarak, <em>&#8220;İbrahim&#8217;in ölümü sebebiyle güneş tutuldu.&#8221;</em> dedi. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bunu duyunca, Mescid-i Şerife vardı ve Allah&#8217;a hamd ve senâdan sonra Ashab-ı Kirama şu dersi verdi:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey insanlar! Biliniz ki, güneş ve ay; Allah&#8217;ın kudret alâmetlerinden ikisidir. Bir kimsenin vefatı veya birinin hayatı sebebiyle tutulmazlar. Bunları tutulmuş gördüğünüzde, hemen mescidlere gidiniz. Onlar açılıncaya kadar da Allah&#8217;a duâ ediniz, namaz kılınız!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><em>Hz. İbrahim&#8217;in ölümü ile Peygamber Efendimizin çocuklarından sadece <strong>kızı Fâtıma hayatta kalmış </strong>oluyordu.</em> Bu da onun neslinin hikmete binâen oğullarından değil, kızından devam edeceğinin bir ifadesiydi. Böylece;</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Muhammed, hiçbirinizin babası değildir; o Allah&#8217;ın Resûlüdür ve peygamberlerin sonuncusudur.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>âyet-i kerimesinin işârî mânâsı da anlaşılmış oluyordu:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Bir kısım, şu âyetten şöyle bir işâreti gaybiyeyi fehmeder ki; Peygamberin (a.s.m.) evlâdı zükûru [erkek çocukları], rical derecesinde kalmayıp, rical olarak nesli bir hikmete binâen kalmayacaktır. Yalnız &#8216;Rical&#8217; tâbirinin ifâdesiyle nisânın [kadınların] pederi olduğunu işâret ettiğinden, nisâ olarak nesli devam edecektir. Felillahilhamd, Hz. Fâtıma&#8217;nın (r.a.) nesl-i mübareki, Hasan ve Hüseyin gibi iki nuranî silsilenin bedri münevveri, Şemsi Nübüvvetin mânevî ve maddî neslini idame ediyorlar.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamber-efendimizin-oglu-hz-ibrahimin-vefati/">Peygamber Efendimizin Oğlu Hz. İbrahim&#8217;in Vefatı</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/peygamber-efendimizin-oglu-hz-ibrahimin-vefati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail</title>
		<link>https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-ve-oglu-ismail/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-ve-oglu-ismail/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 09:11:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim hanımı hacer ile oğlu ismail'i mekke'ye hangi bölgeden getirmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in oğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[hz ismail'in annesi]]></category>
		<category><![CDATA[hz ismail'in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz ismail'in oğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[hz ismail'in özellikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=24468</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail Dini Hikayeler Kategorimizde şimdiki hikayemiz ” İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail ” isimli Yaşanmış gerçek dini hikaye. Hz. İbrahim (a.s.) Allah elçisi olduğu ilk günlerde idi. O sırada ilerisinin İslâm merkezi olacak olan Arabistan yarımadasının kalbi olan Mekke&#8217;de yaşıyordu. Henüz idrakleri gelişmediği için kâh gördükleri yüksekçe bir dikili kayaya, kâh ateşe ve bazen de elleri ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-ve-oglu-ismail/">İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail</h1>
<p><a href="https://hacialibayram.com/dini-hikayeler-dini-hikayeler-kisa-yasanmis-dini-hikayeler/"><strong>Dini Hikayeler</strong></a><strong> </strong>Kategorimizde şimdiki <strong>hikayemiz ” İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail ” </strong>isimli <strong>Yaşanmış gerçek </strong><a href="https://hacialibayram.com/dini-hikayeler-dini-hikayeler-kisa-yasanmis-dini-hikayeler/"><strong>dini hikaye.</strong></a> Hz. İbrahim (a.s.) Allah elçisi olduğu ilk günlerde idi. O sırada ilerisinin İslâm merkezi olacak olan Arabistan yarımadasının kalbi olan Mekke&#8217;de yaşıyordu. Henüz idrakleri gelişmediği için kâh gördükleri yüksekçe bir dikili kayaya, kâh ateşe ve bazen de elleri ile yaptıkları acaip, cansız ve güçsüz şekillere medet ve yardım umarak tapan putperest yığınlarını, varlıkların güçlü yaratıcısı ortaksız Allah&#8217;ı tanımaya ve O&#8217;nun kullarına sunduğu yoldan gitmeye çağırıyordu.</p>
<p>Bir yandan böylesine kutsal bir mücadelenin şerefli bayrağını taşımak rütbesini kendisine verdiği için Allah&#8217;ına şükürler edip şevkle vazifesine devam ederken, öte yandan ruhunda gittikçe gelişen ve derinleşen bir ızdırabın sancısını duyuyordu. Çünkü bütün arzulu bekleyişlerine rağmen henüz bir erkek evlât babası olmamıştı. Fani günlerini doldurup gözlerini hayata yumduktan sonra din ve iman dâvasını, kaldığı noktadan alıp daha ilerilere götürecek hayırlı bir varis bırakmadan mı göçüp gidecekti?</p>
<p>Bu endişe gönlünü sızlatıyor ve ruhuna ızdıraplar salıyordu. Akşamları sabahlara bağlayan nice uykusuz geceler boyunca gözyaşları dökerek Allah&#8217;ına yalvarıyordu; tükenmez hazinesinden kendisine hayırlı bir oğlu bağışlamasını diliyordu. Dâvasının bayraktarlığını yapacak hayırlı bir varise kavuştuğu takdirde en sevdiği dünyalık malını Allah&#8217;ına kurban etmeyi adıyordu. Koyu karanlıktaki kara taş üzerinde yürüyen minicik siyah karıncanın arzularını dahi bilen yüce Allah&#8217;ın, gözü yaşlı İbrahim&#8217;in derdini bilmemesi elbette imkânsızdı. Sevgili kullarının gözyaşları ile karışık yalvarışlarından hoşlandığını bize bildiren yüce Yaradan, nihayet İbrahim&#8217;e dilediğinin yerine getirileceğini, kederli gözyaşlarını silmesini müjdeledi.</p>
<p>Allah&#8217;ın kesin vaadi karşısında dinmez gözyaşları yerine gönlünde eşsiz bir saadet duyan Hz. İbrahim (a.s.), artık sayılı günleri beklemeye koyulur ve çok geçmeden ilerisinin büyük Peygamberi İsmail&#8217;in babası olur. İbrahim&#8217;in bu eşsiz Allah hediyesi karşısında sevinci hudutsuzdur. Artık dünyalar O&#8217;nun olmuştur. Arzulu gözyaşı dökerek yalvardığı günlerdeki adağını hatırlayarak Allah&#8217;a yüz koyun kurban keser. Fakat hemen o gece rüyasında Allah&#8217;ın kendisine &#8220;en sevdiğin şeyi bana kurban edeceğini adamıştın; sözünü yerine getirmedin, ey İbrahim&#8221; diye seslendiğini duyarak uyanır.</p>
<p>Hemen o gün, bu defa çok sevdiği yüz devesini boğazlar. Ama geceleyin yine aynı rüyayı görerek uyanır. İbrahim (a.s.), en sevdiği malının ne olduğunu düşüne düşüne yine geceleyip yatağa uzanınca rüyasında yüce Allah O&#8217;na şöyle seslenir &#8220;En büyük sevgilin yeni doğan oğlun İsmail değil midir? En çok sevdiğin canlıyı yolumda kurban etmeyi adadığına göre biricik oğlunu boğazlaman gerekiyor, ey İbrahim.&#8221;</p>
<p>Uyandıktan sonra İbrahim (a.s.) koyu koyu düşünmeye başlar. Gerçekten İsmail kısa zaman içinde dünyada, Allah&#8217;tan sonra en çok sevdiği biricik varlık olu vermişti. Şimdi de yüce Mevlâ acaba gerçekten en büyük hediyesini kendisinden geri mi istiyordu? Veren O olduğuna göre eğer gerçekten istiyorsa o gözyaşları sonunda gelen değerli hediyeyi O&#8217;nun yoluna kurban etmekte tereddüt etmek olmazdı, elbette. Fakat O&#8217;nun geri istediğinden iyice emin olmak lâzımdı. İşte böylesine düşüncelerle bir kurban Bayramı gecesi yatağına uzanan İbrahim (a.s.) bir önceki gece gördüğü rüyanın tıpkısını bir daha görerek aynı ilâhi emri bir daha duyar.</p>
<p>Artık hiçbir şüphesi kalmamıştır. Yüce Mevlâ&#8217;sı kendisinden biricik oğlunu yolunda kurban etmeyi istemektedir. Adağının ancak bu şekilde ödenmiş olacağını bildiren Allah emrine tereddütsüzce uyacaktı.</p>
<p>Oğlunu kurban etmeye kesin karar verir. Annesi Hacer de biricik yavrusunu en az babası kadar sevmektedir. İbrahim (a.s.), oğlunu Allah&#8217;a kurban edeceğini eşine söylemez. Oğlu ile birlikte bir ziyafete katılacağını söyleyerek annesinin pırıl pırıl yıkadığı, saçlarını itina ile tarayarak süslü elbiseler giydirdiği İsmail&#8217;i alıp Mine kasabasına doğru yola çıkar. İbrahim&#8217;in eşi Hacer, babasının yanında yürüyen oğluna arkadan gözlerini dikerek uzun süre sevinç içinde baka kalır. Babasının yanında yürüyen nur topu erkek evlâdın sahibi olmuş mesut bir annenin hudutsuz iftihar duyguları içindedir.</p>
<p>Baba oğul evden ayrıldıktan bir müddet sonra koşa koşa gelen lânetlik şeytan Hacer&#8217;in karşısına dikilir. &#8220;Eşin İbrahim biricik yavrum İsmail&#8217;i ziyafete değil, boğazlamaya götürüyor&#8221; diye haykırır. Peygamber karısı, dini bütün Hacer, lânetlik şeytanın bu sözlerini &#8220;yıkıl karşımdan, hiçbir baba ortada ciddî bir sebep yok iken oğlunu boğazlar mı?&#8221; diye cevaplandırır. Şeytan, hemen Hacer&#8217;in sözünü bölerek şöyle der: &#8220;İbrahim&#8217;in Allah&#8217;ı öyle emrettiği için öyle edecek.&#8221; Söylediği bu tahrik edici sözlere karşılık lânetlik şeytan, kocası gibi Allah&#8217;ına gönülden bağlı olan Hacer&#8217;den şu beklemediği cevabı alır: &#8220;Mademki yüce Allah&#8217;ımız öyle emretmiştir; kocamın O&#8217;nun Yüce emrine uymasından daha yerinde bir hareket olabilir mi? Çekil git buradan ey Allah&#8217;ın ebedî lânetliği.&#8221;</p>
<p>Böylelikle Hacer, şefkat duyguları ile biricik yavrusu üzerine titremesine rağmen Allah&#8217;ın emri söz konusu olunca hadiseyi metanetle kabul eder. Anneden bir şey elde edemeyen şeytan yola koyularak İbrahim ile İsmail&#8217;e yetişir. İsmail biraz önde ilerlemekte babası onu arkadan takip etmektedir. Lânetlik şeytan, hemen İbrahim&#8217;e sokularak şu sözlerle O&#8217;nu Allah&#8217;ın emrini yerine getirmekten vazgeçirmeye çalışır. &#8220;Şu boylu poslu gencecik taze yavruya, onun tatlı yürüyüşüne bir bak. Sen onu yıllar boyu gözyaşları içinde bekledin, şimdi de almış onu kendi elinde boğazlamaya götürüyorsun. O&#8217;nun körpe boğazına yüreğin nasıl kıyacak da bıçak çekebileceksin? Sen ki onun doğumu üzerine kurban şenlikleri düzenlemiştin.&#8221;</p>
<p>Arap yarımadasında puta tapıcılığı yıkarak gönüllere tek tanrıcılığın sevgisini aşılayan İbrahim (a.s.), lânetlik şeytanın babalık şefkatini coşturarak Allah&#8217;a karşı gelmeye yol açmasını dileyen sözlerine verdiği cevap kesindir. &#8220;Evet, oğlum dünyada en sevgili varlığımdır. Ama Allah&#8217;ım, onu yoluna kurban etmemi istemiştir.&#8221; İbrahim&#8217;den de hiç yüz görmeyen lânetlik şeytan, son çare olarak İsmail&#8217;e yaklaşır. O&#8217;na şöyle der: &#8220;Neşeli neşeli yürüyorsun, ama babanın seni boğazlamaya götürdüğünü her halde bilmiyorsun. Birkaç saat sonra bu şakrak neşe boğazında düğümlenecek; babanın can alıcı bıçağı gırtlağına dayanacaktır.</p>
<p>Yeni açmış bir bahar çiçeği kadar taze ve alımlı olan vücudun tam serpilme imkânını bulamadan sararıp gidecektir. Baban seni Allah&#8217;ın emridir diye boğazlayacaktır. Ömrünün taze baharında hayattan ayrılmak sana yazık değil mi?&#8221; Bu ana kadar İbrahim (a.s.), oğluna hadiseyi açmamış, onu boğazlamaya götürüyor olduğunu yavrusuna bildirmemişti.</p>
<p>O yüzden başına gelecekleri ilk defa lânetlik şeytanın ağzından duyan gönül kuzusunun can kavgası karşısında neler diyeceğini İbrahim (a.s.) merak ediyordu. Fakat ilerisinin yüce peygamberi olacak olan İsmail (a.s.), şeytana son ve en kesin darbeyi indirir; &#8220;Eğer Allah&#8217;ın emri üzerine babam beni boğazlamaya götürüyorsa, buna seve seve boyun eğerim. Babam yüce bir Allah elçisidir. Peygamberlere, Allah (c.c.) hiçbir zaman yanlış yol göstermez. Yaradan&#8217;ın emrine karşı koyup senin gibi lânetlik olmamı mı istiyorsun? Defol git karşımdan; seni gözlerim görmesin.&#8221; Şeytan hâlâ bir şeyler söylemek isterse de yavru İsmail yerden avuçladığı çakıl taşlarını yüzüne fırlatır.</p>
<p>Şeytanı atlattıktan sonra baba oğul, yollarına devam ederek Mine&#8217;ye, boğazlamanın olacağı yere varırlar. İbrahim Peygamber Allah&#8217;ın emrini yerine getirmeye kesin kararlıdır; ama biricik yavrusunu kendi eliyle boğazlayacağını düşündükçe gönülden titremeler geçirir ve gözyaşlarını tutamaz diye İsmail&#8217;in yüzüne bakmaktan çekinir. Babasının içinde çalkalanan bu karışık hisleri küçük yaşına rağmen sezen İsmail (a.s.) babasına güç veren şu sözleri söyler: &#8220;Allah sana ne emrettiyse yap. İnşallah beni sabırlı ve dayanıklı bulacaksın.&#8221;</p>
<p>Bunun üzerine büyük bir soğukkanlılıkla İbrahim (a.s.) oğlunu düz bir kayaya yatırır. Ve evden getirdiği keskin bıçağı gönül kuzusunun ince boğazına dayar. Fakat hayret; bütün gücüyle batırmasına rağmen bıçak yavrucağın yumuşak gırtlağını kesmez. İbrahim&#8217;in üst üste yaptığı hamleler de netice vermeyince hem kızgınlığından ve hem de keskinlik derecesini denek üzere bıçağı, yavrusunun gırtlağından ayırarak taşa indirir. İsmail&#8217;in körpe boğazında en küçük bir iz bile açmayan bıçak, taşı boylu boyuna iki parçaya ayırıverir.</p>
<p>O sırada yanında bir koç ile birlikte gökten inen bir meleğin tekbir sesleri duyulur. İbrahim sese doğru başını çevirir. Gökten yere inen melek İbrahim&#8217;e Allah&#8217;ın şu emrini iletir &#8220;Tamam ey İbrahim! Dünyadaki en sevgili varlığını, bu varlık gönül kuzun ve biricik evlâdın İsmail bile olsa Allah yolunda kurban etmekten çekinmeyeceğini yeterince ispat ettin.</p>
<p>Hem sen, hem İsmail hem de eşin Hacer Allah&#8217;a bağlılığınızın dillere destan olmaya hak kazanan bir örneğini başarı ile verdiniz. Allah (c.c.) hepinizden hoşnut olmuştur. Maksat oğlunu boğazlaman değildir. Çünkü o senin yıllardan beri dileklerinde yaşattığın gibi senden sonra hak yolunun bayraktarlığını yapacak yüce bir Peygamber namzeti (adayı)dir. Yüce Allah (c.c.), sana İsmail&#8217;in yerine boğazlayasın diye şu getirdiğim koçu hediye ettiği gibi; biricik oğlunu Allah&#8217;ın emrine teslim olarak boğazlamaya koyulduğun şu günü, hak yolun yolcularına kurban kesme günü diye emrederek senin şerefli Allah bağlılığının aziz hatırasını ebedileştirmiştir.</p>
<p>&#8220;Ne mutlu sana ve senin soyundan gelecek hakikat önderlerine!&#8221;</p>
<p>Yüce Allah (c.c.) cümlemizi, kendi sevgisi uğruna dünyalık varlıkların en değerlisinden bile göz kırpmadan fedakârlık edebilecek gönülden bağlı kullarından eylesin, âmin&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-ve-oglu-ismail/">İbrahim (a.s) ve Oğlu İsmail</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-ve-oglu-ismail/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbrahim (a.s.)&#8217;ın Mücadelesi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-in-mucadelesi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-in-mucadelesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2021 05:18:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[babası]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in dini]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in hayatı özet]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in oğulları]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim'in özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İbrahim filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'da Hz İbrahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=21223</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbrahim (a.s.)&#8217;ın Mücadelesi Hz. İbrahim&#8217;in hayatının büyük bir kısmı vaktiyle Mısır halkının başında Kenan oğlu Nemrut adında zâlim ve sapık bir hükümdara karşı açtığı yılmaz mücadele ile geçti. Bu büyük Peygamber&#8217;in Mısır&#8217;a vararak orada mücadeleli bir hayat sürdüğünü şu âyetten anlıyoruz: &#8220;İbrahim (a.s.) şöyle dedi: Rabbimin beni hidayet yoluna eriştireceği yere (Mısır&#8217;a) gideceğim.&#8221; (Saffât sûresi, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-in-mucadelesi/">İbrahim (a.s.)&#8217;ın Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>İbrahim (a.s.)&#8217;ın Mücadelesi</h1>
<p>Hz. İbrahim&#8217;in hayatının büyük bir kısmı vaktiyle Mısır halkının başında Kenan oğlu Nemrut adında zâlim ve sapık bir hükümdara karşı açtığı yılmaz mücadele ile geçti. Bu büyük Peygamber&#8217;in Mısır&#8217;a vararak orada mücadeleli bir hayat sürdüğünü şu âyetten anlıyoruz:</p>
<p>&#8220;İbrahim (a.s.) şöyle dedi: Rabbimin beni hidayet yoluna eriştireceği yere (Mısır&#8217;a) gideceğim.&#8221; (Saffât sûresi, 99)</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın bir âyetindeki ilâhi ifadeden öğrendiğimize göre kendisini-hâşâ- Tanrıların en ulusu sanan ve kulu kölesi bildiği insanları nefsanî hırsları ile zâlim saltanatının esiri ve mahkûmu olarak yaşatan çılgın Nemrut; İbrahim Peygamberin gönülleri tek Allah&#8217;a ısıtan güçlü soluğunun yalancı saltanatını temelden sarsmaya başladığını anlar. Böylece de İbrahim-Nemrut mücadelesi bayrak açar. Hürriyete, hakikate ve nura susamış ruhların akın akın Allah elçisinin safına katılmaları karşısında, her türlü yıldırım metotlarını denemeye girişen zorba hükümdar, en son olarak Hz. İbrahim&#8217;i büyük bir ateş yaktırtarak içine atar. Fakat bu denemesinde de başarısızlığa ve hayal kırıklığına uğrar. Çünkü yardımı her yere erişen sınırsız kudretin sahibi Allah (c.c.) ateş yerini nadide bir gül bahçesi haline çevirir.</p>
<p>Bu başarısızlığından ve hayal kırıklığından sonra zorba ve küstah Nemrut başka bir metod denemesine kalkışır.</p>
<p>Zorba hükümdar bütün yol ve kavşak noktalarına diktiği vergi memurları aracılığıyla oralardan gelip geçen güzel kadınları toplattırır. Memurlar yoldan geçen kadınları kontrol ederek güzellerini seçmekte ve kırbaç darbeleri altında zorla erkeklerinin elinden almaktadırlar.</p>
<p>İşte bir yolculuğa sırasında aynı küstah ve zorba memurlar İbrahim Peygamberin eşini de kontrol ederler. Güzel mi, çirkin mi diye, Hz. İbrahim&#8217;in eşi Sâre, devrinin en güzel ve câzip kadınlarından biridir. Hatta kesinlikle söyleyebiliriz ki, o devirde böylesine tabii güzelliğe sahip bir ikinci kadın göstermek mümkün değildir.</p>
<p>Daha önceden zâlim hükümdarın bu çirkin ve vahşi tabiatını öğrendiği için karısı Sâre&#8217;yi kilitli bir sandıkta saklayan İbrahim&#8217;in sevgili eşini, şımarık memurlar sandıktan çıkararak, &#8220;Bu kadın, tam hükümdarımızın ağzına lâyık&#8221; diye de sulu sulu alaylar yaparlar. İki cihan güneşi Hz. Peygamberimizin atası olan İbrahim Peygamber ise, &#8220;O, benim eşim değil, kız kardeşimdir&#8221; diyerek gözleri önünde namus ve şerefine uzanan kirli ellerden uzaklaşmak istiyordu. Fakat boşunaydı.</p>
<p>Midesiyle hükümdarlarına sadık bir köpek gibi bağlı bulunan memurlar, belki büyük bir mükâfat koparırız ümidiyle Sâre&#8217;yi yakaladıkları gibi doğruca canavar ruhlu Nemrut&#8217;un kirli ve vahşî ellerine teslim ediverirler.</p>
<p>Bu sırada yüce Allah (c.c.) Hz. İbrahim&#8217;in kalb gözünü tamamen açmış, O da zorba hükümdarın güzel eşi Sâre&#8217;ye karşı yaptığı bütün hareketleri saniyesi saniyesine, sarayın dışından, yanındaymış gibi izliyordu. Sâre&#8217;yi gören zorba Nemrut ise onun çekici güzelliği karşısında çılgına dönmüş ve kuduran arzu ve ihtiraslarıyla ellerini ve bacaklarını okşamak istiyordu. Hz. İbrahim de çılgın şehevî arzularının pençesi altında karısını inletmek isteyen Nemrut&#8217;a ellerin tutmasın diye beddua ediyordu. Ellerine ve bacaklarına birden inme inen Nemrut ne yapacağını şaşırmış ve şehvetten kan bürümüş gözleriyle bir yandan Sâre&#8217;yi yiyecekmiş gibi süzerken, bir yandan da çaresizlik içinde kadına, &#8220;Sen sihirbazsın. Benim ellerimi, ayaklarımı bağladın. Sana yaklaşamıyorum&#8221; diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.</p>
<p>Bu acı bağırışlara daha fazla dayanamayan Sâre gerçeği ortaya döktü ve bunu şu sözleriyle dile getirdi: &#8220;Ey zorba hükümdar, ben sihirbaz değilim ama Allah&#8217;ın dostu İbrahim&#8217;in eşiyim. O yüzden bana dokunmaya hakkınız yok. Zâten eşim İbrahim de bana uzanacak ellerinizin ve ayaklarınızın kuruması için bedduada bulundu. El ve ayaklarınızın kuruması bundan ileri geliyor. Eğer tövbe edip Allah&#8217;a yönelirseniz elleriniz ve ayaklarınız yine eski hâline dönecektir.&#8221;</p>
<p>Çaresizlik içinde Allah&#8217;a yalvarıp yakaran Nemrut&#8217;un elleri ve ayakları hemen o anda eski halini alır. Sonra Sâre&#8217;ye bakar. Yine birden şehevî arzuları kabarınca dayanamayıp sarkıntılık etmeye kalkışır. Bu defa sarkıntılığın cezası olarak Allah (c.c.) gözlerini kör eder. Yine büyük bir şaşkınlığa kapılan Nemrut birden tövbe etmeyi hatırlayarak; gözlerine kavuşturması ve kararan dünyasını aydınlığa eriştirmesi için Allah&#8217;a eşsiz bir samimiyetle niyaz eder. Tövbesi kabul olarak eski aydınlık dünyasına döner.</p>
<p>Hemen belirtelim ki henüz daha bu hadise de zorba Nemrut&#8217;un aklını başına getirmemiş ve Allahlık iddiasından vazgeçerek, O&#8217;nun karşısında aciz bir kulu olduğunu idrâk ettirecek bir seviyeye eriştirmemiştir. Tekrar eşsiz güzelliğe sahip olan Sâre&#8217;ye sahip olmak arzusuyla harekete geçer. Bu kötü ve doğru bir istikamet olmaz, niyetinin cezasını bütün vücud azalarına inme inmesiyle ödedi. Fakat üçüncü defa gerçekten tövbe etti. Sâre&#8217;ye hiç dokunmadan eşi Hz. İbrahim&#8217;e teslim etti. Hz. İbrahim&#8217;den çok çok özür diledi, samimi gözyaşları döktü, bağrını, pişmanlık ile dağladı. Yüce Allah da bütün vücud azalarını eski haline soktu. Böylece de bir yandan namusuna ve şerefine leke düşürmeden bütün temizliğiyle kavuşarak, diğer yandan da zorba hükümdarın çirkin ve arsız hareketlerini kırarak Hz. İbrahim (a.s.) çifte başarıya erişmiş oldu.</p>
<p>Hikâyenin burasında bir inceliğe dokunmadan edemeyeceğiz. Sâre, güzel, çekici ve namuslu bir kadındır. Allah dostluğunu hak eden İbrahim Peygamber Sâre&#8217;ye son derece tutkundur. O yüzden de yüce Allah (c.c.) Sâre&#8217;yi Nemrut&#8217;un çirkin tecavüzüne uğramaktan korumuştur. Hatta hayatı boyunca Sâre&#8217;ye hiçbir yabancı el dokunamamıştır.</p>
<p>Şimdi şöyle düşünelim. Müminin gönlünden taşıdığı ve tüm yaşantısında söz ve hareketleriyle gereğini yerine getirdiği &#8220;Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Rasûlullah (Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur, Muhammed O&#8217;nun kulu ve elçisidir)&#8221; cümlesini, yüce Allah (c.c.) çok sevmektedir. Hemen söyleyelim ki İbrahim Peygamber&#8217;in sevgili eşi Sâre&#8217;ye hiçbir düşman eli dokunamadığına göre, yüce Allah&#8217;ın sevdiği ve dost bildiği gerçek müminlere amansız düşmanları olan lanetlik şeytan nasıl olup da dokunabilir, zarar verebilir, onları baştan çıkarabilir? Asla!</p>
<p>Bu ince noktayı dile getirdikten sonra hikâyemize devam edelim. Zorba hükümdar Nemrut, bütün vücud azaları eski halini alıp tam sıhhatine kavuşur kavuşmaz Hacer adında genç bir kadını getirerek Sâre&#8217;ye hediye etti. Sâre de bu genç kadını eşi İbrahim&#8217;e hibe etti. Ardından da, &#8220;Êy İbrahim, senden çok çok özür dilerim. Çünkü benim yüzümden çok üzüntü çektin. Bundan böyle sakın üzüntüye düşme. Çünkü yüce Allah (c.c.) aramızdaki perdeyi kaldırmıştır. Bunca zahmet ve sıkıntılara karşılık da şimdi sana bu kadını hediye ediyorum.</p>
<p>Netice olarak zorba hükümdar Nemrut, Allahlık iddiasında bulunmanın bu duygusunun mahsulü olan ve tâ namus ve şereflere kadar uzanan zorbalıklarının, yüce Allah&#8217;ın bir imtihanı olarak (daha sonra eski hallerine iade edilmelerine rağmen) ellerinden, ayaklarından, gözlerinden ve daha sonra tüm azalarından olmaktadır. Buna karşılık ise, Sâre güzellik ve çekiciliğine, Hz. İbrahim de bir Peygamber olarak her konuda Allah&#8217;ın sınırsız yardımına mazhar olmasına rağmen, Sâre doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamakta, İbrahim Peygamber de alçak gönüllülüğü elden bırakmamaktadır.</p>
<p>Yüce Allah (c.c.) cümlemizi büyüklük taslamaktan uzak tutan ve haddini bilerek kulluk vazifelerini gereği gibi yerine getiren alçak gönüllü kullarından eylesin, âmin&#8230;<br />
(Seb&#8217;ıyyat)</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-in-mucadelesi/">İbrahim (a.s.)&#8217;ın Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/ibrahim-a-s-in-mucadelesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
