<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Namazın rükünleri arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/namazin-rukunleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/namazin-rukunleri/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2021 05:17:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Namazın rükünleri arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/namazin-rukunleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Namaz, Namaz Nasıl Kılınır, Namaz Duaları</title>
		<link>https://hacialibayram.com/namaz-namaz-nasil-kilinir-namaz-dualari/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/namaz-namaz-nasil-kilinir-namaz-dualari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 May 2021 12:19:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Namaz Hakkında Herşey]]></category>
		<category><![CDATA[akşam namazı]]></category>
		<category><![CDATA[ikindi namazı]]></category>
		<category><![CDATA[namaz duaları]]></category>
		<category><![CDATA[namaz hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[namaz kılınışı]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz Nasıl Kılınır]]></category>
		<category><![CDATA[namaz rekatları]]></category>
		<category><![CDATA[namazaın farzları]]></category>
		<category><![CDATA[namazın adabı]]></category>
		<category><![CDATA[namazın dışındaki farzlar]]></category>
		<category><![CDATA[namazın içindeki farzlar]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın rükünleri]]></category>
		<category><![CDATA[namazın sünnetleri]]></category>
		<category><![CDATA[namazın vacipleri]]></category>
		<category><![CDATA[öğlen namazı]]></category>
		<category><![CDATA[sabah namazı]]></category>
		<category><![CDATA[yatsı namazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=23472</guid>

					<description><![CDATA[<p>Namaz, Namaz Nasıl Kılınır, Namaz Duaları 30.05.2021 &#8211; Namaz şüphesiz dinimizin en çok  önem verdiği ibadetlerden birisi. Namaz için nimetlerin şükrü  desek hiçte yanlış olmaz. Hac ibadeti parası olana farz, zekat yine  parası olan için bolca yapabileceği bir ibadet, orucu sağlığı olan tutsun diyor Rabbimiz; ama namaz, namazı hasta yatağınızda dahi göz ucuyla kılın buyuruyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/namaz-namaz-nasil-kilinir-namaz-dualari/">Namaz, Namaz Nasıl Kılınır, Namaz Duaları</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080;">Namaz, Namaz Nasıl Kılınır, Namaz Duaları</span></h1>
<p>30.05.2021 &#8211; <strong>Namaz</strong> şüphesiz dinimizin en çok  önem verdiği ibadetlerden birisi. <strong>Namaz</strong> için nimetlerin şükrü  desek hiçte yanlış olmaz. Hac ibadeti parası olana farz, zekat yine  parası olan için bolca yapabileceği bir ibadet, orucu sağlığı olan tutsun diyor</p>
<p>Rabbimiz; ama <strong>namaz</strong>, <strong>namazı</strong> hasta yatağınızda dahi göz ucuyla kılın buyuruyor.</p>
<p>Kelime-i şehadet’den sonra, İslam’ın birinci ve en büyük temeli <strong>namazdır. Namaz</strong> Müslümanlara özgü bir ibadettir. Diğer ibadetlerin makbuliyeti ve ihlası buna bağlıdır. <strong>Kişi farz olan namazı eda etmedikçe kulluğunda samimiyetten uzaktır.</strong></p>
<p>Allahu Teala(c.c) buyuruyor ki: “Kitaptan sana vahyedilmiş olanı tilavet et ve <strong>namazı</strong> dosdoğru kıl. Şüphe yok ki <strong>namaz</strong>, hayasızlıktan ve yaramaz şeylerden nehyeder. Ve elbette ki,Allah’ı zikir en büyüktür. Ve Allah ne yapar olduğunuzu bilir. <strong>(Ankebut suresi-ayet 45).”</strong></p>
<p>Rasulullah(s.a.v) Efendimiz buyurdu ki: “Allah(c.c) beş vakit <strong>namazı</strong> farz kıldı. Kim bunların abdestini güzelce alırsa,onları vaktinde kılarsa, rüku ve secdelerini eksiksiz yapar ve tam manasıyla kalbini <strong>namaza</strong> verirse, Allah(c.c) onu affedeceğine söz vermiştir. Bunları yapmayana ise Allah’ın verilmiş bir sözü yoktur. İsterse onu affeder, isterse azab eder.”</p>
<p>Hz.Enes(r.a) anlatıyor: “Rasulullah (s.a.v) miraca çıktığı gece, elli vakit <strong>namaz</strong> farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Sonra da şöyle hitap edildi: “Ey Muhammed! Artık nezdimde (hüküm kesinleşmiştir) bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit (Rabbinin bir lutfu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır.”</p>
<p><a href="https://hacialibayram.com/ayrintili-namaz-nasil-kilinir/"><strong>Vakit namazları</strong></a> ve diğer <a href="https://hacialibayram.com/nafile-namazlar/"><strong>özel namazlar</strong></a>ın nasıl kılınacağı ve <a href="https://hacialibayram.com/namazin-farzlari-2/"><strong>namazın farzları</strong></a> hakkında bilmeniz gerekenler aşağıda listelenmiştir. Ayrıca <a href="https://hacialibayram.com/?s=namaz+hakk%C4%B1nda"><strong>Namaz</strong></a> ile ilgili özel yazılarımız ve bilgilere de sitemizde ulaşabilirsiniz.</p>
<ul>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/sabah-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir/">Sabah Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/ogle-namazi-nasil-kilinir/">Öğle Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/ikindi-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir/">İkindi Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/aksam-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir/">Akşam Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/yatsi-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir-vitir-namazi/">Yatsı Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/cuma-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir/">Cuma Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/bayram-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir/">Bayram Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/cenaze-namazi-nasil-kilinir/">Cenaze Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/teravih-namazi-kac-rekattir-nasil-kilinir/">Teravih Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/kaza-namazi-nasil-kilinir/">Kaza Namazı Nasıl Kılınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/ayrintili-namaz-nasil-kilinir/">Ayrıntılı Namaz Kılınışı</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namaz-sureleri/">Namaz Sureleri</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namaz-dualari/">Namaz Duaları</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari/">Namazın Farzları</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-hadesten-taharet/">Hadesten Tahâret</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/necasetten-taharet-namaz-hakkinda-her-sey/">Necâsetten Tahâret</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-setr-i-avret/">Setr-i Avret</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-istikbal-i-kible/">İstikbâl-i Kıble</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-vakit-nedir/">Vakit</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-niyet/">Niyet</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-iftitah-tekbiri/">İftitah Tekbiri</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-kiyam/">Kıyam</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-kiraat/">Kıraat</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/ruku-namazin-farzlari/">Rüku</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/secde-namazin-farzlari/">Secde</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/kade-i-ahire-namazin-farzlari/">Kade-i Ahire</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/abdest-abdest-nasil-alinir-teyemmum-abdesti/">Abdest Nasıl Alınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/abdestin-farzlari/">Abdestin Farzları</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/abdestin-sunnetleri/">Abdestin Sünnetleri</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/abdesti-bozan-seyler/">Abdesti Bozan Haller</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/gusul-abdesti-nedir/">Gusül Abdesti Nedir</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/gusul-abdesti-nasil-alinir/">Gusül Abdesti Nasıl Alınır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/guslun-farzlari-sunnetleri/">Guslün Farzları ve Sünnetleri</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/teyemmum-nedir/">Teyemmüm Nedir</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/teyemmumum-farzlari/">Teyemmümüm Farzları</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/teyemmum-nasil-yapilir/">Teyemmüm Nasıl Yapılır</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/abdest-dualari/">Abdest Duaları</a></li>
<li><a href="https://www.hacialibayram.com/abdesti-unutmak/">Abdesti Unutmak</a></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/namaz-namaz-nasil-kilinir-namaz-dualari/">Namaz, Namaz Nasıl Kılınır, Namaz Duaları</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/namaz-namaz-nasil-kilinir-namaz-dualari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Namazın Şartları</title>
		<link>https://hacialibayram.com/namazin-sartlari/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/namazin-sartlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2021 18:35:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[32 Farz]]></category>
		<category><![CDATA[32 farz listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadesten Tahâret]]></category>
		<category><![CDATA[İstikbâl-i Kıble]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın dışındaki şartlar]]></category>
		<category><![CDATA[namazın farzları kaçtır]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın içindeki şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın rükünleri]]></category>
		<category><![CDATA[namazın şartları 6. sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın şartları nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Necâsetten Tahâret]]></category>
		<category><![CDATA[Setr-i avret]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=22357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Namazın Şartları 1. Hadesten Tahâret Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir. Hadesten tahâret, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/namazin-sartlari/">Namazın Şartları</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #993366;">Namazın Şartları</span></h1>
<h2>1. Hadesten Tahâret</h2>
<h2>Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir.</h2>
<p>Hadesten tahâret, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir. Bu çeşit tahâret, maddî kirleri giderme, beden sağlığını koruma gibi birçok yararı içinde bulundursa da esas itibariyle başka hikmetlere mebnî dinî muhtevalı ve ibadet içerikli (taabbüdî) bir temizliktir.<br />
Bilinen namaz abdestinin olmaması durumu, küçük hades diye; cünüplük, âdet görme (hayız) ve loğusalık gibi, gusül yapmayı gerektiren durumlar ise büyük hades diye adlandırılır.</p>
<p>Cünüp olan kimseler, boy abdesti almadan namaz kılamazlar. Aynı şekilde âdet yahut loğusalık halinde olan kadınlar da bu halleri devam ediyorken namaz kılamazlar. Bu halleri sona erdikten sonra, namaz kılabilmek için boy abdesti almaları gerekir. Boy abdesti almak için su temin edemeyen veya su bulduğu halde bu suyu kullanma imkânı bulamayan kimseler teyemmüm ederler. Aynı durum, namaz abdesti almak için su bulamayan kimse için de geçerlidir. Tilâvet secdesi ve şükür secdesi gibi namaz benzeri işler (eksik namazlar) için de hadesten temizlenmiş olmak yani abdestli bulunmak şart görülmüştür.</p>
<p>Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulursa namaz da bozulmuş olur. Namaz kılarken bilerek abdest bozucu bir fiil işleyen kişinin namazı bozulur. Ancak bu iş, namazın sonunda yapılmış ise, kişi kendi fiili ile namazdan çıkmış sayılacağı için Hanefîler&#8217;e göre namaz bozulmaz.</p>
<p>Özel durumlarında kadınlar namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaftır. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de hayız durumunun bir eza ve rahatsızlık hali olduğu bildirilmekte ve erkeklerin bu durumdaki eşleriyle cinsel ilişkide bulunmaları yasaklanmaktadır. Hz. Peygamber, bu durumda olan kadınların namaz kılmayacaklarını ve oruç tutmayacaklarını açıklamıştır. Kadınlar bu dönemlerinde kılamadıkları namazları kazâ etmeyecekler, fakat tutamadıkları oruçları kazâ edeceklerdir.</p>
<p>Bu hükümler üzerinde icmâ edilmiş ve bu konuda aykırı bir görüş öne sürülmemiştir. Öte yandan özel durumlarında kadınların namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaf tutulması, bir &#8220;haktan mahrumiyet&#8221; değil, &#8220;görevden muafiyet&#8221;tir. İbadetler, bir dinin temel unsurları içerisinde yer alması bir yana, o dinin alâmet-i fârikası, ayırıcı özelliğidir.</p>
<p>İbadetler, diğer sosyal ve hukukî kurumlardan farklı olarak, zamana ve zemine göre değişme göstermeyen sabit konulardır. Üzerinde görüş birliği sağlanmış ibadet konularında değiştirme yapılacak olursa, din, kendine mahsus özelliklerini yavaş yavaş yitirir ve tanınmaz hale gelir. Bu bakımdan özellikle ibadet konularında gerçekleşmiş olan icmâlara dikkat etmek, bunlara aykırı davranmamak şarttır. Zaten bu tür icmâlara aykırı davranmak, öteden beri<br />
âlimler tarafından bid‘at ve sapıklık olarak değerlendirilmiş, hatta konunun önem derecesine göre bazı icmâları inkâr edip karşı gelmenin küfür olacağı belirtilmiştir.</p>
<h2>2. Necâsetten Tahâret</h2>
<p>Necâsetten tahâret, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin, insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrar ve dışkıları gibi dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir. Ağır (galîz) necâset ve hafif necâsetin neler olduğu ve bunların hangi ölçüde bulunmalarının namaza engel olacağı konusu TEMİZLİK bölümünde açıklanmıştır. Namazın sıhhatine engel olacak ölçüde necâset taşıyan bir elbise ile bilmeyerek namaz kılan kimsenin, bu durumu öğrendikten sonra namazını iade etmesi gerekir.</p>
<h2>3. Setr-i Avret</h2>
<p>Avret, insan vücudunda başkası tarafından görülmesi ayıp ya da günah sayılan yerlerdir. Setr-i avret, avret sayılan yerleri örtmek demektir. Avret yerlerinin namazda olduğu gibi, namaz dışında da örtülmesi ve başkalarına gösterilmemesi gerekir.</p>
<p>Avret kelimesi Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de terim anlamına yakın bir şekilde iki yerde geçmiş olmakla birlikte (en-Nûr 24/31, 58), avret yerlerinin sınır ve ölçüleri gösterilmemiştir. Kur&#8217;an&#8217;da geçen &#8220;sev&#8217;e&#8221; (el-A‘râf 7/20, 22, 26, 27; Tâhâ 20/121; el-Mâide 5/31) kelimesiyle de en dar anlamda avret yani erkek ve kadının cinsel organı kastedilmiştir.</p>
<p>Bunun Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;sev&#8217;e&#8221; diye anılması, onların örtülmesinin aklın ve fıtratın da gereği olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan buna galîz avret denilmektedir. Cinsel organların dışında nerelerin avret olduğu hususu büyük ölçüde hadislerle düzenlenmiştir.</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in bu düzenlemeyi yaparken, o dönemin giyim kuşam tarzını da dikkate aldığı açıktır. O dönemde bugünkü anlamda iç çamaşırının olmadığı, en azından iç çamaşırı giyme âdetinin bulunmadığı dikkate alınırsa, Hz. Peygamber&#8217;in erkekler için yaptığı bu düzenlemenin, gerek namazdaki hareketler gerekse namaz dışında oturup kalkmalar esnasında, esas avret yerlerinin (cinsel organ ve makat) görünmemesi açısından ne kadar yerinde olduğu<br />
görülür.</p>
<p>Erkek için avret, yani örtülmesi gereken yerler, göbek ile diz kapağının arasıdır. Bu konuda biraz daha ihtiyatlı davranan Hanefîler diz kapaklarını da avret olarak kabul ederken, diğer üç mezhep, diz kapaklarını avret saymazlar. Kadın için avret, yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar, yüzlerini namazda örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler.</p>
<p>Saçlarıyla beraber başları, bacakları ve kolları örtülü bulunur. İmam Mâlik, setr-i avretin (örtünme) namaza has olmayan genel bir farz olduğunu, namazda ve namaz dışında uyulması gereken dinî bir emir bulunduğunu dikkate alarak kadınların başlarını örtmelerini ayrıca namazın farzları arasında saymamıştır.</p>
<p>Onun bu görüşün bir uzantısı olarak Mâlikî mezhebinde setr-i avret namazın sünnetlerinden sayılır. Diğer üç mezhep<br />
imamı ve Mâlikî mezhebindeki öteki görüşe göre, namazda setr-i avret, tıpkı kıbleye yönelmenin farz oluşu gibi farzdır.<br />
Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;Allah, bulûğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez&#8221; (İbn Mâce, “Tahâre”, 132; Tirmizî, “Salât”, 160; Müsned, IV, 151, 218, 259) ve &#8220;Kadın bulûğ çağına erince elleri ve yüzü dışında başka yerlerinin başkasına görünmesi helâl olmaz&#8221; (Ebû Dâvûd, “Libâs”, 31) şeklindeki hadisleri göz önüne alınınca, başörtüsüz kılınan namazın geçerli olmayacağı anlaşılır.</p>
<p>Kadının başının dörtte biri veya uyluğunun dörtte biri açık olarak namaz kılması durumunda, Ebû Hanîfe ve Muhammed&#8217;e göre namazı geçersiz olur. Ebû Yûsuf&#8217;a göre ise, başının yarıdan fazlası açık olmadıkça namaz geçerlidir. Çünkü bir şeyin yarıdan fazlası çok hükmündedir. Kadın, asgari bir başörtüsü, bir de ayaklara kadar uzanacak bir gömlek giymiş olmalıdır.</p>
<p>Başörtüsüz namaz kılacak olursa bu namazını, vakit içinde veya vakit çıktıktan sonra iade eder. Mâlik&#8217;e göre ise vakit çıktıktan sonra iade etmesine gerek yoktur. Çünkü İmam Mâlik&#8217;e göre kadının başını örtmesi namaza has olmayan genel bir farzdır. Bu sebeple Mâlikîler namazda kadınların başını örtmesini namazın farzları arasında saymaz, âdeta onu namazın sünnet veya müstehaplarından biri olarak görürler.</p>
<p>Bu itibarla başörtüsüz kılınan namaz, Mâlikîler&#8217;de ağırlıklı görüşe göre sahih olmakla birlikte vakti içinde iade edilmesi tavsiye edilmiştir. Kadının örtünmeyle ilgili genel farzı ihlâl etmiş olmasının dinî sorumluluğu ayrı bir husus olarak değerlendirilmiştir. Öte yandan kadınların kolları, kulakları ve salıverilmiş saçlarının avret olmadığını söyleyen Hanefî bilginler de bulunmaktadır.</p>
<p>Mâlikî mezhebinde erkek ve kadının avret yerleri “ağır avret” (avret-i mugallaza) ve hafif avret olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Erkek için galîz avret, cinsel organ ile makattır. Bu kısmın kesinlikle örtülmesi gerekir. Göbekle diz kapak arasının ağır avret sayılan bölgesinin dışında kalan kısımları ise hafif avrettir. Örtülmesi gerekli olmakla birlikte birincisi kadar ağır değildir.</p>
<p>Kadının göğsü, göğüs hizasında bulunan sırt kısmı, kolları, boynu, başı ve dizden aşağısı hafif avret olup, bunun dışında<br />
kalan yerleri galiz avrettir. Bu ayırımın pratik sonucu namazdaki örtünme hükümlerine etki eder. Buna göre, hafif avret sayılan yerleri açık olarak namaz kılan bir kimse genel dinî farzı ihlâl etmiş olmanın günahını yüklenmekle birlikte, bu kimsenin namazı bâtıl olmaz.</p>
<p>Mâlikîler’in namazda baş örtmeyi sünnet, açmayı da mekruh saymasının anlamı budur. Giyilen şeyin, tenin rengini göstermeyecek kalınlıkta veya dokuda olması gerekir. Vücut hatlarını belli eden elbise ile namaz kılmak mekruh olmakla<br />
birlikte kılınan namaz geçerlidir. İpek giysi giymek mekruh veya haram kabul edilse de, ipek elbise ile kılınan namaz geçerlidir.</p>
<p>Namaz esnasında avret mahallinin, kişinin iradesi dışında açılması durumunda, açılan yer eğer örtülmesi gereken yerin dörtte biri oranına ulaşmış ve bir rükün eda edilecek bir süre (sübhânellâhi&#8217;l-azîm diyecek kadar bir süre) açık kalmış ise kişinin namazı bozulur. Kendi iradesi ile açacak olursa namazı hemen bozulur.</p>
<h2>4. İstikbâl-i Kıble</h2>
<p>İstikbâl-i kıble, namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Müslümanların kıblesi, Mekke&#8217;de bulunan Kâbe&#8217;dir. Kâbe denilince sadece bilinen bina değil, bunun yanında, hatta daha öncelikle bu binanın bulunduğu yer kastedilir. Kâbe&#8217;yi gözle gören kişi, bizzat Kâbe&#8217;ye yönelir. Kâbe&#8217;den uzakta olan kişi ise Kâbe&#8217;nin bizzat kendisine değil, onun bulunduğu tarafa yönelir, yüzünü ve yönünü o tarafa çevirir.</p>
<p>Namazın amacı, kalbin mâsivâdan (Allah&#8217;tan başka her şeyden) ayrılıp yalnızca Allah&#8217;a yönelmesidir. Elbetteki Allah herhangi bir yönle kayıtlı ve sınırlı değildir. Fakat, kalbin huzur ve sükûnetini sağlamak bakımından, namazda herkesin yöneleceği bir yönün tayin edilmesi, belirlenmesi gerekir. Zâhirde, yüzümüzü Allah&#8217;ın evi olan Kâbe&#8217;ye çevirdiğimiz gibi, bâtınen de, Allah&#8217;ın nazargâhı olan kalbimizi, gönlümüzü başka şeylerden çekip alarak, arındırarak yalnız Allah&#8217;a yöneltmeli, Allah&#8217;tan başka şeyleri kalpten atmalıyız.</p>
<p>Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimsenin, yanında kıble yönünü bilen birisi varsa ona sorması gerekir. Böyle biri varken ona sormayıp kendisi ictihad ederek, yani kıble yönünü bulmaya çalışarak bir yöne yönelmiş ve yöneldiği tarafın kıble yönü olmadığı ortaya çıkmış ise, namazı iade etmesi gerekir. Kâbe&#8217;nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden (Kâbe yönünden) sapma sayılmaz. Sapma derecesi daha fazla olursa &#8220;kıbleye yönelme&#8221; şartı aksamış olur.</p>
<p>Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde yıldız, güneş, rüzgâr gibi birtakım doğal alâmetlere dayanarak kıble yönünü bulmaya çabalar ve kanaat getirdiği tarafa yönelerek namazını kılar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı ortaya çıksa bile, kendisi bu yöne ictihad ederek, yani birtakım alâmetlere dayanarak bu sonuca ulaştığı için, namazı yeniden kılması gerekmez.</p>
<p>Fakat namaz esnasında kıble yönünü anlaması halinde, namazını bozmadan o tarafa yönelir ve namazını tamamlar. Kıble yönünü bilmeyen kimse, birine sormadan veya kıblenin ne tarafta olduğunu araştırma zahmetine katlanmadan (ictihad etmeden) rastgele bir tarafa yönelse, namaz esnasında yöneldiği tarafın kesin olarak kıble tarafı olduğunu anlasa namazı yeniden kılar.</p>
<p>Çünkü namazın ilk kısmı şüpheli olduğu için, sağlam kanaate dayalı ikinci kısım, şüpheli birinci kısım üzerine bina edilemez. Ancak bu durumu namazı bitirdikten sonra anlayacak olursa, iade etmesi gerekmez. Ebû Yûsuf&#8217;a göre her iki durumda da iade etmesi gerekmez. İki kişi kıble cihetini araştırsa ve her biri ayrı bir yönün kıble olduğuna kanaat getirse, bu durumda bunlar birbirlerine uyarak cemaatle namaz kılamazlar.</p>
<p>Her biri kendi tesbit ettiği kıbleye dönerek ayrı ayrı namazlarını kılarlar. Bir kimse namazda iken bir özür olmaksızın göğsünü kıble tarafından çevirecek olursa namazı bozulur. Yüzünü çevirecek olursa, derhal kıbleye dönmesi gerekir. Bir kimse abdestsiz olduğunu zannederek namazdan ayrıldıktan sonra abdestli olduğunu hatırlasa, isterse henüz mescidden çıkmamış olsun, namazı bozulmuş olur.</p>
<p>Fakat bir kimse mescidde namaz kılarken abdestinin bozulduğu zannıyla kıbleden ayrılıp da daha mescidden çıkmadan<br />
abdestinin bozulmadığını anlasa, İmâm-ı Âzam&#8217;a göre namazı bozulmuş olmaz. Ama bunu mescidden çıktıktan sonra anlayacak olsa namazı ittifakla bozulur. Çünkü mekânın değişmesi bir özüre mebni değilse, namazı iptal eder.</p>
<p>Hastalık veya düşman yahut yırtıcı hayvan korkusu gibi nedenlerle kıbleye dönme imkânı bulamayan kimse, kendisi için en rahat olan tarafa döner. Binek Üzerinde Kıbleye Yönelme Normal durumlarda binek üzerinde nâfile namaz kılmak câiz ise de, farz namaz kılınmaz. Ancak zaruret durumlarında binek üzerinde namaz kılmak câiz görülmüştür. Hayvan üzerinde, otomobil veya otobüste namaz kılındığı takdirde namazın rükünlerinden olan kıyam ve çoğu kere istikbâl-i kıble yerine getirilemez.</p>
<p>Fakat yerin çamur olması, namaz kılacak uygun bir yer bulunmaması gibi durumlarda, hayvanı veya otomobili durdurup, hayvanın veya taşıtın üzerinde kıbleye yüz tutarak namaz kılınabilir. Hanefî mezhebinde iki namazın birlikte kılınması (cem‘), hac mevsiminde, Arafat ve Müzdelife dışında kabul edilmediği için, yağmur, çamur ve yolculuk<br />
gibi sebeplerle iki namazı birlikte kılmak söz konusu edilmemiştir.</p>
<p>Ancak diğer mezhepler, sayılan mazeretlere binaen iki namazın birlikte kılınabileceğini kabul ettikleri için, uygun yer bulma ihtimali olan durumlarda, namazı binek üzerinde kılmayıp uygun vakit ve mekânda iki namaz birlikte kılınabilir.<br />
Gemide namaz kılan kimse mümkünse kıbleye doğru döner; gemi yön değiştirdikçe kendisinin de kıble tarafına dönmesi gerekir.</p>
<h2>5. Vakit</h2>
<p>Namaz günün belli zaman dilimlerinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bu itibarla farz namazlar için vakit şarttır. Yine her bir farz namaza bağlı sünnet namazlar, vitir, teravih ve bayram namazları için de vakit şarttır. Bir farz namaz,<br />
vaktinin girmesinden önce eda edilemeyeceği gibi, vaktinin çıkmasından sonra da eda edilemez.</p>
<p>Bir farz namazın vakti içinde kılınması edâ, vaktinin çıkmasından sonra kılınması da kazâ olarak adlandırılır. Bir namazın özürsüz olarak vaktinde kılınmaması ve ileriki bir vakitte kazâ edilmek üzere ertelenmesi doğru değildir ve günahtır. İlgili hadisten hareketle, unutma ve uyuma gibi mazeretler nedeniyle vaktinde kılınamamış olan namazın daha sonra kılınması gerekir.</p>
<p>İhmal ederek, gevşeklik göstererek namazın vakti içerisinde kılınmaması günah olduğu için kimi bilginler, bu şekilde mazeretsiz olarak vakti içerisinde kılınmamış olan namazların kazâ edilemeyeceğini, günahından kurtulmak için tövbe<br />
etmek gerektiğini ileri sürmüşlerdir.</p>
<p>Bu bilginler, aynı şekilde uyuma ve unutma mazereti sebebiyle vaktinde kılınamamış bir namazın hatırlanıldığında eda niyetiyle kılınacağını belirtmişlerdir. Esasen niyet ederken hangi farz namazın kılındığının belirlenmesi (tayin) şart olmakla birlikte, eda veya kazâ şeklinde bir belirleme yapmak gerekli değildir.</p>
<p>Çünkü kazâya kalmış bir namaz, eda niyetiyle kazâ edilebileceği gibi, henüz vakti çıkmamış bir namaz da kazâ niyetiyle eda edilebilir. Kazâ, sadece beş vakit farz namaz ve bir de vitir namazı için söz konusudur. Cuma ve bayram namazları ve sünnet namazlar kazâ edilemez.</p>
<h3>aa) Beş Vakit Namazın Vakitleri</h3>
<p><strong>1. Sabah Namazının Vakti.</strong> Fecr-i sâdık da denilen ikinci fecrin doğmasından güneşin doğmasına, daha doğrusu güneşin doğmasından az önceye kadar olan süre sabah namazının vaktidir. Fecr-i sâdık, sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır. Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe &#8220;enlemesine beyazlık&#8221; anlamında &#8220;beyâz-ı müsta‘razî&#8221; denilir. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur.</p>
<p>Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir. Fecr-i kâzib de denilen birinci fecir ise, sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde, akçıl ve donuk bir beyazlıktır. Fıkıh literatüründe buna uzayıp giden beyazlık anlamında &#8220;beyâz-ı müstetîl&#8221; de denilir.</p>
<p>Bu geçici beyazlıktan sonra, yine kısa bir süre karanlık basar ve bunun ardından da ufukta yatay olarak boydan boya<br />
uzanan, giderek genişleyip yayılan fecr-i sâdık aydınlığı başlar. Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınması (isfâr) müstehaptır. Bu aydınlığın ölçüsü, atılan okun düştüğü yerin görülebileceği ölçüde bir aydınlıktır. Bununla birlikte, kılınan namazın fâsid olup yeniden kılınmasının gerekebileceği ihtimaline binaen, güneşin doğuşundan önce<br />
namazı yeniden kılabilecek bir sürenin bırakılması gerekir.</p>
<p>Sadece kurban bayramının ilk günü Müzdelife&#8217;de bulunan hacıların o günün sabah namazını, ikinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken (taglîs) kılmaları daha faziletlidir. Diğer üç mezhebe göre ise, sabah namazını her zaman<br />
bu şekilde erken kılmak daha faziletlidir (fecir hakkında bk. Tecrîd-i Sarih Tercümesi, II, 586-588).</p>
<p>2. <strong>Öğle Namazının Vakti.</strong> Öğle namazının vakti, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe&#8217;ye göre, zeval vaktinden yani güneşin tepe noktasını geçip batıya doğru kaymasından itibaren başlar ve güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu (fey-i zevâl) hariç, her şeyin gölgesi kendisinin iki misline ulaşacağı zamana kadar devam eder. Bu zamana &#8220;asr-ı sânî&#8221; denir.</p>
<p>Ebû Yûsuf, Muhammed ve diğer üç mezhep imamına göre ise, öğle namazının vakti zeval vaktinden, her şeyin gölgesi, fey-i zevâl hariç, kendisinin bir misline ulaştığı ana kadardır. Her şeyin gölgesi, fey-i zevâl hariç, kendisinin bir misline çıktığı zaman, öğle namazının vakti çıkmış, ikindi namazının vakti girmiş olur.</p>
<p>Bu zamana &#8220;asr-ı evvel&#8221; denir. Bir cismin gölge uzunluğunun, kendi uzunluğuna veya kendi uzunluğunun iki katına ulaşıp ulaşmadığı hesaplanırken, güneşin tam tepe noktada iken cismin yere düşen gölge uzunluğu (fey-i zevâl) hariç tutulur, yani toplam uzunluğa dahil edilmez. Söz gelimi, yere dikilen 1 m. uzunluğundaki çıtanın güneş tam tepedeyken<br />
yere düşen gölgesinin uzunluğu, ki buna fey-i zevâl denir, yarım metre olsun.</p>
<p>Bu durumda çıtanın yere düşen gölge uzunluğu 1.5 m. olduğu zaman, gölgesinin uzunluğu kendi uzunluğu kadar (bir misli) olmuş olur. Çıtanın gölge uzunluğu 2.5 metreye ulaşırsa, kendi uzunluğunun iki misline ulaşmış olur. Bu ihtilâftan kurtulmak için, öğle namazını her şeyin gölgesi, fey-i zevâl dışında, gölgesi bir misli olana kadar geciktirmemek; ikindi namazını da her şeyin gölgesi, fey-i zevâl dışında, iki misli olmadıkça kılmamak evlâdır.</p>
<p>Normal kullanımda gündüz denilince, güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre anlaşılır (örfî gündüz). Fakat şer‘î bakış açısından ise gündüz, fecr-i sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süredir (şer‘î gündüz). Şer‘î gündüz örfî gündüzden daha uzun bir süredir. Öğle namazının vakti, güneşin tepe noktasını geçip batıya doğru kaymasından itibaren başlar.</p>
<p>Güneşin tepe noktasını geçmesine &#8220;zeval&#8221; denilir. Zeval, örfî gündüzün tam ortasına denk gelir. Meselâ örfî gündüz on saat ise, bu sürenin yarısı (beş saat) zeval vaktidir ve güneş görünüşe göre gökteki yarı yolu katetmiş olur. Şimdiye kadar her şeyin gölgesi doğudan batıya doğru düşmekte iken, bundan sonra batıdan doğuya doğru düşmeye başlar. İşte güneşin tam bu yarı yola geldiği anda yere düşen gölgesine &#8220;zeval anındaki gölge&#8221; anlamında &#8220;fey-i zevâl&#8221; denir. Fey-i zevâlin yönü ve uzunluğu bölgenin ekvatordan uzaklığına, kuzey veya güney yarıkürede oluşuna göre değişir.</p>
<p>Bu anda yere dikilen 1 m. uzunluğundaki bir şeyin gölgesi, meselâ yarım metre olsun, fey-i zevâldir. Bu andan itibaren o şeyin gölgesi, fey-i zevâle ilâveten 2 metreye ulaşınca, yani 2.5 m. olunca, asr-ı sânî olmuş, İmâm-ı Âzam&#8217;a göre öğle vakti çıkmış, ikindi vakti girmiş olur. Tam zeval vaktinde namaz kılınmaz. Namaz kılınması câiz olmayan bu vakit, çok kısa süren bir ana mı mahsustur, yoksa bu anın biraz öncesinden mi başlar?</p>
<p>Bir görüşe göre bu hususta örfî gündüz esas alınır. Buna göre tam zeval vaktine, gündüzün bu ana kadar geçen süresi ile geri kalan süresinin birbirine eşitliği anlamına gelmek üzere &#8220;istivâ vakti&#8221; denir ki, güneş sanki herkesin başının üzerindeymiş gibi görünür. İşte namaz kılmanın câiz olmadığı vakit bu andır.</p>
<p>Diğer görüşe göre ise, bu hususta şer‘î gündüz esas alınır. Şer‘î gündüzde ise, gündüz güneşin doğması ile değil, fecr-i sâdıkın doğması ile başladığı için istivâ vakti, zeval vaktinden biraz önceye denk gelir. Bu bakışa göre kerahet vakti, istivâ vakti ile zeval vakti arasındaki süredir. Cuma namazının vakti de tam öğle namazının vakti gibidir.</p>
<p><strong>3. İkindi Namazının Vakti.</strong> İkindi namazının vakti, öğle namazının vaktinin çıkmasından güneşin batmasına kadar olan süredir. Öğle namazının vaktinin ne zaman sona erdiği konusundaki görüş ayrılığına göre söylenecek olursa, ikindi namazının vakti, Ebû Hanîfe&#8217;ye göre her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan itibaren, diğerlerine göre ise bir katına çaktığı andan itibaren başlar.</p>
<p><strong>4. Akşam Namazının Vakti.</strong> Akşam namazının vakti güneşin batmasıyla başlar, şafağın kaybolacağı zamana kadar sürer. Şafak, İmâm-ı Âzam&#8217;a göre akşamleyin ufuktaki kızıllıktan/kızartıdan sonra meydana gelen beyazlıktan ibarettir. Ebû Yûsuf, Muhammed ve diğer üç mezhebin imamına göre şafak, ufukta meydana gelen kızıllıktır.</p>
<p>Ebû Hanîfe&#8217;nin bu görüşte olduğu rivayeti de vardır. Bu kızıllık kaybolunca akşam namazının vakti çıkmış olur. Akşam namazının vakti dar olduğu için, bu namazı ilk vaktinde kılmak müstehaptır. Ufuktaki kızıllığın kaybolmasına kadar geciktirmek uygun değildir. 5. Yatsı Namazının Vakti. Yatsı namazının vakti, şafağın kaybolmasından yani akşam namazı vaktinin çıkmasından itibaren başlar, ikinci fecrin doğmasına kadar devam eder.</p>
<h3>bb) Müstehap Vakitler</h3>
<p>Her vaktin namazı, kendisi için belirlenmiş olan vaktin hangi parçasında kılınırsa kılınsın vaktinde kılınmış olur. Farz namazları vaktin ilk girdiği anda kılmak efdaldir. Nitekim Hz. Peygamber &#8220;Vaktin evveli, Allah&#8217;ın hoşnutluğudur,<br />
vaktin sonu ise affıdır&#8221; (Tirmizî, “Mevâkýt”, 13) buyurmuştur.</p>
<p>Fakat namazın ilk vaktinden sonraya bırakılmasında bir fazilet varsa bu takdirde vaktin sonuna bırakılabilir. Hz. Peygamber, sabah namazının ortalık biraz aydınlıkça iken kılınmasının daha faziletli olduğunu belirttiği için,<br />
sabah namazının vaktin ilk kısmında değil son kısmında kılınması (isfâr) Hanefîler’ce daha faziletli kabul edilmiştir.</p>
<p>Fakat sonrasında vakfe yapılacağı için Müzdelife&#8217;de kılınan sabah namazının, vaktin evvelinde kılınması (taglîs) daha uygun ve faziletlidir. Sıcak bölgelerde, yaz günlerinde, öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak (ibrâd) efdaldir. İkindi namazını, güneşin gözü kamaştırmayacak duruma gelmesinden önceki vakte kadar geciktirmek efdal, gözü kamaştırmayacak hale gelmesine kadar geciktirmek tahrîmen mekruhtur.</p>
<p>Akşam namazını her zaman ilk vaktinde, yani vakti girer girmez kılmak efdaldir. Yatsı namazını gecenin ilk üçte birine kadar geciktirmek efdaldir. Uyanacağına güvenen kişiler için, vitir namazını fecrin doğmasına yakın bir zamanda kılmak efdaldir.</p>
<h3>cc) Mekruh Vakitler</h3>
<p>Farz namazlar için müstehap vakitler olduğu gibi, genel olarak namaz kılmak için uygun olmayan, yani namaz kılmanın mekruh olduğu vakitler de vardır. Mekruh vakitler iki kısımdır. Bir kısmında hiçbir namaz kılınmaz, bir kısmında ise özellikle nâfile namaz kılınmaz, kazâ namazı kılınabilir. Hiçbir namazın kılınamayacağı üç mekruh vakit şunlardır:</p>
<p>1. Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman (şürûk zamanı ki bu yaklaşık 40-45 dakika civarındadır).<br />
2. Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman (vakt-i istivâ).<br />
3. Güneşin batma zamanı (gurûb). Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıkla bakılacak hale geldiği vakittir. Bu vakitte sadece, o günün ikindi namazının farzı kılınabilir. Nâfile namaz kılmanın mekruh olduğu vakitler:<br />
1. Fecrin doğmasından sonra sabah namazının sünneti dışında nâfile namaz kılınmaz.<br />
2. Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar,<br />
3. İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar,<br />
4. Akşam namazının farzından önce,<br />
5. Bayram namazlarından önce, ne evde ne camide,<br />
6. Bayram namazlarından sonra, camide,<br />
7. Arafat ve Müzdelife cem‘leri arasında,<br />
8. Farz namazın vaktinin daralması durumunda,<br />
9. Farza durulmak üzere kamet getirilirken (Sabah namazının sünneti bundan müstesnadır).<br />
10. Cuma günü hatibin minbere çıkmasından cuma namazı sona erinceye kadar nâfile namaz kılınmaz.</p>
<h3>dd) Kutuplarda Namaz</h3>
<p>Vakit namazın şartı olduğu gibi, namazın vâcip olmasının da sebebidir. Buna göre bir bölgede namaz vakitlerinden biri veya ikisi gerçekleşmiyorsa o vakitlere ait namazların, o bölge halkına farz olmaması gerekir. Diyelim ki bazı yerlerde senenin bir mevsiminde daha şafak kaybolmadan fecir doğarak sabah namazının vakti girmektedir. Bu durumda orada yatsı namazının vakti gerçekleşmeyeceği için, yatsı namazı kılmak gerekmez.</p>
<p>Fakat meselenin özü üzerinde düşünen mudakkik fakihlere göre vakit, namazın bir şartı, sebebi ve alâmeti olsa da, namazın asıl sebebi ilâhî hitaptır. Bütün müslümanlar beş vakit namaz ile mükelleftirler. Bu sebeple bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa orada yaşayanlar, namaz vakitleri tam olarak belirlenebilen en yakın bölgedeki namaz vakitlerine göre bir takdir ve belirleme yaparak namazlarını kılarlar.</p>
<p>Aynı şekilde güneşi uzun bir müddet batmayan veya doğmayan yerlerde en yakın bölgeye itibar edilmesi gerekir. Nitekim bu bölgelerde yaşayan insanlar günlük hayatlarını da güneşe göre değil 24 saatlik bir zaman dilimine göre düzenlemektedirler.</p>
<h2>6. Niyet</h2>
<p>Niyet “azmetmek, kesin olarak irade etmek, kastetmek” demektir. Daha açık bir ifadeyle kalbin bir şeye karar vermesi, hangi işin ne için yapıldığının açıklıkla farkında olunması demektir. Namaz hususunda niyet Allah için safiyetle namaz kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir.</p>
<p>Namazın geçerli olması için niyetin gerekli olduğunda İslâm bilginleri ittifak etmişlerdir. Ancak çoğunluk bunu sıhhat şartı sayarken, Şâfiîler ve bazı Mâlikîler rükün sayarlar. Niyetin kalp ile yapılması esas olup dil ile söylenmesi şart değildir. Bununla birlikte ayrıca dil ile de söylenmesi daha iyi olur ve bu tarzda niyet, çoğunluğa göre müstehaptır. Kalpten geçirilen ile dil ile söylenen birbirine uymuyor ise, kalpten geçirilene itibar edilir.</p>
<p>Mâlikîler&#8217;e göre ise dil ile söylenmesi câiz ise de söylenmemesi daha iyidir. Hanefî mezhebine göre farz namazlar, vitir namazı, adak namazı ve bayram namazları için belirleme şarttır. Meselâ &#8220;bugünkü sabah namazına&#8221; diye niyet edilir. Fakat vakit içerisinde, o vaktin hangi vakit olduğunu bilmek kaydıyla &#8220;bu vaktin farzını kılmaya&#8221; diye niyet edilmesi de yeterlidir.</p>
<p>Fakat cuma namazında, vaktin namazına niyet etmek yeterli olmaz, çünkü vakit cuma vakti değil, öğle namazının vaktidir. Nâfile namazlar için &#8220;falanca namazın ilk sünnetini veya son sünnetini kılmaya niyet ettim&#8221; diye niyet edilir. Bununla birlikte, ister müekked isterse gayr-i müekked olsun nâfile namazlarda, &#8220;falanca namazın sünnetini&#8221; diye<br />
bir belirleme yapmak şart değildir; sadece namaz kılmaya niyet edilmesi yeterlidir, fakat belirleme yapılması daha iyi olur.</p>
<p>Özellikle teravih namazı kılarken, &#8220;teravih namazına&#8221; veya &#8220;vaktin sünnetine&#8221; diye niyet edilmesi daha ihtiyatlı bir tutum olur. Cemaate yetişip de imamın farzı mı yoksa teravihi mi kıldırdığını bilmeyen bir kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kıldırmakta ise, uyan kişinin farzı sahih olur; imam teravihi kıldırmakta imişse, uyan kişinin kıldığı namaz nâfile olur, fakat yatsının farzından önce olduğu için teravih namazı yerine geçmez.</p>
<p>Niyet ederken hangi farz namazın kılındığının belirlenmesi (tayin) şart olmakla birlikte, eda veya kazâ şeklinde bir belirleme yapmak gerekli değildir. Çünkü kazâya kalmış bir namaz, eda niyetiyle kazâ edilebileceği gibi, henüz vakti çıkmamış bir namaz da kazâ niyetiyle eda edilebilir. Cemaatle namaz kılınması halinde imama uymaya da niyet edilmesi gerekir.</p>
<p>Fakat imamın, imamlığa niyet etmesi şart değildir. Arkada kadın cemaat bulunması halinde, kadınların iktidâsının sahih olabilmesi için imamın onlara imam olmaya niyet etmesi gerektiği söylenmiştir. Niyetin Zamanı. Niyetin iftitah tekbiriyle birlikte yapılması efdaldir. Fakat niyet ile tekbir arasında namaz ile bağdaşmayacak bir iş bulunmaması<br />
şartıyla, tekbirden önce de niyet edilebilir. Tekbir alındıktan sonra yapılan niyet çoğunluk tarafından kabul edilen görüşe göre geçerli olmaz.</p>
<p>Diğer bir görüşe göre Sübhâneke&#8217;den veya eûzüden önce edilen niyet ile namaz geçerli olur. Öteki mezhepler niyet ile tekbirin yakın olmasına önem vermişlerdir. Özellikle Şâfiî mezhebinde niyetin hemen tekbirden önce veya tekbirle<br />
birlikte yapılması gerekir. Namaza başlarken yapılan niyetin namaz sonuna kadar hatırlanması şart değildir. Bu bakımdan bir kimse bir vaktin farz namazına niyet ederek namaza başlasa, daha sonra nâfile kılıyormuş gibi bir zan ile namazını tamamlasa, farz namazı kılmış sayılır.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/namazin-sartlari/">Namazın Şartları</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/namazin-sartlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Namazın Farzları</title>
		<link>https://hacialibayram.com/namazin-farzlari/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/namazin-farzlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2020 21:29:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Namaz Hakkında Herşey]]></category>
		<category><![CDATA[12'dir namazın farzı]]></category>
		<category><![CDATA[32 Farz arapçası]]></category>
		<category><![CDATA[32 Farz ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[32 Farz dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestin farzları]]></category>
		<category><![CDATA[Hanefi mezhebi namazın farzları]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın FARZLARI İslam ve İhsan kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[namazın farzları diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[namazın farzları nelerdir eodev]]></category>
		<category><![CDATA[namazın farzları ve sünnetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın içindeki ve dışındaki farzları sıralayınız]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın rükunları]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın rükünleri]]></category>
		<category><![CDATA[namazın vacipleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=8039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Namazın Farzları Namazın farzları toplam on ikidir. Bunların bir kısmı namazdan önce olup namaz öncesi hazırlık mahiyetindedir. Bunlara &#8220;namazın şartları&#8221; denir. Bir kısmı da, namaza başlarken (Namaza durunca) yapılır ki bunlara da &#8220;namazın rükunları&#8221; denir. Namazın Şartları: 1. Hadesten Taharet: Gözle görülmeyen pisliklerden temizlenmektir. Bu abdest almak, gusletmek, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm etmekle olur. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/namazin-farzlari/">Namazın Farzları</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="font-size: 24pt; color: #008080;"><strong>Namazın Farzları</strong></span></h1>
<p><span style="font-size: 14pt;">Namazın farzları toplam on ikidir. Bunların bir kısmı namazdan önce olup namaz öncesi hazırlık mahiyetindedir. Bunlara <span style="font-size: 18pt; color: #ff6600;">&#8220;namazın şartları&#8221;</span> denir. Bir kısmı da, namaza başlarken (Namaza durunca) yapılır ki bunlara da <span style="font-size: 18pt; color: #ff6600;">&#8220;namazın rükunları&#8221;</span> denir.</span></p>
<h2><b>Namazın Şartları:</b></h2>
<p><b>1. Hadesten Taharet:</b> Gözle görülmeyen pisliklerden temizlenmektir. Bu abdest almak, gusletmek, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm etmekle olur. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <span style="color: #000000;"><strong>Detaylı</strong></span> <a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-hadesten-taharet/">Hadesten Tahâret</a></p>
<p><b>2. Necâsetten Taharet:</b> Gözle görülen pisliklerden temizlenmektir. Bu pislikler namaz kılan kimsenin vücudunda, elbisesinde, namaz kılacağı yerde olur. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı</strong> <a href="https://www.hacialibayram.com/necasetten-taharet-namaz-hakkinda-her-sey/">Necâsetten Tahâret</a></p>
<p><b>3. Setrü&#8217;l Avret:</b> Örtülmesi gereken yerlerin kapatılması demektir. Erkeklerde diz kapağı ile göbek arası, kadınlarda ise el, yüz ve ayak dışındaki her yerin örtülmesi gerekir. namazın bir rüknünü eda edecek kadar bir zaman içinde örtülmesi gereken bir organın dörtte biri açılırsa namaz bozulur.  <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-setr-i-avret/">Setr-i Avret</a></p>
<p><b>4. İstikbâli Kıble:</b> Namaz kılan kimsenin Kâbe yönüne yönelmesidir. Göğsünü kıbleden (yaklaşık 45 derece) çeviren kimsenin namazı bozulur. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-istikbal-i-kible/">İstikbâl-i Kıble</a></p>
<p><b>5. Vakit:</b> Farz ve Vacip olan her namaz için belli bir vakit vardır. Namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Vaktinden önce namaz kılınamaz. Özürsüz olarak sonra ya bırakmakta günahtır. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-vakit-nedir/">Vakit</a></p>
<p><b>6.Niyet:</b> Kılınacak olan namazın zihnen hatırlanmasıdır. İmamın imâmete, cemaatin da imama uymaya niyetlenmesi gerekir. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-niyet/">Niyet</a></p>
<p><b>Namazın Farzları:</b></p>
<p><b>1. İftitah Tekbiri:</b> namaza başlama tekbiridir. Niyetten sonra &#8220;Allahu Ekber&#8221; deyip eller yukarı kaldırılıp tekbir alınır. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-iftitah-tekbiri/">İftitah Tekbiri</a></p>
<p><b>2. Kıyam:</b> Namazda ayakta durmaktır. Gücü yetenler ayakta, yetmeyenler ise gücünün yettiği şekilde namazlarını kılarlar. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-kiyam/">Kıyam</a></p>
<p><b>3. Kıraat:</b> Namazda Kur&#8217;ân okumak demektir. Kıraat kıyamdadır ve en az üç kısa ayet miktarı okunmalıdır. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/namazin-farzlari-kiraat/">Kıraat</a></p>
<p><b>4. Rükû:</b> Kıraatten sonra eller dizlere erişecek şekilde eğilmekten ibarettir. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/ruku-namazin-farzlari/">Rüku</a></p>
<p><b>5. Secde:</b> Rükûdan sonra ayak, diz ve ellerle beraber alnı ve burnu yere koymaktır. Yalnız alnın ve burnun yere değmesi yeterli değildir. Alın yerin sertliğini hissetmelidir. Kalabalık cemaatlerde arka saftakiler ön saftakilerin sırtına secde edebilirler. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/secde-namazin-farzlari/">Secde</a></p>
<p><b>6. Kade-i Âhire:</b> Namazın sonunda &#8220;et-Tehiyyâtü&#8221; duasını okuyacak kadar oturmaktır. Detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. <strong>Detaylı </strong><a href="https://www.hacialibayram.com/kade-i-ahire-namazin-farzlari/">Kade-i Ahire</a></p>
<h2><strong style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namazın Farzları – Hadesten Taharet</strong></h2>
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong><br />
<img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-7655 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="http://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-%E2%80%93-Hadesten-Taharet-300x197.jpg" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-–-Hadesten-Taharet-300x197.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-–-Hadesten-Taharet.jpg 500w" alt="" width="330" height="217" />Hadesten tahâret:</strong> Namazın dışındaki farzlardan olan <strong>hadesten taharet</strong> kısaca gözümüzle görülmeyen pisliklerden temizlenmektir. <strong>Abdest almak</strong>, gusül abdesti almak, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm almak gibi.</span></h3>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;">Hades genel olarak hükmî kirlilik, <strong>Sadesten tahâret</strong> de bu hükmî kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani <strong>hükmî kirlilik</strong> olarak nitelendirilir. Hadesten tahâret, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir. Bu çeşit tahâret, <strong>maddî kirleri giderme</strong>, beden sağlığını koruma gibi birçok yararı içinde bulundursa da esas itibariyle başka hikmetlere mebnî dinî muhtevalı ve ibadet içerikli bir temizliktir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;">Bilinen namaz abdestinin olmaması durumu, <strong>küçük hades</strong> diye; cünüplük, <strong>âdet görme (hayız) ve loğusalık</strong> gibi, gusül yapmayı gerektiren durumlar ise büyük hades diye adlandırılır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong>Cünüp olan kimseler</strong>, boy abdesti almadan namaz kılamazlar. Aynı şekilde âdet yahut loğusalık halinde olan kadınlar da bu halleri devam ediyorken namaz kılamazlar. Bu halleri sona erdikten sonra, namaz kılabilmek için boy abdesti almaları gerekir. Boy abdesti almak için su temin edemeyen veya su bulduğu halde bu suyu kullanma imkânı bulamayan kimseler teyemmüm ederler. Aynı durum, namaz abdesti almak için su bulamayan kimse için de geçerlidir. <strong>Tilâvet secdesi</strong> ve <strong>şükür secdesi</strong> gibi namaz benzeri işler için de hadesten temizlenmiş olmak yani abdestli bulunmak şart görülmüştür.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;">Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulursa namaz da bozulmuş olur. Namaz kılarken bilerek abdest bozucu bir fiil işleyen kişinin namazı bozulur. Ancak bu iş, namazın sonunda yapılmış ise, kişi kendi fiili ile namazdan çıkmış sayılacağı için Hanefîler’e göre namaz bozulmaz.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;">Özel durumlarında kadınlar namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaftır. <strong>Kur’ân-ı Kerîm’de</strong> hayız durumunun bir eza ve rahatsızlık hali olduğu bildirilmekte ve erkeklerin bu durumdaki eşleriyle cinsel ilişkide bulunmaları yasaklanmaktadır. Hz. Peygamber, bu durumda olan kadınların namaz kılmayacaklarını ve oruç tutmayacaklarını açıklamıştır. Kadınlar bu dönemlerinde kılamadıkları namazları kazâ etmeyecekler, fakat tutamadıkları oruçları kazâ edeceklerdir. Bu hükümler üzerinde icmâ edilmiş ve bu konuda aykırı bir görüş öne sürülmemiştir. Öte yandan özel durumlarında kadınların namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaf tutulması, bir “haktan mahrumiyet” değil, “görevden muafiyet”tir. İbadetler, bir dinin temel unsurları içerisinde yer alması bir yana, o dinin alâmet-i fârikası, ayırıcı özelliğidir. İbadetler, diğer sosyal ve hukukî kurumlardan farklı olarak, zamana ve zemine göre değişme göstermeyen sabit konulardır. Üzerinde görüş birliği sağlanmış ibadet konularında değiştirme yapılacak olursa, din, kendine mahsus özelliklerini yavaş yavaş yitirir ve tanınmaz hale gelir. Bu bakımdan özellikle ibadet konularında gerçekleşmiş olan icmâlara dikkat etmek, bunlara aykırı davranmamak şarttır. Zaten bu tür icmâlara aykırı davranmak, öteden beri âlimler tarafından bid`at ve sapıklık olarak değerlendirilmiş, hatta konunun önem derecesine göre bazı icmâları inkâr edip karşı gelmenin küfür olacağı belirtilmiştir. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Necasetten Taharet:</strong></span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-7694 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Nec%C3%A2setten-Tah%C3%A2ret-Namaz-Hakk%C4%B1nda-Her-%C5%9Eey-300x200.jpg" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Necâsetten-Tahâret-Namaz-Hakkında-Her-Şey-300x200.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Necâsetten-Tahâret-Namaz-Hakkında-Her-Şey-696x464.jpg 696w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Necâsetten-Tahâret-Namaz-Hakkında-Her-Şey-630x420.jpg 630w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Necâsetten-Tahâret-Namaz-Hakkında-Her-Şey.jpg 750w" alt="" width="300" height="200" />Namazın dışındaki farzlardan olan necasetten taharet kısaca gözümüzle görülen pisliklerden temizlenmektir. Namaz kılanın, vücudunu, elbisesini ve namaz kılacağı yeri, necasetten yani dinimizde pis sayılan şeylerden temizlemesidir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Necâsetten tahâret, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin, (insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrar ve dışkıları gibi) dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın sıhhatine engel olacak ölçüde necâset taşıyan bir elbise ile bilmeyerek namaz kılan kimsenin, bu durumu öğrendikten sonra namazını iade etmesi gerekir. <em>(diyanet)</em></strong></span></p>
<h2 class="title icon" style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Necasetten taharet anlamı nedir?</span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Necâsetten temizlenmek namazın şartlarındandır. Ya’nî namaz kılanın bedeninde, elbisesinde ve namaz kılacağı yerde dirhem miktarından fazla necâseti, pisliği temizlemesi gerekir. Dirhem, katı necâsetlerde yaklaşık 5 gr.dır. Akıcı, sıvı necâsetlerde, açık el ayasındaki suyun yüzü genişliği kadar yüzeydir. Necâset, dirhem miktaından az ise namaz sahîh, geçerli olur ise de, yıkamak sünnettir. Dirhem miktarı bulunursa, tahrîmen mekrûh olur ve yıkamak vâcib olur. Dirhemden çok ise, yıkamak farzdır. Necâset miktarı, bulaştığı zaman değil, namaza dururken olan miktarıdır.</span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları – Setr-i Avret</strong></span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Setr-i avret Kısaca anlamı – Setr-i Avret Nedir?: Namazın dışındaki farzlardan olan setr-i avret kısaca örtülmesi gereken yerlerin yani avret yerinin örtülmesi demektir. Erkeğin avret yeri, göbeğinden diz kapağına kadardır. Kadınları<img decoding="async" class="size-medium wp-image-7729 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="http://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-%E2%80%93-Setr-i-Avret-300x200.jpg" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-–-Setr-i-Avret-300x200.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-–-Setr-i-Avret-696x463.jpg 696w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-–-Setr-i-Avret-631x420.jpg 631w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-–-Setr-i-Avret.jpg 700w" alt="" width="300" height="200" />n ise, yüz, ayak ve ellerinden başka her yeri avrettir.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Avret nedir?</strong>, insan vücudunda başkası tarafından görülmesi ayıp ya da günah sayılan yerlerdir. Setr-i avret, avret sayılan yerleri örtmek demektir. Avret yerlerinin namazda olduğu gibi, namaz dışında da örtülmesi ve başkalarına gösterilmemesi gerekir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Avret kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de</strong> terim anlamına yakın bir şekilde iki yerde geçmiş olmakla birlikte (en-Nûr 24/31, 58), avret yerlerinin sınır ve ölçüleri gösterilmemiştir. Kur’an’da geçen “sev’e” (el-A`râf 7/20, 22, 26, 27; Tâhâ 20/121; el-Mâide 5/31) kelimesiyle de en dar anlamda avret yani erkek ve kadının cinsel organı kastedilmiştir. Bunun Kur’an’da “sev’e” diye anılması, onların örtülmesinin aklın ve fıtratın da gereği olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan buna galîz avret denilmektedir. Cinsel organların dışında nerelerin avret olduğu hususu büyük ölçüde hadislerle düzenlenmiştir. Hz. Peygamber’in bu düzenlemeyi yaparken, o dönemin giyim kuşam tarzını da dikkate aldığı açıktır. O dönemde bugünkü anlamda iç çamaşırının olmadığı, en azından iç çamaşırı giyme âdetinin bulunmadığı dikkate alınırsa, Hz. Peygamber’in erkekler için yaptığı bu düzenlemenin, gerek namazdaki hareketler gerekse namaz dışında oturup kalkmalar esnasında, esas avret yerlerinin (cinsel organ ve makat) görünmemesi açısından ne kadar yerinde olduğu görülür.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Erkek için avret</strong>, yani örtülmesi gereken yerler, göbek ile diz kapağının arasıdır. Bu konuda biraz daha ihtiyatlı davranan Hanefîler diz kapaklarını da avret olarak kabul ederken, diğer üç mezhep, diz kapaklarını avret saymazlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kadın için avret</strong>, yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar, yüzlerini namazda örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, bacakları ve kolları örtülü bulunur.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">İmam Mâlik, setr-i avretin (örtünme) namaza has olmayan genel bir farz olduğunu, namazda ve namaz dışında uyulması gereken dinî bir emir bulunduğunu dikkate alarak kadınların başlarını örtmelerini ayrıca namazın farzları arasında saymamıştır. Onun bu görüşün bir uzantısı olarak Mâlikî mezhebinde setr-i avret namazın sünnetlerinden sayılır. Diğer üç mezhep imamı ve Mâlikî mezhebindeki öteki görüşe göre, namazda setr-i avret, tıpkı kıbleye yönelmenin farz oluşu gibi farzdır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hz. Peygamber’in “Allah, bulûğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez” (İbn Mâce, “Tahâre”, 132; Tirmizî, “Salât”, 160; Müsned, IV, 151, 218, 259) ve “Kadın bulûğ çağına erince elleri ve yüzü dışında başka yerlerinin başkasına görünmesi helâl olmaz” (Ebû Dâvûd, “Libâs”, 31) şeklindeki hadisleri göz önüne alınınca, başörtüsüz kılınan namazın geçerli olmayacağı anlaşılır. Kadının başının dörtte biri veya uyluğunun dörtte biri açık olarak namaz kılması durumunda, Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre namazı geçersiz olur. Ebû Yûsuf’a göre ise, başının yarıdan fazlası açık olmadıkça namaz geçerlidir. Çünkü bir şeyin yarıdan fazlası çok hükmündedir. Kadın, asgari bir başörtüsü, bir de ayaklara kadar uzanacak bir gömlek giymiş olmalıdır. Başörtüsüz namaz kılacak olursa bu namazını, vakit içinde veya vakit çıktıktan sonra iade eder. Mâlik’e göre ise vakit çıktıktan sonra iade etmesine gerek yoktur. Çünkü İmam Mâlik’e göre kadının başını örtmesi namaza has olmayan genel bir farzdır. Bu sebeple Mâlikîler namazda kadınların başını örtmesini namazın farzları arasında saymaz, âdeta onu namazın sünnet veya müstehaplarından biri olarak görürler. Bu itibarla başörtüsüz kılınan namaz, Mâlikîler’de ağırlıklı görüşe göre sahih olmakla birlikte vakti içinde iade edilmesi tavsiye edilmiştir. Kadının örtünmeyle ilgili genel farzı ihlâl etmiş olmasının dinî sorumluluğu ayrı bir husus olarak değerlendirilmiştir. Öte yandan kadınların kolları, kulakları ve salıverilmiş saçlarının avret olmadığını söyleyen Hanefî bilginler de bulunmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Mâlikî mezhebinde erkek ve kadının avret yerleri “ağır avret” (avret-i mugallaza) ve hafif avret olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Erkek için galîz avret, cinsel organ ile makattır. Bu kısmın kesinlikle örtülmesi gerekir. Göbekle diz kapak arasının ağır avret sayılan bölgesinin dışında kalan kısımları ise hafif avrettir. Örtülmesi gerekli olmakla birlikte birincisi kadar ağır değildir. Kadının göğsü, göğüs hizasında bulunan sırt kısmı, kolları, boynu, başı ve dizden aşağısı hafif avret olup, bunun dışında kalan yerleri galiz avrettir. Bu ayırımın pratik sonucu namazdaki örtünme hükümlerine etki eder. Buna göre, hafif avret sayılan yerleri açık olarak namaz kılan bir kimse genel dinî farzı ihlâl etmiş olmanın günahını yüklenmekle birlikte, bu kimsenin namazı bâtıl olmaz. Mâlikîler’in namazda baş örtmeyi sünnet, açmayı da mekruh saymasının anlamı budur.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Giyilen şeyin, tenin rengini göstermeyecek kalınlıkta veya dokuda olması gerekir. Vücut hatlarını belli eden elbise ile namaz kılmak mekruh olmakla birlikte kılınan namaz geçerlidir. İpek giysi giymek mekruh veya haram kabul edilse de, ipek elbise ile kılınan namaz geçerlidir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namaz esnasında avret mahallinin, kişinin iradesi dışında açılması durumunda, açılan yer eğer örtülmesi gereken yerin dörtte biri oranına ulaşmış ve bir rükün eda edilecek bir süre (sübhânellâhi’l-azîm diyecek kadar bir süre) açık kalmış ise kişinin namazı bozulur. Kendi iradesi ile açacak olursa namazı hemen bozulur. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları – İstikbal-i Kıble</strong></span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7825 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-%C4%B0stikbal-i-K%C4%B1ble-300x169.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-İstikbal-i-Kıble-300x169.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-İstikbal-i-Kıble.jpg 600w" alt="" width="300" height="169" />istikbali kıble nedir kısa bilgi; </strong><strong>İstikbâl-i kıble:</strong> Namazın dışındaki farzlardan olan istikbal-i kıble, namaz kılan kimsenin Kıble yani Kâbe yönüne dönmesi demektir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">İstikbâl-i kıble, namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. <strong>Müslümanların kıblesi</strong>, Mekke’de bulunan Kâbe’dir. Kâbe denilince sadece bilinen bina değil, bunun yanında, hatta daha öncelikle bu binanın bulunduğu yer kastedilir. Kâbe’yi gözle gören kişi, bizzat Kâbe’ye yönelir. Kâbe’den uzakta olan kişi ise Kâbe’nin bizzat kendisine değil, onun bulunduğu tarafa yönelir, yüzünü ve yönünü o tarafa çevirir. Namazın amacı, kalbin Allah’tan başka her şeyden ayrılıp yalnızca Allah’a yönelmesidir. Elbetteki Allah herhangi bir yönle kayıtlı ve sınırlı değildir. Fakat, kalbin huzur ve sükûnetini sağlamak bakımından, namazda herkesin yöneleceği bir yönün tayin edilmesi, belirlenmesi gerekir. Zâhirde, yüzümüzü Allah’ın evi olan Kâbe’ye çevirdiğimiz gibi, bâtınen de, Allah’ın nazargâhı olan kalbimizi, gönlümüzü başka şeylerden çekip alarak, arındırarak yalnız Allah’a yöneltmeli, Allah’tan başka şeyleri kalpten atmalıyız.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimsenin, yanında kıble yönünü bilen birisi varsa ona sorması gerekir. Böyle biri varken ona sormayıp kendisi ictihad ederek, yani kıble yönünü bulmaya çalışarak bir yöne yönelmiş ve yöneldiği tarafın <strong>kıble yönü</strong> olmadığı ortaya çıkmış ise, namazı iade etmesi gerekir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kâbe’nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden <strong>(Kâbe yönünden)</strong> sapma sayılmaz. Sapma derecesi daha fazla olursa “kıbleye yönelme” şartı aksamış olur.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde yıldız, güneş, rüzgâr gibi birtakım doğal alâmetlere dayanarak kıble yönünü bulmaya çabalar ve kanaat getirdiği tarafa yönelerek namazını kılar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı ortaya çıksa bile, kendisi bu yöne ictihad ederek, yani birtakım alâmetlere dayanarak bu sonuca ulaştığı için, namazı yeniden kılması gerekmez. Fakat namaz esnasında kıble yönünü anlaması halinde, namazını bozmadan o tarafa yönelir ve namazını tamamlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kıble yönünü bilmeyen kimse, birine sormadan veya kıblenin ne tarafta olduğunu araştırma zahmetine katlanmadan (ictihad etmeden) rastgele bir tarafa yönelse, namaz esnasında yöneldiği tarafın kesin olarak kıble tarafı olduğunu anlasa namazı yeniden kılar. Çünkü namazın ilk kısmı şüpheli olduğu için, sağlam kanaate dayalı ikinci kısım, şüpheli birinci kısım üzerine bina edilemez. Ancak bu durumu namazı bitirdikten sonra anlayacak olursa, iade etmesi gerekmez. <strong>Ebû Yûsuf’a</strong> göre her iki durumda da iade etmesi gerekmez.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">İki kişi kıble cihetini araştırsa ve her biri ayrı bir yönün kıble olduğuna kanaat getirse, bu durumda bunlar birbirlerine uyarak cemaatle namaz kılamazlar. Her biri kendi tesbit ettiği kıbleye dönerek ayrı ayrı namazlarını kılarlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Bir kimse namazda iken bir özür olmaksızın göğsünü kıble tarafından çevirecek olursa namazı bozulur. Yüzünü çevirecek olursa, derhal kıbleye dönmesi gerekir. Bir kimse abdestsiz olduğunu zannederek namazdan ayrıldıktan sonra abdestli olduğunu hatırlasa, isterse henüz mescidden çıkmamış olsun, namazı bozulmuş olur. Fakat bir kimse mescidde namaz kılarken abdestinin bozulduğu zannıyla kıbleden ayrılıp da daha mescidden çıkmadan abdestinin bozulmadığını anlasa, İmâm-ı Âzam’a göre namazı bozulmuş olmaz. Ama bunu mescidden çıktıktan sonra anlayacak olsa namazı ittifakla bozulur. Çünkü mekânın değişmesi bir özüre mebni değilse, namazı iptal eder.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hastalık veya düşman yahut yırtıcı hayvan korkusu gibi nedenlerle kıbleye dönme imkânı bulamayan kimse, kendisi için en rahat olan tarafa döner. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları – Vakit Nedir?</strong></span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7917 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-Vakit-Nedir-300x205.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Vakit-Nedir-300x205.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Vakit-Nedir-218x150.jpg 218w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Vakit-Nedir.jpg 599w" alt="" width="300" height="205" />Vakit:</strong> Namazın dışındaki farzlardan olan vakit kısaca namazların kendi vakitleri içinde kılınması gereklidir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namaz günün belli zaman dilimlerinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bu itibarla farz namazlar için vakit şarttır. Yine her bir farz namaza bağlı sünnet namazlar, vitir, teravih ve bayram namazları için de vakit şarttır. Bir farz namaz, vaktinin girmesinden önce eda edilemeyeceği gibi, vaktinin çıkmasından sonra da eda edilemez. Bir farz namazın vakti içinde kılınması edâ, vaktinin çıkmasından sonra kılınması da kazâ olarak adlandırılır. Bir namazın özürsüz olarak vaktinde kılınmaması ve ileriki bir vakitte kazâ edilmek üzere ertelenmesi doğru değildir ve günahtır. İlgili hadisten hareketle, unutma ve uyuma gibi mazeretler nedeniyle vaktinde kılınamamış olan namazın daha sonra kılınması gerekir. İhmal ederek, gevşeklik göstererek namazın vakti içerisinde kılınmaması günah olduğu için kimi bilginler, bu şekilde mazeretsiz olarak vakti içerisinde kılınmamış olan namazların kazâ edilemeyeceğini, günahından kurtulmak için tövbe etmek gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bu bilginler, aynı şekilde uyuma ve unutma mazereti sebebiyle vaktinde kılınamamış bir namazın hatırlanıldığında eda niyetiyle kılınacağını belirtmişlerdir. Esasen niyet ederken hangi farz namazın kılındığının belirlenmesi (tayin) şart olmakla birlikte, eda veya kazâ şeklinde bir belirleme yapmak gerekli değildir. Çünkü kazâya kalmış bir namaz, eda niyetiyle kazâ edilebileceği gibi, henüz vakti çıkmamış bir namaz da kazâ niyetiyle eda edilebilir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kazâ, sadece beş vakit farz namaz ve bir de vitir namazı için söz konusudur. Cuma ve bayram namazları ve sünnet namazlar kazâ edilemez. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları Niyet</strong></span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8036 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-Niyet-300x152.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Niyet-300x152.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Niyet-696x355.jpg 696w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Niyet.jpg 702w" alt="" width="300" height="152" />Niyet: Namazın dışındaki farzlardan olan niyet kısaca kılınacak olan namaza kalb ile niyet etmektir. Namaza niyet etmek, ismini, vaktini, kıbleyi, cemaatle kılınıyorsa imama uymayı, kalbimizden geçirmek demektir.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Niyet</strong> “azmetmek, kesin olarak irade etmek, kastetmek” demektir. Daha açık bir ifadeyle kalbin bir şeye karar vermesi, hangi işin ne için yapıldığının açıklıkla farkında olunması demektir. Namaz hususunda niyet Allah için safiyetle namaz kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namazın geçerli olması için niyetin gerekli olduğunda İslâm bilginleri ittifak etmişlerdir. Ancak çoğunluk bunu <strong>sıhhat şartı</strong> sayarken, <strong>Şâfiîler</strong> ve bazı <strong>Mâlikîler</strong> <strong>rükün</strong> sayarlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Niyetin kalp ile yapılması esas olup dil ile söylenmesi şart değildir. Bununla birlikte ayrıca dil ile de söylenmesi daha iyi olur ve bu tarzda niyet, çoğunluğa göre müstehaptır. Kalpten geçirilen ile dil ile söylenen birbirine uymuyor ise, kalpten geçirilene itibar edilir. Mâlikîler’e göre ise dil ile söylenmesi câiz ise de söylenmemesi daha iyidir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hanefî mezhebine göre farz namazlar, vitir namazı, adak namazı ve bayram namazları için belirleme şarttır. Meselâ <strong>“bugünkü sabah namazına”</strong> diye niyet edilir. Fakat vakit içerisinde, o vaktin hangi vakit olduğunu bilmek kaydıyla “bu vaktin farzını kılmaya” diye niyet edilmesi de yeterlidir. Fakat cuma namazında, vaktin namazına niyet etmek yeterli olmaz, çünkü vakit cuma vakti değil, öğle namazının vaktidir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Niyet ederken hangi farz namazın kılındığının belirlenmesi (tayin) şart olmakla birlikte, eda veya kazâ şeklinde bir belirleme yapmak gerekli değildir. Çünkü kazâya kalmış bir namaz, eda niyetiyle kazâ edilebileceği gibi, henüz vakti çıkmamış bir namaz da kazâ niyetiyle eda edilebilir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Cemaatle namaz kılınması halinde imama uymaya da niyet edilmesi gerekir. Fakat imamın, imamlığa niyet etmesi şart değildir. Arkada kadın cemaat bulunması halinde, kadınların iktidâsının sahih olabilmesi için imamın onlara imam olmaya niyet etmesi gerektiği söylenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Niyetin Zamanı:</strong> Niyetin iftitah tekbiriyle birlikte yapılması efdaldir. Fakat niyet ile tekbir arasında namaz ile bağdaşmayacak bir iş bulunmaması şartıyla, tekbirden önce de niyet edilebilir. Tekbir alındıktan sonra yapılan niyet çoğunluk tarafından kabul edilen görüşe göre geçerli olmaz. Diğer bir görüşe göre Sübhâneke’den veya eûzüden önce edilen niyet ile namaz geçerli olur. Öteki mezhepler niyet ile tekbirin yakın olmasına önem vermişlerdir. Özellikle Şâfiî mezhebinde niyetin hemen tekbirden önce veya tekbirle birlikte yapılması gerekir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namaza başlarken yapılan niyetin namaz sonuna kadar hatırlanması şart değildir. Bu bakımdan bir kimse bir vaktin farz namazına niyet ederek namaza başlasa, daha sonra nâfile kılıyormuş gibi bir zan ile namazını tamamlasa, farz namazı kılmış sayılır. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları – İftitah Tekbiri</strong></span></h2>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8086 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-%C4%B0ftitah-Tekbiri-300x141.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-İftitah-Tekbiri-300x141.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-İftitah-Tekbiri.jpg 520w" alt="" width="300" height="141" />İftitah tekbiri:</strong> Namazın içindeki farzlardan olan İftitah tekbiri namaza başlarken “Allahu Ekber” diyerek tekbir almaktır.</span></h2>
<h3><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">İftitah <strong>“başlamak, kapıyı açıp girmek”</strong> anlamındadır. İftitah tekbiri, namaza başlarken alınan tekbir olup <strong>“Allahü Ekber”</strong> cümlesini söylemektir. İftitah tekbiri, bütün mezhep imamlarına göre farz olmakla birlikte Hanefî imamlar bunu rükün değil şart olarak, diğer üç mezhep imamı ise rükün olarak değerlendirmiştir. <strong>İftitah tekbiri Hanefî</strong> mezhebinde rükün değil şart olmakla birlikte, rükünlere çok yakın oluşu sebebiyle bir rükün gibi değerlendirilmesi ve rükünler arasında ele alınması yanlış olmaz.</span></h3>
<p><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>İftitah tekbirinin şart veya rükün</strong> kabul edilmesi şeklindeki görüş ayrılığının pratik sonucu şudur: Bir kimsenin <strong>setr-i avret</strong>, <strong>necâsetten tahâret</strong> veya <strong>istikbâl-i kıble</strong>şartını, <strong>iftitah tekbirinden</strong> sonra yerine getirmesi durumunda kıldığı namaz, iftitah tekbirini şart sayanlara göre geçerli, rükün sayanlara göre ise geçersizdir. Söz gelimi kolu başı açık olarak tekbir alıp namaza duran bir kadın iftitah tekbirinden sonra kolunu başını örtse <strong>Hanefî imamlara</strong> göre namazı geçerli, ötekilere göre geçersizdir.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Bilen ve söylemekte güçlük çekmeyen kişi iftitah tekbirinde Allahüekber demelidir. Allah’ı yüceltme, O’nun büyüklüğünü ikrar anlamı taşıyan “Allahü kebîr”, “Allahü azîm” gibi başka sözlerle tekbir alındığında, farz yerine gelmiş olur. Fakat “estağfirullah” (Allah’tan bağışlanmak dilerim) veya “bismillah” gibi dua anlamı taşıyan ifadelerle tekbir alınacak olursa farz yerine gelmiş olmaz. Yine bir kimse Arapça dışında bir dilde tekbir getirecek olsa, Ebû Hanîfe’ye göre bu da yeterlidir.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hz. Peygamber’in tekbir alırken ellerini omuz hizasına kadar kaldırdığına dair rivayet bulunduğu gibi, kulak hizasına veya kulaklarının üstü hizasına kadar kaldırdığına dair rivayetler de vardır. Bu rivayetlerin birleştirilmesi durumunda, tekbir alırken başı hafifçe öne eğerek başparmak kulak memesine değecek şekilde elleri kaldırmanın uygun olduğu belirtilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Tekbir cümlesinde “Allah” kelimesinin ilk harfi olan A harfini uzatarak “Âllah” yahut “Aallah” veya “Eallah” diye tekrarlayarak okumak câiz değildir. Bu şekilde okumak mânayı bozacağı için, farz yerine getirilmemiş ve namaz geçersiz olur.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">İmama uymak üzere ayakta alınan iftitah tekbirinin tamamen kıyam halinde alınması şarttır. Buna göre, rükû halinde bulunan imama uyacak olan kimse, kıyam halinde Allah deyip, ekber lafzını rükûa vardıktan sonra diyecek olsa, imama uyması sahih olmaz.<em> (diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları Kıyam</strong></span></h2>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8150 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-K%C4%B1yam-300x200.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıyam-300x200.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıyam-696x463.jpg 696w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıyam-631x420.jpg 631w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıyam.jpg 902w" alt="" width="300" height="200" />Kıyam:</strong> Namazın içindeki farzlardan olan kıyam namazda ayakta durmak demektir.</span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kıyam ne demektir?</strong>  “kıyam doğrulmak, dikelmek, ayakta durmak” demektir. Namazı oluşturan ana unsurlardan biri olarak <strong>kıyam</strong>, <strong>iftitah tekbiri</strong> ve her rekatta Kur’an’dan okunması gerekli asgari miktarı okuyacak kadar <strong>bir süre ayakta durmak</strong> anlamına gelir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Farz ve vacip namazlarda ve Hanefî mezhebinde benimsenen görüşe göre sabah namazının sünnetinde kıyam bir rükündür. Gücü yeten kişi bu rüknü yerine getirmeden, meselâ oturarak farz veya vâcip bir namaz kılarsa namazı geçerli olmaz. Yine bir kimse, çekiliverse düşeceği bir tarzda, duvara veya bastona yaslanarak namaz kılacak olursa, namazı geçersiz olur. Nafile namazlarda ise kişi, ayakta durmaya gücü yettiği halde oturarak da namaz kılabilir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hasta veya ayakta durmaya gücü yetmeyen kişiden <strong>kıyam vecîbesi</strong> düşer. Bu kişi oturmaya güç yetiriyorsa, namazı oturarak kılar. Bu durumda oturma, o kişi için hükmen kıyam yerine geçer. Oturmaya da gücü yetmiyorsa nasıl kılabiliyorsa öyle, uzanarak veya ima ederek kılar. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Namazın Farzları Kıraat</strong></span></h2>
<figure id="attachment_8224" class="wp-caption alignleft"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8224 td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-K%C4%B1raat-300x198.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıraat-300x198.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıraat-696x458.jpg 696w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıraat-741x486.jpg 741w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıraat-638x420.jpg 638w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Kıraat.jpg 800w" alt="" width="300" height="198" /></span><figcaption class="wp-caption-text"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namazın Farzları Kıraat</span></figcaption></figure>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kıraat:</strong> Namazın içindeki farzlardan olan kıraat namazda, Kur’an-ı Kerimden sure veya ayet okumaktır.</span></h2>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Sözlükte “okumak” anlamına gelen kıraat,<strong>“Kur’an Kerim okumak”</strong> demektir. Namazda bir miktar Kur’an okumak gerekir. Namazda Kur’an, <strong>kıyam</strong> halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda okunması gereken asgari miktar, kısa üç âyet veya buna denk bir uzun âyettir. <strong>Namazın</strong> asıl iskeletini oluşturan ve biçimini veren<strong>kıyam</strong>, <strong>rükû</strong> ve <strong>secde</strong> gibi rükünlere nisbetle <strong>kıraat</strong>, <strong>namazın</strong> zâit rüknü olarak kabul edilir. Bu yüzden, kıyam, rükû, secde ve son oturuş, gerek cemaatle namaz kılarken gerekse tek başına namaz kılarken terkedilmediği halde, <strong>kıraat</strong>, imama uyan kişiden düşer.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kıraat <strong>nâfile namazların</strong>, <strong>vitir namazının</strong> ve iki rek`atlı namazların bütün rek`atlarında, dört veya üç rek`atlı <strong>farz namazların</strong> ise herhangi iki rek`atında olması farzdır. Kıraatin ilk iki rek`atta olması ise vâciptir. İkinci rek`attan sonraki rek`at veya rek`atlarda <strong>Fâtiha sûresini</strong> okumak Hanefî imamlardan yapılan bir rivayete göre vâcip, diğer bir rivayete göre ise sünnettir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hanefîler’in farz namazların ilk iki rek`atı dışında Fâtiha sûresinin okunmasını sünnet kabul etmeleri, <strong>farz namazları</strong> iki rek`at esası üzerine değerlendirmelerinin bir sonucudur. Seferde dört rekatlı namazların kısaltılıp iki rek`at olarak kılınması gerektiğindeki ısrarlarının da bu noktayla ilgisi vardır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kıraat konusundaki bu kurallar, Hanefî mezhebinde, imam olan için ve tek başına kılan için söz konusudur. İmama uyan kişinin kıraat yükümlülüğü yoktur; kılınan namaz açıktan <strong>(cehrî, âşikâre)</strong> okunan namaz ise imamı dinler, değilse susar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Diğer üç mezhepte ise kıraatin asgari miktarı her rek`atta Fâtiha sûresinin okunmasıdır. İlk iki rek`atta Fâtiha’dan sonra Kur’an’dan bir sûre veya birkaç âyet daha okumak <strong>(zamm-ı sûre)</strong> sünnettir. Bu mezheplerde kıraat, imam ve yalnız başına kılan için olduğu gibi imama uyan için de geçerlidir. Şu var ki imama uyan kişi, sessiz namazda Fâtiha’yı ve ardından eklenecek bir sûreyi, sesli namazda ise Şâfiîler’e göre sadece Fâtiha’yı okur; Mâlikî ve Hanbelîler’e göre bir şey okumayıp sadece dinler. Ahmed b. Hanbel’e göre, tercihen hem dinlemeli, hem de imam ara verdiğinde okumalıdır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Besmele Şâfiî mezhebine göre Fâtiha sûresinden bir âyet olduğu için, besmelenin okunması da kıraat vecîbesinin bir parçasıdır, yani namazın farzlarındandır. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Rüku Namazın Farzları</strong></span></h2>
<figure id="attachment_8266" class="wp-caption alignleft"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8266 size-medium td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-R%C3%BCku-300x199.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Rüku-300x199.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Rüku-696x462.jpg 696w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Rüku-632x420.jpg 632w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Namazın-Farzları-Rüku.jpg 959w" alt="" width="300" height="199" /></span><figcaption class="wp-caption-text"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Rüku Namazın Farzları</span></figcaption></figure>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Rüku:</strong> Namazın içindeki farzlardan olan rüku namazda kıraatten sonra elleri dizlere koyarak eğilmek demektir.</span></h2>
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Rükû</strong> sözlükte <strong>“eğilmek”</strong> anlamına gelir. Namazın ana unsurlarından olan rükû, eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir. Hz. Peygamber’in uygulamasına en uygun rükû şekli, sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilmektir.</span></h3>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Tarif edilen bu rükû duruşunda bir müddet beklemek (tuma’nîne) ve yine rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sakin oluncaya değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek (kavme) ta`dîl-i erkânın birer parçası olduğundan, Ebû Yûsuf’a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre tuma’nîne ve kavme farzdır. Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre ise vâciptir. Bu tume’nîne ve kavme süresinin asgari ölçüsü “sübhânellâhi’l-azîm” diyecek kadar durmaktır.<em> (diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Secde  Namazın Farzları</strong></span></h2>
<figure id="attachment_8301" class="wp-caption alignleft"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8301 td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Secde-Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-300x170.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Secde-Namazın-Farzları-300x170.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Secde-Namazın-Farzları.jpg 600w" alt="" width="300" height="170" /></span><figcaption class="wp-caption-text"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Secde Namazın Farzları</span></figcaption></figure>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Secde:</strong> Namazın içindeki farzlardan olan secde rükûdan sonra ayak, diz ve ellerimizle beraber alnımızı ve burnumuzu yere koyarak kapanmaktır.</span></h2>
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Secde sözlükte “itaat, teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek, yere kapanmak, yüzü yere sürmek” anlamına gelir. Namazın her rek`atında belirli uzuvları yere veya yere bitişik bir mahalle koyarak iki defa yere kapanmak namazın rükünlerindendir. Hz. Peygamber’in uygulamasına en uygun secde yüz, eller, dizler ve ayak parmaklarının üzerine olmak üzere yedi uzuv üzerinde yapılanıdır. Bununla birlikte bunlardan bir kısmı ile yetinildiğinde secdenin geçerli olup olmayacağı konusunda mezhepler arasında farklılıklar vardır. Hanefî mezhebinde farz olan, alnın ve ayakların hiç değilse bir ayağın yere dayanmasıdır. Burnun konması vâcip, ellerin ve dizlerin konması ise sünnettir. Tercih edilen görüşe göre, bir ayağın sadece bir parmağını veya sadece üstünü yere koymak yeterli değildir. Yine bir mazeret (özür) yokken alnı yere değdirmeden sadece burun üzerine secde yeterli olmaz.</span></h3>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Hanefîler’den Züfer ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde, yedi uzvun (eller, ayaklar, dizler ve yüz) her birinin bir kısmının yere değdirilmesi farzdır. Şâfiîler’e göre avuç içlerinin ve ayak parmaklarının alt taraflarının yere gelmesi gerekir. Mâlikî mezhebinde farz olan, secdenin alnın bir kısmı üzerinde yapılmasıdır. Özür sebebiyle bunu yapamayan ima ile secde eder. Sadece burnun üzerine secde edilmesi yeterli değildir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Secdede ve iki secde arasında bir miktar beklemek (tume’nîne), rükûdaki tume’nînenin hükmüyle aynıdır. <em>(diyanet)</em></span></p>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Kade-i Ahire Namazın Farzları</strong></span></h2>
<figure id="attachment_8335" class="wp-caption alignleft"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8335 size-medium td-animation-stack-type0-2" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Kade-i-Ahire-Namaz%C4%B1n-Farzlar%C4%B1-300x200.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Kade-i-Ahire-Namazın-Farzları-300x200.jpg 300w, https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Kade-i-Ahire-Namazın-Farzları.jpg 545w" alt="" width="300" height="200" /></span><figcaption class="wp-caption-text"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kade-i Ahire Namazın Farzları</span></figcaption></figure>
<h2 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Kade-i ahîre: Namazın içindeki farzlardan olan ka’de-i ahire son oturuş demektir. Namazın sonunda “Ettehiyyâtü” duasını okuyacak kadar oturmaktır.</span></h2>
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Ka’de-i ahîre “son oturuş” demektir. Namazın sonunda bir süre (teşehhüt miktarı) oturup beklemek namazın rükünlerindendir. İki rek`atlık namazlardaki oturuş, daha önce oturuş bulunmadığı için son oturuş sayılır.</span></h3>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Son oturuştaki süre Hanefîler’e göre “teşehhüt” miktarıdır. Teşehhüt miktarı ise, “Tahiyyât” duasını okuyacak kadar bir süredir. Şâfiî ve Hanbelîler’de ise farz olan oturuş süresi teşehhüt miktarına ilâveten bir de Hz. Peygamber’e salavat getirilebilecek (“Allahümme salli alâ Muhammed” diyecek) kadardır. Mâlikî mezhebine göre farz olan, hiç değilse selâm vermeye elverişli bir süre oturmaktır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;">Namaz ibadetinin ana çatısını oluşturan şartlar ve rükünler bunlar olmakla birlikte, yukarıda da belirttiğimiz gibi, ta’dîl-i erkân ve namazdan kendi fiili ile çıkmak da fakihlerin bir kısmına veya çoğunluğuna göre namazın farz veya vâcipleri arasında sayılır. Bu sebeple bu iki kavram hakkında burada bilgi verilmesi yerinde olur.<em>(diyanet)</em></span></p>
<div class="brs_col"></div>
<div class="brs_col"></div>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/namazin-farzlari/">Namazın Farzları</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/namazin-farzlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
