<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kamer Hanıma Mektuplar arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/category/mektuplar/kamer-hanima-mektuplar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/category/mektuplar/kamer-hanima-mektuplar/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 Aug 2025 21:51:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Kamer Hanıma Mektuplar arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/category/mektuplar/kamer-hanima-mektuplar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir (Kamer hanım’a mektuplar 29)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-29-oyleyse-bundan-sonra-hangi-sey-sana-dini-yalanlatabilir/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-29-oyleyse-bundan-sonra-hangi-sey-sana-dini-yalanlatabilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 13:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1279</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir K: TİN SÛRESİ 1-Tin’e ve zeytuna, 2-Sina Dağı’na 3-Ve bu güvenli beldeye andolsun ki, 4-Biz insanı en güzel biçimde yarattık. 5-Sonra da çevirdik, aşağıların aşağısına attık. 6-Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka, onlar için kesintisiz bir ecir vardır. 7-O halde sana dini ne yalanlatır? 8-Allah hakimlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-29-oyleyse-bundan-sonra-hangi-sey-sana-dini-yalanlatabilir/">Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir (Kamer hanım’a mektuplar 29)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir</h1>
<p>K: TİN SÛRESİ<br />
1-Tin’e ve zeytuna,<br />
2-Sina Dağı’na<br />
3-Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,<br />
4-Biz insanı en güzel biçimde yarattık.<br />
5-Sonra da çevirdik, aşağıların aşağısına attık.<br />
6-Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka, onlar için kesintisiz bir ecir vardır.<br />
7-O halde sana dini ne yalanlatır?<br />
8-Allah hakimlerin hakimi değil mi?<br />
1-İncire ve zeytine andolsun.<br />
2-Sina Dağı’na<br />
3-Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).<br />
4-Doğrusu biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.<br />
5-Sonra da aşağıların aşağısına çevirdik.<br />
6-Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka, onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır.<br />
7-Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?<br />
8-Allah da hükmedenlerin hâkimi değil midir?</p>
<p>Abi değişik mealler var. Hepsi de bazı kelimelerle ayrılıyorlar birbirlerinden. Ben ikisini yazdım buraya. Kur’an-ı Kerim bir taneyken niye kelimeler farklı farklı yazılıyor, anlamıyorum. Ukalâlık yapmak istemiyorum ama minicik bir ek dahi anlamı değiştirebilir bence. İlkine göre “İncire, zeytine, Sina Dağı’na ve bu güvenli beldeye” yemin edilirken, ikincisine göre sadece “incire ve zeytine” yemin ediliyor. Hangisine göre anlamalıyız? Diğer meallere bakınca daha da karışıyor aslında. Allah durup dururken yemin etmez bence. Burda önemli bir şey olmalı. Kur’an da başka yerlerde de yemin ediyor. Mesela ‘Tarık’a bazen de dikkat çekiyor, uyarıyor. “Umulur ki öğüt alıp düşünürler” gibi, ya da “Burada akıl sahipleri için ibretler vardır” gibi, oraya çok dikkat et dercesine uyarılar var.</p>
<p>Neden incir diye örnek verdiğini düşündüm. Birçok meyve varken, içindeki tanelerin çokluğundan ise nar da olamaz mıydı? Ama onda arada zarlar var. Bu sebeple olmayabilir. İncirin yapısını düşündüm: Bir ağaç… Üzerinde bir sürü incir&#8230; Her bir incirin içerisinde tanecikler. O taneciklerin her birisinin içinde bilkuvve yeni incir ağaçları… Onların içerisinde yeni incir ağaçları&#8230; Onların içerisinde yeni incir ağaçları… Böyle sonsuz bir süreklilik. Sürekli açılıyor, sürekli açılıyor&#8230; Arada narda olduğu gibi zarlar yok. Hepsi iç içe. O daldaki incirin gözüyle incir ağacına bakmaya kalksak o ağaç kökleri yukarıda, dalları aşağıda duruyor gibi gözüküyor olabilir. Bizim dışarıda var sandığımız her şey aslında bizim beynimizden yansımadaysa, biz belli zikirleri okuyarak beynimizdeki alanları genişletiyorsak ve görüş açımız genişliyorsa, tüm bu gördüğümüz her şey aslında bizim beynimizde. Bu ırmaklar, bu dağlar, gökyüzü ve daha her şey. Diğer âlemler de beynimizde. O kullanmadığımız bölümünde. Zikirlerle oralara ulaştıkça o âlemler de mânâdan zuhura açılacak. Oralarda yaşayabilecekler için. Lütfü Filiz’in kitabında “Gönlümüz bir ayna olup kâinat diye görünen bizden yansıdığı halde, biz nasıl O’nu görmek istiyorsak, O da öyle yapmıştır” diyor.</p>
<p>O önümde açılan tünelden yukarılara doğru çıktığımda gördüm oraları. Dağları, denizleri gördüm. Doğayı gördüm. Ama orda insan yoktu. Doğa yeşermişti. Su vardı. Düşünüyorum da son bir kaç yıldır üzerimden su akıyor. Sanki bir şelalenin altında oturuyor gibi hissediyorum bu akış başladığında. Ama insanlar&#8230; Onlar nerdeler? Evet, yaşam başlamış. Yeşermiş her yer. Ama hayat, insan için hayat. O, demirle ilgili bence. Hadid Sûresi. Kanda taşıdığımız demirle ilgili. O insanları taşıyacak olan o demir olmalı. Ama nerden? O insanlar nerden taşınacak? Bence sırtımızdan. Sırtımızdaki DNA’da taşıyoruz onları. Bunları işaret eden ayetler var. Onlar bizim eski atalarımız.</p>
<p>Taha-49:<br />
“Sizin Rabb’iniz kim ey Musa?”.<br />
50: “Rabb’imiz her şeye yaradılışını lütfeden, sonra da yol yordam gösteren kudrettir”.<br />
51: “Dedi peki ilk nesillerin hali ne olacak?”.<br />
52: “Onlara ilişkin bilgi Rabb’imin katında bir kitaptadır. Rabb’im ne şaşırır, ne de unutur”. 53: “Yeryüzünü size beşik yapan, onda sizin için yollar açan, gökten su indiren O’dur. Biz o suyla çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık”.<br />
54: Yiyin, hayvanlarınızı yayıp otlatın. Kuşkusuz bunda aklı başında insanlar için ibretler vardır”.<br />
55: “Sizi yerden yarattık. Tekrar ona göndereceğiz. Ve oradan sizi bir kez daha çıkaracağız”.</p>
<p>Mantıken düşünürsek ilk bakışta 49. ayetteki soru sorulduğunda, 50. ayette gelen cevabın ardından 51. ayetteki sorunun sorulması çok alakasız. 49. ayetteki sorunun derinleştirilerek yeni sorular gelmesi gerekmez mi? Ben firavunun yerinde olsam, Rabb’i hakkında daha fazla bilgi almaya çalışırım. Rabb’ini soruştururken niye pat diye ilk nesillerin halini sorsun ki? Ama totalde bakılınca çok alakalı görünüyor. Ve sonrasındaki ayetler bu alakayı pekiştiriyor.</p>
<p>Mü’minun – 80: “O hayvanlarda sizin için daha nice faydalar vardır. Onları binek yaparak gönüllerinizdeki arzuya ulaşırsınız. Hem onlar üzerinde hem gemiler üzerinde taşınırsınız”.</p>
<p>Kamer-11: “Biz de açtık gök kapılarını seller gibi akan bir su ile!”.<br />
12: “Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular”.<br />
13: “Ve taşıdık onu levhalar ve çivilerden oluşturulan şey üstünde”.<br />
14: “Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak. Nankörlüğe uğratılan kişi için”.<br />
15: “Yemin olsun ki, biz onu bir ibret ve işaret olarak arkaya bıraktık. Yok mu araştırıp öğüt alacak?”.<br />
16: “Nasılmış benim azabım ve uyarılarım?”.<br />
17: Yemin olsun ki, biz Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?”</p>
<p>O ilk nesiller bizim sırtımızda. Cennetlikler de, cehennemlikler de. Onları biz taşıyoruz.</p>
<p>Kamer 13: “Ve taşıdık onu levhalar ve çivilerden oluşturulan şey üstünde”.<br />
Yani bedenimiz. Gemi iskeletimiz olmalı.<br />
Kamer 15: “Yemin olsun ki, biz onu bir ibret ve işaret olarak arkaya bıraktık. Yok mu araştırıp öğüt alacak?”.<br />
Bizim bedenlerimizden geriye kalan tek şey iskeletimiz. Geride kalıyor. Hem de binlerce sene… Karbon testiyle kaç yıl önce yaşadığı dahi söylenebiliyor. Belki de yeni teknolojiler geliştirebilsek o iskelet bize aklımızın alamayacağı kadar bilgi verecek. Çünkü ibret ve işaret olarak geri bırakılıyor. İnsanlar acaba Nuh’un gemisi o dağda mı, bu dağda mı diye arayıp dururken mezarlıklar Nuh gemileriyle dolu olmasın? Bizlerin sırtında daha önceki atalarımız var. Kimi eksi, kimi artı, kimi bedenimizin sağına hapsoluyor, kimi soluna. Çift DNA sarmalı. Ve bu kavimlere resul yahut elçi geliyor. Onları oradan çıkarmak için. Vadedilmiş topraklara, Kenan’a götürmek için. Ama önce bilgi ile Nil’i geçmek gerek. Kişi sırtındaki kavimden taşıyabilirse zihninde açılan yeni yaşam alanlarında yaşam başlıyacak. Her birimizin sırtında eski kavimler yüklü. Mü’minun 80’de hayvanların ve gemilerin üzerinde taşındığını söylüyor. Hayvanlarla taşınma konusundaki düşüncelerimi yazmaktan imtina ediyorum. Zira buraya kadar yazdıklarım bile delirdiğimin düşünülmesine kâfi gelecek miktarda. Düşünsenize abi, bizim zihnimizde yeni semalar, onların içinde yaşama geçen insanlar. Onların zihinlerinde yeni semalar ve yaşama geçirdikleri insanlar… Ve böyle devam edip gider. Tam bir incir. Ve hal böyleyken şu an içinde bulunduğumuz yerküre ve gördüğümüz semayla birlikte biz de bir zihnin içindeyiz. Ve o zihnin bedeninde yaşıyoruz”.<br />
Taha 55: “Sizi yerden yarattık. Tekrar ona göndereceğiz ve oradan sizi bir kez daha çıkaracağız”. Eğer bu zikirlerle kendi zihnimizde yukarılara çıkabilirsek, paralel orantıyla içinde bulunduğumuz bedenin bedenselliğinden kurtulacağız. 7 gök katı. İçinde bulunduğumuz şuura ait olan 7 nefs mertebesi diye nitelenen 7 atmosfer tabakası. Bunlar 7 kat sema olmakla birlikte, yedi kat cennet. Ama sıfat cennetleri. İçinde bulunduğumuz büyük şuurun bize sunduğu sanal cennetler… Eğer bu katlardan kurtulabilirsek Adn cennetlerine hak kazanabilicez. Öncelikle bu büyük şuurdan kendimizi kurtarmalıyız.</p>
<p>Vakıa Sûresi’ni hatırlarsak orda bu yedi kat cennetten bahsediyor. Ama sağcılardan bahsederken sadece cennetler olarak bahsediyor ama ortadakilerden bahsederken Adn cennetlerini anlatıyor ve “katımızda” kelimesini kullanıyor. 7 kat cennetten “katımızda” denerek bahsedilmiyor. Ve yine 7 kat cennetin içlerinden ırmaklar akarken Adn cennetlerinin altlarından ırmaklar aktığı belirtiliyor. Biz bu semalardan kurtulucaz, tabii ki bizim zihnimizde başlayacak olan yaşamları yaşayan insanlar için de geçerli aynı şey. Onların zihnindekiler için de, onların zihnindekiler için de… Düşünsenize iç içe geçmiş boyutlar ve yaşamlar&#8230; Bunu başaramayanlar, içinde bulundukları bedenin bedenselliğine hapsolacak. Kimi sağında kalacak, kimi solunda. Başaranlar ana bedenin beynine doğru yol alacak. Burda tekrar Vakıa Sûresi geliyor aklıma. Hepsini övüyor Rabb’im. Sağdakileri de, soldakileri de, ortadakileri de. Çünkü sistem içinde hepsi gerekli ve yerli yerinde. Zaten hiçbir ayette “şeytan düşmandır” demiyor. “o sizin apaçık düşmanınızdır” diyor. Bizim için düşman evet, ama sistem içinde gerekli ve işlevsel. “Cehennem” diye tanımlanan yapının, narın ta kendisi yani. “Semun”. Bu kelime şeytan için de kullanılıyor, cehennem için de.</p>
<p>Abi yüz yüze konuşma şansımız olabilseydi, size daha da detaylı anlatabilseydim keşke. Daha birçok ayet. Birçok düşünce. Neler neler dönüp duruyor kafamda ayetleri okudukça… Sistemi anlamaya, pazıl’daki resmi görmeye çalışıyorum. Ama kafandaki birçok şeyi, bağladığın sebep sonuçları yazıya dökmek çok da kolay değil. Belki bu söylediklerim saçmalık. Belki de değil. Düşünüyorum işte. Ve bana hiç mantıksız gelmiyor. Rabb’imin büyüklüğü daha da açılıyor fark ettikçe. Ve işte nihayetinde tek bir insan var totalde. Tek bir yapı. Adem. Adem’i yarattı. Anne rahmine düşen bebeğin, minicik bir hücreyken bölünerek çoğalması ve bedenini oluşturması gibi, Adem de içeriden durmaksızın incir gibi açılarak çoğalıyor. Bilim de kabul ediyor ki kâinat hızla genişliyor. Ve bu sistemin tamamı bir tek insan. Bu konuda söyleyebilecek çok şey olmakla birlikte size de insaflı davranmak gerektiğini düşünüyorum. Daha da uzatmadan toparlayayım inşaallah. Siz oldukça meşgulsünüz ve ben başka kardeşlerimiz hakkından çalmak istemiyorum. Hayırlı akşamlar diliyorum. Selam ve dua ile.</p>
<p>HAB: Selam es selame. Vallahi deli falan değilsiniz. Beyniniz ve kalp gözü dediğimiz vasıtalarla, Rabb’imizin kerem ve ikram denizinden damlaları tadıyor, yaşıyorsunuz.</p>
<p>Allah Tealâ’nın değil küll&#8217;ünü, sıfatlarını bile ne tahayyül etmek, ne idrak etmek imkânsızdır. Her şey sınırsız, ancak kişiye özel anlayış ve seyirlerle imanımızı güçlendiriyoruz. İdraksizliğimizin farkına vardıkça hayretimiz artıyor ve Rabb’imizin ekberiyeti ve azameti karşısında diz bağlarımız çözülerek rukûya varıyoruz. Ardından azametten Alâ ismine sığınarak yerlere kapanıp secdeye vararak, tespihler ederek kavramak, anlamak, idrake yakınlaşmak ve lütfuna sığınmak için nefsimizin cehaletinin farkına varıp islam-teslim mertebesini bütün hücrelerimizde yaşamaya başlıyoruz. İşte mü&#8217;min mertebesi devreye girince cennetleri, zikirlerimiz kadar seyirleri hak ediyoruz. Zihin şüphelerden ve kendi dar kapasitesinden kurtulunca, Rabb’imizin yed’inde seyrü seferler ve derin hayallere yelken açıyoruz. Dara düştüğümüzde işaret dilinden doğrudan Rabb’in hitabına muhatap oluyoruz. Susma emri gelmese biz de kendimize deli denilmesini hak edecek kadar ötelerden bahis açardık ya, emir kesin. İtaat kesin&#8230; Eğer karşılıklı muhabbet etme şansımız olsaydı bire bir belki Rabb’imiz sınırları aşmaya izin verirdi ama maalesef bu mümkün olmayınca bu kadarla yetinmek farz oluyor. Rabb’inle karşındaymış gibi konuş. Cevap verecektir inşaallah.<br />
1-İncire ve zeytine andolsun.<br />
2-Sina Dağı’na<br />
3-Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).<br />
4-Doğrusu biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.<br />
5-Sonra da aşağıların aşağısına çevirdik.<br />
6-Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka, onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır.<br />
7-Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?<br />
8-Allah da hükmedenlerin hâkimi değil midir?</p>
<p>Bir de şöyle oku bu sureyi.lütfen.</p>
<p>1-İncire(dişiye) ve zeytine(erkeğe) andolsun.<br />
2-Sina Dağı’na(bedene)<br />
3-Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre&lt;rahme&gt;).<br />
4-Doğrusu biz insanı(bu ikisinden) en güzel bir biçimde yarattık.<br />
5-Sonra da aşağıların aşağısı(dünya&#8217;da)na (nurumuzu maddeye)çevirdik.<br />
6-Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka, onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır.<br />
7-Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?<br />
8-Allah da hükmedenlerin hâkimi değil midir?</p>
<p>Selam es selame.</p>
<p>K: Teşekkür ederim hocam.</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>6 Mar 2015, 17:03</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-29-oyleyse-bundan-sonra-hangi-sey-sana-dini-yalanlatabilir/">Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir (Kamer hanım’a mektuplar 29)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-29-oyleyse-bundan-sonra-hangi-sey-sana-dini-yalanlatabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biiznillah gelecek, güzel gelecek (Kamer hanım’a mektuplar 28)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-28-biiznillah-gelecek-guzel-gelecek/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-28-biiznillah-gelecek-guzel-gelecek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 08:59:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biiznillah gelecek, güzel gelecek HAB: Selam es selame ; Son gezintinizden şimdi daha eminim ki, süflî varlıklarla ilişkidesin. Maalesef benim cinlerle ilgili bilgim, ilmim hiç yok denecek kadar az. Sana daha önce bildirdiğimi sanıyorum, küçük bir tecrübe yaşadım, hocam rahmetli “ilgilenme” dedi, bıraktım. 30’lu yaşlarımdaydı. Gelenler ‘hüddam’ dedikleri cinstendi. Kur’an’dan bir sûrenin hüddamları olduğunu ilgili [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-28-biiznillah-gelecek-guzel-gelecek/">Biiznillah gelecek, güzel gelecek (Kamer hanım’a mektuplar 28)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Biiznillah gelecek, güzel gelecek</h1>
<p>HAB: Selam es selame ; Son gezintinizden şimdi daha eminim ki, süflî varlıklarla ilişkidesin. Maalesef benim cinlerle ilgili bilgim, ilmim hiç yok denecek kadar az. Sana daha önce bildirdiğimi sanıyorum, küçük bir tecrübe yaşadım, hocam rahmetli “ilgilenme” dedi, bıraktım. 30’lu yaşlarımdaydı. Gelenler ‘hüddam’ dedikleri cinstendi. Kur’an’dan bir sûrenin hüddamları olduğunu ilgili bir çok kişi söyledi. Kalp damar hastalıklarının tedavisine yardımcı olan ulvî varlıklardan olduklarını bilmeyen yok gibiydi. Tam bağlantı kurmadan ehlinin yardımıyla onlarla bağımı uzun uzun okuyarak kesmiştim&#8230;</p>
<p>Sonraları süflîleri tarafından büyü, sihir gibi nedenlerle zarar görmüş bir oğlumu okuduğum için etkilendim. Konuyu bilen birisinin yardımıyla çok uzun süreler okumayla o etkiden kurtuldum. Rehberlik eden kişinin tariflerini tam okudum, o varlığın yanarak öldüğünü gördüm. Etkinin sıfırlandığını da yardım aldığım kişi ilgilenerek yani ‘bakmak’ dedikleri araştırmasının sonunda söylediği için bir daha belirgin etkilenmedim.</p>
<p>Dolayısı ile demek istediğim şu ki, varlıklarından yaşadığımız tecrübelerle haberdarız da, daha öte bir bilgim yok. Sadece korunma yollarını sana da bildirdiğim gibi, sağ devriyle, Kâfirun Suresi’ni okuyarak, Ayetel Kürsî’yi yazıp su içine bırakıp içmekle sağlandığını biliyorum. Ancak bu tedbirlerin tam iletişim kuranlara yetip yetmediğini bilmiyorum.</p>
<p>Ben aslında TARİKATTA sana yardım ettiğini söyleyenlerin de, bunların müslümanları olduğuna inanmaya başladım. O tarikattakilerin verdiklerini okumaya başladığından sonra bunlarla karşılaşman dikkat çekici&#8230; Bence o zikri bırakmalı, diğer korunma zikirleri ile devam etmelisin. Keşke sana daha çok yardım edebilseydim. Esas başına bunları saranın S. ve S.’yı ele geçiren süflî olduğunu sanıyorum. Onları merak etmeyi bırakmalısın. Zihninde onlara izin vermemeli, rıza göstermemeli, onların hayatlarını merak etmemeye çalışmalısın.</p>
<p>Çok sayıda Kâfirun Sûresi’ni, İhlas’ı ve Felak ve Nas Sûreleri’ni okumalı, sağ devrini yedi Ayetel Kürsi ile yapmalısın. Düzenli abdestli kalmak, zikirlerini eksiksiz yapmak, umulur ki onları senden uzak tutar.</p>
<p>Bir kardeşimiz kendisinin de üç harflilerden rahatsız olduğunu, onları zihnen reddederek kurtulduğunu, benim verdiklerimle meşgul olmakla rahatladığını yazmıştı. Sizden isim vermeden bahsettim, “böyle böyle seyahatler yapıyor” dedim. Son seyahatinizden kısaca bahsettim. “Kesin süflîlerdir. Sabah olmadan bırakmaları ve mekânlarının perişanlığı buna delildir” dedi. Ve ancak zihnen onlarla ilgilenmemenizle kurtulabileceğinizi selamlarıyla bana yazmış.</p>
<p>Dergâh dediğiniz yerle bir bağlantı yaparak bilgi alsanız ve varsa onlardan korunmak için ne yapılacağını öğrenseniz iyi olur, diye aklıma geldi. Fazla söyleyecek söz bulamadım. Sana sağlık afiyet dilerken, dergâha şu andaki rahatsızlığınızda onların payı olup olmadığını sorsanız iyi olur&#8230;</p>
<p>Bir de S.’dan şu andaki durumu hakkında bilgi isteseniz.. Size olanlardan yanındakinin haberi var mı, öğrenseniz iyi olur. Selam es selame</p>
<p>K: Abi ben bunları hiç düşünmüyorum, merak da etmiyorum. Hatta siz “Cemâldesin” dediğinizden beri pek bir rahatladım. En son rüyamda erkek bebekler dolmuştu kucağıma ve ayakkabılarımda kömür parçaları vardı. Siz bir süre daha bunlardan sıkıntı olacağını söylemiştiniz. Sanırım şu an o süreci yaşıyorum.</p>
<p>Son yıllarda abdestsiz, yemem, içmem, gezmem. Namazları düzenli kılıp, uyku hariç neredeyse tüm gün zikirdeyim. Hâlâ niye bana bulaşıyorlar, anlamıyorum. Ayın 20’sinde İstanbul’a gidicem, oğluma inşallah. S.’yı görücem. Şu küçülme işini de O’na sorucam. O bana çok iyi görünmüyor. Yanındaki aylardır yanında değilmiş.</p>
<p>Onu da alıp türbeye gitmeyi planlıyorum. Türbede de anlatıcam bunları. Madem himaye ediyorlar niye maruz kalıyorum? Size döndüğümde bilgi veririm inşaallah. Bu arada o zamana kadar yeni bir gelişme olursa yine bilgi veririm. Selam ve dua ile.</p>
<p>HAB: Tamam. Allah yardımcın olsun. Aslında son olaya kadar selamete çıktığınızdan emindim. Ama bu olay henüz o sınırı aşmadığımıza hükmettirdi. Ve tarikatın verdiği zikirden şüphelendim. Selam es selame</p>
<p>K: Selamün aleyküm, hayırlı sabahlar çok kıymetli abim. Bir süredir sizinle konuşamadık. Nasılsınız? İyisiniz inşaallah. Şubat tatilini oldukça yoğun geçirdim ve sanırım seçimlerin yaklaşmasından olsa gerek, bu yıl turlarımız oldukça erken ve çok yoğun başladı. Sürekli aklımdasınız ama bir türlü yazmak kısmet olmadı.</p>
<p>Arada açabilirsem bilgisayarı, yazılarınızı okuyup faydalanmaya çalışıyorum mümkün olduğunca. Abi sizin de söylediğiniz üzere dergâhtan verilen tüm önerileri tamamen bıraktım. Sizin daha önce verdiğiniz zikirleri çekmeye devam ediyorum. O gün bugün bir sıkıntı yok çok şükür. Bu gece bir yoklayıp rahatsız ettiler ama, sanırım yavaş yavaş bu da bitecek.</p>
<p>Son konuştuğumuzdan bu yana herhangi bir yere de götürülmedim. Zaten çok yorgun oluyorum. Vücut yorgunken böyle gezmelere götürmediklerini tecrübe ettim. Bir kaç ay daha bu yorgunluk süreceği için bir süre daha böyle bir şey yaşamam herhalde. Size son günlerdeki durumum hakkında bilgi vereyim istedim. Zikirlerde değişiklik yapmamın gerektiğini düşünürseniz, tempomu göz önüne almayınız lütfen abi. Ben yoğunluğuma rağmen yapmaya çalışırım. Allah’a emanet olun. Selam es selame.</p>
<p>HAB: Aleykümselâm. Kalpten kalbe yol veren Allah’a hamdolsun. Merakımı tam sınırda giderdiniz. Sağlığınızın yerinde olmasına sevindim. Kalbim sizinle çok meşgul olunca “Acaba?” dedim. “Acaba bir sorun mu var?”. Ve sürekli sizin için dua etmek zorunda kaldım. Bunda da vardır bir hayır. Rahatlayıncaya, dünyalık işlerinizi halledinceye kadar değişiklik yapmayalım. Çok şükür giderek işler daha çekilir seviyelerde. Önümüz açıldı inşaallah. Selam es selame</p>
<p>K: Dualarınız için Allah razı olsun abi. Hakkınız nasıl ödenir, bilemiyorum. Sizi de meraklandırmışım. Bir gelişme olursa ben size yazmaya çalışıcam. İçiniz rahat olsun, iyiyim çok şükür. Selam es selame.</p>
<p>O son gittiğimde adamı küçülmüş görmüştüm ya, o ‘onların benim üzerimdeki kuvvetinin azaldığı’ anlamına geliyormuş. Benim zikirlerle ürettiğim beyin enerjisinin peşindeymişler. Zikirlerime devam ediyorum, zamanla tamamen kurtuluruz inşaallah Rabb’imin izniyle. Sabah bunu yazmayı unutmuştum, şimdi aklıma geldi söyliyeyim istedim.</p>
<p>HAB: Güzel. Allah’ın izniyle gelecek güzel gelecek. Selam es selame</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>6 Mar 2015, 16:40</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-28-biiznillah-gelecek-guzel-gelecek/">Biiznillah gelecek, güzel gelecek (Kamer hanım’a mektuplar 28)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-28-biiznillah-gelecek-guzel-gelecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Galiba dün gece süfli boyuta gittim (Kamer hanım’a mektuplar 27)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-27-galiba-dun-gece-sufli-boyuta-gittim/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-27-galiba-dun-gece-sufli-boyuta-gittim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2021 22:59:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Galiba dün gece süfli boyuta gittim HAB: Hayırlı sabahlar&#8230; Kutlu olsun yolculuğunuz. Ayrıntılı yazmanız daha iyi. İnşaallah ileride yapacağınız yolculuklarınızda alışmaktan, güven duygunuzun artmasından sonra, daha ziyade soru sormak, daha fazla gözlem yapıp dönmek mümkün olur. Ruhî ve bedenî herhangi bir incinmeye maruz kalmadığınıza göre bu seyahatlerinizden ancak keşifler yönünden yarar umulur. İnşaallah normal hayatınızı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-27-galiba-dun-gece-sufli-boyuta-gittim/">Galiba dün gece süfli boyuta gittim (Kamer hanım’a mektuplar 27)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Galiba dün gece süfli boyuta gittim</h1>
<p>HAB: Hayırlı sabahlar&#8230; Kutlu olsun yolculuğunuz. Ayrıntılı yazmanız daha iyi. İnşaallah ileride yapacağınız yolculuklarınızda alışmaktan, güven duygunuzun artmasından sonra, daha ziyade soru sormak, daha fazla gözlem yapıp dönmek mümkün olur. Ruhî ve bedenî herhangi bir incinmeye maruz kalmadığınıza göre bu seyahatlerinizden ancak keşifler yönünden yarar umulur. İnşaallah normal hayatınızı, ibadet ve zikirlerinizi sürdürün.</p>
<p>Ben şahsen bu tür yolculuklar yapmadığımdan, herhangi bir yerde yani dinî kaynakta da rastlamadığımdan, fazla bir şey söylemek durumunda değilim. Sadece bütün duygularımla, kalben hissiyatımı kullanıyorum. Herhangi bir tehlikeli hal görmüyor, şu ya da bu şekilde tedbir almaya gerek olmadığını sanıyorum.</p>
<p>“Şafak atmak üzere” diyerek telaşlanmaları veya sizi yerinize iade etmeleri gerektiğini söylemeleri acaba sizi rutin dünyanızdaki hayatınıza iade etmekle yükümlü olmaları mı, yoksa kendi dünyalarında durum değişikliğini görmenizi istemedikleri için mi, anlamadım.</p>
<p>“Uykularımızda ruhlarımızın alınıp vakti gelmişleri bırakır, diğerlerini iade ederiz” ayetine binaen, aslında herkesin her gece bilinçsizce yaşadığını size Mevla’mız bilinçli yaşatıyor, ahiretten haberler, gözlemler yaptırıp dünya insanına bilgi edinme fırsatı mı veriyor? İleride yapacaklarınıza, yaşayacaklarınıza bağlı olarak anlaşılabilir, diye düşündüm.</p>
<p>Aslında kendi aklımda bir yerlere koyabilmiş değilim. Sadece sesli düşünüyor, düşündüğümü yazıyorum&#8230; Bildiğim, kalben itibar ettiğim şey, tehlike altında değilsiniz. Dualarınız, dilemeniz sonucu keşif yapıyorsunuz. Ancak her keşifte olduğu gibi nelerle karşılaşacağınızı ve neler görüp döneceğinizi bilmiyorsunuz. İleride inşaallah daha aydınlık geziler olur. Saygı ve sevgilerimle, selam es selame.</p>
<p>K: Abi düşündüm biraz, galiba dün gece süflîlerin boyutuna gittim. Biraz düşüncelerimi toplayayım, yazıcam inşaallah size. Hayrolsun Ya Rabbim…</p>
<p>HAB: Ben de aynı şeyi düşündüm ama sana yazmaktan çekindim.. Korkmandan endişe ettim.</p>
<p>K: Abi size yazdıktan sonra birdenbire çok hastalandım. Yorgan döşek yatıyorum. Biraz toparlanayım, yazıcam inşaallah. Hayırlı akşamlar.</p>
<p>HAB: Geçmiş olsun. Allah şifalar versin&#8230; Umarım seyrinizin bir etkisi değil de, üşütme, grip vs.’dir. Tez vakitte iyileşmeniz dileğiyle.</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar abim. Bugün nispeten gözüm açıldı sanki biraz. Yazmaya çalışıcam. Sizin düşündüğünüz benim de aklıma geldi. Görüntüde tipik grip gibi ama hiç ateş ve burun akıntısı yok. Vücudumda iğne ucu yer yok ki acıyıp sızlamasın… Başımın sol tarafı zonkluyor. Ayağa kalkamıyorum. Ve müthiş bir üşüme…</p>
<p>Hiç bir şeyim yoktu. Bir anda oldu. En son hasta olalı 5-6 sene olmuştur. Annem bize pek güzel bakmış. Biz dört kardeş doktor, hastane nedir, bilmeyiz. Sağ elimin yan tarafı çizilmiş, sürtmüş gibi. Kabuk tuttu. Oysaki elimde hiç bir şey yoktu. Yine de bilemiyorum. Belki de sadece hasta olmuşumdur, normal bir durumdur.</p>
<p>Abi ben düşündüm. Sonra hatırladım. O gece bunlar olmadan önce bir ses duymuştum: “Şimdi biz gün doğmadan gidip geleceğiz, siz de öyle bakakalacaksınız arkamızdan”. Aynen böyleydi. Ben gözümü açtım. Sonra da içim geçmiş, rüya gördüm sandım. Sonrasında size anlattığım şeyler oldu.</p>
<p>Beni diğerleri götürdüklerinde biri ayak bileğimden tuttu, biri sırtımdan yüzükoyun. O yangında öldüğünü söyleyen kucaklamıştı. Ama ben hiç birinde evden çıktığımı anlamadım. Bir anda birinde suda, ikisinde de gökyüzünde buldum kendimi. Ve gidiş sürecini gözlemledim. Bunda tavandan çıktık ve orda buldum kendimi. Diğerlerinde döndüğümde vücudum yoğun titreşim altında oluyor, bir süre kalkamıyorum.</p>
<p>Bunda ise rüyadan uyanır gibiydi. Hatta size yazmadan önce düşündüm, rüya mıydı gerçek miydi diye. Gerçekti. Sonra “Beni götüreni nerden tanıyorum?” diye düşündüm. Beni oraya bıraktıktan sonra bir daha görünmedi, ortadan kayboldu. Hatırladım. Size daha önce anlatmıştım, “Yatak odamda birileri vardı. Ziyondan geldiklerini söylediler” şeklinde…</p>
<p>Beni götüren oydu. O gece yatak odamdaki, konuştuğum. Sonra 3 kişi daha gelmişti ikisi erkek, biri kadın. Sonra benim rüya sandığım, şimdi şüpheyle baktığım iki şey var. Bir gece o beni bir yerlere götürdü. Bizi birileri koşturuyordu. Hedefte ben vardım. O bana yardım edip beni korudu. Çok zararlı, çok kuvvetliydi karşı taraf. Abi, aynı “Matrix” filmi gibiydi. Çok “ekşın” lıydı.</p>
<p>Nerelerden uçmadık, nerelerden kaçmadık, en baba Holywood filmi bile sönük kalır yanında&#8230; Ben bunu rüya sanmıştım şu ana kadar. Hatta hiç TV izleme alışkanlığım olmadığı için şaşırmıştım böyle bir şey gördüğüme.</p>
<p>Yine diğerinde bu beni götüren, beni bir yere götürdü, böyle sanki hamak gibi bir şeye bıraktı. Ve bana komplimanlar, kur yaptı. Tam hatırlamıyorum. Sanki bana duygusal bir ilgisi vardı. Ben bunu da rüya sanmıştım. Çünkü uyandığında aynen rüyadan uyanır gibi uyanıyorsun. Diğerleri gibi titreşimle değil.</p>
<p>O beni götüren boylu posluydu. Son gördüğümde 10 yaşında bir çocuk kadardı boyu. Sanırım o yüzden öptüm onu yanağından. Bu ne anlama geliyor tam bilmemekle, şunu net hatırlıyorum: S.’nın yanındakinin ne olduğunu anlamak için sürekli sıkıştırıyordum ya “Bu şey üç harfli mi? Onunla temasın var mı?” diye, o zaman onun üç harfli olmadığını, daha önceki süreçte üç harfliden iki çocuğu olduğunu söylemişti.</p>
<p>Ben çok şaşırmıştım. “Onunla birlikte mi oldun?” dediğimde, “Hayır, bu birliktelik ruhsal oluyor, bildiğimiz anlamda değil” demişti. “Çocuklar?” dediğimde, “Biri kız, biri oğlan. İlk zamanlar getiriyordu görüyordum, şimdi artık getirmiyor görmüyorum” demişti. Ben de “Neden getirmiyor?”dediğimde, “Getiremez artık, o çok küçüldü” demişti bana. Ve yine şunu dediğini çok net hatırlıyorum: “Hiç bir şey karşılıksız, bedelsiz olmuyormuş. Ben iki evladımı feda ettim”.</p>
<p>O zaman pek anlamamıştım, şimdi de anladığımı söyleyemem. Ama bu benim gördüğüm de küçülüyor abi. Benim bununla rüya halinde dahi bir münasebetim olmadı. Bana çocuk falan getirip, “senindir” diyen yok.</p>
<p>Bunlar o gece insan görüntüsüne büründüler bence. Bulunduğumuz alan ve görüntüleri tamamen bir tiyatroydu. Gün doğmasından paniklemeleri bence o sahneyi koruyamayacak olmalarındandı ki kısmen deforme olmaya başlamışlardı. Bir kaç tanesinin gözleri gitmişti bile. Ayrıca niye yaşları hep gençti? O konuştuğum, ölüm tarihini söylerken pişkin bir ifade vardı yüzünde. Şaşırmıştım. Oysaki o beni bulutların arasından götüren, yangında öldüğünü söyleyenin gözlerinde müthiş bir hüzün vardı.</p>
<p>Hiç birinin yüzü tanıdık değildi mesela. O köşedeki büyük odada tanıdıklarım vardı evet, ama beni görmelerine rağmen ilgilenmediler. Bence tanımadıklarından. Bence fotografik hafızamdan rastgele aldıkları suretleri kullanmışlar. Hiç araç gereç yoktu orda. Bomboştu her yer. Oysaki diğerlerinde araç gereç ve yapılar vardı. Diğerlerinde ortam çok aydınlık, ferah, içe huzur verir cinstendi. Burası loş ve basıyordu sanki insanı. Çıkma isteği duyuyorsunuz. Ama bana zarar vermediler. İlginç.</p>
<p>O kadın, “Sen istedin, incele, burayı anlamaya çalış” demişti son olarak. Evet, ben ilim istedim ama onları ihtisas yapmak istemiş değilim. Anlamıyorum abi. İnanın sebebini anlamıyorum. Ama yine gidicez, bunu biliyorum. Bitmedi. Diğerlerinde bacağımın altı iri iri seğiriyordu. Bunda iğne ucu gibi minik minik seğiriyor. Bu olay olmadan bir kaç gün öncesinden o minik seğirmeler başlamış, ben gidicem sanmış, gitmemiştim.</p>
<p>Ve bu son gezmeden beridir hâlâ minik seğirmeler devam ediyor. Artık şöyle tecrübe ettim: Onlar yanımdayken oluyor bu minik seğirmeler&#8230; Ve son günlerde genelde yanımdalar. Akşam, sabah namazına kadar uyuyamadım. Sürekli seğiriyor. İçim geçecek gibiyken yatakta sarsıntı oluyor, hemen açıyorum gözümü, uzaklaşıyorlar. Yanımdalar, hissediyorum. Sabah namazından sonra gittiler. Ama o günden beri ilginç bir şekilde seğirmeler arttı.</p>
<p>Hiç durmuyor desem abartı olmaz. Son dönemde sık sık “şeref almak” olarak tabir edilebilir mi bilmiyorum, şemik kemiği sol dış sık sık seğiriyordu. Şimdi hiç durmuyor. O durursa sağ iç&#8230; Sürekli şeref veriliyor. Hatta rütbe aldım bir kez. Sağ ayağımın çukuru sürekli seğiriyor. Ve üflüyorlar oraya serin serin. Sol tabanım. Sağ pazum. Bir kez küreklerimin arası,sürekli sol dizim. Yani hiç durmadan güzel ihtilaçlar alıyorum. O şeyler başımda olmasına rağmen.</p>
<p>Abi tüm bunlardan ne anlamalıyım? Aslında oraya tekrar gitmeyi istemiyorum. Ama bana sorulmayacağını da biliyorum. Bu gezmelerde şuurum şu anki kadar net olmuyor. Biraz bulanık oluyor. O yüzden sorulabilecek çok şey olmakla birlikte, soramıyorum. İlk baş hiç bir şey soramıyordum. Şimdi biraz sormaya başlamam ileride şuur olarak da daha temiz, açık olabilirim belki, diye düşündürdü.</p>
<p>Abi uzun uzun yazdım gene Şimdi ben yatayım biraz, çok yoruldum şunları yazana kadar.</p>
<p>Selam ve dua ile&#8230;</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>6 Mar 2015, 15:53</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-27-galiba-dun-gece-sufli-boyuta-gittim/">Galiba dün gece süfli boyuta gittim (Kamer hanım’a mektuplar 27)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-27-galiba-dun-gece-sufli-boyuta-gittim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Getirip götürüyorsunuz bir şey anlatmıyorsunuz (Kamer hanım’a mektuplar 26)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar26-getirip-goturuyorsunuz-birsey-anlatmiyorsunuz/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar26-getirip-goturuyorsunuz-birsey-anlatmiyorsunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2021 13:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Getirip götürüyorsunuz bir şey anlatmıyorsunuz K: Hayırlı sabahlar sevgili abim. Nasılsınız? İyi misiniz? Sağlığınıza her daim duacıyım. Benim durumumda bir değişiklik yok. Son yazdığım gibi hâlâ. Yeni bir şeyler gelişirse sizi haberdar edicem. O zamana dek meşgul etmek istemedim. Abi son mesajınızda “ek bir zikir” vermek konusundaki sözleriniz için yazmak istedim. Abi iki ayım var. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar26-getirip-goturuyorsunuz-birsey-anlatmiyorsunuz/">Getirip götürüyorsunuz bir şey anlatmıyorsunuz (Kamer hanım’a mektuplar 26)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Getirip götürüyorsunuz bir şey anlatmıyorsunuz</h1>
<p>K: Hayırlı sabahlar sevgili abim. Nasılsınız? İyi misiniz? Sağlığınıza her daim duacıyım. Benim durumumda bir değişiklik yok. Son yazdığım gibi hâlâ. Yeni bir şeyler gelişirse sizi haberdar edicem. O zamana dek meşgul etmek istemedim. Abi son mesajınızda “ek bir zikir” vermek konusundaki sözleriniz için yazmak istedim.</p>
<p>Abi iki ayım var. İki ay sonra turlar başlayacak. Zaten turlar bitince eşim geliyor. Yani o süreç biraz telaşeli geçiyor. Sizden ricam, siz yeni zikir verirseniz şu süreçte benim için daha iyi olur. İki ay sonra hepsinin sayılarını nispeten azaltmak zorunda kalıyorum mecburen. Şu an zamanımı yoğun zikirle değerlendirmek istiyorum siz de uygun görürseniz. Selam ve dua ile.</p>
<p>Abi bir şey daha, şimdi hatırıma geldi: Bir kaç gün önce rüyamda bir eve girdim. Salona girer girmez, daha geçip oturamadan 3-4 kadar -tam sayı veremem- oğlan bebek geldi kucağıma. Kimi kundakta denecek kadar küçük, kimi daha ele avuca gelecek kadar büyümüş. Ama nasıl seviyorlar beni, kollarıma boynuma dolanıyorlar ben de onları sevip oynuyorum.</p>
<p>Çok güzel yüzleri var. Annemin sesini duyuyorum: “Kızım arabayı nereye koydun? Kapının önünde yok ya” diyor. Ben de” Kapının önü uygun değil, şuraya Saliha Abla’nın kapısının önüne bıraktım” diyorum. İçeride eski kocamın iki ablası var. Zamanında büyülerle bizimle çok uğraşmışlardı. Büyük olan bana yakın ve umursamaz bir tavırda oturuyor yerde. Küçük olan, karşımdaki kanepede gözünü benden ayırmadan bakıyor ve sessizce ağlıyor.</p>
<p>Çok üzgün görünüyor, yanaklarından süzülüyor yaşlar ama hiç konuşmuyor. Birden kendimi sandalyede oturur buluyorum. Ayağımda beyaz spor ayakkabılar var ve ıslak. Üzerinde nohut, mercimek büyüklüğünde kömür parçaları var ayakkabılarımın. Onlar da ıslak. Elimle kömürleri temizlemeye çalışıyorum bir taraftan da “Nerden gelmiş bu kömürler, kömürlü bir yere de girmedim niye bu kadar ıslanmış bu ayakkabılar?” diye kömürleri temizlemeye çalışırken ellerimde bayağı ıslandı. Öyle uyandım. Ama ayakkabılar hiç kirli değildi. Islak ama çok temizdi. Kömür tozu yoktu. Sadece taneler vardı.. Hayırlı bereketli günler olsun, sevgili abim.</p>
<p>HAB: Selam es selame K. Hanım&#8230; Hayırlı sabahlar&#8230; Ayakkabılar sıfatımızdır. Kendimiz, eşimiz, ailemiz, yakınlarımız ve bütün müminler. Beyaz olması maşaallah cemâlde olunduğunu, nefsinizi bile müslüman yaptığınızı gösteriyor&#8230; Kömür parçalar müslümanlara yapılan haksız saldırılar. Arabanız sebepleriniz.</p>
<p>Saliha Teyze’nin kapısının önünde olması inşaallah müslümanların kâfirin sultasından kurtulmak üzere, salaha ermek üzere olduğuna işarettir inşaallah. Erkek çocuklar bazı celâli etkileri daha yaşayacağımız anlamına gelebildiği gibi dini alanda yeni gelişmelerin başladığına da işaret olabilir. Allah hayırlara getirsin inşaallah. Kalbimize gelenler bu kadar. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Rüya yorumlamak çok zor iştir.</p>
<p>K: Allah razı olsun abi.</p>
<p>HAB: Rahmetli hocamın hocası bir ineği öfkeyle döve döve kuzey yöne doğru kovalarken uyandım. Kuzey celalı temsil eder. Kendisi çok ama çok büyük bir âlim velidir. Hayatımda iki kere gördüm. Bu üçüncü görüşüm. Büyük bir olay ama nedir, bilemedim. Kendi rüyamı yorumlayamadım. İnek yıla gelir bilirdim ama başka bir anlamı daha olmalı. Kalbine birşey gelirse bana yaz.</p>
<p>Araf Suresi 89. Ayet; “Rabbeneftah beynenâ ve beyne kavminâ bil hakkı ve ente hayrul fatihiyn” tespihiniz olsun. Hem kendinizde hem milletimizde tecelli etsin inşaallah. Bu ayeti hocam rahmetli haksızlıkların, hırsızlıkların çoğaldığı zaman okursun demişti. Tam zamanı ama daha acil işlerden buna sıra bir türlü gelmedi. İnşaallah sana emanet ediyorum. İnşaallah senin pak yüreğinden, dilinden Rabb’im kabul eder de, zulümler sona erer, hırsızlar evlere girmez olur yahut devlet malına saldırılar azalır.</p>
<p>K: Abi bunu sürekli okuyorum. Her gün bir kaç bin kadar.</p>
<p>HAB: Tekrar hayırlı sabahlar, günler, yıllar olsun.</p>
<p>Buna devam edin, başkasına gerek yok. Bunu okuduğunuz kadar okuyun.<br />
Bu ülkenin her türlü duaya ihtiyacı var da, hakk duygusunun kalplere yerleşmesi gerekiyor.. Millet ne sözüne dikkat ediyor, ne yiyip içtiğine&#8230; Adımız müslüman, kendimizin ne olduğu meçhul sanki.</p>
<p>Acılarımızın sebebi isyanlarımız.</p>
<p>Son zamanlarda bana yardım etmem için gelenlerin çoğu üniversiteli ve o kadar cahiller ki islam konusunda hiç bilgileri yok. Çok cahil nesiller yetişmiş. Kalbi Allah’ı arıyor ama alt kültür sıfır. “Namaz kılmaya çalışıyorum ama annem babamdan korkuyorum” diyor. “Benim delirdiğimi sanıyorlar. Onları üzmek istemiyorum” diye yazmış biri.</p>
<p>Seni meşgul etmeyeyim. Ben de zikire kalkacağım. Selam es selame. Tekrar hayırlı günler.</p>
<p>K: Peki abi. Allah razı olsun. Mümkün olduğu kadar okuycam. Sizin şikâyetleriniz çok yerinde elbet. Ben de gözlemliyorum. İnsanların umursamazlığı ve egosu şaşkınlık verecek hadde ulaştı. Nefsi emmare tavan yaptı sanki günümüzde… Okurum elbet. İnşaallah hizmetimiz olur. Hoşça kalın. Selam ve dua ile.</p>
<p>K: Selam es selame,</p>
<p>Bakara Suresi geldi aklıma. Orda bir inek meselesi var. Halk ısrarla ineğin özelliklerini sordukça, detaylı bir tarif de geliyor cevaben. Dolaba bağlanmamış olacak, sapsarı olacak, lekesiz olacak vs. vs… Bence bu derviş. Mûseviyet mertebesindeki dervişin hali. Mevlana’nın da bir sözünü hatırlıyorum. “Ne mutlu o benzi sararanlara” diyordu.</p>
<p>Demek ki mûseviyet mertebesinde benzi sararacak, inek de sapsarı istenmişti diye, düşünmüştüm. Sizin hocanızın hocası da dervişi kovalıyor gibi hissettim. Artık ne sebeple, bir hatası olmuş olmalı, tüm kalbimle inanıyorum o mübarekler her ne kadar dünya hayatlarını bitirseler de buradaki görevlerine devam ediyorlar. Benim kalbime böyle geldi. Doğrusunu Allah bilir.</p>
<p>HAB: Teşekkür ederim.</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar Ali Abi. Vakit geçirmeden yazmak istedim. Zaman geçtikçe parça parça unutuyorum çünkü. Akşam yattım. Sağ bacak diz kasık arası arkadan seğirdi. Oradan seğirince beklemeye başlıyorum zaten. Ama öncekiler gibi iri iri değil, minik minik seğrime. Başım da çınlıyor. Yatak hafif, sanki biri yüklenmiş gibi sarsılıyor.</p>
<p>Abi bunlar bildiğimiz anlamda madde beden olmamalarına rağmen yatak nasıl sarsılıyor, anlamıyorum. Yanımda biri var hissediyorum. Başımın ve bacaklarımın altından tuttu. Ben bir an açtım gözlerimi, bıraktı. Hani uykuya geçerken çukura düşüyoruz gibi olur ya, öyle sıçradım. “Korktum sandı, gelmez artık” diye düşündüm.</p>
<p>Kısa bir süre sonra tekrar tuttu aynı şekilde ve başucumdan yastığımı kendi göğsüne doğru koydu. Ben de “Yüzünü görmemi istemiyor” dedim içimden. Ve odanın ortasına durdu ben kucağında, ok gibi fırladık dimdik yukarıya. Tavanı geçtikten sonra aşağı baktım bir süre daha, gördüm aşağıyı sonra kendimi bir mekânda buldum. Sırtüstü bıraktı beni yere. Yüzünü gördüm. Daha önce de görmüştüm O’nu. Hafif japona benzer bir yüzü var. “Sen mi getirdin beni?” dedim.</p>
<p>Gülümsedi. “Getiriyorsunuz, götürüyorsunuz hiç bir şey anlatmıyorsunuz” dedim. Gene gülümsedi. Nedendir bilmem ben O’nu yanağından öptüm. Ben ayağa kalktım ve şaşırıyorum. Kalkabiliyorum diye. O bana baktı ve gözüyle çevreyi gösterdi. Hani sanki “Serbestsin, dolaşabilirsin” der gibi.</p>
<p>Abi L harfi gibi dar bir hol. L’nin uzun ve kısa kenarının olduğu yerde yan yana 4-5 kadar oda. Odalar en fazla 4-5 metrekare. Toprak. Hiç pencere yok. Hiç eşya, araç gereç yok. Ve hiç renk yok. Odaların içinde insanlar var. Bazılarında bir kaç erkek, bazılarında bir kaç kız. Bir tanesinde de bir kaç kişiydiler çok fazla değil, karmaydılar.</p>
<p>Bunlar 20 ila 30 yaş aralığındalar. Gençler. Buradaki insanlar gibi görünüyorlar aynı ama tek fark benizleri çok renksiz ve mat. Sürekli orda kalmak istemezdim, hafif ürkünç hissettirdiler. Hiç biri çıplak değil ama üzerlerinde kıyafet de yok. Nasıl oluyor, inanın bilmiyorum net açık bir şekilde bedenlerini göremiyorsun.</p>
<p>Odaları gezdim, kendi aralarında konuşuyorlar, odadan odaya giriyorlar, çıkıyorlar. Hepsi beni görüyor. Kimi hiç umursamıyor, kimi bakıyor bana ama bir şey demiyorlar. Bir oğlana sordum “Sen ne zaman öldün?” diye. Tarih söyledi. 80’li yıllardan. “Yazık çok da gençmişsin” dedim. Omzunu kıstı, “Yapacak bir şey yok” der gibi.</p>
<p>L’nin tam köşesinde bir oda vardı oraya girdim o oda daha büyük ve kalabalık. Günlük hayattan tanıdığım, tanımadığım bir sürü insan gördüm orda. Tanıdıklarım içinde ölmüş olanlar da var, henüz yaşayanlar da. Çok meşguller, habire biribirlerine laf yetiştiriyorlar. Beni hepsi gördü ama hiç biri bir şey demedi.</p>
<p>Bazılarının orda oluşuna şaşırarak “Ama bunlar yaşıyor şu an, niye buradalar, ben geleceğe mi geldim, neresi burası, mezarlık mıdır nedir ki her yer toprak?” diye geçirerek içimden, çıktım o odadan.</p>
<p>Bir kadın var, 50-55 yaşlarında görünüyor. Koridorda odalara bakıp çıkıyor. Adını da söyledi o gençler ama şimdi hatırlamıyorum. O kadından hepsi çekiniyor. Söylediğine uyuluyor gibiydi. Amirleri gibi sanki. Kadın odanın birinde yalnızken ben yanına gittim.<br />
“Ben neden burdayım?” dedim.<br />
“Sen istedin” dedi.<br />
“Hep buraya mı geliyorum?&#8221; dedim.<br />
“Hayır, farklı farklı” dedi.<br />
“Sen nerden biliyorsun o zaman?” dedim<br />
Cevap vermedi<br />
“Hep aynı kişi mi getiriyor beni?” dedim<br />
“Hayır, başka başka” dedi.<br />
“Tüm bunları niye yaşıyorum?” dedim.<br />
“Sen istiyorsun. İbadet ediyorsun. Okuyor, anlamak için bayağı çaba sarf ediyorsun ve anlamaya da başladın. Sen istemedin mi, senin talebin değil mi? İlim isteyen, “görmek istiyorum, bilmek istiyorum” diyen, talip olan sensin. Şimdi buradasın. İncele, anlamaya çalış burayı” dedi.</p>
<p>Sonra içlerinden birisi telaşeli bir şekilde geldi ve “Orda şafak oluyor artık, gitmesi lazım daha fazla kalamaz burda” dedi. Hepsi hareketlendi. Telâşe vardı hallerinde. Sanki onlar göründükleri gibi değilmiş, halleri de öyle değilmiş, sanki teneffüs gibi bir şeymiş ve şimdi bitmiş gibi durum hissettim. Onlar da gitmemi istiyordu.</p>
<p>Bir kaç tanesi “Hadi çıkalım, çıkalım” dedi. Bahçeymiş, oraya çıktılar. Ama ne bir ot, ne başka birşey, yok. Dümdüz killi toprak, gökyüzü yok, her yer toprak. Orası da daracık bir yer zaten. Abi sanki bunların rutin uygulamaları var ve küçük bir es verilmişti, şimdi burada şafak oluşuyla bilemediğim bir bağlantıyla o es bitti, o rutine geçiyor gibiydiler.</p>
<p>Şu andan sonra beni neden istemiyorlardı, bilmiyorum. Ama hissettiğim görüntüleri değişecekti sanki. “Çok kötü görünürler mi acaba?” diye içimden geçiriyor ve mümkün olduğunca yüzlerine değil, yere bakmaya çalışıyordum. Bir iki tanesinin gözleri yok oldu. Gözlerinin olması gerektiği yerde yukarı doğru düz bir çizgi vardı sadece. “Ben gitmek istiyorum, biri beni götürsün” dedim. Ama onlar da bir an önce o bahçe gibi yere çıkmaya çalışıyorlardı ve hareketleri mekanikleşmiş gibiydi sanki.</p>
<p>Sonra o kadın, “Biriniz götürün, daha fazla kalamaz, siz de biliyorsunuz” dedi üstüne basarak&#8230; Ben biraz daha kalırsam göreceklerim hoş olmayacak, korkucam gibi hissettim. Ama hepsi panik halinde, o an onlar için nasıl bir süreç başlıyorsa sanki o süreci sevmiyor gibiler. Ben yüksek sesle bağırdım “Kimse beni götürmiycek mi? Burda mı kalıcam?” diye. Bir tane erkek “Ben götürürüm” dedi. “Tutun bana” dedi. Kucakladı beni. Sanki boşluğa atladık. Kendimi yatakta buldum.</p>
<p>Çok enteresan bir deneyim olmakla birlikte, bir daha oraya gitmek ister miyim, emin değilim. Abi merak ediyorum, bedenen gitmek mümkün mü? Bu gidişimde yastık da bizimle geldi. Önceki gidişimde şehit, beni götürürken gökyüzünde, yorgan üzerimdeydi. Gözümü araladığımda yorganın aralarından görmüştüm gökyüzünü. Ben ruhen gidiyorum, diye düşünüyorum, öyle olması gerekir mantıken. Ama niye yorgan üzerimde gidiyorum? Arada bu akşam orda geçen başka diyaloglar da vardı sanki ama unuttum. Daha da unutmadan yazayım istedim. Kısa anlatamıyorum, bayağı uzun oldu, hoş görün lütfen. Selam ve dua ile.</p>
<p>7 Ocak 06:33</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>6 Mar 2015, 15:46</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar26-getirip-goturuyorsunuz-birsey-anlatmiyorsunuz/">Getirip götürüyorsunuz bir şey anlatmıyorsunuz (Kamer hanım’a mektuplar 26)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar26-getirip-goturuyorsunuz-birsey-anlatmiyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aman yarabbi şu güzelliğe bak (Kamer hanım’a mektuplar 25)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-25-aman-yarabbi-su-guzellige-bak/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-25-aman-yarabbi-su-guzellige-bak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 20:49:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aman yarabbi şu güzelliğe bak K: Hayırlı sabahlar çok kıymetli abim. Sizden son durumla ilgili bilgi vermek ve fikrinizi sormak için biraz vaktinizi rica edicem. Abi, tünel hâlâ yok. Tekrar girmek ve tünel içerisinde yol almak nasip olmadı. Ama özellikle yattığımda çınlamalar hâlâ çok yoğun. Bırakın ruhen bir yerlere gitmeyi, bedenen yataktan yükselicem sanki. Göğsümde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-25-aman-yarabbi-su-guzellige-bak/">Aman yarabbi şu güzelliğe bak (Kamer hanım’a mektuplar 25)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Aman yarabbi şu güzelliğe bak</h1>
<p>K: Hayırlı sabahlar çok kıymetli abim. Sizden son durumla ilgili bilgi vermek ve fikrinizi sormak için biraz vaktinizi rica edicem. Abi, tünel hâlâ yok. Tekrar girmek ve tünel içerisinde yol almak nasip olmadı. Ama özellikle yattığımda çınlamalar hâlâ çok yoğun. Bırakın ruhen bir yerlere gitmeyi, bedenen yataktan yükselicem sanki. Göğsümde titreşim, kaynama, başımda çınlamalar.</p>
<p>Tünel açılmasa da sürekli o mavilikler, ışıklar, meleklerin orijinleri. Bir de tek bir beyaz parlak ışık var. Nohut büyüklüğünde, parlak. Biraz uzakta. O ışık bir kez kırmızıya yakın turuncu olup pırıltılar saçtı. Dün akşam yattım, izliyorum yine görüntüleri, o mavilikler siyaha yakın koyu bir renk aldı ve sanki önümde dev bir duvar ya da ekran gibi bir şey, üzeri sırf harf gibi rakam gibi ya da sembol gibi. Bilmiyorum ne olduklarını bir sürü, çok ama çok fazla düzenli yazılmış şekiller doluydu. Ama o duvar çok büyük ucu bucağı yok sanki.</p>
<p>Yine söylemek istediğim, dergâhtan namazın belli rekâtlarında belli duaları okumamı söylediler:</p>
<p>SABAH:<br />
Sünnet: 1-Fatiha, İnşirah<br />
2-Fatiha, İhlas.</p>
<p>Farz: 1-Sübhaneke, Fatiha, Amener Rasulü.<br />
2- Fatiha, Ayetel Kürsi</p>
<p>tesbihten sonra, “Lev enzelna…, 99 esma, salavat”.</p>
<p>KUŞLUK:<br />
Sübhaneke, Fatiha, “Lev enzelna …”, Esmaül hüsna<br />
2-Fatiha, İhlas. Tesbihat</p>
<p>ÖĞLEN:<br />
Farzı için: 1-Sübhaneke, Fatiha, “Lev enzelna …”, 99 esma<br />
2- Fatiha, İhlas<br />
3- Fatiha<br />
4- Fatiha.</p>
<p>İKİNDİ:<br />
Farzı için: 1- Sübhaneke, Fatiha,Vel Asr.<br />
2- Fatiha, Kureyş (burda Kureyş yerine başka istediğim bir duayı da okuyabilirmişim).<br />
3- Fatiha.<br />
4- Fatiha.</p>
<p>AKŞAM:<br />
Farz: 1- Sübhaneke, Fatiha, Tevbe Sûresi’nin son ayeti.<br />
2- Fatiha, Kevser.<br />
3- Fatiha.</p>
<p>EVVABİN:<br />
1- Sübhaneke, Fatiha, “Lev enzelna …”, Esmaül hüsna<br />
2- Fatiha, İhlas</p>
<p>YATSI:<br />
Farzı için: 1-Sübhaneke, Fatiha, İnşirah<br />
2- Fatiha, Kâfirun<br />
3- Fatiha<br />
4- Fatiha</p>
<p>VİTİR: 1- Sübhaneke, Fatiha, Amener Rasulü<br />
2- Fatiha, Ayetel Kürsi<br />
3- Fatiha, İhlas</p>
<p>Ellerimizi indirip tekrar kaldırdıktan sonra da, “Rabbena atina fid dünya &#8230;”.Namazdan sonra da salâvat.</p>
<p>Abi bu programda Esma-ül hüsna okunması beni biraz düşündürdü. İçerisinde celâl esmalar da var çünkü. Sizden celâl esmaların okunmaması gerektiğini öğrenmiştim. Şu ana kadar Esma-ül hüsnayı okumadım. Sizin talimatınıza göre hareket etmek isterim. Son olarak dün sabah gördüğüm rüyamı anlatmak istiyorum size. Bir kaç kez uyuyup uyandım. Her defasında da bir şeyler gördüm ama hiç birini tam hatırlamıyorum hep yarım yamalak.</p>
<p>Mesela birinde Kur’an açıldı. Ve birisi Kur’an okuyor. Ama sadece ses var. Her yere aynı yağmur gibi nur yağıyordu. “Aman yarabbi şu güzelliğe bak” dediğimi hatırlıyorum rüyamda. Ama hep böyle yarım yamalak. Son gördüğümü daha iyi hatırlıyorum. Benim gerçek hayatta babamın yeğeni var. Mustafa isminde.</p>
<p>Biz O’na çocukluğumuzdan “dayı” deriz. Mustafa Dayım 30 yıla yakın bir süredir Medine’de yaşıyor. Rüyamda dayımı görüyorum. Canlı canlı yanımda değil ama önümde bir ekran açılıyor sanki ve boşlukta Mustafa Dayım bembeyaz kıyafetler giymiş, başında da beyaz bir şeyler var yine, benim kocam yok. Galiba ölmüş.</p>
<p>Ayrılmış da olabiliriz, çok emin değilim ama büyük ihtimalle ölmüş. Bir ses bana “İşte bundan sonra eşin bu, hayatın bu. Hayatında başka hiç kimse olmayacak” dedi. Ben de içimden diyorum ki “Zaten ben bir daha evlenmem ki. Ama dayım olmaz ki. Dayımla nasıl bir yaşam sürebilirim?” diye geçiriyordum. O ses tekrar “İşte eşin bu, sadece bu, şimdi kendine bak” dedi.</p>
<p>Ve dayımın görüntüsü yok oldu, ben kendimi görüyorum aynı yerde. Aman abi tepeden tırnağa bembeyaz kıyafet vardı üzerimde yerlere kadar, hani o filmlerdeki Meryem Ana gibiydi sanki hatta çok ama çok daha güzel. Şu anki halimden en fazla 6-7 yaş büyüktüm, öyle çok fazla değil. Bedenimde her yere ışıklar yayılıyor, böyle yükseldim yükseldim, çok yukarı bir yere çıktı o görüntü.</p>
<p>Hâlâ çok parlıyordu.<br />
Ve o ses “İşte” dedi. “Sen buraya çıkacaksın. Senin yerin burası. Çok ama çok yukarıya, orası çok kıymetli bir yer&#8221; dedi. Ben uyandım. Aslında bir iki sahne önceden başlıyordu bu rüya ama, ben bu kısmını hatırlıyorum. Hâlâ çok net gözümün önünde. Sevgi, saygıyla öpüyorum ellerinizden. Selam es selame.</p>
<p>HAB: Hayırlı günler, sabahlar, akşamların olsun. Tünele belli bir disiplinle çalışarak, yani bilerek girmemiştin ki aynı esmaları okuyup yeniden giresin. O sana özel bir ikram idi. İnşaallah yeniden yaşarsın ancak, senin tayin edeceğin bir hal değil. “Yeniden geleceğiz” denildiğine göre inşaallah vakti gelince yeniden yeniden yaşarsın, diye düşünülür.</p>
<p>Nur görmelerin devam ediyor, edecek inşaallah.</p>
<p>En üst derecede tecelli eden şey, kendi cism-i latifini beyazlar içinde görmendir. O hali ileride inşaallah yeniden bir başka şekilde görürsün ne anlama geldiğini o zaman söyleriz. Ama bu hal kazanılabilecek mertebelerin en yükseklerinden birisi&#8230;</p>
<p>Dergâhtan gelen tarifi ben yaşamadım. O tür yetiştirilmedim. Öyle namaz kılınabilir. Ancak esmanın tamamını okumayı bizi yetiştirenler kesinlikle yasaklamışlardır. Sana da tavsiye edemem. Bu konuyu dergâha bildirebilirsin. Bakalım ne cavap verecekler.</p>
<p>Diğer rüyada eğer eşiniz sizden önce vefat ederse bir daha evlenmeyeceğiniz ihtimali çıkıyor. Ama doğrusunu Allah bilir. Yahut bundan böyle kendi kendinize yetecek kadar bütünlendiğiniz, ruhsal yönden kemâle erdiğiniz, eşinizin manevî desteğine bile ihtiyacınız kalmamış anlamı olabilir.</p>
<p>Yani evliliğiniz devam eder de, eşinize muhtaçlığınız, yani yarım olmamızdan kaynaklanan birbirimizle teskin olma halinden ‘kendinize yeterli olmanız’ anlaşılabilir. Maşaalah Allah’ın sevgilileri arasındasınız. Yaptığınız dualar kabul oluyor. Allah sizden razı, siz Mevla’mızdan razı bir haldesiniz. Böylece devam ediniz.</p>
<p>O kadar çok zikir halindesiniz ki size ek bir zikir verilmeyecek durumdasınız. Bu kadar yük herkesin taşıyacağı iş değil. Özetle artık cemâlde, kemâldesiniz. İhtilaçname’yi takip edin. Olumsuz ihtilaçları savunun. Selam es selame.</p>
<p>25 Aralık 2013 10:28</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>2 Mar 2015, 14:32</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-25-aman-yarabbi-su-guzellige-bak/">Aman yarabbi şu güzelliğe bak (Kamer hanım’a mektuplar 25)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-25-aman-yarabbi-su-guzellige-bak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gene neden geldiler, anlamadım (Kamer hanım’a mektuplar 24)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-24-gene-neden-geldiler-anlamadim/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-24-gene-neden-geldiler-anlamadim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2021 01:16:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gene neden geldiler, anlamadım K: Selamün aleyküm, hayırlı sabahlar abi. Göğsün hafif altı hizasında vücudumun sol yan tarafı sürekli seğiriyor üç gündür. Kol altına baktım ama bendeki kol altı değil, bir karış aşağısı. Aynı anda sağ kalça ve sağ basen kaba eti. Durmaksızın sürekli seğiriyorlar. Sol basen kaba eti de arada seğirmekle birlikte, sağ hat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-24-gene-neden-geldiler-anlamadim/">Gene neden geldiler, anlamadım (Kamer hanım’a mektuplar 24)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Gene neden geldiler, anlamadım</h1>
<p>K: Selamün aleyküm, hayırlı sabahlar abi. Göğsün hafif altı hizasında vücudumun sol yan tarafı sürekli seğiriyor üç gündür. Kol altına baktım ama bendeki kol altı değil, bir karış aşağısı. Aynı anda sağ kalça ve sağ basen kaba eti. Durmaksızın sürekli seğiriyorlar. Sol basen kaba eti de arada seğirmekle birlikte, sağ hat safhada… İhtilaçname’de bu bölgeleri bulamadım. Yazarken şu an dahi seğirmede. Israrla seğirdiğine göre önemli bir şey olmalı, atlamayıp gereğini okumak için size yazayım istedim. Selam ve dua ile.</p>
<p>HAB: Aleykümselâm Azize’m, İhtilaçname’de tam yerini bulamadığınız seyrimeler olması çok doğal. Bu ilim tecrübe sonucu ortaya konmuş bilgileri içermektedir. Genellikle tecrübe edenler erkekler ve manen görevli üst düzey veliler olduğundan yaptıkları hizmete göre ihtilaçlar almış, tecrübe etmiş, kayıt altına almışlar.</p>
<p>Bu ilmin gelişmesi de tıpkı rüya ilmi gibi gelişmelerin, görülen rüya ile bağlantıları araştırılarak şu şuna geliyor, bu buna geliyor denilerek kişisel tecrübeler ile sarih hale gelmiş&#8230; Bu nedenle farklı yerlerden haber alındığında ve neye geldiği kesin bilinebildiği zaman kayıt düşülüp hazır bilinenlere bir yenisi eklenmek suretiyle geliştirilmesi gerekir.</p>
<p>Genel kural olarak şunu aklınızda tutun: Eğer kayıtlarda olmayan bir damar seyiridi ise hemen kalbinizi yoklayın. İçinize korku düştüyse, olumsuz bir haber demektir. Eğer içiniz sevinç duyuyorsa, hayır haberdir. Eğer sıradan bir hal içindeyseniz, olağan üstü bir durum değildir&#8230; Kemâlde bir haberle bilgileneceksiniz, gelişen bir olayı hamd ile karşılayacaksınız, demektir.</p>
<p>Sol ön göğüs kafesindeki haberler huzur, güven, hatta biraz sevinilecek gelişme demektir. Sol yan tarafınız ise birileri ile kavuşmak, vuslattır. Bu yakınınız, tanıdığınız, belki beklediğiniz birisidir. Ya inançlı bir erkektir yahut zayıf imanlı, müslim bir bayandır. Sağ ve sol kalçalarınız seyridiyse, istirahattır.</p>
<p>Her iki ihtilacı birlikte alıyorsanız bir dostunuzla buluşup muhabbet içinde güzel bir gün geçireceksiniz, demektir. Bu vuslat uzun zamandır kavuşamadığınız birileridir genellikle. Her gün görüştüğünüz bir zat değildir. Eğer içinize korku düşüren bir ihtilaç olursa ve ne anlama geldiğini yazılı kaynaktan bulamıyorsanız, Namazlarınızın ardından ihtilaç eden yere sağ el işaret parmağını koyarak “Lâ ihtilacı ve lâ kederi ve lâ zararı fil hayati” diyerek okursunuz. Geçinceye kadar da devam edersiniz. Selam es selame.</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar kıymetli abim. Bu soğuk havalarda sağlığınız, sıhhatiniz yerindedir inşaallah. Sağlığınız için her daim duacıyım. Bugün size iki konuda bilgi vermek için vaktinizi alıcam. Dün güzel bir gündü. Beni türbedar aradı telefonla. Ara sıra arayıp halimi hatırımı sorar zaten. Dün bana çok güzel şeyler söyledi. “Zeynel Abidin Hz. ne söyle diyorsa onları söylüyorum” dedi önce.</p>
<p>Bana dedikleri, beni o son gidişimde Zeynel Baba götürmüş uzaya. Benim kalbim çok temizmiş. Çok saf bir kalp taşıyormuşum. Herkese nasip olmayan güzellikler yaşayacakmışım. Mübarek annelerden olacakmışım.”Müjdele O’nu” demiş Zeynel Baba. Ve büyük görevler alacakmışım.</p>
<p>Bunlara hazırlanıyormuşum. “Evlatlarına, eşine niyet ederek günde 100 kere “el hâdi” esmasını çekerek hidayet dile Allah’tan” dedi. Cümle Ümmet-i Muhammed’e dua edecekmişim. Duası kabul olan kullardanmışım. Rasulullah’ın “Cennet ayakları altındadır” diye müjdelediği annelerden olacakmışım. İbadetlerimi hiç aksatmadan samimiyet, sadakat ve gayretle sürdürmeliymişim. Ve bunun gibi şeyler söyledi bana.</p>
<p>Ve bir dua verdi Zeynel Baba ve Nasih Baba sürekli okurlarmış bu duayı. “Özellikle namazlardan sonra okumayı ihmal etme diye” de tembihledi.<br />
Dua şöyle:<br />
“Ya hayyu ya kayyum. Ya Latifen bi halkihi ya Alimen. Bi halkihi ya Habiran bi halkihi ultuf bina ya Latifu ya alimu ya Habiru ya Vedud. Ya Allah, ya Allah, ya Allah”.</p>
<p>Daha sonra başka dualar da vereceğini söyledi. Nasih Baba’yla Zeynel Baba’nın himayesinde olduğumu, ama hal ve hareketlerime çok dikkat etmem gerektiğini de ekledi. “Çok kıymetli zatların himayesindesin. Bu sana Allah’ın bir lütfu, buraya, bu kapıya boşu boşuna gönderilmedin. Sakın kaybetme sana sunulan bu güzellikleri” diye uyardı.<br />
Beni tanımaktan çok büyük memnuniyet duyduğunu, her daim dualarında olduğumu ve bizim kardeş olduğumuzu söyledi. Ve bunun gibi şeyler. Bunu bildirmek istedim.</p>
<p>Ayrıca son bir kaç gündür o tünel açılmıyor. Çınlamalar devam ediyor ama tünel yok. Ayrıca nurları da göremiyorum. Gece namazlarına da kalkamadığım oluyor. Sabah namazına anca yetişiyorum. Hatta geç kaldığım bile oldu iki gün. Hava çok soğuk, öyle böyle değil. Çanakkale’nin soğuğu başka yerlere benzemez. Soba kuramadım bu sene.</p>
<p>Belim iyi değil. Kovayı dördüncü kata taşımayı göze alamadım. Küçük odada elektrikli sobayla idare etmeye çalışıyorum. Soba kapanınca buz gibi oluyor içerisi. Acaba soğuktan mı kalkamıyorum diye düşünüyordum. Ama daha önceki kışlarda da soğuktu ve kalkıyordum. Alarmı 2 -3 tane kuruyorum arka arkaya, birinde kalkmazsam diğerine kalkayım diye. İlginç ki alarm çalmıyor.</p>
<p>Dün akşam yattım. Solumdayım. Tam uyuyacağım bir el yanağımı, sonrada saçımı okşamaya başladı. Ve omzumda kolunu hissettim. Açtım gözlerimi. Görüyorum odayı, kızımı. Baktım elimi kolumu oynatamıyorum yine. Arkama yatmış, hissediyorum orda olduğunu, eli yanağımda duruyor zaten. Dönmek istiyorum dönemiyorum.</p>
<p>Güçlükle toparlayıp kendimi euzubesmele çektim iki kez. Çıst diye kablolar birbirine sürtmüş gibi bir ses çıktı ve vücudum serbest kaldı. Döndüm arkama bir şey yok. En azından ben bir şey görmedim. Nerde, iki aydır rahattım. Yoktu bunlar. Gene neden geldiler, anlamadım. Sanırım gece namazlarına kalkmamı bunlar zorlaştırdılar, diye düşünmeye başladım ama emin olamam yine de. Selam es selame.</p>
<p>HAB: Selam es selame;</p>
<p>Müjdelere sevindim. Allah yardım edenlerden razı olsun. Bütün yardımlar Allah’tan, kullar vasıta. Geçen yazımda sıkı sıkı tembih ettiğimi hatırlıyorum. “Hali hazırdaki ibadet ve zikirlerini asla ihmal etme” demiştim. İçinde bulunduğun kerametler herkese göre değil. Ve temiz kalp ile verilen emeğin sonucudur.</p>
<p>Yine geçmişte konuşmuştuk sizin hikmetullah, ilm-i ledün sırrında müminlere dost olacağınızı ve hizmetlerde bulunacağınızı, inşaallah okuduğunuz her duanın kabul görmekte olduğundan dolayı dilinize asla beddua nitelikli cümleleri almamanızı tembih etmiştim. Celâl esmalarını asla okumayın. Eğer celâl esması okunursa “Lâ” takısı ile “Lâ zulmü ve lâ kahrı ve lâ gazabı” gibi olumsuzluk takısı ile okunması gerektiğini de değişik tarzda sürekli yazıyoruz.</p>
<p>Size verilen o dua çok güzel:<br />
“Ya hayyu ya kayyum. Ya Latifen bi halkihi ya Alimen. Bi halkihi ya Habiran bi halkihi ultuf bina ya Latifu ya alimu ya Habiru ya Vedud. Ya Allah, ya Allah, ya Allah”. Bu duayı ömür boyu belli bir sayıda okumaya devam ederseniz çok iyi olur. İlim, Haber, keşif, dostluk, lütuf ve Hayy-ul Kayyum sıfatları ile size karşılık verilecek demektir.</p>
<p>Keşiflerin aralıklarla gerçekleşmesi çok doğaldır da, gece namazlarına kalkamayışınız büyük bir eksiklik. İnşaallah bundan böyle üzerinizdeki olumsuz enerjiler uzak olur da yeniden düzen tutturursunuz. İstiğfar ve salâvattan geri kalmayın. Dualarımdasınız. Dualarında olmayı şans olarak değerlendirenlerdenim. Selam es selame.</p>
<p>11 Aralık 2013 19:00<br />
K: Hayırlı akşamlar abi. Gece namazlarını tekrar düzene koyucam inşaallah. Bu bir haftalık kesinti beni de mutsuz etti. Huzursuz oldum yapamamaktan dolayı. Namazları tam zamanında kılmaya çok özen gösteriyorum. Çok çok nadir kazaya kalan bir iki vaktim oldu ama çok az. 5 vaktin haricinde kuşluk namazı, evvabin ve her nekadar 1 hafta aksatsam da gece namazını düzenli kılmak için çok gayret ediyorum.</p>
<p>Günlük çektiğim zikir:<br />
100 besmele,<br />
100 estağfirullah,<br />
500 “ya latiyfün ya latiyf bi lütfikel&#8230;” (Bunu 1000 çekiyordum önceden. Siz “yarıya düşür” deyince, 500’e düşürdüm),<br />
1000 salâvat.<br />
2 ya da 3 bin kadar “rabbeneftah beynenena ve beyne gavmina&#8230;”,<br />
Şimdi 500 kadar da “Allahümme ehatet minel envari min külli canibin” okuyorum.</p>
<p>Türbeden verilen son duaya da başlıycam inşaallah. Günlük uygulamam şu an bu. Evin iç ve dış işleri hep benim üzerimde olduğu için daha fazlasını yapmam mümkün olmuyor. Sizin çekmemi istediğiniz başka bir zikir varsa, onu çekmeye de elimden geldiğince gayret ederim elbette. Söylenen şeyler elbette çok güzel, gayreti de çok olmalı, bunun farkındayım.</p>
<p>Elimden gelen gayreti göstericem abi. Siz karşıma çıkarılmasaydınız celâl girdabında neler yaşardım, bilemiyorum. Emek verip beni oradan cemâle doğru yürüttünüz adım adım… Allah razı olsun. Hakkınızı ödeyemem. Paylaştığınız yazıları mümkün olduğunca okumaya ve bilgilenmeye çalışıyorum. Düşünüyorum sürekli. Düşünmeden edemiyorum, otomatiğe bağlandı beynim sanki.</p>
<p>Bir ara size düşüncelerimden bahsetmek istiyorum. Ayetleri dinlerken Türkçesinden türlü türlü düşünceler dönüyor aklımda. Farklı farklı anlıyorum. Bu anladıklarımı hiç bir yerde okumadım. O yüzden biraz ürkütüyor beni düşündüklerim, ama doğru da geliyor bir taraftan. Paylaşmak istiyorum sizinle uygun bir zamanda bulunca. Yine önderliğinizde eksikleri, kusurları düzeltip, güzelliklere doğru adım adım gitmek nasip olunur inşaallah. Selam ve dua ile.</p>
<p>HAB: Yükünüz giderek ağırlaştı. Ama karşılığı da verildi, verilecek. Ayetlerden çıkardığınız manaları anlatırsanız, size inşaallah cemâli yahut celâli ilham olduğunu belirtebilirim. Ayetlerin ve sûrelerin derin anlamlarını sezmek de zorlaştı günümüz inşanı için, paylaşmak isteseniz de dinleyecek, anlayacak gönüller çok nadir.</p>
<p>Ayrıca kendimizden biliyoruz ki herkesin nasibi farklı ve görev dağılımı var. Geçmişte sizin gibi çok zikir çekmeye alışkındım. Ve büyük haz alırdım. Zamanla bize yüklenen yükler değişti ve çok istediğim halde uzun süreli, sayısal çokluk bizden alındı da, yükü fazla başka işlerle iştigal eder olduk. Ziyade çektiklerimizin keyfi, feyzi başka, bize emredilenler farklı. İnşaallah böylece devam ediniz.</p>
<p>Namaz vakitlerinin merdiven basamakları gibi tealiye uğradığını yazmıştım. Bir vakti atlasanız kesinti söz konusu oluyor. Biliyorsunuz bunu artık. İnşaallah en az yedi vakti aksatmayın. Beş artı gece ve kuşluk vakitlerini kastettim&#8230; Selam es selame.</p>
<p>10 Aralık 2013 08:10</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>2 Mar 2015, 14:26</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-24-gene-neden-geldiler-anlamadim/">Gene neden geldiler, anlamadım (Kamer hanım’a mektuplar 24)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-24-gene-neden-geldiler-anlamadim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kime söylesem inanmaz, siz anlarsınız beni, biliyorum (Kamer hanım’a mektuplar 23)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-23-kime-soylesem-inanmaz-siz-anlarsiniz-beni-biliyorum/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-23-kime-soylesem-inanmaz-siz-anlarsiniz-beni-biliyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2021 13:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kime söylesem inanmaz, siz anlarsınız beni, biliyorum HAB: Günaydın, gözün aydın olsun Azizem; Anlattıklarından bazen zamanda, bazen mekânda yolculuk yapıyorsunuz. Şimdilik kontrolsüz yaptığınız bu yolculukları inşaallah ileride kontrollü yaparsınız&#8230; Şimdilik sanki güneş sisteminde yolculuklar yaptığınızı anlıyoruz. Uzaman değiliz, emin olamayız ama hislerimize güvenmekten başka çare yok. Belki ileride sistem dışına da çıkabilirsiniz, inşaallah. Miracınıza alıştırıldığınızı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-23-kime-soylesem-inanmaz-siz-anlarsiniz-beni-biliyorum/">Kime söylesem inanmaz, siz anlarsınız beni, biliyorum (Kamer hanım’a mektuplar 23)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Kime söylesem inanmaz, siz anlarsınız beni, biliyorum</h1>
<p>HAB: Günaydın, gözün aydın olsun Azizem;</p>
<p>Anlattıklarından bazen zamanda, bazen mekânda yolculuk yapıyorsunuz. Şimdilik kontrolsüz yaptığınız bu yolculukları inşaallah ileride kontrollü yaparsınız&#8230; Şimdilik sanki güneş sisteminde yolculuklar yaptığınızı anlıyoruz. Uzaman değiliz, emin olamayız ama hislerimize güvenmekten başka çare yok. Belki ileride sistem dışına da çıkabilirsiniz, inşaallah. Miracınıza alıştırıldığınızı söylesem çok ileri gitmiş olmam inşaallah.</p>
<p>Efendimizin miraç hadisinde böylece ayrıntılar anlatılmaktadır. Elhamdülillah biz de miracımızı yaşadık ancak, ne hikmetse böyle teferruatlı olmadı&#8230; Bilincimiz doğrudan ulu divanda açılmış, doğrudan kendimizi Rabbi Tealâ’nın huzurunda bulmuştuk&#8230; Bulunduğumuz halden bir basamak çıkarak Rabb’imize iki yay mesafesinde yaklaşmış, ardından olan olmuştu. Yani miracın madde bedenle olmadığını, ruhların yolculuğu ve vuslatı olduğunu yaşayarak öğrenmiştik.</p>
<p>İster sizinki gibi teferruatlı olsun isterse bizim yaşadığımız gibi an içinde hedefte olunsun, miraç ruhun, bilincin nimeti, nasibidir. Bedenlere bunda bir pay yoktur. Esas olan ruhun nura gark olup kutsanması ve bilincin alacağını alması olduğuna göre bedenin hariç tutulması kadar fıtri ve doğal bir şey olamaz. Sizin de bilinçli, ancak sadece ruhen gittiğinizi, anlatımınızdan açıkça öğrenmiş olduk. Maşaallah çok güzel anlattınız&#8230;</p>
<p>Bence insan şeklinde gördükleriniz cemâl melekleri, bozuk ve çirkin gördükleriniz ise süflîler yahut ceza melekleridir. Gittiğiniz yerlerde bu dünya hayatı gibi hayatlar olmadığı zannına kapıldım. Ama tam emin değilim. Zamanla anlarız belki de daha önce yaşayanların ruhlarıyla karşılaşıyor olabilirsiniz. Yani ruhlar âleminden pasajlar görmüş olma ihtimaliniz de var.</p>
<p>Gerçek olan bir şey varsa, milyonda bir insanın ancak yaşama şansı olan gözlemler yaşıyorsunuz.</p>
<p>Lütfen zikirlerinize özenle devam edin ve başladığınız bu kutsî yolculuğu inşaallah Nur-u Tevhid (miraç) ile taçlandırın inşaallah.</p>
<p>“Allahümme ehatet minel envari min külli canibin” esma gurubunu da okumaya başlayın. Belli bir miktar da bu tertibi zikirlerinize ekleyin.</p>
<p>İnşaallah cemâle geçtiniz. O mavi tünel size boyut değiştiren asansörünüz yahut miraç merdiveni dedikleri, bazı bilim insanlarının ‘solucan delikleri’ diye adlandırmaya çalıştıkları evreni bir baştan bir başa an içinde kateden geçitlerdir. Eğer o tünele girmekte zorlandığınız bir an olursa hemen “Ya Rabbi, ya Rabbi” zikrine devam edin&#8230;</p>
<p>Geçen yazdığım şekilde bir küçük tecrübe de biz yaşamıştık. O tecrübeden sonra bizden bu seyr-ü sefer isteği gitti. Merakımız o seyirle alınmış oldu. Şimdilerde mekânda tayy yapmaya gerek kalmadı. Zaten dilediğimiz yere kolayca araba, tren veya uçakla erişebiliyoruz. Çoğu dünya manzaraları ise TV’lerde görebildiğimiz yerler haline geldiler.</p>
<p>Deniz diplerini bile rahatça izliyoruz. Hatta uzaya dair bir takım seyirleri de NASA görüntülerinden alıyoruz. Biz hocamın emriyle hedefimizi hizmete yönlendirdiğimizden, bizi amacımızdan uzak tutacak macera ve keşif nitelikli her şeyden birer örnek yaşayarak, istiğfar edip affımızı istedik. İleride işleri rayına oturttuktan sonra Mevla’m dilerse bu tür ilimleri ve lütufları verirse, âlemleri seyretmenin keyfini yaşarız inşaallah.</p>
<p>Bundan bir kaç ay önce, bir ara Rabb’ime nazlanmıştım. “Merak ettiğim yerleri görsem” demiştim. Anında Kâbe bana geldi yahut ben Kâbe’ye gittim. Canlı, HD kalitesinde görüyor, duyuyordum, hacıların aralarındaydım. Hemen istiğfar ettim. “Hâşâ hâşâ Rabb’im, istediğim bu değil. Bunu artık canlı canlı her an TV’lerden seyrediyoruz. Beni görevimin dışındaki heveslerden ve nefsimin isteklerinden affet, koru, kolla” diye ağladım. O pencere kapandı.</p>
<p>Bunu neden anlattım bilmiyorum. Sanki sana “Yolculukların çok doğal şeydir, sakın korkma” demek istedim sanırım. Artık emin ellerdesiniz. Tehlikeli zamanlar geride kaldı. Kendini manevî gelişmelere kapama. Mevla’m ne ikram ederse almaya hazır ol. Zikirlerini sıkılaştır ki ikramlar da sıkı ve değeri yüksek sırlar içersin&#8230;</p>
<p>Sizi bize Rabb’im uğratmamış mıydı? Demek ki size moral verecek bir can dostu olmamızı ve bizdekinden yararlanmanızı istemiş, Mevla’mız.. Allah yar ve yardımcın olsun. Selam es selame.</p>
<p>K: Hayırlı akşamlar Ali Abi. Kıymetli abim. Pek ama pek kıymetli abim.</p>
<p>Son yazdıklarınızı okudum, bir daha okudum, bir daha. Öyle kalakaldım ekranın başında. Ancak yazacak hali buldum kendimde. Oysaki son üç gündür sürekli konuşuyorum sizinle. Abi diye başlıyorum, sonra ardı ardına neler sıralıyorum bir bilseniz&#8230;</p>
<p>Şu an size anlattıklarımın ne kadarını bilip hatırlayıp yazabilirim bilmiyorum. Sanırım pek azını. Ama yine şunu da biliyorum ki siz onları duydunuz. Kalbimle anlattım her şeyi. O yüzden inanıyorum. Kalbiniz duydu. Hem bizim kalplerimiz birdi değil mi? Hep birdi. Duymuştur. Yazınızı okuyunca “ne hissediyorum?” dedim kendime.</p>
<p>Ne hissediyorum şu an. Abim zamanda, mekânda yolculuklar diyor. Tevhidden bahsediyor. “Miraç” diyor.” Alıştırılıyorsun” diyor. Solucan delikleri. “Bir milyon kişide birine nasip olur” diyor. Ne hissediyorsun K. sen ne hissediyorsun? Düşündüm sonra Çanakkale’nin nüfusunu. O kalabalık sokakları, pazaryerlerini&#8230; 100 000 nüfuslu Çanakkale’yi düşündüm.</p>
<p>Sevinç değildi hissettiğim. Çok sevinmeliydim oysa ama sevinç yoktu içimde. Zerre coşku da hissetmiyorum. Aksine, bir ölü kadar sakinim. Nihayet “işte, nihayet” diyen bir ses aradım içimde. Çıt çıkmadı. Ağlamadım da. Ama bir his var her şeye rağmen çok derinde, çok dingin. Sonra anladım hissettiğim şeyi. Hasret… Sadece hasretti hissettiğim. Yıllarca sokaklarda kaybolmuş bir çocuğun evine duyduğu hasret ve dönebilme ümidi gibi bir şeydi.</p>
<p>Ben hiç buralara uyamamıştım zaten abi. Hiç buralı olamamıştım. Hiç sığamamıştım. Eğlencelerinde eğlenmemiş, sevinçlerinde sevinememiş, telaşelerine düşememiştim hiç&#8230; Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü var: “Öyle bir hayat yaşadım ki, ne gülebildim ne ağlayabildim. Ne yaşayabildim, ne ölebildim” çok severim bu sözü. Beni anlatmış gibi hissederim.</p>
<p>Çok yavandı yıllarca her şey abi, çok basit, çok sanal, çok boş. Hep bir eksik vardı. Bulamadığım, bilemediğim. Bunların tüm bu hay huyun dışında bir şey aramıştım hep içsel olarak. Şimdi o kadar inanılmaz ki yazdıklarınız&#8230; İstenmez mi? İstenir elbet. Ama “Ben kimmm oralar kim, olsun yolunda bir ömür yürür, yol üzere ölürüz inşaallah. En azından safımız belli olsun”du benim halim.</p>
<p>Abi ben şükretmek için ne yapayım? Başımı secdede yerin hangi dibine kadar indireyim? Nasıl hamd edeyim? Nasıl şükredeyim? Söyle abi, ne yapayım? Ne yaparsam yapayım bir şey yapmış olamam ki.</p>
<p>Kime söylesem inanmaz, ama siz beni anlarsınız, biliyorum. Ne ev var gözümde, ne eşya, ne eş, ne evlat. Hiç bir şey yok. Bazen öyle ölesim geliyor ki&#8230; Öyle gidesim geliyor ki&#8230; Evet, abi, ben o boşluğu doldurdum artık çok şükür. Binlerce şükür. Ben hep evimi özlüyormuşum. Şimdi de sadece eve gitmek istiyorum. Artık bundan eminim. Hiç ayrılmadım oradan aslında. Sandım. Sadece buradayım sandım.</p>
<p>Sizin yaşadıklarınız ne büyük lutuflar, ne güzellikler. Fevkalâde bir hal… Ama abi eğer nasip olursa nasıl bilicez o hal olduğunu? Nerden bilicez Rabb’in huzurunda olunduğunu? Bilmiyorum. Tüm bunlar hakkında hiçbir şey bilmiyorum.</p>
<p>Tüm bunları niye yazdım? Emin değilim. Sanırım sizinle paylaşmak istedim. Dahası, teşekkür etmek istedim. Beni hiç yalnız bırakmadınız. Hep yanımda oldunuz. Allah sizi başımızdan eksik etmesin inşaallah. Gani gani ömür ihsan eylesin inşaallah. Daha nice kardeşlerimize yoldaşlık edesiniz inşaallah. Çok teşekkür ederim abi. Çok teşekkür ederim. Tüm gayret ve dualarınız için. Selam es selame&#8230;</p>
<p>4 Aralık 2013 14.03</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>2 Mar 2015, 14:20</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-23-kime-soylesem-inanmaz-siz-anlarsiniz-beni-biliyorum/">Kime söylesem inanmaz, siz anlarsınız beni, biliyorum (Kamer hanım’a mektuplar 23)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-23-kime-soylesem-inanmaz-siz-anlarsiniz-beni-biliyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj (Kamer hanım’a mektuplar 22)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-22-cok-ilginc-bu-buyuk-kesinlikli-bir-mesaj/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-22-cok-ilginc-bu-buyuk-kesinlikli-bir-mesaj/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2021 10:58:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj HAB: Hayırlı akşamlar. Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj; insanlığın geneline bir mesaj ama şimdilik en çok bize. Yeni macerayı sabırsızlıkla bekliyorum&#8230; Bir daha yolculuğa çıktığında korkma, zikir olarak “Ya Rabbi, Ya Rabbi” dersin. Korkarak dikkatini dağıtma ki gözlemde daha ziyade dikkatli olabilesin. Ve lütfen geri döndüğünde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-22-cok-ilginc-bu-buyuk-kesinlikli-bir-mesaj/">Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj (Kamer hanım’a mektuplar 22)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj</h1>
<p>HAB: Hayırlı akşamlar. Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj; insanlığın geneline bir mesaj ama şimdilik en çok bize. Yeni macerayı sabırsızlıkla bekliyorum&#8230; Bir daha yolculuğa çıktığında korkma, zikir olarak “Ya Rabbi, Ya Rabbi” dersin. Korkarak dikkatini dağıtma ki gözlemde daha ziyade dikkatli olabilesin.</p>
<p>Ve lütfen geri döndüğünde eğer kendini çok bitkin hissetmiyorsan gördüklerini hemen kayda geçir. Eğer bedenen yorgun isen zihnen gördüklerini tekrarla ki unutmayı önleyesin. Bu sefer seni sırtından yakalayarak götürmeleri, yeryüzünü ve onca gezegeni gözlemlemen içindir. Maşaallah, yaşadıkların için şükretmelisin.</p>
<p>Zikirlerini gücünün yettiği kadar artır. Çünkü seni zikirlerin buralara getirdi. Artık süflîlerden korkman gerekmiyor. Emniyettesin. Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatlarının korumasındasın. Bu bilgiler yeniden yeniden üzerinde düşünülecek şeyler. Ancak resim tamamlanmadan anlamak zor. İnşaallah bu geziler devam eder ve resim tamamlanır, anlaşılması gerekeni anlarız&#8230;</p>
<p>Merak ettim seni götüren bir melek mi, bilinmez bir güç müydü? Yahut soru sormana imkân verildi mi? Verildiyse neler sorabildin de, ne cevap aldın? Selam es selame.</p>
<p>K: Abi beni götüreni ne gördüm, ne de sesini duydum. Ben yüz üstüydüm. O arkamda kalıyordu yukarıda. Tutuyordu beni. Kimdi, neydi hiç bir fikrim yok. “Ben korkuyorum” diye avaz avaz bağırdım, tık çıkmadı ondan. Velhasıl bilmiyorum. “Bu mesaj şimdilik en çok da bize” demişsiniz. Burda verilen mesajı benimle de paylaşabilirseniz beni çok mutlu edersiniz.</p>
<p>HAB: Uzun yıllardır, evrenin bir yerlerinde başka canlı ve bilinçli varlıklar, hatta Âdem’ler olduğunu düşünür, ancak temiz bilgi edinemezdim. Bu hususta bir keşif gibi geldi. Ama henüz resim tamam değil.<br />
Mesela güneş sisteminden çıkıp çıkmadığınızı bilmiyorsunuz sanırım. Yani o insana benzeyen, ama bizden daha geri medeniyet, güneşin gezegenlerinden birindeymiş gibi anlattınız. Bir de uykuda mı, yoksa uyanık mı bu yolculuğu yaptığınızı net anlayamadım.</p>
<p>Benzer bir yolculuğa 25 yaşlarımda ben de çıkmıştım. Bedenim yatağımdaydı ve ruhen gidiyordum ve uykuda değildim. Dünya atmosferi içinde yolculuk yaparken çok hoşlanmıştım. Yolculuk sırasında geceydi ve ben belli bir mesafeden sonra aydınlık bir atmosferde dünyayı şimdi resimlerini net gördüğümüz mavi boncuk misali haliyle seyrediyordum&#8230;</p>
<p>Belli bir hız ile dikey gidişim hızlı olduğundan seri olarak karanlığa girdim ki zifiri karanlıktı. Ben “İstimdat ya Resulullah” diye bağırdım. Korkmuştum. Bu imdat feryadının arkasından, gidiş hızımın binlerce katı hızla ama aynı rotada geri yatağıma bırakıldım. Meğer o yolculukta “Ya Rabbi, ya Rabbi” zikrini yapmam gerekirmiş.</p>
<p>Rabbimizden yardım dilemek yerine kul Muhammed’den yardım dilemek hatalıymış. Bu bilgiyi de başka bir tayy-i mekân sırırını keşif sırasında açıkça bilgi veren melekten öğrendim. Burak&#8217;a binmekte zorlanmıştım ve “Ya Rabbi, ya Rabbi” de diye sağ kulağıma söylenmişti. Şimdi sen de bir daha korku yaşarsan ya “Ya Rabbi” zikrini yap yahut, “E lâ inne evliya allahu lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenun” [Yunus, 62] ayetini zikrederek sakince görmen gerekenleri izle inşaallah.. Allah yardımcın olsun.</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar çok kıymetli abim. Dün akşam müsait olamadım. Yazamadım. Kusuruma bakmayın lütfen. Şimdi yazayım inşaallah. Önce sorularınızı cevaplayıp bu seyahati biraz daha iyi değerlendirelim, diye düşündüm. Bunlar rüya değildi. Uyanıktım. Ben bir kaç gün yeğenimde kaldım. Evi apart. O yüzden birlikte yattık. Titreşimler yine had safhadaydı.</p>
<p>Bu sebeple akşamdan O’nu tembihlemiştim. “Uyurken bir takım sesler çıkarırsam ya da hareketler yaparsam, sakın benim için endişelenip uyandırmak amacıyla da olsa bana dokunma” diye. Hatta hem uçuyorum, hem de bağırdığımı duyma ihtimaliyle beni dürtmesinden endişe duyarak içimden, “İnşaallah bu kız bana dokunmaz, yoksa gidemem, düşerim” diye geçirdiğimi hatırlıyorum. Yeğenim kelimeler olarak duymamış. Sadece “Bir takım sesler çıkardın, ben de sen önden tembihlediğinden, sana dokunmamak için yatağın en kenarına kadar yavaşça çekildim” dedi.</p>
<p>Ve sizin dediğiniz gibi geceydi. Ben coğrafyayı aydınlık izlemedim. Sanki ay ışığı gibi bir aydınlık vardı ama bildiğimiz bir aydınlık değil, farklı bir aydınlık. Hem gece olduğunu görebiliyorum, hem de kıtaları ve denizleri seçebiliyorum. Uzay yine sizin dediğiniz gibi çok karanlık. Dünya da aynen dediğiniz gibi mavi boncuk gibi ve benim uzaydan baktığımda aydınlıktı. Diğer gezegenler karanlığın içinde, fakat gördüklerim tam bir ışık şöleniydi.</p>
<p>Mesela bir tanesinin yüzeyinde turunculu sarılı patlamalar oluyordu. Yani benim anladığım kendi içlerindeki patlamalardan ya da güneşten vuran ışığı yansıtıyor olabilirler. Emin değilim. Yıldızdı belki de. Ama büyüktüler. Birinin atmosfer gibi gaz vardı çevresinde mesela. Renkli renkli yansımalar oluyordu o gazlarda.</p>
<p>Ama güneşi görmedim. O kadar büyük, o kadar aydınlık bir şeyi görsem onun güneş olduğunu anlayabilirdim diye düşünüyorum. Bizim güneş sistemimizden çıktığımı da zannetmiyorum. Ama yine de hiç bir şeyden emin değilim abi. Ben de bedenen gittiğimi hiç düşünmedim. Daha öncekiler için de düşünmedim bunu. Ama sanırım öyle zannediyorum sadece.</p>
<p>Abi şimdi esas dün akşam yazmak istediğim şeyleri yazayım inşaallah. Yattığımda, hatta bırakın yatmayı koltukta, şöyle başımı arkaya dayayıp gözlerimi kapamam bile yetiyor. Hemen mavilikler içinde bir tünel açılıyor. Ve ben içinde önce yavaş yavaş, sonra gittikçe hızlanmaya başlıyorum. Sanki arabayla otobanda gider gibi bir şey. Bu sebeple gündüz hiç bu hale girmemeye çalışıyorum, bölünmemek adına.</p>
<p>Akşam yattığımda en fazla 5-6 dk. İçinde o maviliklerin içinde tünel görüyorum. Tünelde aynı renk. Kesin hatlarla asla ayrılmıyor ama ben onu görebiliyorum. Kulaklarım ve başım çınlamaya başlıyor, uğultu yine çok yoğun. Genelde ileriye fakat 30 derecelik bir açıyla yukarıya doğru gidiyorum. Çok hızlanıyorum hem de çok.</p>
<p>Korkacak kadar. Arada sağa dönüyorum, bazen sola. Bazen de hafif yavaşlıyorum ve 60 derecelik gibi bir açıyla yukarıya hızlanarak çıkmaya başlıyorum. Yani ileri, yukarı, sağa, sola gibi gidişlerle böyle son sürat gidiyorum. Belirtmek istiyorum, abi bunlar olurken uyuyor değilim. Tamamen uyanığım.</p>
<p>Sonra sanki bir yere varmışım gibi kendiliğinden hız kesilmeye başlıyor. Hani sanki ben zeminden çok değil, sadece bir kaç metre yüksekte boşlukta duruyorum bazen. Bazen daha da yüksekte oluyorum.</p>
<p>Abi dağlar var, denizler, aynı burası gibi, kocaman kocaman vadiler&#8230; Önce sanki gözlerimin önünde bir tül varmış gibi. Silüetlerini çok net görüyorum. Ama fotoğraf netliğinde değil. Bir kaç kez fotoğraf netliğinde de gördüm.</p>
<p>Çok yüksek bir dağın tepesinden aşağıları, manzarayı izlemek gibi yani. Aşağıya yaklaşmak istersem, istemem yetiyor. Yavaşça alçalıyorum ve zemini ki, zemin aynı burası gibi toprak. Yer yer yeşillikler de var.</p>
<p>Ağaçlar falan aynı burası gibi. Yalnız hiç böyle ışıl ışıl günlük güneşlik olmuyor. Hep biraz loş. Önümdeki şeylere yaklaşıp yakından bakabiliyorum. Ama zemine basamıyorum. Hep boşluktayım. Benim istemim dışında sonra tekrar tünel açılıyor ve yine aynı yolculuğu yapıyorum.</p>
<p>Daha da yukarıya doğru daha dik açılarla çıkıyorum. Yine önceki gibi yerler, mekânlar. Yine izleyip bakınıyorum, yine yukarıya çıkıyorum. Bazen ilk çıktığım yerde inanması güç ama caddeler, sokaklar, binalar olan yerler bile gördüğüm oldu. Tüm bunlar olurken bölünmemem gerekiyor, bunu farkettim. Şu ana kadar 3 ayrı kata çıkabildim.</p>
<p>Eşim uyurken kolunu bacağını atıyor ve beni bölüyor. Farkettim ki o zaman hemen ne kadar hızlı gidiyor olsam da yavaş yavaş durmaya ve aşağı kaymaya başlıyorum. Çok net görüyorum abi aşağı doğru kaydığımı. Tekrar dikkatimi toplamaya çalışıyorum. Eğer başarabilirsem düşüşü durdurabiliyorum.</p>
<p>Bir kaç dakika sonra tekrar yavaş yavaş hızlanarak aynı yolculuğa devam edebiliyorum. Ama eşim birşey bilmiyor ki. Adamcağız sürekli beni böldüğünün farkında değil. Bir şey de diyemiyorum. O’nun yanımdaki varlığı sebebiyle üç ayrı kat ve oralardaki yerlerin üstüne çıkamadım. Şimdi tekrar zikirlerime yoğunlaşıcam inşaallah.</p>
<p>Daha yukarılara çıkabilmek istiyorum. Bunun yoğun zikirle paralel yürüdüğünden kesinlikle eminim. Kendi kafamda tüm bunları ben de anlamaya çalışıyorum. Ama sizin düşüncelerinizi de bilmeyi çok istiyorum.</p>
<p>Yine daha önce yazmayı unuttuğum bir şey var. Abi, yattığımda, gözlerimi kapadığımda çok insan yüzü görüyorum yine. Bu yüzler çınlamaların hemen ardından başlıyor. O gece uzaya gitmeden önce de türlü türlü insan yüzleri görmüştüm. Eskiden de görüyordum ama arada bir fark var:</p>
<p>Eskiden gördüğüm yüzler bizim gibi yüzlerdi. Yani bu dünyadan, bizlerden birileriydi. Şimdikiler kesinlikle bu dünyadan değiller. “Nereden biliyorsunuz?” derseniz bildiğim bir şey yok, bu sadece his. Genel hatlarıyla insanlar ama bizim gibi değiller. Hatlarında, nasıl ifade edeyim bilmiyorum ama bir şeyler farklı işte.</p>
<p>Onlar buradan insanlar değiller. Hatta bir tanesinin göz yuvaları arpacık şehriyesi şeklindeydi. Yanlara doğru biraz daha uzun ve sivri. Ama kötü hissetmiyorum onlara bakarken. Hatta o suflîlerden bile görüyorum arada. Bundan eminim. Nasıl derseniz, onlar tam insan gibi değil. Mutant gibiler biraz daha. Ve oldukça çirkinler. Hatları daha deforme olmuş gibi. Ama onları çok az görüyorum, çok çok az. Daha çok insan görüyorum.</p>
<p>Ve bir erkek var. Onu sık görüyorum diyebilirim. Yüzünü hiç açıklıkla görmüyorum. Yüzünün bazı bölümlerini… Bazen alnını, kaşlarını falan, bazen çenesini, yanaklarını görüuorum. Sakallı. Düz, biraz uzun saçlı. Çok güzel bir erkek. Bir kaç kez O’nu tam olarak gördüm. Ama 10-15 metre kadar uzakta, sanki bir şeyin üzerinde oturuyor ve hafif yan duruyor.</p>
<p>O eskiden giydikleri cübbeler gibi bir şey var üzerinde. Loş oluyor. Çok seçemiyorum. Zaten görüntüler de çok uzun süre durmuyor. Netleşip 1 ya da 2 saniye kadar kalıp dağılıyorlar. Yine bir kadın var, orta yaşlı bir kadın. O erkek gibi O’nu da sık görüyorum. O’nun da yüzünü hep kısım kısım görüyordum.</p>
<p>Geçen gün tam yüzünü gördüm. Hem de tam gözümün önündeydi. Çok yakın. Fevkalâde sade, bir o kadar da kişilikli bir yüzü var. Çok güzel bir kadın. Çok asil. Gözlerimin tam içine baktı. Ama ses yok. Sadece görüntü. Ve yine o göz. O göz yine geldi. Çok güzel bakıyor bana. Secdede bile orda. Namaz kılarken secdeden bakıyor bana.</p>
<p>Pırıl pırıl bir bakış. Öncekinden tek farkı bu gözün, önceki sol gözdü, bu defa sağ göz. Çehresi, kirpikleri nasıl güzel, abi anlatılır gibi değil. Daha çok bir bayan gözünü andırıyor. Genelde önden görüyorum, bazen de yandan. Gözünü açıp kapatıyor. Bir kaç kez o gözü yandan gördüğümde hafiften gözün çevresini gördüm sanki. Yanağına doğru. Selam es selame.</p>
<p>3 Aralık 2013 19:45</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>2 Mar 2015, 14:11</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-22-cok-ilginc-bu-buyuk-kesinlikli-bir-mesaj/">Çok ilginç; bu büyük, kesinlikli bir mesaj (Kamer hanım’a mektuplar 22)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-22-cok-ilginc-bu-buyuk-kesinlikli-bir-mesaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yine uzayı seyre çıkarıldım (Kamer hanım’a mektuplar 21)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-21-yine-uzayi-seyre-cikarildim/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-21-yine-uzayi-seyre-cikarildim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 13:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1217</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yine uzayı seyre çıkarıldım K: Allah razı olsun abi. O mübarek ellerinizden öpüyorum ben de sizin. Bunlar ne güzel müjdeler&#8230; Şükürler olsun. Sizin verdiğiniz zikirlerin dışında bir zikir çekmiyorum. Besmele, estağfurullah, “ya latiyfün ya latiyf bi lutfikel hafiyyü bil kudretilletiy isteveytü biha alel arş&#8230;” ve yapabildiğimce salâvat. Rüyamda beyaz kâğıt almadım henüz. Ama geçen gün [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-21-yine-uzayi-seyre-cikarildim/">Yine uzayı seyre çıkarıldım (Kamer hanım’a mektuplar 21)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Yine uzayı seyre çıkarıldım</h1>
<p>K: Allah razı olsun abi. O mübarek ellerinizden öpüyorum ben de sizin. Bunlar ne güzel müjdeler&#8230; Şükürler olsun. Sizin verdiğiniz zikirlerin dışında bir zikir çekmiyorum. Besmele, estağfurullah, “ya latiyfün ya latiyf bi lutfikel hafiyyü bil kudretilletiy isteveytü biha alel arş&#8230;” ve yapabildiğimce salâvat.</p>
<p>Rüyamda beyaz kâğıt almadım henüz. Ama geçen gün görüntü aldım. Üzerinde güneş resmi olan kocaman bir defteri açtılar önümde. Bunu unutmuştum, şimdi hatırıma geldi. Bu hangi manayı taşıyor tam bilemiyorum. Ve bolca kitap okuyorum. Okumadan önce “gale rabbi zidnî ilmen ve fehmen” çekiyorum ama belli bir sayıya bağlamıyorum bunu.</p>
<p>Siz yeni bir zikir verene kadar bu şekilde devam edicem. Siz uygun gördüğünüzde, uygun gördüğünüz zikre devam ederim inşaallah. Bir de dergâhtan verilen tespihi çekiyorum düzenli. Ayrıca içimden gelmişti, 100 000 ihlâs niyetlenmiştim. 60 000’i buldum. Onu tamamlamaya çalışıyorum. Şimdi çıkmalıyım. Cevabınız olursa sabah okumaya çalışıcam inşaallah. Hayırlı akşamlar dilerim. Selam es selame.</p>
<p>HAB: Üzerinde güneş olan defter beklediğimiz kabule işarettir inşaallah. Diğer yandan, sıkıntılı hallerden kurtulmanız da o zikrin tecelli ettiğini işaret ediyordu zaten&#8230; İnşaallah yolunuz aydınlandı, sizi engellemeye çalışan perdeler fetholundu, açıldı. Şimdi yeni bir merhaleyi yaşayacaksınız. Yolculuğunuz inşaallah nur-u tevhide kadar ilerler.</p>
<p>Ki bunun belirtileri sık sık kendi cism-i latifinizi görmenizdir. İnşaallah bir tecelli daha olur ve kendi cisminizde yok olursunuz. İşte o zaman fenafillâh tecelli etmiş, Allah’a yolculuğunuz tamamlanmış olur. O hali yaşadıktan sonraki yolculuk, dünyada ve ahirette ebedi olacak yolculuğunuzdur.</p>
<p>Bu yolculuğa Allah dostları “Allah’ta yolculuk” demişlerdir.”Ya latıfün ya latıf” esma gurubu yerine inşaallah şu ayeti okumaya başlayın: “.Rabbeneftah beynena ve beyne gavmina bil hakkı ve ente hayrul fatihiyn.” [Araf 89]. Zatımda ve sıfatımda tecellisini niyet ederim demeyi unutmayın. Selam es selame</p>
<p>K: Abi sen neler demişsin böyle? Ben gideyim de seccademin üzerinde kana kana ağlayayım şimdi…</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar Ali Abi. Ben dün mesajı çok dar bir zamanda, aceleyle yazmıştım. Sonradan düşündüm. O önümde açıldığını gördüğüm, kapağında güneş resmi olan defter, kitap da olabilir. Kitap mıydı, defter miydi emin değilim. Büyük ve kalındı, onu hatırlıyorum. Kitap olabilirliğini şuradan düşünüyorum:</p>
<p>Oradan bana bir şeyler okundu. Ama hatırlamıyorum. Bunu bildirmek istedim. Bu bizim beklediğimiz işaret mi, yoksa değil mi bunu siz yorumlayabilirsiniz ancak. Ben bu konuda sizin cevabınızı beklerken yeni verdiğiniz zikre başlamayıp, “ya latiyfün ya latiyf&#8230;” zikrine devam edeyim diye düşündüm. Selam es selame.</p>
<p>HAB: Hayırlı sabahlar. O bir kitap yahut defter olsa farketmez&#8230; Ama bence de kitaptır. Ancak sen günlük belli bir miktar daha okumaya devam ederken, esas zikrin olarak ağırlıklı olarak yeni zikrini yap. Bu yeni zikir sana ve inşaallah Ümmet-i Muhammed’e yeni imkânlar, fetihler açacaktır&#8230; Ayrıca halktaki haram- helal ayrımını yapabilip haramdan uzak durma yeteneği kazandıracaktır.</p>
<p>O ayet inşaallah ülkemizin önünü de açacak, kâfirin islam dünyası üzerinden elini çekmesine vesile olacaktır. Eğer o ayetin sağlayacağı şahsî ve umumî güzellikleri bilseydin günde onbinlerce kere okumak isterdin&#8230; O ayetle hastalıklardan şifaya, küfürden imana, körlükten basirete her alanda fetihler oluşur&#8230; İnşaallah pazartesi günü sabah 6.00 ile 6.45 arasında okuyarak başlayın inşaallah&#8230; Selam es selame.</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar Ali Abi. Size danışmak istediğim bir şey vardı. Şu an eşimin bavullarını yapıyoruz. Yarın birlikte İstanbul’a gidicez. Eşimi yolcu edicem. Ben S.’yı görmeyi çok istiyorum. Çok özledim O’nu. Ama bunu yapmalı mıyım yoksa daha beklemeli miyim diye size sormak istedim. Son gördüğüm o bebekli rüya, O’nun durumuyla ilgili ne işaret ediyordu, bilemiyorum.</p>
<p>Sizin cevabınıza göre hareket edicem abi. “Bekle biraz daha, gitme yanına” derseniz dönüp gelicem görmeden. Selam es selame.<br />
Bu arada, annem de ben de kurbanlarımızı kestik, çok şükür. Bilgi vereyim istedim. İnşaallah kardeşim toparlar kendisini de üçüncüyü de kesmek nasip olur.</p>
<p>HAB: Allah kurbanlarınızı katında kabul etti muhakkak. Mübarek olsun&#8230;</p>
<p>İçinden geçen duygulara güvenmelisin. Sen Allah’a yakın bir insansın. Kalbî ilhamların seni yanıltmaz inşaallah. İstiyorsan görüş. Hem gidişat hakkında yüz yüze kanaat sahibi olursun. O rüyadan yaptığımız çıkarım, senin S.’ya yardımcı olacağın şeklindeydi. Selam es selame.</p>
<p>K: Peki. Görücem. Çok sağol abi. Çok sağol. Selam ve dua ile.</p>
<p>HAB: Selam es selame.</p>
<p>K: Hayırlı sabahlar kıymetli abim. İstanbul’a gidip geldim. S.’yı hatırı sayılır oranda iyileşmiş gördüm. Ama hâlâ etkileri de yok değil. Tüm bu süreçle ilgili hiçbir şey hatırlamıyor. Çanakkale’ye son gelişi, bizim evde sabaha kadar yaşadıklarımız… Hiç birisi aklında yok. O gece çektiğim resimleri, o süreçte bana yazdığı bazı mesajları gösterince çok şaşırdı.</p>
<p>Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen yine de onun şu anki durumuyla ilgili kafamı kurcalayan ve anlamlandıramadığım şeyler var. Sanki gerçekte durum böyle ve görüşüp konuştuğum S.’ydı. Bir taraftan da düşünmeden edemiyorum. Eğer son görüştüğüm S. değil de hâlâ o mendebur idiyse, hayret verecek kadar iyi taklit ediyor ve oynuyor.</p>
<p>Kafamdaki soru işaretlerinin cevabını tam bulmadan içim rahat etmeyecek. Bu sebeple hâlâ tetik üzerindeyim O’ndan yana. Her hareketini ve sözünü dikkatle gözlemlemeye devam edicem inşaallah. Tüm bu süreçte varlığınız ve dualarınızla verdiğiniz destek olmasaydı bu süreci yara almadan atlatamazdık. Allah sizden gene gene razı olsun. Eksikliğinizi göstermesin inşaallah. Arkadaşım ve kendi adıma çok ama çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>Ayrıca, geçtiğimiz cuma akşamı beni yine gezmelere götürdüler. Ve yine son 1,5 aydan beri yaşadığım bir hal var. Eşim sürekli evde olduğu için yazma fırsatı bulamamıştım. Birazdan kızımı okula çıkarınca Çanakkale’ye gitmeliyim. Dönüşümde inşaallah bu iki konuyu yazmak istiyorum. Selam es selame.</p>
<p>HAB: Selam es selame;</p>
<p>S.’daki değişim inşaallah hayra yöneliktir. Daha da iyileşmesini umuyoruz&#8230; Kendisi sağ devri yapmaya devam edebilirse ve zikirden, namazdan geri durmazsa kendisini düzenli iyileşir bulacaktır. Allah yar ve yardımcısı olsun. Profil resmini gördüm geçenlerde. Yüzünden okuduğumuz kadarı ile iyileşmiş&#8230; Yardımınızı sürdürün. Ancak tedbiri de elden bırakmayın. Şeytanların neler yapabileceği hakkında yeterli bilgimiz yok. Tedbirli olmakta fayda var.</p>
<p>Esas olan sizin daha daha ileri derecede ilim ve hizmet sahibi olmanız, umuma dair manevî hizmetler yapabilmenizdir. Keşiflerinizi artırmanız ve öğrendiklerinizden daha güzele, iyiye doğru neticeler çıkarmanızdır&#8230; Yazacaklarınızı okumak için bekleyeceğim. Sizin yaşadıklarınızdan çok şey öğrendik.</p>
<p>Bu fakir kardeşinize verilen görevin gereği olarak, bazı keşif alanlarından şimdilik uzak tutuluyoruz. Bazı meraklarım giderildi. İşime engel olacağını fark edince istiğfar ederek o alandan affımızı istedik. Ama işler yoluna girince belki yeniden gelişir.<br />
Genel gidişat islam adına hep hayırlı ilerliyor inşaallah. Zaman her geçen anını hayıra yol alır şekilde gelişiyor. Allah yar ve yardımcınız olsun&#8230; Selam es selame.</p>
<p>3 Aralık 2013 17:38<br />
K: Hayırlı akşamlar abi. Bir kaç gün önce gece yattım. Zikir çekiyorum. Başım yoğun bir şekilde çınlamaya ve kulaklarım uğuldamaya başladı. Anladım zaten hemen. Sanırım artık ben de bu konularda tecrübe kazanmaya başladım Size daha önce de bahsettiğim gibi, son dönemlerde başımdaki çınlamalar ve uğuldamalar had safhada.</p>
<p>Sanki başımın içi istim kazanı… Bazen öylesine fokur fokur kaynıyor gibi ki, yanımda konuşanı duyup anlamakta zorluk çektiğim zamanlar olmuyor değil.</p>
<p>Sağ bacağım kasık diz kapağı arası arkadan da seğirince “tamam gidiyoruz” dedim içimden. Anında kendimi gökyüzünde buldum. Bu kez sırtımdan, giysimden tutuyorlarmış gibiydi. Sırtımdan iki eliyle tutuyordu, öyle hissettim. Ben yüzüm aşağı doğru, sanki çuval gibi sarkıyordum. Ama abi çok korktum yaaa. Öyle böyle değil.</p>
<p>Önce Türkiye’yi kuş bakışı seyrettim, sonra Akdeniz, Karadeniz, hem gittikçe yükseliyor hem de Cebel-i Tarık Boğazı’na doğru kayıyorduk. Abi İtalya, İspanya, Afrika kıtası… Komple yukarıdan izledim. Gittikçe Atlas Okyanusu’na vardık ama aynı zamanda artık çok yükselmiştik. Okyanusun üzerinde gidiyorduk, bir anda kendimi uzayda buldum.</p>
<p>Daha önce iki gök kapısı olup, birinin Çin açıklarında Büyük Okyanus’ta, diğerinin ise Kuzey Amerika açıklarında Atlas Okyanusu’nda olduğunu okuduğumu hatırlıyorum. Bu bilgi doğruysa ben Atlas Okyanusu’ndan çıkarılmış olmalıyım. Dünya gittikçe altımızda küçülüyordu. Ve bir de benim halimi düşünün.</p>
<p>Boşlukta yüzüstü duruyorum, dünya altımda ve görmediğim bir şey beni sırtımdan tutmuş, çuval taşır gibi götürüyor. Ne bağırdım, ne bağırdım “Korkuyorum” diye, bilemezsiniz. Yok, böyle bir korku&#8230; Ama uzay çok sessiz, hatta hiç ses yok. Sadece sağır edici bir sessizlik var. Dünya görünmez oldu herhalde ki diğer gezegenleri izlemeye başladım. Hem korkuyorum, hem de kendimi alamıyorum izlemekten.</p>
<p>Çok güzeller abi, çok güzeller. Çok yakın geçtik bu gezegenlerin birçoğuna… Birinin yüzeyine ayaklarım yere basacak kadar yaklaştık. Aynen Mars’ın resimlerindeki gibiydi yüzeyi. Sırf toprak. Kraterler ve tepeler var. Fakat bizim olduğumuz yerde birçok metalden kapan vardı yüzeyde. Yanyana yanyana. Açılıp kapanan demirler…</p>
<p>“Neredeyse birine yakalanıcam” diye korktum. Tam metal üzerime kapanacakken altından uçarak geçtik. Bunun gibi, daha farklı gezegenlerin yanından geçe geçe bir gezegene indik. Ama tüm bu gezi görsel olarak anlatılamayacak kadar güzel bir şölendi.</p>
<p>İndiğimiz gezegende insanlar vardı. Sanki hani bizde köylerde kahve önü denilen meydan vardır ya, öyle bir meydanı vardı. Alçak alçak binalar. Evdiler muhtemelen. Köyden biraz daha büyük olmalı orası. Belki de bir kasaba. Ama asla şehir değil. İnsanlar fiziksel olarak aynı bize benzemekle birlikte, küçük farklılıklarla ayrılıyorlar.</p>
<p>Hatları daha kaba. Derileri daha kalın sanki. Ve gelişmişlik olarak kesinlikle bizden daha geriler. Gezegenin geneli için söyleyemem bunu, çünkü görmedim. Sadece orası ve oradakiler öyleydi. Bizden daha kaba, daha cahillerdi, bu çok net anlaşılabiliyordu.<br />
Beni meydana bıraktı. Tutmuyordu artık.</p>
<p>O insanları görebiliyor, bir kaç metre karşılarında dikiliyordum. Üstüme doğru gelmeye başladılar. Anladım ki onlar da beni görebiliyorlardı. Toplamda meydanda en çok 15-20 kişi vardı. Hepsi erkekti sanki. Belki de değil. Ben panikledim. İyi seçememiş ya da hatırlamıyor olabilirim. Abi benim onlardan biri olmadığımı anladılar. Her ne kadar fiziksel olarak her ikimizde insan olsak da ayrılıyoruz, farklar var.</p>
<p>Bana bir sürü sorular sordular. Kim olduğumu, nereden geldiğimi, neden orda olduğumu… Çok üst üste, cevabı beklemeden soruyorlardı. Sanki cevap almak değil, saldırmaktı niyetleri. Ben asla kötülük için orda bulunmadığımı anlatmaya çalıştım ama dinlemeye niyetleri yoktu. İlginç tarafı onlar hangi dili konuşuyorlar bilmiyorum ama ben onları Türkçe duyuyordum.</p>
<p>Ben Türkçe konuşurken onlar da beni muhtemelen kendi dillerinde duyuyorlardı, çünkü beni anlayabiliyorlardı. Ya ben bütün dilleri biliyorum ya da otomatik bir çeviri sistemi işliyor olmalı âlemlerde. İyice çevremi sardılar ve tam bana saldıracakları anda beni kaptığı gibi yukarıya doğru uçurup götürdü oradan.</p>
<p>Bir gezegene daha gittik ama orada insan görmedim. Şöyle yakından bir uçtuk üzerinde, bunu hatırlıyorum. Belki inmiş de olabiliriz ama oraları çok net hatırlamıyorum. Oralarda aklımda kopukluklar var. Dönüşü hatırlamıyorum. Yatakta buldum kendimi. Her yanım yoğun titreşim altındaydı daha öncekiler gibi.</p>
<p>Abi yazmak istediğim başka bir şey daha var. O daha uzun, hatta bayağı uzun olacak sanırım. O yüzden kızımı yatırınca aklımı toparlayıp yazmayı düşünüyorum inşallah. Selam es selame.</p>
<p>15 Kasım 2013 18.34</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>2 Mar 2015, 14:04</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-21-yine-uzayi-seyre-cikarildim/">Yine uzayı seyre çıkarıldım (Kamer hanım’a mektuplar 21)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-mektuplar-21-yine-uzayi-seyre-cikarildim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşim; Neydi bu? Müthiş bir şeydi. İlâhî bir şeydi” dedi. (Kamer hanım&#8217;a mektuplar 20)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-meektuplar-20-esimneydi-bu-muthis-bir-seydi-ilahi-bir-seydidedi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-meektuplar-20-esimneydi-bu-muthis-bir-seydi-ilahi-bir-seydidedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2021 12:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kamer Hanıma Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşim; Neydi bu? Müthiş bir şeydi. İlâhî bir şeydi” dedi. K: Size S.’yla ilgili mesaj yazdığımın ertesi sabahı rüya gördüm. Size yazdığım için mi etkilenip gördüm, yoksa görmeliydim de mi gördüm bilemiyorum. Ama çok net bir rüyaydı. Bizim Çanakkale’de halkın “hacı suyu” diye isimlendirdiği, dindar bazı kişilerin bir araya gelip dağdan şehre sebil taşıdığı çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-meektuplar-20-esimneydi-bu-muthis-bir-seydi-ilahi-bir-seydidedi/">Eşim; Neydi bu? Müthiş bir şeydi. İlâhî bir şeydi” dedi. (Kamer hanım&#8217;a mektuplar 20)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="title">Eşim; Neydi bu? Müthiş bir şeydi. İlâhî bir şeydi” dedi.</h1>
<p>K: Size S.’yla ilgili mesaj yazdığımın ertesi sabahı rüya gördüm. Size yazdığım için mi etkilenip gördüm, yoksa görmeliydim de mi gördüm bilemiyorum. Ama çok net bir rüyaydı. Bizim Çanakkale’de halkın “hacı suyu” diye isimlendirdiği, dindar bazı kişilerin bir araya gelip dağdan şehre sebil taşıdığı çok lezzetli suyu olan bir şadırvan var, köprü başında.</p>
<p>Orda gördüm kendimi rüyamda. Çeşmenin karşısında, yolun kenarında 50-60 cm. yüksekliğinde bir duvarın üzerinde oturuyorum. Aslında gerçekte orda öyle bir duvar yok. Ama rüyamda var ve sizin yüzünüzü hatırlıyorum. Çeşmenin yanında gördüm sizi. Bana bir şey dediniz mi ya da orda bir şeyler mi yapıyordunuz, hatırlamıyorum.</p>
<p>Tek hatırladığım yüzünüz. Ve benim sağımdan yoldan S. geliyor. Hamile. Karnı sönmüş bir balon gibi, diz kapaklarına kadar sarkmış. Bebeği bir deri tutuyor ve tüm hatlarıyla görünüyor bebek. Başı neredeyse yere değdi değecek çocuğun. Avucumu başının altına tutuyorum yere değmesin diye.</p>
<p>Birden bebek elimde oluyor. Çok iri bir bebek. Oğlan. Hiç saçı yok. O’nu hemen yanımdaki duvarın üzerine, sağına çevirip yatırıyorum. Orda bir kitap var duvarın üzerinde. Saman rengi. Onu koyuyorum başının altına. Bir hayvan var duvarın üzerinde. Köstebeğe benziyor sanki. Yüzü çok güzel, çok şirin. İki ayağı üzerinde duruyor.</p>
<p>Önce o çekilmek istemiyor ordan. Ben nezaketle ona bebeği yatırmam gerektiğini, biraz kenara çekilebilirse çok memnun olacağımı, kenara çekilip az ötede durabileceğini söyleyince çekiliyor biraz kenara. Bir de kadın oturuyor hemen yanında. Tanımıyorum O’nu. S.’ya “Bu bebek kimden, kimin çocuğu bu?” diye soruyorum.</p>
<p>Dudaklarımdan öpüyor beni. Çok mutlu. Kadın ve erkek öpmesi gibi değilse de, iki bayan için de pek uygun bir öpme şekli diyemem. İşaret parmağıyla beni gösteriyor. Benim bebeğimmiş. “Ne diyorsun sen?” diyorum. Paralel evrende ben erkekmişim. Orda birlikte olmuşuz. Bana ordaki ben resmini bırakmış. Ama uyandım. Resmimi görmedim.</p>
<p>Cuma günü selayla ezan arası tesbihimi alıp oturdum. Bu vakti salâvat getirerek geçireyim istedim. Gözümün önüne bir görüntü geldi. Yemyeşil bir çayır, ucu bucağı yok. Hiç tümsek ya da çukur yok. Dümdüz. Ve tam ortasında tertemiz, upuzun bir toprak yol. Hiç eğrilip bükülmüyor. Dümdüz bir yol.</p>
<p>Yolun başında sağında 2 tane çam ağacı var. 4 m. kadar yüksekliğinde. Solunda üç çam ağacı vardı. Ortadaki çok yüksek, büyük, yedi sekiz m.yüksekliğinde. Yanındaki ikisi yine yolun sağındakilerle aynı boyda. Ve görüntü öyle net, öyle parlaktı ki ışıl ışıl yanıyordu. Bir kaç saniye sürdü sadece.</p>
<p>Pazar akşamı eşimle balkonda havanın soğuğuna rağmen balkona çıktık battaniyelere sarınıp. Kahve içiyoruz. Çanakkale tarafında havada, pek de yüksekte değil, daha çok kırmızıya yakın turuncu gibi bir ışık bize doğru geliyor ağır ağır. Eşime “Bu nedir böyle?” dedim. O da gördü. “Helikopterdir herhalde” dedi.</p>
<p>Yaklaştı. Yaklaştı. Abi, hayatımda ilk kez böyle bir şey gördüm. Bir kamyon büyüklüğündeydi. Çok net gördüm. Kanatları vardı. Saçtığı ışığı tanımlamak mümkün değil. Vücudundan saçtığı ışık kanatlarına vuruyor ve kanatları sanki alev almış, tutuşmuş gibi görünüyor. Kanatlarını çırpmıyor. Sabit duruyor kanatları.</p>
<p>Çok yavaş, süzüle süzüle gözümüzün önünden uçarak geçti ve İzmir istikametine doğru gidip gözden kayboldu. Sanki bizim onu görmemizi istedi. Sanki o da bizi görüyordu. Melek miydi ya da başka bir şey mi, bilmiyorum. Ama bu dünyadan, bildiğimiz şeylerden değildi. Eşim hayretler içinde kaldı.</p>
<p>“Yıllardır denizdeyim, gökyüzünü izlerim, daha böyle bir şey görmedim. Neydi bu? Müthiş bir şeydi. İlâhî bir şeydi” diye söyledi durdu tüm gece. Ben uzun süre tek başıma oturdum balkonda battaniyeye sarılı. Tekrar geçer mi diye, ama geçmedi.</p>
<p>Yine pazartesi zikir çekiyorum gözlerim kapalı. Teni hafif griye yakın bir erkek gördüm. Başında saç yok. Çıplak. Ama edebe aykırı bir şey görmedim. Göğsünden, O’ndan biraz daha daha küçük bir insan çıktı ve aynı anda başımın içinde “âdem nefsini yarattı” dendi. Bu gece beni götürdüler yine bir yerlere.</p>
<p>Zaten yatar yatmaz çınlamalar çok artıyor hep vücudumda enerji dalgalanıyor. Ayakucumdan başıma kadar sürekli bir sürü şey ve çok yıldız görüyorum. Kızım babasıyla yattı. Ben kızın yatağındaydım. Çınlama artınca gözüm kapalı, zikir çekerek beklemeye başladım.</p>
<p>Birisi bacaklarımın altından ve başımın altından kucakladı beni. Uyumuyorum ama. Bu kez suda gitmedik. Çok hızlı bir şekilde uçtuk. Hızdan başım çın çın öttü. Arada bir gözlerimi aralıyorum. Pırıl pırıl gökyüzü&#8230; Bulutlar&#8230; Nasıl parlak ışıkların içinden geçtik, o gök nasıl parlak anlatılır gibi değil.</p>
<p>Dünyanın tüm spotlarını toplayıp vursak, gökyüzüne doğru o parıltıyı yapamayız. Hep sağa doğru gittik. Bir ara sola doğru dönüp baktı, sabit durdu gökyüzünde. Ben de araladım gözümü. Çok bulutluydu orası, çok karanlık. Yine sağa gittik. Bir binadayız. Hastane gibi. Beni sedye gibi bir şeyin üzerine yatırdı.</p>
<p>Ama elleri hâlâ bedenimin altındaydı. Orda bir kadınla konuştu. “Bunu filancanın yanına götür” dedi. O filanca dediği de bir kadın ismiydi. O da bir odada yatıyor. Gördüm O’nu. Aynı odaya koyacaklarmış beni de. Ama orası buraya benziyor abi. O boyutta da buradaki gibi bina, odalar, araç-gereç var.</p>
<p>Tam ellerini çekiyordu vücudumun altından, kavradım O’nu kolundan. “Konuş benimle, kimsin sen? Kimsin? Konuş benimle, gitme” dedim. Önce bir kolunu çekmek için bir iki hareket yaptı. Ben çok sıkı tuttum. Sonra vazgeçti, bana doğru baktı. O da hafif gri gibiydi. Başında hiç saç yoktu. Gülümsedi bana. Çok temiz bir yüzü vardı.</p>
<p>Sonra birden siması değişti. Dalgalı saçları kumral, 30’lu yaşlarda bir genç oldu yüzü ve bana “Adım İbrahim. 06/oo/1970’te eks oldum” dedi. “Ben de 70 doğumluyum” diye geçirdim içimden. “Sen nasıl öldün?” diye sordum. “Mutfak perdesi tutuşmuş” dedi. Yangında öldüğünü anladım.</p>
<p>Aslında öldüğü ayı da söyledi ama ben hatırlamıyorum. İlk beş aydan biriydi. Ama hangisi? Bilemiyorum. Sonra kendimi bir odada buldum. Orda ölmüş yakınlarım ve hayatta olan yakınlarımdan bazıları ve tanımadığım birileri daha vardı. Benim nasıl olup da orda olduğumu soruyorlardı bana.</p>
<p>“Ah söyleyemem ki” dedim içimden. Bir anda yatakta buldum kendimi. Göğsümdeki kaynama tüm vücuduma yayılmıştı. Sanki tüm vücudum kütle halinde fokur fokur kaynıyor gibiydi. Bu sabah sizi ziyadesiyle meşgul ettim. Vakit bulmuşken hepsini yazayım istedim. Hakkınızı helal ediniz kıymetli abim. Selam es selame.</p>
<p>15 Kasım 2013 16:56<br />
HAB: Selam es selame K. hanım&#8230; Yaşadıklarınız size mübarek olsun&#8230; Daha güzellerini, ileri derecelerini yaşarsın inşaallah&#8230;</p>
<p>Yazdıklarının etkisinde kaldığımdan, yeniden okumadan uzun yazamam herhalde. Yaşadıklarının birçoğunu yaşamadığımdan her konuda ayrıntıya girerek konuşmam doğru olmaz. Ben kendi bildiklerimden, yaşadıklarımdan yola çıkarak gidişat hakkında genel tahminler ile kalbe gelen ilhamlarımı rehber edinerek sana yazıyorum&#8230;</p>
<p>Kalbinin, beyninin ve vücudundaki diğer ihtilaçların, zikirlerinin neticesi olduğunu, seni yeni hallere hazırlamanın yanında, gelecek konusunda müjdeler işaret ettiğini biliyorum.</p>
<p>Efendimiz de kendisine vahiy gelmeden önce beyninde benzer uğultu, çıngırak sesine benzer sesler oluştuğunu, dünyevî duygular kadar net sesler duyduğunu bir hadis-i şeriflerinde anlatıyor. Yani sen melekî âlemle irtibata geçmeye başladığında öteki âlemlerin varlıklarıyla yakınlaştığında, onlara ait enerjilerin ve onlara dair hızların sese dönüşen titreşimlerine maruz kalıyor olmalısın.</p>
<p>İki kürek kemiğinin arasının seyrimesi manevî makam ve mertebenin arttığını, manevî âlemde terfi ettiğini, büyükler arasına dâhil edildiğini anlatır&#8230; Hangi derecede olduğunu bilemeyiz ancak bir derece daha yükseldiğini işaret eder. Çok çok büyük makam elde ettiğin muhakkak.</p>
<p>O ihtilaç eden bölge, NÜBÜVVET MÜHRÜNÜN OLDUĞU YERDİR. O seyrime ümmetin görevlilerinden, VELİLERİNDEN olduğunu anlatır&#8230; Yani senin yaptığın zikirler bundan böyle sadece seni ilgilendirmiyor, bütün insanlığa sirayet ediyor demektir. Bir başka açıdan söylersek, duaların halka lütuf olarak, bedduaların ise kahır ve gazap olarak insanlık âlemine etki ediyor demektir&#8230;</p>
<p>O nedenle inşaallah hem kendini hem ümmeti sıkıntıya sokmamak üzere olumsuz manalı zikirlere inşaallah hiç yer vermezsiniz. Senin konumunda olanları şeytan kendi nefislerinden etkileyemediklerinden, yakınlarındaki cahil insanlarla tahrik etmeye kalkışır. Eşiyle, çocuklarıyla, yakın akraba ve komşularıyla imtihan eder.</p>
<p>İnşaallah onların cehaletlerini göz önünde tutarak, gelebilecek tahriklere kapılmadan, hidayetlerine dair dualarla tahriklerini hayır dua etme sebebine dönüştürürsünüz. Belki şeytan bunu görür de, tahriklerini azaltır.</p>
<p>Yeniden götürüldüğünüz yerin cennetten bir köşk olduğu, yakınlarınızı orada görmenizden çıkarılabilir. Yahut o gencin (akranının) bir şehit olmasından&#8230; “Yangında ölenler şehittirler” hadisinin gerçekliğini de anlamış oluyoruz. Görüntüsünün değişkenliğini de yine başka bir hadisin gerçek hadis olduğuna işaret saydık.</p>
<p>Cennette Semseme çarşısı olduğu ve dileyenin oradan diledikleri maskları alıp kendisine yüz edinebileceğini belirten bir hadis okumuştum. Orada kullandığı yüzü ve derisi senin isteğinle aslına dönmüş olmalı. En doğrusunu Allah bilir.</p>
<p>Balkonda seyrettiğiniz kanatlı otobüse benzer şekil de sana başka şeyler anlatmaya çalışıyor. İleride değişik şekillerini görebilirsin ve alıştırmalar tamamlandığında gerçek yüzünü göstermek üzere bir başka hakikate kapı aralıyor olmalı.</p>
<p>Allah Tealâ’nın melekleri diledikleri şekle bürünebilirler. Kişinin emniyetine, korku ve ilim derecesine göre şekil alırlar. Aslî varlıkları ise nurdur.</p>
<p>Namaz kılarken etrafını saranlar, uzayda yol alırken gökyüzünü şekilden şekle bürüyenler ve tanımlanamayacak parlaklıkta ve renklerde göz ve gönülü şenlendirenler meleklerdir. Ve yaptığın zikirlerin neticeleri olarak yaratılanlardır. Okuduğumuz ayetler ve esmalar meleklere dönüşür, manalarına göre bize tecelli ederler. Hadis-i şeriflerde bu tür açıklamalar çok.</p>
<p>Ölen bir müminin göğsüne oturan heybetli bir meleğin süflîlerden o mevtayı koruduğunu, o meleğin adının Kur’an olduğunu, yani Kur’an-ı Kerim’in heybetli hüküm sahibi bir meleğe dönüşerek diğer ceza meleklerine karşı, hesap gününe kadar müminleri koruduğunu anlatan bir hadis-i şerifi hatırladım..</p>
<p>Velhasıl ne güzel tecellilere muhatapsınız maşaallah. Allah mübarek etsin. Derecelerini artırsın&#8230;</p>
<p>Her yakınlaşanı bir görev ile şereflendiren Mevla’mız seni de bu ümmetin dua erlerinden kılsın inşaallah. İlk tanıştığımızda ki, bizi biz tanımadık biliyorsun, tanıştırıldık&#8230; Size demiştim ki inşaallah bundan böyle disiplinli ve doğru zikirlerle mertebeniz ümmet için dua edenler makamına çıkar. İlimle hizmet edenlerden olursunuz.</p>
<p>İşte sıkıntılar sonunda giderildi. Makamınız yüceldi. Kendi halinize inşaallah zikir yapmayın. Efendimizin rehberliğinde ilmin gereği hizmetlerle Kur’an’a uygun zikirler yapalım da ümmetin esaretini azaltmada, selamete çıkışında katkılarınız olsun&#8230;</p>
<p>Gözlerinizden öpüyor, saygı ve sevgilerimle Allah ve Resulü’nün Rahman ve Rahim ellerine emanet ederek gönderiyorum sizi.</p>
<p>Selam es selame.</p>
<p><b>1 Mar 2015, 21:47</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kamer-hanima-meektuplar-20-esimneydi-bu-muthis-bir-seydi-ilahi-bir-seydidedi/">Eşim; Neydi bu? Müthiş bir şeydi. İlâhî bir şeydi” dedi. (Kamer hanım&#8217;a mektuplar 20)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kamer-hanima-meektuplar-20-esimneydi-bu-muthis-bir-seydi-ilahi-bir-seydidedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
