<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zeydiyye arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/zeydiyye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/zeydiyye/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 May 2020 07:54:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Zeydiyye arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/zeydiyye/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fıkıh Mezhepleri</title>
		<link>https://hacialibayram.com/fikih-mezhepleri-dort-mezhep-hanefi-maliki-safi-ve-hanbeli/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/fikih-mezhepleri-dort-mezhep-hanefi-maliki-safi-ve-hanbeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2020 07:54:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed b. Hanbel]]></category>
		<category><![CDATA[ameli fıkıh mezhepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ca‘feriyye]]></category>
		<category><![CDATA[fıkhi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkhi mezhepler kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[fıkhi mezhepler nedir]]></category>
		<category><![CDATA[fıkhı mezheplerin isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh hanefi mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh ilminde mezhepler sonrası gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh ilminde mezhepler sonrası gelişmeler slayt]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh ilminde mezhepler sonrası gelişmeler teşekkül dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri arasında yer almaz]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri hangileri]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri nasıl oluşmuştur]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezhepleri ve imamları]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezheplerin oluşum dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezheplerinin doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezheplerinin doğuşunu hazırlayan sebepler]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezheplerinin doğuşunu hazırlayan sebepler maddeler halinde]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezheplerinin genel özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh mezheplerinin kurucuları]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzde yaşayan fıkıh mezhepleri imamları]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzde yaşayan fıkıh mezhepleri imamları ve hangi ülkelerde bulundukları]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzdeki fıkıh mezhepleri]]></category>
		<category><![CDATA[hanbeli mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[hanefi mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe]]></category>
		<category><![CDATA[islam fıkıh mezhepleri]]></category>
		<category><![CDATA[islam fıkıh mezhepleri ali bakkal pdf]]></category>
		<category><![CDATA[Mâlik b. Enes]]></category>
		<category><![CDATA[maliki mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[mezhepler fıkıh hangi dönemde ortaya çıkmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî]]></category>
		<category><![CDATA[şafi mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[Zâhiriyye]]></category>
		<category><![CDATA[Zeydiyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=8233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fıkıh Mezhepleri İtikadî fırkalar gibi fıkıh mezheplerinin de büyük kısmı kurucusu sayılan müctehidlerin isimlerine nisbetle anılırlar. Burada &#8220;dört mezhep&#8221; adıyla şöhret bulmuş Sünnî fıkıh ekolleri olan Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ile diğer fıkıh ekolleri hakkında özet bilgi verilmekle yetinilecektir. &#160; Hanefî mezhebi Sünnî fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ilki olup, İmâm-ı Âzam Ebû [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/fikih-mezhepleri-dort-mezhep-hanefi-maliki-safi-ve-hanbeli/">Fıkıh Mezhepleri</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080;"><strong><span style="font-size: 24pt;">Fıkıh Mezhepleri</span></strong></span></h1>
<p><strong>İtikadî fırkalar gibi fıkıh mezheplerinin de büyük kısmı kurucusu sayılan müctehidlerin isimlerine nisbetle anılırlar. Burada <span style="color: #ff00ff;">&#8220;dört mezhep&#8221;</span> adıyla şöhret bulmuş Sünnî fıkıh ekolleri olan <span style="color: #993300;">Hanefî</span>, <span style="color: #ff6600;">Mâlikî</span>, <span style="color: #808000;">Şâfiî</span> ve <span style="color: #3366ff;">Hanbelî</span> mezhepleri ile diğer fıkıh ekolleri hakkında özet bilgi verilmekle yetinilecektir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 18pt;"><strong><span style="color: #008080;">Hanefî mezhebi</span> </strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">Sünnî fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ilki olup, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe&#8217;ye nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin asıl adı Nu‘mân b. Sâbit&#8217;tir. 80 (699) yılında Kûfe&#8217;de doğmuş, 150 (767) yılında Bağdat&#8217;ta vefat etmiştir. Aslen Türk veya Fârisî olduğu yönünde görüşler vardır. Nu‘mân b. Sâbit, Hanefî mezhebi muhitinde &#8220;İmâm-ı Âzam&#8221; (büyük imam) lakabı ile anılır. Dindar ve varlıklı bir aileden gelen Nu‘mân b. Sâbit önce Kûfe&#8217;de Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;i hıfzedip, sarf, nahiv, şiir ve edebiyat, cedel ve kelâm öğrendi. Kûfe, Basra ve Irak&#8217;ın ileri gelen üstatlarından hadis dinledi. Yirmi yaşının biraz üzerindeyken Irak&#8217;ın en ünlü fakihi ve Irak fıkhının üstadı Hammâd b. Ebû Süleyman&#8217;ın (ö. 119/738) ilim halkasına katıldı ve uzun zaman bu ders halkasına devam etti. Bu arada Ca‘fer es-Sâdık, Muhammed el-Bâkır da dahil olmak üzere pek çok âlimden istifade etti. Ebû Hanîfe, Hammâd b. Ebû Süleyman&#8217;ın vefatı üzerine onun kürsüsüne geçti ve ders vermeye başladı. Takvâ sahibi, zeki, konulara hâkim ve bildiklerini tatlı dil, güleryüz ve özlü ifadelerle anlatan iyi bir üstat olduğu kısa zamanda duyuldu ve çok geçmeden ders halkası dönemin ileri gelen ilim erbabının katıldığı ve fıkhî meselelerin ve çözümlerinin derinlemesine tartışıldığı ileri düzey bir fıkıh akademisine dönüştü. Kırk yaşlarında başlamış olduğu bu öğretim hayatına otuz sene kadar devam etti. Onun ders halkalarında yetişen talebelerin sayısının 4000’i aştığı ve bunlardan kırk kadarının ictihad derecesine vardığı nakledilir. Ebû Hanîfe’nin ticarî hayatın ve günlük meselelerin içinde bulunması, insanların problem, temayül ve ihtiyaçlarını yakından tanıması da, ictihadlarının kabul görmesini sağlamış ve uygulanma şansını artırmıştır. Ebû Hanîfe, hocaları tarafından kendisine intikal ettirilen önceki nesillere ait fıkhî görüşleri, rivayetleri ve ilmî mirası, içinde bulunduğu devrin şartlarını ve insanların ihtiyaçlarını dikkate alarak dinin genel ilke ve amaçları açısından yeniden değerlendirmeye ve sınırlı naslar ile sınırsız olaylar, naklin hükmü ile aklın yorumu, hadis ile re’y arasında mâkul bir denge kurmaya çalışmıştır. Bunun için de örf ve âdeti, Kur&#8217;an&#8217;ın genel ilkelerini, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş ve istihsan metodunu sıklıkla kullanmıştır. Verdiği hüküm ve fetvalarında şahsî teşebbüs ve sorumluluğun, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını ilke edinmiştir. Onun bu metodu ve tavrı, daha sonra adına izâfe edilerek oluşacak olan Hanefî mezhebinin de genel esaslarını ve metodunu teşkil etmiştir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin talebeleri onun tedrîsatını devam ettirdiler ve ondan öğrendikleri usule uyarak kaynaklardan hüküm istinbatını sürdürdüler. Talebelerinden bilhassa ictihad derecesine yükselenler, özellikle de Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed hocalarının görüş ve fetvalarını tasnif ve tedvîn işine giriştiler. Hanefî mezhebi Irak&#8217;ta doğmuş ve Abbâsîler devrinde Ebû Yûsuf&#8217;un &#8220;kadılkudât&#8221; (baş kadı) olması ile devletin başlıca fıkıh mezhebi haline gelmiştir. Hanefî mezhebi bilhassa doğuya doğru yayılarak Horasan ve Mâverâünnehir&#8217;de büyük bir gelişme göstermiştir. Pek çok Hanefî fakihi de buralardan yetişmiştir. Abbâsî devri sona erince yayılma durmuşsa da Osmanlı Devleti’nin kurulması ve bu mezhebi ülke genelinde hukukî istikrarı ve yargı birliğini sağlamak maksadıyla âdeta devletin resmî mezhebi olarak benimsemesi üzerine etki alanı yeniden genişlemiştir. Bugün Türkistan, Afganistan, Türkiye ve Balkanlar’da Hanefî mezhebi çok yaygındır. Diğer mezhep mensuplarının pek az bulunduğu Hindistan&#8217;da ve Pakistan&#8217;da ise Hanefî mezhebinin tek mezhep olduğu söylenebilir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 18pt; color: #008080;"><strong>Mâlikî mezhebi</strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ikincisi olup, büyük hadis ve fıkıh bilgini Mâlik b. Enes&#8217;e nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır. İmam Mâlik b. Enes, 93 (712) yılında Medine&#8217;de dünyaya geldi. Orada yetişti. Medine o dönemde, Peygamber&#8217;in hadisleri ve sahâbe ve tâbiûn fetvaları bakımından bir merkez idi. Mâlik b. Enes böylesine zengin bir ilim atmosferinde eğitim öğretim gördü. İbn Hürmüz, İbn Ömer&#8217;in âzatlısı Nâfi‘, İbn Şihâb ez-Zührî, Yahyâ b. Saîd gibi tanınmış tâbiûn bilginlerinden hadis ve fıkıh dersleri aldı. Olgunluk çağına gelince, Medine&#8217;de Mescid-i Nebevî&#8217;de ders ve fetva vermeye başladı. Döneminde Medine fıkhının imamı olarak tanındı, etrafında geniş bir ilim halkası oluştu, öğrenciler yetiştirdi ve 179 (795) yılında vefat etti. Öğrencilerinin rivayetlerinden ve mezhebin usulünü yazan âlimlerin ifadelerinden İmam Mâlik&#8217;in hüküm istinbatında kitap, sünnet, icmâ, sahâbe kavli, örf ve âdet delilleri dışında kıyas, istihsan, mesâlih-i mürsele, sedd-i zerâi‘ gibi fer‘î delillere de başvurduğu anlaşılmaktadır. İmam Mâlik&#8217;in fıkhının en belirgin özelliği, Medine halkının uygulamasına (ameli ehl-i Medîne) çok önem vermesidir. O haber-i vâhidi kabul için, bu haberin Medineliler&#8217;in ameline muhalif bulunmamasını şart koşmuştur. Ona göre, Medineliler’in ameli mütevâtir sünnet mesabesindedir. Zira İmam Mâlik zamanındaki Medine tatbikatı, Hz. Peygamber döneminden tevâtür sayısının çok üzerinde topluluklar aracılığıyla intikal ettirilmiş uygulamalardır. Hz. Peygamber yaklaşık on yıl onların içinde yaşamış, onların örf ve âdetlerini görmüş, İslâm&#8217;ın ruhuna aykırı olanlarını ilga etmiş, bir kısmını düzeltmiş, diğer bir kısmını da olduğu gibi bırakmıştır. Şu halde bu uygulamanın (amelin) mütevâtir sünnet mesabesinde sayılması gerekir. Mâlikî mezhebi iki yolla yayılmıştır. Bunlardan biri İmam Mâlik&#8217;in yazdığı eserler, ikincisi de onun talebelerinin tedvîn ve eğitim faaliyetidir. Ülkenin çeşitli bölgelerinden özellikle de Mısır ve Kuzey Afrika tarafından gelen öğrenciler daha sonra bölgelerine dönerek İmam Mâlik&#8217;in görüş ve fetvalarını yaydılar. Sahnûn&#8217;un (ö. 240/854) öncülüğünde tedvîn edilen ve İmam Mâlik&#8217;in ve yakın öğrencilerinin görüşlerini toplayan <em>el-Müdevvene </em>isimli hacimli eser, <em>Muvatta </em>ile birlikte Mâliki mezhebinin temel iki kitabı sayılır. Mâlikî mezhebi, önce Hicaz bölgesinde yayılmış, sonra İmam Mâlik&#8217;in Esed b. Furât, Abdullah b. Vehb, Abdurrahman b. Kasım gibi talebeleri vasıtasıyla Mısır, Kuzey Afrika ve Endülüs&#8217;e yayılmıştır. Hatta, bu mezhep bir zamanlar İspanya&#8217;da Endülüs Emevî Devleti’nin resmî mezhebi olmuştur. Günümüzde Mısır&#8217;da, Kuzey Afrika’da (Tunus, Cezayir, Fas), Sudan&#8217;da Mâlikî mezhebi çok yaygındır. Hicaz bölgesinde ise, Mâlikîler&#8217;in sayısı oldukça azdır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 18pt; color: #008080;"><strong>Şâfiî mezhebi</strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">nin kurucusu sayılan, Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî 150 (767) yılında Gazze şehrinde (Filistin) doğdu. İmam Mâlik&#8217;ten Medine fıkhını, İmam Muhammed&#8217;den Irak fıkhını öğrendi. Böylece Hicaz fıkhı ile Irak fıkhını birleştirdi. İmam Şâfiî Bağdat&#8217;ta muhtemelen iki yıl kadar kaldıktan sonra Mekke&#8217;ye döndü ve Mekke&#8217;de dokuz sene ders verdi. Bu devir Şâfiî&#8217;- nin ilim hayatının en verimli devridir. Çünkü o, Mekke&#8217;ye ehl-i re’y fıkhı ile ehl-i hadîs fıkhını birleştirerek dönmüş, yaptığı seyahatlerde asrında yaşayan âlimlerin görüşlerine vâkıf olmuş, onları incelemiş, rivayet ettikleri hadislerin çoğunu toplamıştı. İmam Şâfiî hicrî 195 senesinde tekrar Bağdat&#8217;a geldi. Bu ikinci gelişinde, artık o Irak ve Hicaz fıkıh ekollerini derinlemesine incelemiş, fıkıhta kendi usulünü ortaya koymuş olarak talebe yetiştirmeye başladı. Hicrî 198 yılında Mısır&#8217;a gitti ve 204 (820) yılında orada vefat etti. Vefat ettiği zaman elli dört yaşında idi. Mısır&#8217;da kaldığı dört sene içinde tecrübeleri ve yeni muhitin şartları ışığında eski bilgilerini yeniden etüt etmeye başladı, bazı görüşlerinden vazgeçti, yenilerini ortaya koydu. Böylece onun rücû ettiği eski görüşleri ile yeni görüşlerinden oluşan &#8220;mezheb-i kadîm&#8221;i ve &#8220;mezheb-i cedîd&#8221;i teşekkül etmiş oldu. O hicrî 204 yılında Mısır&#8217;da vefat ettiği zaman arkasında zengin bir fıkıh hazinesi ve kalabalık bir talebe topluluğu bıraktı. Mekke, Bağdat ve Mısır&#8217;da yetiştirdiği seçkin talebeleri onun eserlerini okuttular, görüşlerini ve diğer fakihlerle olan ihtilâflarını naklettiler. İşte bu öğrencilerin gittikçe genişleyen ders halkaları neticesinde Şâfiî mezhebi ortaya çıkmış oldu. Şâfiî mezhebi önce Mısır&#8217;da sonra Suriye, Irak, Horasan ve Mâverâünnehir&#8217;de yayıldı. Çoğu zaman fetvada ve öğretimde Hanefîler&#8217;le yan yana yer aldı. Bugün Şâfiî mezhebi ülkemizin güneydoğu ve doğu illeri ile yukarıda sayılan bölgelerde yaygın durumdadır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 18pt; color: #008080;"><strong>Hanbelî mezhebi</strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">nin kurucusu sayılan, Ahmed b. Hanbel hicrî 164 yılında Bağdat&#8217;ta dünyaya geldi. Genç yaştan itibaren Bağdat&#8217;ta hadis toplamaya başladı. Hicrî 186 yılına kadar hadis âlimlerinden dinlediği bütün hadisleri kaleme aldı. Hadis araştırma ve tesbiti amacıyla İslâm ülkelerini diyar diyar dolaştı. Ahmed b. Hanbel hadis ilminde rivayete önem verdiği kadar, naslardan hüküm çıkarmaya da itina gösterdi. O İmam Şâfiî&#8217;nin fıkıhtaki sine, hüküm çıkarma ve istinbat usul ve metoduna hayrandı. Ahmed b. Hanbel Mekke&#8217;de, Bağdat&#8217;ta İmam Şâfiî&#8217;den bu metotları öğrendi ve benimsedi. Böylece hadisleri sadece rivayetle yetinmeyip, onların fıkhî mâna ve maksatlarını da araştırdı. Olgunluk yaşına geldiği zaman ders okutmaya ve fetva vermeye başladı. Bu devirde fakihlerin çalışmaları meyvelerini vermiş, çok değerli fıkıh eserleri birer birer ortaya çıkmış, ilk üç mezhebin birinci el kaynakları tedvîn edilmişti. İmam Ahmed b. Hanbel kendisini böyle zengin bir fıkıh servetinin içinde buldu. Bunlardan en iyi bir şekilde istifade etmesini bildi. Ahmed b. Hanbel ibadet ve muâmelât konularında iki ayrı usul benimsedi. İbadet konularında naslara ve Selef’in eserlerine sımsıkı sarıldı. Delilsiz hüküm vermekten sakındı. Muâmelâtta da yine Selef’in yolu olan, bir şeyin haram veya helâl olduğuna dair naslarda delil yoksa o mubahtır prensibine sarıldı. &#8220;Eşyada aslolan mubahlıktır&#8221; prensibini Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîler de benimserler, ancak Hanbelîler muâmelâtta daha belirgin biçimde serbestlik taraftarıdırlar. Onlar mukavele serbestisini alabildiğine geniş tutmuşlardır. Dinin haram kıldığı şartlar müstesna, bu mezhep ticarette tarafların istedikleri şartları koşabileceğini hükme bağlar. Bu mezhepte nassa ve esere sıkı sıkıya bağlı olmanın neticesi bir yandan ictihadla hüküm elde etme güçleştirilirken, diğer yandan nassa dayanmadan bir şeye câiz değildir demeyi de zorlaştırmıştır. Eşyada aslolan mubahlıktır kaidesi temel alındığı için mubah ufku genişlemiş ve bu bakış açısı büyük ölçüde akidlere de yansımıştır. Ahmed b. Hanbel&#8217;in çoğu müstakil veya mezhepte müctehid olan talebe ve müntesipleri, onun görüşleri etrafında Hanbelî fıkıh ekolünün oluşmasını sağlamışlar, önceleri Bağdat&#8217;ta doğan bu mezhep daha sonra diğer İslâm bölgelerine de yayılmaya başlamıştır. Hanbelî mezhebinin usul ve özellikleri, temelde Ahmed b. Hanbel&#8217;in metodolojisi ve fıkhî görüşlerine dayanır. Mezhebin ayırıcı vasfı olarak re’y ve kıyastan çok âyet, hadis ve sahâbe kavli gibi naklî delillere dayanması dikkat çeker. Mezhepte bir bakıma hadise dayalı fıkıh anlayışı hâkimdir. Sadece fiilen karşılaşılan problemlere çözüm üretilmiştir. Teknik anlamda tam bir fıkıh mezhebi değil, bir nevi hadis ekolü olarak da görüldüğü için, Hanbelîliği fıkıh mezhepleri arasında saymayanlar da vardır. Ahmed b. Hanbel&#8217;in, devrinde Şîa&#8217;ya ve diğer Ehl-i sünnet dışı fikrî ve itikadî akımlara karşı mücadele etmesi, onlara karşı hadisleri ve geleneksel din anlayışını (Selefîlik) savunmuş olması, onu devrinde Ehl-i sünnet&#8217;in temsilcisi konumuna getirmiş, Hanbelîliğin fıkıh mezhebi olmasında bu hususun büyük etkisi olmuştur. Ancak Hanbelîliğin fikrî ve fıkhî gelişiminde yukarıda zikredilen tedvîn faaliyetlerinin yanı sıra İbn Teymiyye ve öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye&#8217;nin eserlerinin de büyük payı vardır. Son yüzyılda Arap dünyasında baş gösteren ve dinî olduğu kadar siyasî ve sosyo ekonomik bir mahiyet de arzeden Vehhâbîlik hareketi, özellikle akaid alanındaki görüşleri ve Selefî tavrı sebebiyle Hanbelî mezhebini kendilerine yakın bulduğu için Hanbelî mezhebi günümüzde başta Hicaz bölgesi olmak üzere Irak, Suriye, Filistin ve Mısır&#8217;da da bir hayli taraftar bulmuş durumdadır. Hanbelî mezhebi bugün Suudi Arabistan&#8217;da resmî mezhep konumundadır. Re’y ve ictihad faaliyetinin yoğunlaşıp fıkhî düşüncenin daha doktriner ve sistematik hale geldiği ve hoşgörülü-hürriyetçi bir fikrî tartışma ortamının bulunduğu hicrî II ve III. yüzyılda, yukarıda haklarında özet bilgi verilen dört büyük Sünnî fıkıh mezhebinin imamının ve öğrencilerinin yanı sıra birçok büyük ve bağımsız müctehidin yetiştiği ve bunların da görüşleri etrafında kısmî bir gruplaşmanın olduğu bilinmektedir. Bunlar arasında Mekke&#8217;de Süfyân b. Uyeyne (ö. 198/813); Kûfe&#8217;de Süfyân es-Sevrî (ö. 161/ 778), İbn Ebû Leylâ (ö. 148/765), İbn Şübrüme (ö. 144/761); Bağdat&#8217;ta Ebû Sevr (ö. 240/854), Dâvûd ez-Zâhirî (ö. 270/883). İbn Cerîr et-Taberî (ö.310/922); Mısır&#8217;da Leys b. Sa‘d (ö. 175/791); Basra&#8217;da Hasan-ı Basrî (ö.110/728); Şam&#8217;da Evzâî (ö.157/774); Nîşâbur&#8217;da İshak b. Râhûye (ö. 238/853) sayılabilir. İctihad metotları ve delillerden hüküm çıkarma açısından kendilerine özgü görüşleri bulunması itibariyle müstakil birer müctehid olan bu ve benzeri fakihlerin pek çoğu sonradan müntesipleri kalmadığı için mezhep imamı olarak tanınmamış ve görüşleri mezhep olarak fiilî hayata aksetmemiştir. Bununla birlikte ilk dönem hadis ve fıkıh literatüründe görüşlerine yer verilen bu müctehidler, hem İslâm hukukunun doktrin boyutunu ve yorum-çözüm zenginliğini göstermesi hem de günümüzdeki kanunlaştırmalarda ihtiyaç duyulabilecek alternatif çözümleri hatırlatması yönüyle ayrı bir önem taşırlar. Günümüzde müntesibi kalmamış olmasına rağmen re’y ve ictihad hareketine karşı sürdürdüğü sert eleştirileriyle, farklı bakış açılarıyla ve görüşleriyle fıkıh kültürüne ayrı bir zenginlik kazandıran <strong>Zâhiriyye </strong>ekolü ve bu ekolün iki büyük imamı Dâvûd ez-Zâhirî (ö. 270/883) ve İbn Hazm (ö. 456/1064) burada ayrıca anılmaya değer. Kıyasa ve re’y ictihadına şiddetle karşı çıkıp âyet ve hadislerin zâhirine tutunmanın tek yol olduğunu savunan bu ekol hicrî IV. asırdan itibaren bir süre etkili olmuş ise de daha sonra, kısmen yakın bir anlayışa sahip olan Şâfiî mezhebi içinde erimiştir. Fıkhın usul ve fürû alanında birçok eser veren ve kendinden önceki fakihlerin görüşlerine ve metotlarına nasların lafzını esas alma ve hadise bağlılık geleneği içinde kalarak ciddi bir eleştiri yönelten İbn Hazm, ekolün fıkıh yönü ön plana çıkan bir mezhep halinde tanınmasını da sağlamıştır. Sünnî mezheplerin dışında kalan fıkhî mezhep ve ekollerin, müntesipleri itibariyle en önemli kısmını Şîa grubunda yer alan fıkhî ekoller teşkil eder. Şîa esasen başlangıçta siyasî, devamında da itikadî bir gruplaşma iken mezhepleşme sürecine bağlı olarak kendine özgü fıkıh doktrin ve uygulaması da geliştirdiğinden Şîa&#8217;nın üç büyük fırkası aynı zamanda birer fıkıh mezhebi olarak da görülebilir. İmâmiyye akaid ve fıkıhta Ca‘fer es-Sâdık&#8217;ın görüşlerini esas aldığından <strong>Ca‘feriyye </strong>olarak da anılır. Ca‘ferî fıkhında Sünnî kesimdeki ehl-i hadîs ehl-i re’y ayırımını kısmen andırır tarzda iki temel eğilim görülür ve bunların temsilcileri Ahbârîler ve Usûlîler diye anılırlar. Birinciler hüküm çıkarmada hadisleri esas alır ve Kur&#8217;an&#8217;ın da ancak bu hadislerle anlaşılabileceğini söylerken ikinci grup kitap, sünnet, icmâ ve akıl şeklinde dört delilden söz eder. Ancak Şîa&#8217;nın sünnet ve icmâ anlayışı Sünnî mezheplerinkinden oldukça farklı olup Hz. Peygamber&#8217;in ve mâsum imamların (on iki imam) söz, fiil ve tasviplerini ölçü alır, sadece Ehl-i beyt’in rivayet ettiği hadisleri kabul ederler. Müt‘a nikâhını câiz görme, abdestte çıplak ayakların üstüne meshi yeterli sayma, boşamada iki şahit zorunluluğu, beş vakit namazı cem‘ yoluyla üç vakitte kılma, zekâtı (humus) din adamları eliyle toplama gibi bazı farklı görüş ve uygulamaları vardır. Şîa&#8217;nın diğer kolu olan <strong>Zeydiyye</strong>, fıkhî görüşleri itibariyle Hanefî mezhebine bir hayli yakındır. Mest üzerine meshi, gayri müslimin kestiğini yemeyi ve Ehl-i kitap’tan bir kadınla evlenmeyi câiz görmezler. Esasen birer siyasî-itikadî fırka hareketi olan Şîa&#8217;nın diğer kolları veya Hâricîlik fıkıh alanında bazı farklı görüşlere sahip ise de bu tür fıkhî farklılıklar diğer Sünnî fıkıh mezhepleri içinde de mevcut olduğundan fazla bir önem taşımazlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/fikih-mezhepleri-dort-mezhep-hanefi-maliki-safi-ve-hanbeli/">Fıkıh Mezhepleri</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/fikih-mezhepleri-dort-mezhep-hanefi-maliki-safi-ve-hanbeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şia &#8211; Şia Mezhebi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/sia-sia-mezhebi-ilmihal-diyanet/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/sia-sia-mezhebi-ilmihal-diyanet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 06:08:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[(Nizâriyye-Müsta‘liyye)]]></category>
		<category><![CDATA[Ca‘fer es-Sâdık]]></category>
		<category><![CDATA[Ca‘feriyye]]></category>
		<category><![CDATA[Emevî ve Abbâsî]]></category>
		<category><![CDATA[Fâtımî Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[İmâmiyye-İsnâaşeriyye]]></category>
		<category><![CDATA[İran'ın resmî mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[İsmâiliyye]]></category>
		<category><![CDATA[İsmâiliyye fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[on iki imam düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[şia mezhebi kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[şia mezhebi sapıklıkları]]></category>
		<category><![CDATA[şia mezhebinde cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[şia mezhebinde namaz]]></category>
		<category><![CDATA[şia neye inanır]]></category>
		<category><![CDATA[şii inancı]]></category>
		<category><![CDATA[şii mezhebi ile sunni mezhebi arasındaki farklar]]></category>
		<category><![CDATA[şii mezhebi neye inanır]]></category>
		<category><![CDATA[şii ve alevi farkı]]></category>
		<category><![CDATA[takıyye]]></category>
		<category><![CDATA[Zeydiyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=8095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şia &#8211; Şia Mezhebi Şîa, Ehl-i sünnet grubunun dışında yer alan, günümüze kadar varlığını koruyan ve hâl-i hazır İslâm dünyasında da önemli sayıda taraftarı bulunan en önemli itikadî, fıkhî ve siyasî mezheptir. Sözlükte &#8220;taraftar, yardımcı&#8221; anlamına gelen Şîa, literatürde Hz. Peygamber&#8217;in vefatından sonra Hz. Ali&#8217;yi halifeliğe en lâyık kişi olarak gören ve onu ilk meşrû [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/sia-sia-mezhebi-ilmihal-diyanet/">Şia &#8211; Şia Mezhebi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #ff6600;">Şia &#8211; Şia Mezhebi</span></h1>
<p><strong><span style="color: #ff00ff;">Şîa, Ehl-i</span> sünnet grubunun dışında yer alan, günümüze kadar varlığını koruyan ve hâl-i hazır İslâm dünyasında da önemli sayıda taraftarı bulunan en önemli itikadî, fıkhî ve siyasî mezheptir.</strong></p>
<p>Sözlükte <span style="color: #ff00ff;"><strong>&#8220;taraftar, yardımcı&#8221;</strong></span> anlamına gelen Şîa, literatürde Hz. Peygamber&#8217;in vefatından sonra Hz. Ali&#8217;yi halifeliğe en lâyık kişi olarak gören ve onu ilk meşrû halife kabul eden, vefatından sonra da hilâfete Ali evlâdının getirilmesi gerektiğine inanan toplulukların ortak adı olmuştur.</p>
<p>Hz. Osman&#8217;ın şehid edilmesini takip eden yıllarda bu misyon ve iddia ile ortaya çıkanların oluşturduğu bir siyasî gruplaşma hareketi olarak doğmuş, hicrî II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de çeşitli fırkalara ayrılan itikadî bir mezhep haline gelmeye başlamıştır. Ancak, <span style="color: #ff6600;">İslâm dünyasında Şîa hareketinin ortaya çıkışını sadece Hz. Ali&#8217;- yi destekleme teşebbüsünün giderek mezhep halini alması ve kurumlaşması şeklinde açıklamak yerine bunda dış tesirlerin ve Araplar karşısında yenilgiyi hazmedemeyen Irak ve İran halkının tepkisinin ve kimlik arayışının etkisinin bulunduğunu da söylemek doğru olur.</span> Şîa&#8217;nın günümüze ulaşan üç büyük fırkası <strong>Zeydiyye</strong>, <strong>İsmâiliyye</strong> ve <strong>İmâmiyye-İsnâaşeriyye</strong>&#8216;den ibarettir. <strong>Zeydiyye Hz. Ali&#8217;nin torunu Zeyd b. Ali Zeynelâbidîn&#8217;e nisbet edildiği için bu ismi alır.</strong> Günümüzde Yemen bölgesinde taraftarları bulunan Zeydiyye itikadî konularda Mu‘tezile mezhebine, fıkıh sahasında ise Hanefî mezhebine yakın görüşlere sahiptir. Şîa içindeki en mûtedil fırka olan Zeydîler, hilâfetin Hz. Ali&#8217;nin ve soyundan gelenlerin hakkı olduğuna inanmakla birlikte, <span style="color: #ff00ff;">Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer&#8217;in hilâfetini de meşrû görürler.</span> Hilâfetin Hüseyinoğulları&#8217;na ait olduğu ve devlet başkanının mâsum olduğu fikrini de kabul etmezler.</p>
<p><strong>Ca‘fer es-Sâdık</strong>&#8216;ın ölümünden sonra devlet başkanlığına oğlu İsmâil&#8217;in ve soyunun hak sahibi olduğu iddiası, Şîa içinde aşırı görüşleriyle tanınan <strong>İsmâiliyye fırkası</strong>nın oluşmasının başlangıcını teşkil etti. İsmâilîler&#8217;in hicrî IV. yüzyılın başında <strong>Fâtımî Devleti</strong>’ni kurmasıyla mezhep güçlendi, daha sonra doğu ve batı İsmâilîler&#8217;i <strong>(Nizâriyye-Müsta‘liyye)</strong> şeklinde iki ana kola ayrıldı. Eski Yunan ve Doğu felsefelerinden, Ortadoğu dinlerinden etkilenmesi ve bâtınî te’villere dayanması sebebiyle birçok uç görüşe sahip bulunan mezhep mensuplarına günümüzde, sayıları fazla olmamakla birlikte Pakistan, İran ve Orta Asya&#8217;da rastlanmaktadır.</p>
<p><strong>İmâmiyye</strong>, çağımızda dünya müslümanlarının yaklaşık yüzde onunu teşkil eden Şîa&#8217;nın büyük çoğunluğunu bünyesinde toplayan ana koldur. Mezhebin siyaset ve imâmet görüşü <strong>on iki imam düşüncesi</strong> etrafında şekillendiğinden İsnâaşeriyye, akaid ve fıkıhta Ca‘fer es-Sâdık&#8217;ın görüşlerini esas aldıklarından <strong>Ca‘feriyye</strong> adlarıyla da anılırlar. Hz. Ali ve Hüseyin soyundan gelen on iki imama inanma, hem iman esaslarından birini hem de mezhebin ana doktrinini teşkil eder. Akaid konularında yer yer Mu‘tezile mezhebiyle paralellik arzeden görüşlere sahiptir. Sadece Ehl-i beyt’e mensup râvilerin hadis rivayetini kabul eder, ilk üç halifenin hilâfetini meşrû görmez ve devlet başkanlığına Hz. Ali ve soyunun nas ile tayin edildiğini yani imamlığın (halifeliğin) bunlara ait olduğunu Hz. Peygamber&#8217;in açıkça belirttiğini ve bunların vahiy alma hariç peygamberlere benzer vasıflara sahip olup günah işlemekten ve hata yapmaktan korunmuş (mâsum) olduklarını iddia ederler. Küçük yaşta gaip olan on ikinci imamın kurtarıcı <strong>(mehdî)</strong> olarak tekrar geri geleceğine inanma, açık ve gizli bir tehlikenin bulunduğu durumlarda inancı gizleme ve farklı görünme <strong>(takıyye)</strong>, Hz. Ali&#8217;ye biat etmeyen sahâbîlere karşı tavır alma ve onlara ta‘n etme de yine mezhebin temel ön kabullerindendir.</p>
<p>İmâmiyye halen <strong>İran&#8217;ın resmî mezhebi</strong> olup Irak&#8217;ta ve Azerbaycan&#8217;da yaşayan müslümanların yüzde altmışı da bu mezhebe mensuptur. Hz. Ali döneminde başlayan, <strong>Emevî</strong> ve <strong>Abbâsî</strong> dönemlerinde de devam eden iktidar mücadeleleri, başarısızlıklar ve mağduriyetler sebebiyle içine kapanan ve ümmet çoğunluğundan kendini tecrit ederek geçmişte kalan siyasî mücadeleler ve imâmet fikri etrafında kendine özgü teoriler geliştiren ve bunları itikadî esaslar haline de getirerek ve kendi fıkıh doktrinini de kendi içinde geliştirerek siyasî, itikadî ve fıkhî açılımları bulunan bir mezhep haline getiren <strong>Şîa</strong>, daha çok ümmet içinde yol açtığı ihtilâflar, izlediği uzlaşmaz tutum ve sahip olduğu itikadî görüşler sebebiyle <span style="color: #ff00ff;">Ehl-i sünnet âlimlerince eleştirilmiştir.</span> Fakat Allah&#8217;a, âhirete, Hz. Muhammed&#8217;in peygamberliğine iman, namaz, oruç, zekât, hac, içki, kumar, zina, hadler gibi İslâmî ahkâm konusunda müslümanların çoğunluğu ile ittifak halinde bulunan mûtedil Şîa, hiçbir zaman tekfir de edilmemiştir. Günümüzde, mezhebin itikadî ve fıkhî görüşleri güncelleştirilerek ve geçmişte kalan husumetler canlı tutularak siyasal ve sosyal hatta ekonomik örgütlenmede, kimlik ve kültürel tavır belirlemede önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.</p>
<h2><span style="color: #ff00ff;">Şii Mezhebi Neye İnanır</span></h2>
<p>Şia; tek ve muhtaç olmayan, doğmamış ve doğrulmamış, dengi ve eşi bulunmayan Allah&#8217;a inanırlar. Allah&#8217;ın celal ve cemal sıfatlarıyla, kemal ve yüceliği ile bağdaşmayan cisim olma, yön taşıma, mekân ve zamanla sınırlı olma, değişim, hareket, yükseliş, iniş vb. maddî niteliklerden O&#8217;nu tenzih ederler.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/sia-sia-mezhebi-ilmihal-diyanet/">Şia &#8211; Şia Mezhebi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/sia-sia-mezhebi-ilmihal-diyanet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
