<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zekât Diyanet arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/zekat-diyanet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/zekat-diyanet/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Aug 2021 02:06:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Zekât Diyanet arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/zekat-diyanet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zekatın Dağıtımı</title>
		<link>https://hacialibayram.com/zekatin-dagitimi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/zekatin-dagitimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2021 02:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet zekat bağış]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet zekat HESAPLAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru zekat HESAPLAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat nasıl HESAPLANIR]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat nasıl verilir]]></category>
		<category><![CDATA[Zekâtın şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=27247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zekatın Dağıtımı Zekâtın, müslümanın temel dinî ödevlerinden birisi olduğu Kur&#8217;an&#8217;da sıklıkla tekrarlanmakla birlikte, namaz gibi zekât da genel ve kapalı (mücmel) bir ifadeyle emredilmiş, hangi malların hangi şartlar altında zekâta tâbi oldukları konusunda ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Bu konudaki ayrıntılı fıkhî hükümlerin önemli bir kısmının Hz. Peygamber&#8217;in ve sahâbenin uygulamalarından kaynaklandığını biliyoruz. Ancak Kur&#8217;an zekâtın kimlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/zekatin-dagitimi/">Zekatın Dağıtımı</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Zekatın Dağıtımı</h1>
<p><strong>Zekâtın</strong>, müslümanın temel dinî ödevlerinden birisi olduğu Kur&#8217;an&#8217;da sıklıkla tekrarlanmakla birlikte, namaz gibi zekât da genel ve kapalı (mücmel) bir ifadeyle emredilmiş, hangi malların hangi şartlar altında zekâta tâbi oldukları konusunda ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Bu konudaki ayrıntılı fıkhî hükümlerin önemli bir kısmının Hz. Peygamber&#8217;in ve sahâbenin uygulamalarından kaynaklandığını biliyoruz. Ancak <strong>Kur&#8217;an zekâtın</strong> kimlere verileceğini özellikle belirtmiş ve hicrî 9. yılda inen Tevbe sûresinin 60. âyetinde bu kişiler ayrı ayrı sayılmıştır.</p>
<p>Âyette şöyle buyurulur: <strong><em>&#8220;Sadakalar (zekâtlar)</em> Allah&#8217;tan bir farz olarak fakirlere, miskinlere, zekât işinde çalışanlara, kalpleri İslâm&#8217;a ısındırılacaklara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara aittir. Allah bilendir, hakîmdir.&#8221;</strong><br />
<strong>Kur&#8217;an&#8217;da zekâtın harcama</strong> yerlerinin ayrı ayrı belirtilmesinin sebebi, önceki âyetlerde (et-Tevbe 6/58, 59) açıklanmıştır: Hz. Peygamber zamanında mala düşkün bazı kişiler zekât mallarına göz dikmiş ve Hz. Peygamber&#8217;den bunları kendilerine vermesini istemişlerdi. Resûlullah onların hak etmedikleri isteklerde bulunmalarını hoş karşılamamış, onlar da serzenişte bulunmaya başlamışlardı.</p>
<p>Bunun üzerine yüce Allah hem onların bu davranışlarını kınayan âyetlerini indirmiş (et-Tevbe 9/58-59) hem de zekâtın sarf yerlerini açıklamıştır. Tarihin tanıdığı en eski devlet gelirlerinden olan vergi, yine tarih boyu çeşitli ülke ve imparatorluklar tarafından değişik türlerde halktan toplanmış, ancak bu vergiler genelde yerine harcanmayıp kral veya imparatorların kişisel masraflarına veya onların akraba ve yardımcılarına harcanmak üzere hazineye konulmuştur. <strong>Kur&#8217;an&#8217;da zekâtın</strong> sarf yerleri gösterilmekle, bu tür yolsuzluk ve usulsüzlükler önlenmek istenmiş, <strong>zekâtın dağıtımı</strong> dar görüşlü ve taraflı davranabilecek yapıdaki yöneticilerin insafına bırakılmamış, onu almaya gerçekten hak kazanan fakir ve muhtaçlar dururken, hak etmeyen fakat hırs ve tamahı yüzünden zekât mallarına göz dikenlerin ümitleri de kırılmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/zekatin-dagitimi/">Zekatın Dağıtımı</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/zekatin-dagitimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hisse Senedi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/hisse-senedi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/hisse-senedi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 11:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet hisse senedi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet zekât verme]]></category>
		<category><![CDATA[İzdivacuz zekât]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif hissesine zekat düşer mi]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif zekat]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât Kimlere Verilir]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat ne zaman VERİLİR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=27105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hisse Senedi Hisse senedi bir anonim şirketin sermayesinin birbirine eşit paylarından bir parçasını temsil eden ve kanunî şekil şartlarına uygun olarak düzenlenen hukuken kıymetli evrak hükmünde bir belgedir. Tahvil gibi bir borç senedi değil, bir ortaklık ve mülkiyet senedidir. Şirket yaşadığı ve kâr ettiği müddetçe sahibine gelir getirir. Hisse senedinin sahibine sağladığı bu gelire temettu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hisse-senedi/">Hisse Senedi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Hisse Senedi</h1>
<p><strong>Hisse senedi</strong> bir anonim şirketin sermayesinin birbirine eşit paylarından bir parçasını temsil eden ve kanunî şekil şartlarına uygun olarak düzenlenen hukuken kıymetli evrak hükmünde bir belgedir. Tahvil gibi bir borç senedi değil, bir ortaklık ve mülkiyet senedidir. Şirket yaşadığı ve kâr ettiği müddetçe sahibine gelir getirir. <strong>Hisse senedinin</strong> sahibine sağladığı bu gelire temettu (kâr payı) denir. Hisse senetleri tedavül kabiliyetlerine, şirket kârına, iştiraklerine ve sermayeyi temsil edip etmediklerine göre muhtelif nevilere ayrılır.</p>
<h2>Hisse senetlerinin üç türlü değeri vardır:</h2>
<p>1. Nominal değer: <strong>Hisse senedinin</strong> üzerinde yazılı değerdir. Bazı ülkelerde hisse senetleri nominal değer taşımaz. İlk defa piyasaya çıkarılırken ihraç eden kuruluşun, arz ve talebi göz önünde bulundurularak kararlaştırdığı bir ihraç fiyatı ile satışa sunulurlar.</p>
<p>2. İhraç değeri: Hisse senetlerinin nominal değerin altında veya üstünde bir değerle ihraç edilmesidir. İhraç edilen bir <strong>hisse senedinin</strong> bu değerde kalıp kalmayacağını zamanla piyasa şartları tayin edecektir.</p>
<p>3. Piyasa değeri: Piyasada arz ve talebin oluşturduğu değerdir. <strong>Hisse senedi</strong> bir ticarî işletmenin tümünün (arsası, binaları, fabrikası, makineleri, demirbaşı, parası, borç ve alacakları, diğer işletmelerdeki iştirak payları, ihtirâ ve patentleri dahil olmak üzere) bütün maddî ve mânevî varlığının belli bir parçasını temsil eden bir mülkiyet senedidir. Bir şirketin <strong>hisse senedini</strong> alan kimse, o işletmenin aktif ve pasifindeki her şeye ortak olur. Bu husus kapalı şirketlerden halka açık şirketlere doğru gidildikçe derece derece farklılık gösterir. Beş altı ortaklı bir aile anonim şirketinde ortaklar hisse senetlerinin kendilerine tanıdığı tüm hakların bilinci içindedir.</p>
<p>Fakat şirket halka açıldıkça ve büyüyüp ortak sayısı arttıkça, hisse senetleri temsil ettikleri haklardan ayrı bir kişilik kazanmaya başlar. <strong>Hisse senedi</strong> hamilleri hisse senetlerini uzun vadeli yatırım yapmak için bile almış olsalar, artık hisse senetleri onlar için bir işletmenin aktif ve pasifindeki tüm varlıkları ve hakları temsil eden bir belge olmaktan çıkar, bizzat kendisi bir mal haline gelmeye başlar. Eğer portföy sahibi devamlı bir yatırım için değil de, zaman içindeki değer artışlarından yararlanmak amacıyla yatırım yapmışsa, hisse senetleri iyiden iyiye bir mal haline gelir, artık onların neyi ve hangi hakları temsil ettiği düşünülmez.</p>
<p>Günlük hayatta aslî para olmamakla birlikte<strong> hisse senedi</strong>, tahvil vb. aktif unsurların para gibi tedavül etmesi, muasır İslâm âlimlerini meşgul etmiştir. Bu konuda l952 yılında Şam&#8217;da yapılan bir toplantıda âlimler; türü ne olursa olsun ve ne maksatla elde bulundurulursa bulundurulsun, bütün hisse senetlerinin ticaret malı olduğu ve onlar gibi <strong>zekât hükümlerine</strong> tâbi tutulması gerektiği kanaatini serdetmişlerdir. Çünkü hisse senetleri ve tahviller ticareti yapılıp kâr elde etmek için elde bulundurulur. Nominal değerleri ile sermaye piyasasındaki değerleri de daima farklıdır. Bu itibarla hisse senetleri ve tahviller birer ticaret malıdır ve ticaret mallarına uygulanan <strong>ölçüyle zekâta tâbi olmalıdır</strong>.</p>
<p>Hisse senetleri menkul kıymetler borsasında alınıp satılmak ve böylece ticareti yapılıp kazanç elde etmek için bulunduruluyorsa, ticaret malları gibi işlem görürler, rayiç bedelleri üzerinden % 2.5 oranında <strong>zekâta tâbi olurlar</strong>. Hisse senetleri, kâr elde etmek için değil, yatırım yapmak ve bunun gelirini (temettu) elde etmek için alınmış ise yine aynı şekilde rayiç bedel + gelirleri % 2.5 oranında <strong>zekâta tâbi olurlar</strong>, ancak bu durumda zekât doğrudan şirketten tahsil edilir. 1965 yılında Kahire&#8217;de yapılan ikinci konferansta konu tekrar gündeme gelmiş; hisse senetleri ve tahvillerin alınıp satılmak suretiyle ticareti yapılmak için elde bulundurulduğunda ticaret malları gibi % 2.5 nisbetinde <strong>zekâta tâbi olması</strong>, sırf yatırımda bulunulup, bunun gelirinden yararlanmak amacı ile alınmışsa -ziraî araziye kıyasla- safî gelirinden % 10 zekât alınması, bu ikinci durumda hisse senetlerinin zekâtının şirket tarafından verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Çünkü şirketler yatırımcıların zekât borçlarını temettularından kolayca çıkarıp, kalanını kâr olarak verebilirler.</p>
<p>1984 yılında Küveyt&#8217;te yapılan &#8220;I. <strong>Zekât Kongresi&#8221;nde hisse senetlerinin zekâtının</strong>, şirketin tüzüğünde gerekli düzenlemeler yapılıp genel kuruldan bu yönde karar çıkarıldıktan sonra, hisse sahiplerinin de rızâları alınarak şirketler tarafından ödenmesi tavsiye edilmiştir. Bu tavsiye kararı, İmam Şâfiî&#8217;nin ortaklık prensibinin diğer mallara teşmiline istinat etmektedir. Aynı kararda eğer şirketler zekâtı -şu veya bu sebeple- ödemezlerse onların yıllık bütçelerinde her hisse sahibine düşen zekât miktarını gösterip bildirmeleri tavsiye edilmiştir. Konferansın tavsiye kararlarında şu hususlar da yer almıştır:</p>
<blockquote><p>1. Şirket, mallarının <strong>zekâtını ödemişse</strong> artık hisse sahiplerinin ayrıca <strong>zekât ödemeleri</strong> gerekmez.</p>
<p>2. Şirket, mallarının<strong> zekâtını ödememişse</strong> her hisse sahibinin hissesine düşen zekâtı aşağıdaki şekillerde ödemesi gerekir:<br />
a) Hisse sahibi, <strong>hisse senedini</strong> sırf ticaretini yapmak için almışsa onun <strong>zekâtı vücûb</strong> tarihindeki piyasa değeri üzerinden % 2.5 oranında ödenmelidir. b) Gelirinden yararlanmak amacı ile almışsa; âlimlerin çoğunluğuna göre, elde ettiği geliri diğer mallarına katar, nisab ve bir yıl bekleme şartı gerçekleşmişse % 2.5 oranında zekât öder. Bu suretle sorumluluktan kurtulmuş olur.<br />
Bazı âlimler de sanayi sektöründeki yatırım gelirini ziraî araziye kıyas ettiğinden, onlara göre ise geliri elde eder etmez <strong>% 10&#8217;unu zekât olarak öder. </strong></p></blockquote>
<p>İslâm Fıkıh Akademisi&#8217;nin 6-11 Şubat 1988 tarihleri arasında Suudi Arabistan&#8217;ın Cidde şehrinde gerçekleştirdiği dördüncü dönem toplantısında, <strong>&#8220;şirket hisselerinin zekâtı&#8221;</strong> konusunda akademiye gelen araştırmalar incelendikten sonra şu kararlar alınmıştır:</p>
<blockquote><p>1. Hisselerin <strong>zekâtını vermek</strong> sahiplerine düşer. Ancak şirketin tüzüğünde açıkça belirtilmiş, genel kuruldan bu yönde bir karar alınmış, ilgili ülke hukukunda şirketler, <strong>zekâtları hesaplayıp</strong> çıkarmakla yükümlü tutulmuş veya hisse sahibi hisselerinin zekâtını hesaplayıp çıkarma yetkisini şirket yönetimine bırakmışsa, şirket yönetimi hisse sahiplerini temsilen zekât çıkarır.</p>
<p>2. Gerçek şahıslar mallarının <strong>zekâtını nasıl hesaplayıp</strong> çıkarıyorsa şirket yönetimi de hisselerin zekâtını o şekilde çıkarır. Yani, hissedarların mallarının bütünü tek bir şahsın malları mesabesinde kabul edilir; bunların zekâtı belirlenirken, zekâta tâbi malın çeşidi, nisabı, alınacak miktar vb. bakımından gerçek şahsın zekâtında gözetilen esaslara uyulur. Bu işlemler, karışım (hulta) prensibini bütün mallara teşmil eden fakihlerin görüşüne dayanmaktadır. Kamu hazinesi hisseleri, hayır vakfı hisseleri, hayır kurumları hisseleri ve gayri müslimlerin hisseleri gibi zekât düşmeyen hisselerin payı zekâtın tarhında esas alınacak miktarın dışında tutulur.</p>
<p>3. Şirket, herhangi bir sebeple mallarının zekâtını vermemişse hissedarların kendi hisselerinin zekâtını vermeleri gerekir. Hissedarın, şirket işaret edilen şekilde mallarının zekâtını vermiş olsaydı kendisine ait hisselere ne kadar zekât isabet edecek idiyse, şirket hesaplarından öğrenmesi mümkünse, onu esas alarak hisselerinin zekâtını verir. Çünkü hisselerin zekâtının<br />
belirlenmesinde kriter budur.</p>
<p>Hissedarın bunu öğrenememesi durumunda ise: Eğer ticaret maksadıyla değil de sadece hisselerin yıllık kârından (temettu)<br />
yararlanmak için şirkete hissedar olmuş ise gelir getiren malların zekâtı gibi bunların zekâtını çıkarır; İslâm Fıkıh Akademisi&#8217;nin ikinci dönem toplantısında &#8220;kiraya verilmiş tarımsal olmayan arazi ve taşınmazların zekâtı&#8221;na ilişkin aldığı karara paralel olarak bu hisselerin sahibi, hisselerinin aslı değil onların geliri üzerinden zekât vermekle yükümlüdür. Bu da kârın tahsili tarihinden<br />
itibaren bir sene sonra -diğer zekât şartları tahakkuk etmişse ve zekâta mani bir durum da yoksa- kırkta birdir. Eğer hissedar, ticaret maksadıyla hisse edinmişse, bunların zekâtını ticaret mallarının zekâtı gibi verir. Bir yıl geçtiğinde hisseler mülkiyetinde bulunuyorsa piyasa değeri üzerinden, piyasanın bulunmaması durumunda ise bilirkişinin takdir edeceği değer üzerinden % 2.5 olarak zekât verir. Ayrıca, elde edilmişse, hisselere ait kârın da bu oranda zekâtını verir.</p>
<p>4. Hissedar, sene içinde hisselerini satmışsa, bunların bedelini diğer mallarına ilâve eder ve senesi dolduğunda, birlikte zekâtını verir. Alıcı ise, satın aldığı hisselerin zekâtını yukarıda belirtildiği şekilde verir. Hisse senetlerinden elde edilen gelir çağımızda ortaya çıkmış yeni bir konu olduğundan, çağdaş âlimler arasında bu gelirin klasik dönemdeki hangi tür mala ve gelire kıyas edileceğinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Hisse senetlerinin zekâtının nasıl ve hangi ölçüye göre verileceği konusundaki farklı önerilerin gündeme gelmesi bundan kaynaklanmaktadır.</p></blockquote>
<p>Bu tartışmalardan anlaşıldığına göre;</p>
<blockquote><p>1. Çağdaş âlimler menkul kıymetler borsasında alınıp satılmak ve böylece ticareti yapılarak kazanç elde etmek amacıyla alınan hisse senetlerinin türü ne olursa olsun <strong>% 2.5 oranında zekâta</strong> tâbi olacağında görüş birliğine varmışlardır.</p>
<p>2. Ticaret maksadıyla değil de, sadece yatırımcı sıfatıyla hisselerin yıllık kârından (temettu) yararlanmak için hisse senetleri alınmışsa bunların gelirlerinin de zekâta tâbi olacağı ittifakla kabul edilmiştir.</p>
<p>3. Hisse senetlerinin türü ne olursa olsun ve ne maksatla elde bulundurulursa bulundurulsun kıymetli evrak olarak % 2.5 oranında zekâta tâbi olup olmayacağı, ayrıca temettu için elde bulundurulan hisse senetlerinin kârından ne nisbette zekât verileceği ihtilâf konusu olmuştur. Bazı âlimler bu temettunun -diğer şartlar da gerçekleştiğinde- % 2.5 oranında zekâta tâbi olması gerektiğini savunmuş, bazıları da sınaî şirket hisse senetlerinin kendileri zekâttan muaf olmakla beraber gelirlerinin 1/10 veya 1/20 nisbetinde zekâta tâbi olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir.</p></blockquote>
<p>Bu konuda şöyle bir öneri getirilebilir:</p>
<blockquote><p>1. Hisse senetleri, türleri ne olursa olsun, sermaye piyasalarında alınıp satılmak ve bu surette ticareti yapılmak amacıyla alınmış ise, vücûb tarihinde sermaye piyasasındaki değeri üzerinden <strong>% 2.5 oranında zekâta tâbi</strong> olmalıdır. Çünkü hangi tür mal ticareti yapılmak için elde bulunduruluyorsa, o mal ticaret malları zekâtı hükümlerine tâbidir. Bu hususta -zekât kapsamını daraltan ların dışında- farklı görüş ileri süren olmamıştır. Buna göre spekülatör sıfatıyla sermaye piyasalarında <strong>hisse senedi alıp satanlar</strong> ticaret sektöründe çalışan her mükellef gibi- hisse senetlerinin piyasadaki değerleri üzerinden, nisab ve yıl geçme (havl) şartları gerçekleşince <strong>% 2.5 oranında zekâtlarını</strong> ödemeleri gerekir. Çünkü portföy sahibi devamlı bir yatırım için değil, zaman içindeki değer artışlarından yararlanmak, yani hisse senetlerinin ticaretini yapmak için onları almıştır. Artık bu hisse senetleri tam bir ticaret metaı haline gelmiştir. Onların neyi ve hangi hakları temsil ettiği düşünülmez.</p>
<p>2. Eğer hisse senetlerini yatırımcı sıfatıyla elinde bulunduruyorsa, <strong>hisse senedinin</strong> satın aldığı değeri + gelirinden, o <strong>hisse senedini</strong> ihraç eden şirketin zekâta tâbi olmayan mal varlığını -yıllık bilançodan öğrenerek- çıkarıp, geriye kalan meblağın % 2.5 oranında zekâtını vermelidir. Çünkü hisse senedi, yukarıda da açıklandığı gibi, bir ticarî işletmenin tümünün (arsası, binaları, makineleri, demirbaşı, parası, borç ve alacakları vb.) bütün maddî ve mânevî varlığının belli bir parçasını temsil eden bir mülkiyet senedidir.</p></blockquote>
<p>Bir şirketin <strong>hisse senedini</strong> alan kimse, o işletmenin aktif ve pasifindeki her şeye ortak olur. Gerçi <strong>hisse senedi</strong> <strong>hamilleri</strong> onları uzun vadeli yatırım yapmak için almış olsalar da, artık hisse senetleri onlar için bir işletmenin aktif ve pasifindeki tüm varlıkları ve hakları tam temsil eden bir belge olmaktan çıkmıştır. Fakat yatırım niyetiyle elde bulundurulduğundan dolayı hâlâ mülkiyet senedi özelliğini korumaya devam ederler. Bu itibarla mülkiyetin satın alınan değeri + gelirinden, zekâta tâbi olmayan mal varlıkları çıkarılarak kalan % 2.5 oranında zekâta tâbi olmalıdır.</p>
<p>Hisse senetlerinin zekâtını, onları ihraç eden şirketler de verebilir, hisse sahipleri de verebilir. Şirketler hisse senetlerinin zekâtını verirse yukarıda işaret ettiğimiz İmam Şâfiî&#8217;nin ortak malın zekâtı ile ilgili ictihadına, hisse senetlerinin zekâtını fertler verirse bu konuda Hanefîler&#8217;in ortaya koymuş olduğu prensibe uyulmuş olur. Ancak hisse senetlerinin zekâtını şirketler verirse, şirketin tüzüğünde bu durumun açıkça belirtilmiş, genel kurulda bu yönde bir karar alınmış, hisse sahibi hisselerinin zekâtını hesaplayıp çıkarma yetkisini şirket yönetimine bırakmış olmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hisse-senedi/">Hisse Senedi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/hisse-senedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zekata Tabi Mallar</title>
		<link>https://hacialibayram.com/zekata-tabi-mallar/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/zekata-tabi-mallar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 14:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet zekât verme]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat HESAPLAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât Kimlere Verilir]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat kimlere verilmez]]></category>
		<category><![CDATA[Zekat nasıl HESAPLANIR]]></category>
		<category><![CDATA[Zekâta tâbi mallar ve miktarları]]></category>
		<category><![CDATA[Zekâta tâbi olmayan mallar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=26684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zekata Tabi Mallar Zekât konusundaki fıkhî tartışmalar, zekâtın vücûb ve sıhhat şartları konusundan ziyade hangi malların ne ölçüde zekâta tâbi olacağı konusunda yoğunlaşır. Bunun belki de en başta gelen sebebi, mal ve zenginlik kavramlarının, ekonomik değer taşıyan malların dönemden döneme, toplumdan topluma değişmekte oluşudur. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de insanların önem ve ekonomik değer atfettikleri bazı mallar değişik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/zekata-tabi-mallar/">Zekata Tabi Mallar</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Zekata Tabi Mallar</h1>
<p>Zekât konusundaki fıkhî tartışmalar, zekâtın vücûb ve sıhhat şartları konusundan ziyade hangi malların ne ölçüde zekâta tâbi olacağı konusunda yoğunlaşır. Bunun belki de en başta gelen sebebi, mal ve zenginlik kavramlarının, ekonomik değer taşıyan malların dönemden döneme, toplumdan topluma değişmekte oluşudur. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de insanların önem ve ekonomik değer atfettikleri bazı mallar değişik vesilelerle zikredilse bile hangi mallardan ne ölçüde zekât alınacağına ilişkin bir sayım ve açıklama yer almaz.</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in ve sahâbenin uygulamasında bazı malların zekâta tâbi tutulduğu ve bunlar için belli bir alt sınır ve zekât oranı belirlendiği, bazı malların da zekâta tâbi tutulmadığı bilinmektedir. İleri dönemde oluşan fıkıh doktrini de bu bilgiler etrafında oluşmuştur. Ancak Hz. Peygamber ve sahâbe döneminin uygulamalarında hareket noktasının, o dönem İslâm toplumunun mal ve ekonomik değer ölçüleri olduğu da göz ardı edilmemelidir.</p>
<p>Böyle olunca bu bilgi ve ölçülerin, mal ve ekonomik değer kavramının eski dönemlere göre bir hayli değiştiği günümüz toplumlarına güncelleştirilerek getirilmesi, zekâtın mâna ve gayesine daha uygun bir yaklaşım olacaktır. Burada zekâta tâbi mallar konusunda ağırlıklı olarak klasik fıkıh kitaplarındaki bilgilere yer verilecek ve bundan hareketle güncel problemlerin çözümüne ışık tutulmaya çalışılacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/zekata-tabi-mallar/">Zekata Tabi Mallar</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/zekata-tabi-mallar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
