<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tarikatlar &#8211; hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/tarikatlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 May 2020 20:29:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>tarikatlar &#8211; hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tasavvufta Örgütlenme Dönemi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/tasavvufta-orgutlenme-donemi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/tasavvufta-orgutlenme-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 20:29:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüz tasavvuf alimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İlk tasavvuf düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz döneminde tasavvuf var mıydı]]></category>
		<category><![CDATA[tarikatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf dönemi kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf tarihinin dönemleri]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf toplulukları]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvufla ilgili oluşumlar]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta örgütler]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvufun ortaya çıkışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=8385</guid>

					<description><![CDATA[Tasavvufta Örgütlenme Dönemi Tasavvufun ferdî yönü daha önemli olmakla beraber sosyal yönü de küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Tasavvufî hayatın bazı biçimlerini bireyler tek başına yaşar. Fakat bu hayat, bu konunun uzmanları, hocaları ve üstatları olan şeyhlerden ve mürşidlerden öğrenilir. Bu öğrenmede mürid ve tâlip denilen öğrencilerin üstatlarıyla birlikte bulunmaları, mânevî hayatı beraber yaşamaları şarttır. Çünkü tasavvufî [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080;"><strong>Tasavvufta Örgütlenme Dönemi</strong></span></h1>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-8386 alignright" style="font-size: 16px;" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Tasavvufta-Örgütlenme-Dönemi-300x177.jpg" alt="" width="300" height="177" srcset="https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Tasavvufta-Örgütlenme-Dönemi-300x177.jpg 300w, https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Tasavvufta-Örgütlenme-Dönemi-768x452.jpg 768w, https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Tasavvufta-Örgütlenme-Dönemi.jpg 820w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><span style="color: #ff6600;"><strong>Tasavvufun ferdî yönü daha önemli olmakla beraber sosyal yönü de küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Tasavvufî hayatın bazı biçimlerini bireyler tek başına yaşar.<span style="font-size: 12pt;"> Fakat bu hayat, bu konunun uzmanları, hocaları ve üstatları </span><span style="font-size: 12pt;">olan şeyhlerden ve mürşidlerden öğrenilir. Bu öğrenmede mürid ve </span><span style="font-size: 12pt;">tâlip denilen öğrencilerin üstatlarıyla birlikte bulunmaları, mânevî hayatı </span></strong></span><span style="font-size: 12pt;"><span style="color: #ff6600;"><strong>beraber yaşamaları şarttır.</strong> </span></span></p>
<p><span style="color: #008000;"><strong><span style="font-size: 12pt;">Çünkü tasavvufî hayat tıpkı birçok sanat gibi </span><span style="font-size: 12pt;">egzersizler ve pratiklerle öğrenilir. Bunun için de birliktelik ve beraberlik </span><span style="font-size: 12pt;">esastır. İşte bu durum hem zaman zaman mürşidlerin ve üstatların bir araya </span><span style="font-size: 12pt;">gelerek yaşadıkları mânevî ve derunî deneyler konusunda fikir alışverişinde </span><span style="font-size: 12pt;">bulunmalarını ve vardıkları sonuçları aralarında müzakere etmelerini gerektirir, </span><span style="font-size: 12pt;">hem de müridlerin mürşidlerinin gözetiminde ve denetiminde bulunmalarını </span><span style="font-size: 12pt;">zorunlu kılar. Bu sebeple baştan beri sûfîler sohbet denilen bir birlikteliğe </span><span style="font-size: 12pt;">büyük önem vermişlerdir. </span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ff00ff;"><strong><span style="font-size: 12pt;">İlk zamanlarda şeyhlere daha çok üstat </span><span style="font-size: 12pt;">ve sohbet şeyhi, müridlere de sâhip (sohbette bulunan, sohbete katılan) deniliyordu. </span><span style="font-size: 12pt;">Böylece üstatlar çevresinde toplanan ve sohbetlere devam eden </span><span style="font-size: 12pt;">sâhipler, yani müridler birer cemaat oluşturuyordu. Bu cemaatlerin yaptıkları </span><span style="font-size: 12pt;">sohbetlerin çoğu halka açık olmakla beraber bazı sohbetlere yabancılar </span><span style="font-size: 12pt;">alınmıyordu. Ancak belli bir mertebeye ulaşan müridler bu sohbetlere kabul </span><span style="font-size: 12pt;">ediliyordu. Cüneyd-i Bağdâdî, &#8220;Biz tasavvuf sohbetlerini kapalı kapıların </span><span style="font-size: 12pt;">ardında yapardık&#8221; derken bu hususu anlatıyordu. İşte bu gizlilik tasavvuftaki </span></strong><span style="font-size: 12pt;"><strong>sırrı, yani gizemi meydana getirir.</strong> </span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: 12pt;">Tasavvufî hayatın belli bir aşamasında </span><span style="font-size: 12pt;">mutlaka bir gizem söz konusudur. Bazan müridlere göre yabancılar </span><span style="font-size: 12pt;">için, bazan üstatlara göre müridler için bir gizem, yani yabancılara göre müridlerin, </span><span style="font-size: 12pt;">müridlere göre üstadın az çok gizemli bir yönü vardır. Bundan daha </span><span style="font-size: 12pt;">önemlisi ilâhî sırdır. Tasavvuf bir bakıma, imkân ölçüsünde rubûbiyyetin </span><span style="font-size: 12pt;">sırlarına âşina olmayı amaçlar. Tasavvuf sohbetlerinin müridlere edep ve </span><span style="font-size: 12pt;">erkân öğreten, onları terbiye eden, ahlâklarını güzelleştiren yönü kadar söz </span><span style="font-size: 12pt;">konusu esrarengiz yönü de önemlidir. Gizliliğin sebebi, mânevî alt yapısı </span><span style="font-size: 12pt;">bakımından eksik olanların yanlış anlama ve sapmalarını engellemektir. </span><span style="font-size: 12pt;">Son derece gösterişsiz başlayan, ama gayet feyizli geçen tasavvufî sohbetler </span><span style="font-size: 12pt;">kısa bir zaman sonra bir cemaatleşme halini aldı. Büyük sûfîlerin tasavvufî </span><span style="font-size: 12pt;">görüşleri ve yaşayışları az çok birbirinden farklı idi. Bu da meşrep (mizaç, </span><span style="font-size: 12pt;">karakter, zevk) farkı olarak görüldü. Bu durum tasavvufa eğilimli olanların </span><span style="font-size: 12pt;">kendi mizaçlarına, ruh ve zihin yapılarına uygun düşen üstatları tercih etmelerine </span><span style="font-size: 12pt;">imkân verdi. </span></strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Böylece Tayfûriyye (Bistâmiyye), Cüneydiyye, Musâhibiyye, </span><span style="font-size: 12pt;">Sehliyye, Hakîmiyye, Hafîfiyye, Seyyâriyye, Nûriyye, Harrâziyye, Kassâriyye </span><span style="font-size: 12pt;">(Melâmetiyye) ve Tüsteriyye gibi tasavvufî cemaatler ortaya çıktı. Bu ekollerden </span><span style="font-size: 12pt;">birine bağlanan bir mürid, mânevî hayatında belli bir üstadın görüşlerine </span><span style="font-size: 12pt;">ağırlık veriyordu. Cemaatler arasındaki olumlu ilişkiler tasavvufî gelişmeyi </span><span style="font-size: 12pt;">hızlandırdı. </span><span style="font-size: 12pt;">Söz konusu tasavvufî sohbetler ve cemaatler hicrî VI. (XII.) asırda daha </span><span style="font-size: 12pt;">düzenli, daha disiplinli bir örgütleşmeye dönüştü. Bu örgüte tarikat denildi. </span><span style="font-size: 12pt;">Abdülkadir-i Geylânî&#8217;ye (ö. 562/1166) nisbet edilen Kadiriyye, Ahmed Yesevî&#8217;-</span><span style="font-size: 12pt;">ye (ö. 562/1166) nisbet edilen Yeseviyye, Ahmed er-Rifâî&#8217;ye (ö. 578/1183) </span><span style="font-size: 12pt;">nisbet edilen Rifâiyye, Ebü&#8217;n-Necîb es-Sühreverdî&#8217;ye (ö. 563/1167) nisbet </span><span style="font-size: 12pt;">edilen Sühreverdiyye, Ebü&#8217;l-Hasan eş-Şâzelî&#8217;ye (ö. 593/1196) nisbetle Şâzeliyye </span><span style="font-size: 12pt;">tarikatları bu asırda ortaya çıktı. Bunları Necmeddîn-i Kübrâ&#8217;ya (ö. 618/</span><span style="font-size: 12pt;">1221) nisbetle anılan Kübreviyye, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî&#8217;ye (ö. 672/</span><span style="font-size: 12pt;">1273) nisbet edilen Mevleviyye, Ahmed el-Bedevî&#8217;ye (ö. 675/1277) nisbetle </span><span style="font-size: 12pt;">Bedeviyye gibi tarikatlar izledi. VII. (XIV.) asırda ise Bahaeddin Nakşibend&#8217;e </span><span style="font-size: 12pt;">(ö. 791/1389) nisbetle Nakşibendiyye, Sirâceddin Ömer&#8217;e (ö. 800/1397) nisbet </span><span style="font-size: 12pt;">edilen Halvetiyye tarikatları kuruldu. Bu tarikatlar şeyhlerin mürid ve halifeleri </span><span style="font-size: 12pt;">aracılığıyla Fas&#8217;tan Endonezya&#8217;ya, Somali&#8217;den Kazan&#8217;a kadar İslâm ülkelerine </span><span style="font-size: 12pt;">yayıldı. Selçuklular ve Osmanlılar zamanında ise Mevlevîliğin yanı sıra Anadolu&#8217;da </span><span style="font-size: 12pt;">Hacı Bektâş-ı Velî&#8217;ye (ö. 670/1271) nisbet edilen Bektâşiyye, Hacı </span><span style="font-size: 12pt;">Bayrâm-ı Velî&#8217;ye (ö. 833/1429) nisbet edilen Bayramiyye, Aziz Mahmud Hüdâî&#8217;ye </span><span style="font-size: 12pt;">(ö. 1038/1628) nisbet edilen Celvetiyye gibi tarikatlar, ayrıca daha evvel </span><span style="font-size: 12pt;">Anadolu dışında kurulan tarikatların pek çok şubeleri oluştu. Bundan başka </span><span style="font-size: 12pt;">Ahî Evran diye bilinen Şeyh Nasîrüddin (ö. 660/1262) Kırşehir&#8217;de ahîlik </span><span style="font-size: 12pt;">teşkilâtını kurdu. Fütüvvet ehli Anadolu&#8217;da birçok şehirde örgütlendi. 1071&#8217;de </span><span style="font-size: 12pt;">Anadolu fethedildikten sonra Irak&#8217;tan, Suriye&#8217;den, daha fazla da Horasan&#8217;dan </span><span style="font-size: 12pt;">gelen gazi dervişler, alperenler ve Horasan erleri İslâmiyet&#8217;in Anadolu&#8217;da ve </span><span style="font-size: 12pt;">Balkanlar&#8217;da yayılmasında etkili oldular.</span></p>
<div class="brs_col"></div>
<div class="brs_col">
<p class="nVcaUb">
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/tasavvufta-orgutlenme-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
