<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Peygamber Efendimiz arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/peygamber-efendimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/peygamber-efendimiz/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2021 08:00:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Peygamber Efendimiz arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/peygamber-efendimiz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>En Yakınlarının Lisanından Resullullah&#8217;ın Son Günleri</title>
		<link>https://hacialibayram.com/en-yakinlarinin-lisanindan-resullullahin-son-gunleri/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/en-yakinlarinin-lisanindan-resullullahin-son-gunleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2021 08:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aile kurumu hangi peygamberle başlamıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Aile kurumu isimleri verilen peygamberlerden hangisi ile başlamıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed doğum tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed eşi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed ölüm tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[hz peygamberin islam'ı tebliğ etmek için gittiği ilk yer neresidir]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberin son günleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=27420</guid>

					<description><![CDATA[<p>En Yakınlarının Lisanından Resullullah&#8217;ın Son Günleri Hz. Âişe, Efendimizin Hastalığını Anlatıyor Hz. Âişe Vâlidemiz, Efendimizin hastalığı esnasındaki bir hatırasını şöyle anlatır: &#8220;Resûlullah (a.s.m.) eve geldiği sırada başımda bir ağrı belirmişti. Ağrının şiddetinden &#8216;Vay başım, vay başım.&#8217; diye söylendim. Resûlullah bunu duyunca, &#8216;Ne ehemmiyeti var? Neden üzülüyorsun? Eğer benden evvel dünyadan göçüp gidersen seni teçhiz ve tekfin eder [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/en-yakinlarinin-lisanindan-resullullahin-son-gunleri/">En Yakınlarının Lisanından Resullullah&#8217;ın Son Günleri</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>En Yakınlarının Lisanından Resullullah&#8217;ın Son Günleri</h1>
<p><strong>Hz. Âişe, Efendimizin Hastalığını Anlatıyor </strong>Hz. Âişe Vâlidemiz, Efendimizin hastalığı esnasındaki bir hatırasını şöyle anlatır:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Resûlullah (a.s.m.) eve geldiği sırada başımda bir ağrı belirmişti. Ağrının şiddetinden <strong>&#8216;Vay başım, vay başım.&#8217; </strong>diye söylendim. Resûlullah bunu duyunca, &#8216;<strong>Ne ehemmiyeti var? Neden üzülüyorsun? Eğer benden evvel dünyadan göçüp gidersen seni teçhiz ve tekfin eder namazını da kılarım.&#8217; </strong>diye konuştu. Ben de,<strong> &#8216;Benim ölümümü mü istiyorsunuz?&#8217; </strong>dedim.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Hz. Âişe, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in latife yaptığını birden anlayamayıp böyle konuşmuştu. Resûl-i Ekrem latifesinin sonunu şu ciddi sözlerle bağladı:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey Âişe Senin başının ağrısı geçer gider. Asıl baş ağrısı benim başımın ağrısıdır. Artık ondan kurtulmak çok zor.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>Peygamberimiz (s.a.v.) ve Sıddık-ı Ekber</strong></p>
<p>Her yerde her zaman Allah ve Resûlüne sadakâtın zirvesinde bulunan Sıddık-ı Ekber, Resûl-i Ekremin huzuruna çıkarak kendisine hizmet etmekten şeref duyacağını şöylece dile getirdi:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yâ Resûlallah, müsâade buyurursanız, hastalığınızda size hizmet etmek isterim!&#8221;</em></p>
<p>Resûl-i Ekrem, Sıddık-ı Ekberin arzusuna müsâade etmedi, ama cevabı gönlünü fethedici idi.</p>
<p><strong>&#8220;Ey Ebû Bekir! Bu niyetinle bile yapacağın hizmetin sevap ve mükâfatına şimdiden nâil oldun. Ancak ben, hastalığım esnasında hizmetlerimi kızımla, zevcelerimden başkasına gördürecek olursam, onları üzmüş olurum!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>En Ağır Hastalık, En Fazla Iztırap</strong></p>
<p>Hastalığın şiddeti, ateşin yüksekliği sebebiyle Peygamber Efendimiz yatağında bile rahat edemiyordu. Bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyordu. Başucunda bulunanlar, bu durum sebebiyle,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yâ Resûlallah! Eğer bizden birisi bu derece ıztırap çektiğini izhar etseydi, muhakkak bizi tekdir ederdin.&#8221;</em></p>
<p>dediler. Resûl-i Ekrem cevabıyla durumunu şöylece izah etti:</p>
<p><strong>&#8220;Benim hastalığım bildiğiniz gibi değil, oldukça zordur. Allah Taâlâ, salih ve mü&#8217;min kullarını belânın, hastalığın ve musibetin en şiddetlilerine mübtelâ eder. Fakat o belâ, o musîbet ve o hastalık vasıtasıyla o mü&#8217;min salih kulunun derecesini yükseltir, günahlarını yok eder.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Ve Hz. Âişe Vâlidemiz şöyle der:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Hakikaten Resûlullahın hastalığından daha zor, daha şiddetli bir hastalık görmedik.&#8221;</em></p></blockquote>
<p><strong>İbni Mes&#8217;ud Anlatıyor</strong></p>
<p>Abdullah ibni Mes&#8217;ud (r.a.) ise Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in hastalığının şiddetini şöyle dile getirir:</p>
<blockquote><p>&#8220;Nebînin (a.s.m.) hastalığında vücudu hummanın hararetinden şiddetli sarsıldığı sırada huzuruna varmıştım.</p>
<p><em>&#8216;Yâ Resûlallah! Humma hararetinden çok ıztırap çekiyorsunuz! Yâ Resûlallah! Bu hummanın iki kat ıztırabı var, elbette sizin için iki kat ecri ve mükâfatı vardır.&#8217;</em></p>
<p>dedim. Resûlullah, <strong>&#8216;Evet&#8217; </strong>diyerek beni tasdik etti. Sonra da şöyle buyurdu:</p>
<p><strong>&#8216;Hastalığa tutulan hiçbir Müslüman yoktur ki; Allah Teâlâ onun hata ve günahlarını, ağacın yapraklarını döktüğü gibi dökmesin.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>Ümmü Bişr anlatıyor</strong></p>
<p>Hastalığı sırasında Resûl-i Ekremin ziyaretine giden Bişr bin Bera&#8217;nın annesi Ümmü Bişr de gördüklerini şöyle anlatır:</p>
<blockquote><p>&#8220;Resûlullahı ziyarete gitmiştim. Vücudundaki şiddetli harareti görünce sormadan edemedim:</p>
<p><em>&#8216;Yâ Resûlallah! Ben böyle sıtma hiç görmedim.&#8217;</em></p>
<p>&#8220;Resûlullah (a.s.m.) bana cevaben şöyle buyurdu:</p>
<p><strong>&#8216;Bizim hastalığımız herkesten daha şiddetli ve daha ziyâde olur. Fakat bunun mukabilinde kazandığımız sevap ve mükâfat da o nisbette fazla olur!&#8217;</strong>&#8220;</p></blockquote>
<p><strong>Resûl-İ Ekrem Yazı Yazdırmak İçin Kâğıt Kalem İstiyor</strong></p>
<p>Rebiülevvel ayının sekizi, perşembe günü.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalığının en şiddetli anları. Etrafında Hz. Ömer gibi bazı zâtlar bulunuyordu. Bu sırada,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Bana kâğıt kalem getiriniz, size bir yazı yazayım. Tâ ki bundan sonra hiçbir zaman yolunuzu şaşırmayasınız.&#8221;</em></p>
<p>buyurdu. Hz. Ömer,</p>
<p><strong>&#8220;Resûlullaha (a.s.m.) hastalığı baskın gelmiştir. Yanınızda Kur&#8217;an var. Allah&#8217;ın Kitabı bize yeter.&#8221; </strong></p></blockquote>
<p>dedi. Kâğıt kalem getirip getirmemekte tereddüt ettiler.</p>
<p>Bazıları Hz. Ömer&#8217;in sözlerini doğruladı. Kimisi de kâğıt kalemin getirilmesini istiyordu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, onların anlaşmazlığa düştüklerini fark edince,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Yanımdan kalkınız, yanımda münakaşa, gürültü etmeyiniz. Beni kendi halime bırakınız.&#8221;</strong> buyurdu.</p></blockquote>
<p>Böylece Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yazdırmasını arzu ettiği şey, yazılmamış oluyordu.</p>
<p><strong>Hastalığının Hafiflediği Gün</strong></p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalığı gün gün, saat saat şiddetini artırıyordu. Bir ara soğuk su getirilmesini emretti. Getirilen suyu mübârek vücudlarına döktürdü. Bundan sonra biraz hafifleyip rahatlık hissetti. Bunun farkına varır varmaz Hz. Ali ve Hz. Fazl bin Abbas&#8217;a dayanarak Hâne-i Saadetinden Mescid-i Şerife gitti. Minbere çıkıp oturdu. Ashab-ı Kirama şu hitabede bulundu:</p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;Ey insanlar!</em> Duydum ki, vefât edeceğimi düşünüp telâş ediyormuşsunuz. Hangi peygamber ümmeti içinde ebedî kaldı ki, ben de kalayım? Bilesiniz ki, ben yakında Rabbime kavuşacağım. Ona siz de kavuşacaksınız.&#8221;</strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Ey Ensar!</em> İlk Muhacirlere iyilik etmenizi tavsiye ederim.&#8221;</strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Ey Muhacirler! </em>Size de Ensara iyilikte bulunmanızı tavsiye ederim. Onlar size yardımda bulundular. Sizi memleketlerine getirdiler. Sizi evlerinde ağırladılar, barındırdılar. Geçimde sıkıntı içinde oldukları halde sizi kendilerine tercih ettiler. Her kim onların üzerine hâkim durumuna geçerse onlara iyilikte bulunsun.&#8221;</strong></p>
<p><em><strong>&#8220;Ey İnsanlar!&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>&#8220;Her şey Cenab-ı Hakkın ezelî idaresi dairesinde cereyan eder. Allah-ı Teâlânın kaza ve kaderine galebe etmek sevdasına kapılmayınız, çünkü mağlûp olursunuz. Cenab-ı Hakka hile yapmaya kalkışmayınız, zira zarar ve ziyana siz uğrarsınız.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ben size, şefkatli ve merhametliyim. Sizler yine bana kavuşacaksınız. <em>Buluşacağımız yer, Kevser Havuzu kenarıdır.</em> Her kim Kevser Havuzu kenarında buluşmak isterse elini ve dilini lüzumsuz şeylerden sakınsın.&#8221;</strong></p>
<p><em><strong>&#8220;Ey İnsanlar!&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>&#8220;Bilmelisiniz ki, günah işlemek, nimet ve kısmetlerin değişmesine sebep olur. İnsanların ekserisi salih olursa, onların âmirleri, idarecileri de adl ve insafla muamele ederler. Halk, isyan ve günaha meylederse onların idarecileri, hâkimleri de zulm ve adaletsiz iş görmeye yönelirler.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bu hitabesinden sonra tekrar Hz. Âişe Vâlidemizin evine gitti ve yatağına yattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/en-yakinlarinin-lisanindan-resullullahin-son-gunleri/">En Yakınlarının Lisanından Resullullah&#8217;ın Son Günleri</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/en-yakinlarinin-lisanindan-resullullahin-son-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</title>
		<link>https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2021 09:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed'in cenazesi neden 3 gün bekledi]]></category>
		<category><![CDATA[Karısı tarafından zehirlenen Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz zehirlenerek mi vefat etti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz zehirlenerek mı öldü]]></category>
		<category><![CDATA[Sellam bin Mişkem]]></category>
		<category><![CDATA[Sellâm bin mişkem TDV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=25291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler Peygamber efendimizin hayatı kategorimizde bu günkü yazımız ” Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler “ konu ile ilgili tüm bilgiler bu yazımızda paylaşılmıştır. Yahudilerin, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;i Zehirlemeye Kalkışmaları Peygamber Efendimizin Bütün iyi niyet ve güzel muamelesine rağmen, Yahudilerin İslâma karşı gönüllerinde besledikleri kin ve düşmanlık ateşi bir türlü sönmüyordu. Her [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/">Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</h1>
<p><strong>Peygamber efendimizin hayatı</strong> kategorimizde bu günkü yazımız <strong>” Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler “</strong> konu ile ilgili tüm bilgiler bu yazımızda paylaşılmıştır. <strong>Yahudilerin, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;i Zehirlemeye Kalkışmaları </strong>Peygamber Efendimizin Bütün iyi niyet ve güzel muamelesine rağmen, Yahudilerin İslâma karşı gönüllerinde besledikleri kin ve düşmanlık ateşi bir türlü sönmüyordu. Her iyi muameleye karşı, kötü bir hareketle, hâince bir tertiple cevap vermeyi âdeta kendilerine huy edinmişlerdi.</p>
<p>Hayber fethedilmiş, Peygamberimiz (s.a.v.) ashabıyla birlikte istirahata çekilmişti. Savaşla, Resûl-i Ekremi mağlup edemeyen Yahudiler, bu sefer hâince bir tertibin içine girdiler. Onu zehirlemeye karar verdiler. Bu vazifeyi, meşhur Yahudi Sellam bin Mişkem&#8217;in karısı Zeynep üzerine aldı. Plân gereği Zeynep, bir dişi keçi kızarttı ve her tarafını tesirli bir zehirle zehirledi. Ayrıca Peygamber Efendimizin, davarın kol ve kürek etini daha çok sevdiğini de sorup öğrendiği için, keçinin oralarına daha da çok zehir serpti.</p>
<p>Dessas Yahudi kadını kızartılmış, kebap edilmiş zehirli keçiyi alıp getirdi ve <em>&#8220;Ey Ebû&#8217;l-Kasım! Bunu sana hediye ediyorum.&#8221;</em> diyerek Peygamber Efendimizin önüne koydu.</p>
<p>Kadın uzaklaşırken, Peygamber Efendimiz ve orada hazır bulunan sahabîler de ortaya konulan etten yemeye hazırlandılar. Resûl-i Ekrem, etin sevdiği kürek kısmından bir lokma aldı; fakat yutmadan sahabîlere,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ellerinizi çekiniz! Şu kürek, etin zehirlenmiş olduğunu bana haber veriyor.&#8221;</strong> buyurdu.</p></blockquote>
<p>Herkes elini çekti. Sadece <strong>Bişr bin Bera Hazretleri</strong> ağzına aldığı lokmayı yutmuştu. Et öylesine zehirli idi ki Hz. Bişr, oturduğu yerde birden morardı ve ânında şehid oldu.</p>
<p>Peygamberleri öldürmekle iştihar bulan, zehirleme marifetini her milletten çok daha iyi beceren Yahudilerin bu teşebbüsü de sonuçsuz kalınca, Peygamber Efendimiz, bu tertibe âlet olan Zeyneb&#8217;i huzuruna çağırdı. Zeynep suçunu itiraf etti. Peygamber Efendimizin, <strong>&#8220;Bunu neden yaptın?&#8221; </strong>sorusuna şu cevabı verdi:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Eğer gerçekten bir peygambersen, sana haber verilecek; dolayısıyla zarar görmeyecektin. Eğer peygamber değil de bir hükümdarsan, kendimizi ve insanları senden kurtarmak için yaptım!&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Bazı rivâyetlerde, hiç kimseden şahsî intikam alma duygusu taşımayan Peygamberimiz (s.a.v.), kadını öldürmeyip af etmiştir. Bazı rivâyetlerde ise onu öldürttüğünden bahsedilir. Tahkik ehli demiş ki: Hz. Resûlullah öldürtmemiş, fakat şehid olan Bişr&#8217;in varislerine vermiş, onlar kısas olarak öldürmüşlerdir.</p>
<p><strong>Hayber&#8217;de Yasaklanan Şeyler</strong></p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hayber günü Müslümanlara dört şeyi Yasakladı:</p>
<blockquote><p><em><strong>1)</strong> Esir alınan kadınlara dokunmayı.<br />
<strong>2)</strong> Ehlî merkeplerin etlerini yemeyi.<br />
<strong>3)</strong> Yırtıcı, azı dişli hayvanların etini yemeyi.<br />
<strong>4)</strong> Ganimet mallarının bölüştürülmeden satılmasını veya satın alınmasını.</em></p></blockquote>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/">Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Ev Halkını Mekke’den Getirtmesi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-ev-halkini-mekkeden-getirtmesi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-ev-halkini-mekkeden-getirtmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 04:11:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan hicreti]]></category>
		<category><![CDATA[habeşistan'a hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Hicret ne DEMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Hicretin sonuçları nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Medine'ye Hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz mekke'den medine'ye ne zaman ve niçin hicret etmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin hicreti kısaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=21762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimizin Ev Halkını Mekke’den Getirtmesi Medine&#8217;ye hicret eden Peygamberimiz (s.a.v.), hanımı Hz. Sevde, kızları Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Zeynep ile nişanlısı Hz. Aişe&#8217;yi Mekke&#8217;de bırakmak zorunda kalmıştı. Mescid-i Nebevî inşâ edilip bittiğinde Hâne-i Saâdet yapılınca, onları getirmek üzere Zeyd bin Hârise ile Ebû Rafi&#8217; Hazretlerini Mekke&#8217;ye gönderdi. Bu iki sahabî Mekke&#8217;ye giderek adı zikredilenleri alıp [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-ev-halkini-mekkeden-getirtmesi/">Peygamberimizin Ev Halkını Mekke’den Getirtmesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="field-content">Peygamberimizin Ev Halkını Mekke’den Getirtmesi</h1>
<p>Medine&#8217;ye hicret eden Peygamberimiz (s.a.v.), hanımı Hz. Sevde, kızları Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Zeynep ile nişanlısı Hz. Aişe&#8217;yi Mekke&#8217;de bırakmak zorunda kalmıştı.</p>
<p>Mescid-i Nebevî inşâ edilip bittiğinde Hâne-i Saâdet yapılınca, onları getirmek üzere Zeyd bin Hârise ile Ebû Rafi&#8217; Hazretlerini Mekke&#8217;ye gönderdi.</p>
<p>Bu iki sahabî Mekke&#8217;ye giderek adı zikredilenleri alıp Medine&#8217;ye getirdiler. Sadece, Hz. Zeyneb&#8217;i henüz Müslüman olmayan kocası müsâade etmediğinden getiremediler. Fakat, bir müddet sonra o da Medine&#8217;ye hicret etmiştir. Kocası da daha sonra Müslüman olmuştur.</p>
<p>Medine&#8217;ye gelenlerden Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in ev halkı kendi odalarına, Hz. Âişe ise babasının evine indi.</p>
<p><strong>Hz. Âişe`nin Düğünü</strong></p>
<p>Resûl-i Ekrem, Hz. Âişe ile Mekke&#8217;de nikâhlanmıştı. Fakat düğün tehir edilmişti. Medine&#8217;ye gelinince hicretin birinci yılı Şevvâl ayında düğünleri yapıldı. Peygamber Efendimiz o sırada 55 yaşında idi.</p>
<p><em>Cahiliyye Devrinde iki bayram arasında nikâh kıyma uğursuz sayılırdı.</em> Resûl-ü Ekrem Efendimiz Şevvâl ayında Hz. Âişe ile evlenmekle bu yersiz itikadı ortadan kaldırdı. Efendimizin bu hareketi üzerine aynı ayda başka nikâhlar da kıyıldı. Şu da var ki, Peygamber Efendimizin <strong>&#8220;İki bayram arasında nikâh kıyılmaz.&#8221;</strong> hâdisleri halk arasında yanlış anlaşılmıştır. Bundan kasıt şudur:</p>
<p><em>Bayram Cuma gününe rastgelirse, Bayram namazı ile Cuma namazı arasında nikâh kıymak münasib olmaz. </em>Çünkü, Bayram gününün telâşesi pek fazladır. Nikâhı bu telâşelerle birlikte Bayram namazı ile Cuma namazı arasındaki kısa zamana sıkıştırmak pek uygun olmaz. Ancak, bunu yaptığı takdirde, şahıs herhangi bir haram da işlemiş sayılmaz.</p>
<p>Hz. Âişe&#8217;nin Resûl-i Ekrem yanında diğer hanımlarından farklı bir yeri vardı.</p>
<blockquote><p>Amr bin Âs bir gün, <em>&#8220;Yâ Resûlallah, halkın sana en sevgili olanı kimdir?&#8221;</em> diye sordu. Resûl-i Ekrem, <strong>&#8220;Âişe&#8221;</strong> diye cevap verdi. <em>&#8220;Ya erkeklerden, yâ Resûlallah?&#8221; </em>diye sorusunu tekrarlayınca da Efendimiz, <strong>&#8220;Âişe&#8217;nin babası.&#8221;</strong> buyurdular.</p></blockquote>
<p>Hz. Âişe, ince bir kavrayış melekesine ve kuvvetli bir zekâya sahipti. Kısa zamanda Hz. Resûlullahtan birçok hadis ezberledi, bir çok İslâmi hüküm öğrendi. Bununla Ashâb-ı Güzîn arasında mümtaz bir mevkie yükseldi. <em>Rivâyet ettiği hadis sayısı<strong> 2.210&#8242;</strong>dur</em>. Bir çok sahabî, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in çeşitli meseleler hakkındaki tatbikatını ve İslâmi hükümleri ondan sorarak öğreniyorlardı.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, <strong>&#8220;Dininizin yarısını bu humeyrâ kadından [Hz. Âişe] öğreniniz.&#8221; </strong>buyurmasıyla, Hz. Âişe&#8217;nin ilmî ehliyetini tebâruz ettirmiştir.</p>
<p>Ebû Musâ el-Eşârî&#8217;nin şu itirafı da aynı noktaya parmak basmaktadır:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Biz Resûlullahın Ashâbı, bir hadis-i şerifi anlamakta güçlük çektiğimiz zaman Âişe&#8217;den sorardık. Zirâ, hadis ilminin kendisinde mevcut olduğunu görürdük.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Hz. Âişe Vâlidemizin fıkıh ilmindeki derinliği İslâm hukukuna büyük faydalar sağlamıştır. Kadınlarla ilgili birçok meselenin kaynağını o teşkil etmiştir. Günümüz Müslüman kadınının hedefi, Hz. Âişe&#8217;ye her haliyle benzemeye çalışmak olmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-ev-halkini-mekkeden-getirtmesi/">Peygamberimizin Ev Halkını Mekke’den Getirtmesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-ev-halkini-mekkeden-getirtmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Hz. Hatice İle Evlenmesi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-hz-hatice-ile-evlenmesi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-hz-hatice-ile-evlenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2021 22:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Hatice ile kaç yılında evlendi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Hatice kaç yaşında vefat etti]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed Hz. Hatice ile nasıl tanıştı]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammed hz. hatice ile nasıl evlendi kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[HzHatice 28 yaşında evlendi]]></category>
		<category><![CDATA[HzHatice ve Peygamberimizin aşkı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hz Hatice ile evliliği hakkında araştırma kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hz Hatice ile evliliği kaç yıl sürmüştür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=20194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimizin Hz. Hatice İle Evlenmesi Hz. Hatice, Kâinatın Efendisini çocukluğundan beri tanıyordu. Ticaret mallarının başında Şam&#8217;a göndermesi ise, onu daha da yakından tanımasına vesile olmuştu. Dul olan Hz. Hatice, o sırada Kureyş kadınları arasında asâlet, şeref ve zenginlik bakımından üstün mevkie sahip bulunuyordu. Aynı zamanda Cenab-ı Hak, pek az kadına nasip olacak bir güzelliği de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-hz-hatice-ile-evlenmesi/">Peygamberimizin Hz. Hatice İle Evlenmesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Peygamberimizin Hz. Hatice İle Evlenmesi</h1>
<p>Hz. Hatice, Kâinatın Efendisini çocukluğundan beri tanıyordu. Ticaret mallarının başında Şam&#8217;a göndermesi ise, onu daha da yakından tanımasına vesile olmuştu.</p>
<p>Dul olan Hz. Hatice, o sırada Kureyş kadınları arasında asâlet, şeref ve zenginlik bakımından üstün mevkie sahip bulunuyordu. Aynı zamanda Cenab-ı Hak, pek az kadına nasip olacak bir güzelliği de kendisine ihsan etmişti.</p>
<p>O âna kadar kabilesinden birçok kimse evlenmek için kapısını çalmış ise de o bunların hiçbirini kabul etmemişti. Âdeta evlenmeyi düşünmüyor gibiydi.</p>
<p>Ne var ki, kader şimdi karşısına bambaşka bir şahsiyet çıkarmıştı. Ruhundaki güzellikler yüzüne aksetmiş, gönlündeki sevgi sîmâsında tebessüme dönüşmüş, zihnindeki derin düşünce dışarıya ciddiyet ve samimiyet şeklinde tezahür etmiş müstesna bir insan.</p>
<p>Daha önce bütün Kureyş büyüklerinin evlenme teklifini reddeden ve âdeta evlenmek fikrini zihninden atmış bulunan Hz. Hatice, bu eşsiz insanla daha yakından tanışınca, bu fikrinden vazgeçti. İlahî kader, bu iki insanın kalbini birbirine ısındırmayı takdir etmişti.</p>
<p><strong>Hz. Hatice&#8217;den Gelen Teklif</strong></p>
<p><em>Evlenme teklifi, bizzat Hz. Hatice&#8217;den geldi.</em> İffeti ve namusunu koruması sebebiyle Cahiliye Devrinde bile tertemiz kadın mânâsına gelen <strong>&#8220;tâhire&#8221;</strong> lâkabıyla anılan Hz. Hatice&#8217;den.<br />
Teklifi getiren Hz. Hatice&#8217;nin yakın arkadaşı Münye kızı Nefise ile Peygamberimiz (s.a.v.) arasında şu konuşma geçti:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Ey Muhammed, seni evlenmekten alıkoyan şey nedir?&#8221;</em><br />
<strong>&#8220;Elimde evlenecek kadar param yok.&#8221;</strong><br />
<em>&#8220;Eğer bu temîn edilse ve sen, mala, güzelliğe, şeref ve denkliğe dâvet edilsen icâbet eder misin?&#8221;</em><br />
<strong>&#8220;Kimdir bu?&#8221;</strong><br />
<em>&#8220;Hüveylid&#8217;in kızı Hatice.&#8221;</em><br />
<strong>&#8220;Ama, bu nasıl olabilir?&#8221;</strong><br />
<em>&#8220;Orasını ben bilirim.&#8221;</em><br />
<strong>&#8220;O hâlde, ben de kabul ediyorum.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Nefise, sevinç içinde Kâinatın Efendisi ile konuştuklarını gelip Hz. Hatice&#8217;ye iletti. Hz. Hatice&#8217;nin sonsuz memnuniyeti, yüzündeki tebessümlerden okunuyordu. Nefise&#8217;yle birlikte sevinç ve memnuniyetlerini yaşadıktan sonra, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;e şu haberi gönderdi:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Ey amcam oğlu! Sen, benim akrabam olduğun, kavmim içinde şerefli, güvenilir kimse, güzel huylu, doğru sözlü bulunduğun için seninle evlenmeyi arzu ediyorum.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Teklifi alan Efendimiz, durumu amcası Ebû Tâlib&#8217;e bildirdi. Ebû Tâlib teklifi tahkik etti. Hz. Hatice&#8217;nin böyle bir evliliği istediğini bizzat kendisinden öğrendi.</p>
<p><strong>Düğün Merasimi</strong></p>
<p>Düğün merasiminin tarihi bizzat Hz. Hatice tarafından tesbit edildi. Merasim de onun evinde yapılacaktı.</p>
<p>Tesbit edilen tarihte Peygamberimiz (s.a.v.) amcaları, halaları ve Haşimoğullarının ileri gelenlerinden bazıları ile birlikte Hz. Hatice&#8217;nin evine geldi.</p>
<p>Güzel bir düğün merasimi için gereken her şey bizzat Hz. Hatice tarafından temin edilmişti. Koyunlar kesilmiş, yemekler hazırlanmıştı.</p>
<p>Yemekler yendikten sonra, âdet olduğu üzere sıra iki taraf büyüklerinin konuşmasına geldi. Hz. Hatice&#8217;nin babası Ficar Harbinde ölmüştü. Bu sebeple onu temsilen merasime, amcası Amr bin Esed katılmıştı.</p>
<p>Geleneğe göre ilk konuşmayı yapmak üzere <strong>Ebû Tâlib</strong> ayağa kalktı ve şöyle dedi:</p>
<blockquote><p><em><strong>&#8220;Allah&#8217;a hamdolsun ki </strong>bizi, İbrahim&#8217;in zürriyetinden, İsmail&#8217;in sulbünden, Maad&#8217;ın madeninden, Mudar&#8217;ın aslından yarattı. Bundan sonra asıl maksada gelir ve derim ki: Kardeşimin oğlu Muhammed bin Abdullah ki, akrabanız olduğu malûmunuzdur. Onunla Kureyş&#8217;ten hiçbir genç tartılamaz, ölçülemez. Şeref ve asâletçe, akıl ve faziletçe onların hepsinden üstün gelir.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>&#8220;Gerçi malı azdır, fakat mal dediğin nedir ki?</strong> Geçici bir gölge, bir perde, alınır verilir iğreti bir şey. Allah&#8217;a yemin ederim ki, bundan sonra onun mertebesi daha da büyüyecek, daha da yükselecektir.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Şimdi o, sizden kızınız Hatice&#8217;yi istemekte, mehir olarak da yirmi erkek deve vermeyi taahhüd etmektedir.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Ebû Tâlib konuşmasını bitirince de Hz. Hatice&#8217;nin amcasıoğlu <strong>Varaka bin Nevfel</strong> ayağa kalktı. O da şöyle konuştu:</p>
<blockquote><p><em><strong>&#8220;Allah&#8217;a hamdolsun</strong> ki, bizi de anlattığın gibi yarattı. Saydıklarından daha fazlasıyla bize üstünlük verdi. Biz de sizinle hısımlık kurmak ve şereflenmek istiyoruz. Ey Kureyş topluluğu! Şâhid olunuz ki, ben Huveylid&#8217;in kızı Hatice&#8217;yi şu kadar mehirle Muhammed bin Abdullah&#8217;ın oğluyla evlendirdim.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Varaka bin Nevfel, konuşmasını bitirdikten sonra Ebû Tâlip, Hz. Hatice&#8217;nin amcası <strong>Amr bin Esed&#8217;</strong>in de muvafakatını istedi. Amr da ayağa kalkarak,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Ey Kureyş topluluğu, şahid olunuz ki, ben de Muhammed bin Abdullah&#8217;a Hüveylid&#8217;in kızı Hatice&#8217;yi nikâhladım.&#8221; </em>dedi.</p></blockquote>
<p>Böylece Kâinatın Serveri Efendimiz ile Kureyş kadınlarının nesep, şeref ve zenginlik bakımından en üstünü bulunan Hüveylid&#8217;in kızı Hz. Hatice-i Kübrâ nikâhlanmış oldular. O sırada <strong>Resul-i Ekrem Efendimiz 25, Hz. Hatice ise 40 yaşlarında bulunuyorlardı. </strong>Evlilikleri Milâdi tarihle<strong> 595</strong> yılına rastlıyordu. Yâni, Efendimizin nübüvvetinden 15 yıl önce.</p>
<p>Bundan sonra Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem Efendimiz, muhtereme hanımını alarak Ebû Tâlib&#8217;in evine geldi. Burada iki deve kestirerek halka ziyâfet verdi.<br />
Ebû Tâlip de bu mes&#8217;ud hâdisenin hatırı için develer kestirdi ve halka yemekler yedirdi. Sonra da Peygamber Efendimiz ile (a.s.m.) ailesini evine davet etti.&#8221;</p>
<p>Onları karşılamaya çıktığında sevinç gözyaşları arasında, <strong>&#8220;Hamdolsun Allah&#8217;a ki, bizden bütün üzüntüleri yok etti.&#8221; </strong>diyor, Allah&#8217;a hamdediyordu.</p>
<p>Efendimiz ile ona ilk hanım olma şerefini kazanmış bulunan Hz. Hatice, Ebû Tâlib&#8217;in evinde ancak birkaç gün kaldılar. Sonra tekrar Hz. Hatice&#8217;nin evine döndüler. Artık mes&#8217;ud hayatlarını burada geçireceklerdi.</p>
<p>Kâinatın Efendisi Peygamberimiz, kendisine <strong>&#8220;Hatice-i Kübrâ&#8221;</strong> dediği bu tâhire kadın hayatta olduğu müddetçe bir başka kadınla evlenmedi. Her türlü teselliyi ve en parlak saâdeti bu huzurlu evde buldu.</p>
<p>Peygamber Efendimize, babasından miras olarak pek bir şey kalmamıştı. Uzun zamandır himâyesinde bulunduğu Ebû Tâlip ise fakru zaruret içindeydi. Bu bakımdan, Hz. Hatice ile evleninceye kadar binbir meşakkat ve zahmet içinde hayat sürmüştü.</p>
<p>Hz. Hatice ile evlendikten sonra, onun servetini ticarette kullandı ve bir derece genişliğe kavuştu. Fakat hanımı bol servet sahibi iken o, yine israfa, gösteriş ve lükse kaçmadı. Daha önceki mütevazi ve sade hayatına yakın bir yaşayışı devam ettirdi. Üstelik dünya malına da kalbinde yer vermiyordu. Onun o yüce ruhunu bambaşka ulvi ve kudsî duygular kuşatmıştı. Dünya ve içindekilerin muhabbeti o ulvî duyguları söküp atmaya hiçbir zaman muktedir olamıyordu.</p>
<p>Daha sonra Hz. Hatice-i Kübrâ`dan, Resul-i Ekrem Efendimizin, sırasıyla <strong>Kasım, Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma, Abdullah</strong><em> (Tayyib-Tahir)</em> adında altı çocuğu oldu.</p>
<p>Bu mes`ud âile yuvasında Kâinatın Efendisi ile Hz. Hatice en ulvî duygularla kaynaşmışlardı. Âile yuvasında hâkim olan karşılıklı emniyet, samimi hürmet ve muhabbetti. Hz. Hatice, Kâinatın Efendisi kocasından on beş yaş büyük olmasına rağmen, yüce şahsiyetinden dolayı kendilerine karşı son derece nazik, duygulu ve itinalı davranıyordu.</p>
<p>Peygamber Efendimizin şerefli hanımına karşı muhabbeti de fazlaydı. Öyle ki, vefatından sonra bile hiçbir vakit muhabbetini kalbinden atmadı, gönlünün en mûtenâ köşesinde ebedî beraberliğe kadar sakladı.</p>
<p>Resul-i Ekrem Efendimiz, Hz. Hatice`nin keremkârlığını, hayırseverliğini ve kendisine yaptığı büyük yardımı her zaman yâd ederdi. Bu yâd ediş, Hz. Âişe Validemize,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Hatice-i Kübrâ`dan başka, Nebiyy-i Ekremin zevcelerinden hiçbirini kıskanmadım.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>dedirtecek ve onun kıskançlık damarını tahrik edecek kadar fazla idi.</p>
<p><strong>Nasıl yâd etmezdi ki?</strong> Çocuklarından biri hariç diğerlerinin annesi o idi. Herkes ona düşman iken, ona dost elini uzatan o idi. Her türlü ıztırap ve sıkıntı karşısında kendisini teselli eden o idi. Herkesin ona arka çevirdiği bir zamanda yanıbaşından ayrılmayan o idi.</p>
<p>Elbette, böylesine yüksek duygu ve meziyetler sahibi zevcesini, Peygamber Efendimiz hiçbir zaman unutmayacak ve onu her zaman hayırla yâd edecekti.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-hz-hatice-ile-evlenmesi/">Peygamberimizin Hz. Hatice İle Evlenmesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-hz-hatice-ile-evlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Şam’a İkinci Gidişi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-sama-ikinci-gidisi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-sama-ikinci-gidisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2021 17:01:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber efendimiz 12 yaşındayken hangi amcasıyla nereye ticaret amacıyla gitmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin şam'a gidişi kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Şam yolculuğu kısaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=20162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimizin Şam’a İkinci Gidişi Mekke halkının meşguliyetlerinin başında ticaret geliyordu. Ebû Tâlip de bir müddet ticaretle uğraştı. Ancak, kıtlık kuraklık yıllarının baş göstermesi, kabile savaşlarının birbirini takip etmesi ve âile efradının fazla oluşu gibi sebepler yüzünden ticaret yapabilecek mâlî kuvveti pek kalmamıştı. Bu yüzden Efendimizi de yanına alarak yaptığı Suriye seyahatinden sonra bir daha ticaret kervanlarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-sama-ikinci-gidisi/">Peygamberimizin Şam’a İkinci Gidişi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Peygamberimizin Şam’a İkinci Gidişi</h1>
<p><em>Mekke halkının meşguliyetlerinin başında ticaret geliyordu. </em>Ebû Tâlip de bir müddet ticaretle uğraştı. Ancak, kıtlık kuraklık yıllarının baş göstermesi, kabile savaşlarının birbirini takip etmesi ve âile efradının fazla oluşu gibi sebepler yüzünden ticaret yapabilecek mâlî kuvveti pek kalmamıştı. Bu yüzden Efendimizi de yanına alarak yaptığı Suriye seyahatinden sonra bir daha ticaret kervanlarına katılma imkânını elde edemedi. Mekke&#8217;nin içinde bazı işler yapmakla geçinip gidiyordu.</p>
<p>Mekke&#8217;de Peygamber Efendimizin akrabalarından zengin bir dul kadın vardı: <strong>Hatice bint-i Hüveylid.</strong> O da servetiyle ticaret kervanlarına ortak oluyordu.</p>
<p>Peygamber Efendimiz yirmi beş yaşında bulunduğu sırada, Kureyş yine Şâm&#8217;a göndermek üzere bir ticaret kervanının hazırlığı içindeydi. Bu kervana Hz. Hatice de mallarıyla iştirak edecekti. Her seferinde olduğu gibi, bu defa da mallarının başında gönderecek emin ve sağlam adamlar arıyordu.</p>
<p>Geçim sıkıntısı içinde kıvranıp duran Ebû Talip bunu duydu. Himâyesinde bulunan yeğeni Nebiyy-i Muhterem Efendimizi yanına çağırarak kendisine açılmak zorunda kaldı ve şöyle konuştu:</p>
<blockquote><p><em><strong>&#8220;Ey kardeşim oğlu! </strong>Mal ve mülk sahibi olmadığımı biliyorsun. Şiddetli kıtlık ve kuraklık elimizi, avucumuzu kuruttu. Bizde ne ticaret bıraktı, ne de kalkacak, kımıldanacak güç ve derman. Bak, kavminin ticaret kervanı Şam&#8217;a gitmeye hazırlanıyor. Hüveylid&#8217;in kızı Hatice de bu kervana yükleyeceği mallarla katılacak ve mallarıyla birlikte kavminden bazı kimseler gönderecektir.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Hatice, ticaretle uğraşan, serveti bol ve başkasının da bu servetten istifâde etmesini isteyen bir kadındır. Senin gibi emniyet edilen, temiz, vefalı bir insana onun bu konuda ihtiyacı vardır. Gidip bu hususu kendisine anlatsan, herhalde dürüstlüğün ve üstün meziyetlerinden dolayı seni başkalarına tercih edecektir.&#8221;</em></p>
<p>Bu konuşmasının ardından endişesini de üzüntü içinde şöyle belirtti:</p>
<p><em>&#8220;Gerçi, seni Şam&#8217;a göndermekten çekiniyorum. Yahudilerin sana bir zarar vermesinden de korkuyorum. Ama ne yapayım ki, geçimimizi temin konusunda bundan başka hatırıma gelen bir fikir de yok.&#8221;</em></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.), <strong>&#8220;Amcacığım, sen nasıl istiyorsan öyle yap.&#8221; </strong>buyurarak amcasını rahatlattı.</p></blockquote>
<p>Ebû Talib&#8217;le Resul-i Ekrem Efendimiz arasında geçen konuşma, Hz. Hatice&#8217;ye ulaştı. Nebiyy-i Mükerremin doğru sözlü, güvenilir, emniyetli, üstün ahlâklı olduğunu bilen Hz. Hatice, hemen haber göndererek çağırttı, kendisine şöyle dedi:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Sizi Şam&#8217;a gidecek ticaret mallarımın başında göndermek istiyorum. Sizin doğru sözlü, son derece güvenilir ve güzel ahlâklı olduğunuzu biliyorum. Size kavminizden hiç kimseye vermediğim yüksek bir ücret vereceğim.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Peygamber Efendimiz, teklifi amcası Ebû Tâlib&#8217;e haber verdi. Buna son derece sevinen amcası,<em> &#8220;Bu Allah&#8217;ın sana ihsan ettiği bir rızıktır.&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Ebû Tâlip, ücreti tayin etmeden yola çıkmasını münasip görmediğinden, Efendimize gidip bizzat Hz. Hatice ile bu hususu konuşmasını söyledi. Ancak Peygamber Efendimiz bunu istemediğini belli etti. Bunun üzerine Ebû Tâlip kendisi giderek,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey Hatice,&#8221; dedi. &#8220;Biz işittik ki, sen falanı iki erkek deve vermek üzere tutmuşsun? Biz, Muhammed için dört erkek deveden aşağısına razı olmayız.&#8221;</strong></p>
<p>Efendimiz gibi son derece itimad edilir birini bulan Hz. Hatice sevinçliydi.</p>
<p><em>&#8220;Ey Ebû Tâlib,&#8221; dedi. &#8220;Sen çok kolay ve hoşa gidecek bir ücret istemiş bulunuyorsun. Bundan daha fazlasını isteseydin ben yine kabul ederdim.&#8221; </em></p></blockquote>
<p>Ebû Tâlib, bu sözlerden fazlasıyla memnun oldu.</p>
<p>Hz. Hatice, kölesi Meysere&#8217;yi de Resulullah Efendimizin emrine verdi ve ona şu tembihte bulundu:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Sana ne emrederse derhal itaat edeceksin. Hiçbir fikrine aykırı iş görmeyeceksin. Bir dediğini iki etmeyeceksin ve her hâlini bana bildireceksin.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Kervanın yola çıkması için bütün hazırlıklar tamamlandı. Ebû Tâlib ile Efendimizin halaları da onu uğurlamaya geldiler, kervanda bulunanlara onunla ilgilenmelerini rica ettiler. Ve kervan yola çıktı.</p>
<p><em>Ticaret kervanı üç aylık yorucu bir yolculuktan sonra, Şam topraklarına vardı. </em>Kervana iştirak edenlerin herbiri Busra Panayırının münasip yerlerine tezgâhlarını kurdular. Kâinatın Efendisi ise, oradaki manastıra yakın bir zeytin ağacının altına indi.</p>
<p><strong>Rahip Nastura ve Efendimiz</strong></p>
<p>Efendimizin daha önceki Şam seyahatı sırasında manastırda bulunan Rahib Bahîra ölmüş, yerini Nastûra adındaki rahibe bırakmıştı. Efendimizin, zeytin ağacının altına inmesi, pencereden gelen kafileyi seyreden Râhibin dikkatinden kaçmadı. Önceden tanıştığı Meysere&#8217;yi yanına çağırdı ve ağacın altında konaklayanın kim olduğu sordu.</p>
<p>Meysere,<em> &#8220;O Kureyş ve Mekke halkından bir zâttır.&#8221;</em> dedi. Nastura bir anlık bir düşünceye daldı. Sonra da Meysere&#8217;yi hayretler içinde bırakan fikrini açıkladı:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;O ağacın altına şimdiye kadar peygamberden başka kimse inmemiştir.&#8221;</strong></p>
<p>Daha sonra Meysere&#8217;ye şu suâli yöneltti:</p>
<p><strong>&#8220;Onun gözünde biraz kırmızılık var mıdır?&#8221;</strong></p>
<p>Meysere&#8217;den<em> &#8220;Evet&#8221; </em>cevabını alınca, teşhisini kesinleştirdi:</p>
<p><strong>&#8220;O, peygamberdir. Hem de peygamberlerin sonuncusudur.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Meysere, heyecan ve hayretinden şaşkına döndü. İstikbalin Peygamberinin hizmetinde bulunma saadet ve sevinci vücudunun bütün zerrelerine bir anda yayıldı. Rahibin söyledikleri de hafızasına iyice nakşolmuştu.</p>
<p>Satışlar tamamlanmış, alınacaklar alınmıştı. Bir de baktılar ki, Peygamberimiz (s.a.v.) herkesten ziyâde kârlı bir ticaret yapmış. Bu sefer Meysere&#8217;nin hayretine, kafiledekilerin de hayret ve şaşkınlığı katıldı.</p>
<p>Kervan, Busra&#8217;dan ayrılarak Mekke&#8217;ye doğru yola çıktı.</p>
<p><strong>Melekler Gölge Ediyor</strong></p>
<p>Kervan sıcak kumlar üzerinde Mekke&#8217;ye doğru yol alıyordu. Kızgın güneş, ateşten oklarını yere saplamakta idi. Fakat o da ne? Meysere gözlerine inanamıyordu. Acaba yanlış mı görüyordu? Ama hayır, tamamıyla gerçekti. İki melek, kavurucu sıcaktan rahatsız olmaması için, bulut tarzında Kâinatın Efendisi üzerinde gölgelik yapıyordu.</p>
<p>Meysere, hayranlık ve heyecanından yerinde duramaz hale gelmişti. Güneşin sıcaklığı, bu garip hâdisenin mûnis sıcaklığı yanında artık ona pek tesir etmiyordu. Ne var ki, Nur Muhammed&#8217;e (a.s.m.) bu olup bitenleri ve duyduklarını anlatma cesaretini kendinde bir türlü bulamıyordu. Hayretini, heyecanını ve şaşkınlığını hep içinde saklıyor, dışa aksetmemesi için var gücünü sarf ediyordu.</p>
<p>Artık kervan, Mekke&#8217;den görülmeye başlanmıştı.</p>
<p>Hz. Hatice, evinin damında Kureyş kadınlarıyla birlikte gelen kafileyi gözlüyordu. Herkes gibi o da hayret içindeydi. <em>Gelen Muhammed ve Meysere&#8217;ydi. Ya, Muhammed&#8217;in (a.s.m.) başı üzerinde gelenler ne? </em>Yine iki melek Kâinatın Efendisi üzerinde gölgelik ediyorlardı. Hatice heyecan içinde yanındaki kadınlara da bu garipliği gösteriyordu:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Bakın, bakın, Muhammed melekler tarafından gölgeleniyor.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Kervan Mekke&#8217;ye ulaştı. Peygamberimiz (s.a.v.), malları Hz. Hatice&#8217;ye teslim etti. Hatice de getirilen malları yüksek bir kârla sattı.</p>
<p><strong>Meysere Müşahedelerini Anlatıyor</strong></p>
<p>Meysere bu yolculuk esnasında Kâinatın Efendisinden çok şey görmüş, çok şey öğrenmişti.</p>
<p>Her şeyden önce temizliğe son derece riâyet ediyordu, ahlâkı mükemmeldi, doğru sözlüydü, arkadaşlığı samimi ve ciddî idi. Ticaretteki dürüstlüğüne diyecek yoktu. Bütün bunları, Rahib Nastura&#8217;nın söylediklerini ve yolda gördüğü garipliği, Meysere bir bir Hatice&#8217;ye anlattı.</p>
<p>Hz. Hatice Meysere&#8217;den duyduklarını ve kendisinin gördüğünü vakit geçirmeden gidip amcasıoğlu Varaka bin Nevfel&#8217;e anlattı.</p>
<p>Varaka bilgili bir Hıristiyandı. Putperestliğe taraftar değildi. Kendi hâlinde yaşlı ve aklı başında bir insandı. Hatice&#8217;den duydukları karşısında o da hayretini gizleyemeyerek şöyle dedi:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Eğer bu söylediklerin doğru ise, şüphesiz Muhammed, bu ümmetin peygamberidir. Ben, zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Bu zaman, onun tam zamanıdır.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bu ifade ve itiraf karşısında Hz. Hatice&#8217;nin gönlü sevinçle doldu.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-sama-ikinci-gidisi/">Peygamberimizin Şam’a İkinci Gidişi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-sama-ikinci-gidisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin, Amcasıyla Şam’a Gidişi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-amcasiyla-sama-gidisi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-amcasiyla-sama-gidisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 02:24:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz Rahip Bahira ile kaç yaşında karşılaşmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber efendimiz 12 yaşındayken hangi amcasıyla nereye ticaret amacıyla gitmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz Ebû talip ile hangi yöne doğru yolculuğa çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz ilk evliliğini kaç yaşında yapmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz kaç yaşından itibaren evleninceye kadar Amcasıyla kaldı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimize Mekkeliler tarafından güvenilirliği sebebiyle verilen lakap nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin en sevdiği amcası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=20066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimizin, Amcasıyla Şam’a Gidişi Kâinatın Efendisi Peygamberimiz (a.s.m.) on iki yaşına girmişti. Akranları arasında artık farklı beden ve sîmâya sahipti. Sîmâsı etrafa pırıl pırıl nurlar saçıyordu. Gönlü huzur doluydu. Onu yanında barındıran Ebû Tâlib ise o sırada büyük bir geçim sıkıntısı içinde idi. Bunun için de ticaretle uğraşmaya kendisini mecbur hissetmekteydi. Bu maksatla da Kureyş`in [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-amcasiyla-sama-gidisi/">Peygamberimizin, Amcasıyla Şam’a Gidişi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Peygamberimizin, Amcasıyla Şam’a Gidişi</h1>
<p>Kâinatın Efendisi Peygamberimiz (a.s.m.) on iki yaşına girmişti. Akranları arasında artık farklı beden ve sîmâya sahipti. Sîmâsı etrafa pırıl pırıl nurlar saçıyordu. Gönlü huzur doluydu. Onu yanında barındıran Ebû Tâlib ise o sırada büyük bir geçim sıkıntısı içinde idi. Bunun için de ticaretle uğraşmaya kendisini mecbur hissetmekteydi. Bu maksatla da Kureyş`in o sene tertiplediği ticaret kervanına katılarak Şam`a gitmeyi kararlaştırdı.</p>
<p>Yol hazırlıkları yapılıyordu. Yapılan hazırlıklar Peygamber Efendimizin (a.s.m.) gözleri önünde cereyan ediyordu. Haliyle çok sevdiği amcası kendisinden bir müddet ayrılacaktı. Ama o buna nasıl tahammül edebilirdi? Yıllar önce de hem muhterem babasını, hem de aziz annesini böyle iki seyahat sonunda kaybetmişti. Şimdi ise, hâmisi Ebû Tâlip böyle bir seyahata çıkacak ve günlerce kendisinden uzak bulunacaktı. Nazik ve latif ruhu bu ayrılığa nasıl dayanacaktı?</p>
<p>Ebu Talib gibi, ev halkı da Kainat Efendisinin başına yolda bir şeylerin gelmesinden korktukları için bu seyahata katılmasını istemiyorlardı&#8230; Ancak O, amcasıyla birlikte gitmeyi candan arzuluyordu. Günlerce üzgün durduktan sonra amcasına açılmak zorunda kaldı. Hasret ve hüzün dolu mübarek sesiyle ona şöyle hitap etmekten kendini alamadı: &#8220;Amcacığım! Beni nereye ve kime bırakıp gidiyorsun? Burada ne annem var, ne de babam.&#8221; Bu sözlerini gözyaşlarıyla bir çiçek gibi süsleyen Kâinatın Efendisinin derin hüzün ve üzüntüsüne değil kendisini canı gibi seven Ebû Tâlip, en katı yürekliler bile dayanamazdı. Şefkat duygusunu coşturan bu ifâdeler karşısında Ebû Tâlip derhal kararını değiştirdi. Kâinatın Efendisi de amcasıyla birlikte gidecekti.</p>
<p>Efendimizin gönlü bu karardan sonra sevinçle doldu. Hazırlıklar tamamlandı ve amcasıyla birlikte ticâret kervanına katıldı.<br />
Kervan, çölleri aşa aşa Busra`ya vardı ve burada mola verdi. Busra, Şam ile Kudüs arasında (Şam`ın 90 km. güneyinde, Eski Şam da denilen) suyu bol ve bahçelerle kaplı bir kasabaydı.</p>
<p><strong>Rahip Bahîra`nın Müşahede ve Tesbiti</strong><br />
Busra panayırına yakın küçük bir manastırda o sıra bir râhip yaşıyordu: Bahîra. Bu râhip, Hıristiyanların o zaman hatırı sayılır bir âlimi idi. Çünkü, manastırda bir kitap vardı ki, orada ibâdete kapanan her râhip, o kitaptan okuyarak Hıristiyanların en bilgili kimsesi olurdu. O güne kadar gelmiş geçmiş bütün râhipler de o kitaptan istifade etmişlerdi.</p>
<p>Kureyş`in ticaret kafilesi, her sene olduğu gibi bu sene de râhibin bu manastırına yakın bir yerde konakladı. Gariptir ki, daha önceki senelerde oraya gelen Kureyş kervanının hiçbiriyle ilgilenmeyen, konuşmayan Bahîra, bu sefer kafileye beklenmedik bir sürpriz ile yakın alâka gösterdi, hatta kendileri için bir ziyafet tertipledi. Bu ilgi, bu ziyafet nedendi? Kafiledekileri düşündüren soru bu idi.</p>
<p>Bilgin Râhip, kafilede o âna kadar rastlamadığı bazı garipliklere şâhid olmuştu. Manastırda, Kureyş kafilesini seyrederken, bir bulutun Efendiler Efendisini gölgelediğini görmüştü. Kafile gelip bir ağacın altına konunca, aynı bulutun ağacı da gölgelediğini; ağacın dallarının ise, nur çocuğun üstüne âdeta eğilip gölge ettiğini müşâhede etmişti.</p>
<p>Bu garipliği gören râhib Bahîra onları yemeğe çağırmak istedi. Mekkelilere şu haberi gönderdi: &#8220;Ey Kureyşliler! Size yemek hazırladım, Bu ziyafetime, büyüğünüz, küçüğünüz, hürünüz, köleniz dahil hepinizin gelmesini istiyorum.&#8221; Bahîra`nın bu garip tavrı yemeğe gelen Kureyşli tüccarların dikkatinden kaçmadı. Sebebini merak ettiler ve sordular: &#8220;Ey Bahîra! Vallahi, bugün sende bambaşka bir hal var. Biz sana her gelişimizde uğrarız. Şimdiye kadar bize böyle birşey yaptığın vâki değil. Sendeki bu hal nedir?&#8221;</p>
<p>Bahîra, sırrını açıklamadı ve şu cevapla yetindi: &#8220;Evet, gerçekten doğru söylediniz, ama ne de olsa sizler misafirimsiniz. Bunun için sizi misafir etmek, yemek yedirmek istedim. Buyurun yiyiniz!&#8221; Dâvete icabet edildi ve sofraya oturuldu. Ancak, kafileden sofrada bir tek kişi eksikti: Bahîra`nın aradığı Kâinatın Efendisi. Nur Çocuk yaş itibariyle en küçükleri olduğundan kafilenin eşyalarını beklemekle vazifeli olarak ağacın altında oturuyordu.</p>
<p>Bahîra, bütün dikkati ile sofradakileri süzmekle meşguldü. Ancak, aradığı nurlu sîmâ yoktu aralarında. Sordu: &#8220;İçinizde yemeğe gelmeyen, geride kalan kimse var mı?&#8221; Cevap verdiler: &#8220;Hayır, ey Bahîra, senin dâvetine icabet edip gelmeyen kimse yok. Sadece bir çocuk var. Eşyalarımızı beklemek üzere bırakılmış bir çocuk.&#8221; Mukaddes kitapları dikkatle incelemiş olan ve onlardan son peygamberin özellik ve alâmetlerini öğrenmiş bulunan Bahîra, onun da gelmesini ısrarla istedi.</p>
<p>Kureyşli tüccarlar Bahîra`nın bu ısrarlı isteğini reddetmediler ve Kâinatın Efendisi Nur Çocuğu da alıp getirdiler. Efendiler Efendisi sofrada yemek yemekle meşgul iken, Bahîra`nın gözleri bütün dikkat ve hayretleriyle onun üzerinde dolaşıyordu. Her halini, her hareketini dikkatli bakışlarla süzmekteydi. Bahîra, aradığını bulmuştu. Maksadına erişmişti. Zira, bütün dikkatiyle süzmekte olduğu Nur Çocuğun her hali ve her hareketi yanındaki kitapta yazılı sıfatlara tıpa tıp uyuyordu.</p>
<p>Yemek yendi ve sofradakiler dağılırken Bahîra, Kâinatın Efendisi Peygamberimizin kulağına eğildi ve &#8220;Bak delikanlı, Lât ve Uzza hakkı için sana soracağım şeylere cevap ver.&#8221; Nur gözlerde bir rahatsızlık, bir nefret belirtisi. &#8220;Lât ve Uzza adına benden bir şey isteme. Vallahi onlardan nefret ettiğim kadar, hiçbir şeyden nefret etmem.&#8221; Bahîra, önceki teklifinden vazgeçti.</p>
<p>&#8220;O halde Allah hakkı için, sana soracaklarıma cevap ver.&#8221; Peygamber Efendimiz, &#8220;İstediğini sor&#8221; buyurdu. Sorduğu her soruya aldığı cevap Bahîra`yı hayretler içinde bırakıyordu. Çünkü onun son peygamber hakkında bildiklerine aynen uyuyordu. Son olarak Kâinatın Efendisinin sırtına baktı ve Peygamberlik Mührünü gördü. Artık Bahîra`da, şeksiz şüphesiz kesin kanaat hasıl olmuştu: Bu genç, beklenen Son Peygamberdi.</p>
<p><strong>Rahib Bahîra ile Ebû Tâlip Başbaşa</strong><br />
Rahib Bahîra, bu teşhisinden sonra, Efendimizin amcası Ebû Tâlib`in yanına vardı. Aralarında şu konuşma geçti:<br />
&#8220;Bu çocuk senin neyin olur?&#8221;<br />
&#8220;Oğlumdur.&#8221;<br />
&#8220;Hayır, o senin oğlun değil. Bu çocuğun babasının hayatta olmaması lâzım.&#8221;<br />
&#8220;Evet, doğru söyledin, o benim öz oğlum değil, yeğenimdir.&#8221;<br />
&#8220;Peki, babasına ne oldu?&#8221;<br />
&#8220;Annesi bu çocuğa hamile iken vefat etti.&#8221;<br />
&#8220;Evet, doğru konuştun.&#8221;<br />
Bahira`ca, artık her şey apaçık ve kesindi.</p>
<p>Sonunda, Peygamberimizin amcasına şu tavsiyede bulunarak hakperestliğini gösterdi: &#8220;Yeğenini hemen memleketine geri götür. Onu hasetçi Yahudilerden koru. Vallahi, Yahudiler çocuğu görüp de, benim fark ettiklerimi onlar da fark ederlerse ona kötülükte bulunurlar. Çünkü, senin bu yeğenin ileride büyük şân ve nâm kazanacaktır. Durma, onu hemen geri götür.&#8221; Bu tavsiye üzerine Ebû Tâlip, mallarını orada satarak aziz yeğeni ile Mekke`ye geri döndü.</p>
<p>Rahib Bahîra gibi, bir çok Hıristiyan ve Yahudî âlimi, Resûl-i Ekrem Efendimizin sıfatlarını kitaplarında görmüşler ve &#8220;Evet, kitaplarımızda Muhammed-i Arabî`nin (a.s.m.) sıfatları yazılıdır&#8221; diyerek, doğru bir itirafta bulunmuşlardır. Bu itirafa rağmen, yine de birçoğu İslâmın şerefiyle şereflenmekten mahrum kalmışlardır.</p>
<p>Bu eşsiz bahtiyarlığa erenler arasında ise şunları sayabiliriz: Abdullah bin Selâm, Vehb bin Münebbih, Ebû Yâsir, Şamûl, Esid ve Sa`lebe bin Sâye, İbni Bünyamin, Muhayrık, Kâbü`l-Ahbâr, Dağatır, İbni Nafûr ve Carûd. Kur`an-ı Kerim, ehl-i kitabın bu hakperest âlimlerinden şu âyetiyle bahseder: &#8220;Îmân edenlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak sen, elbette Yahudîleri ve Allah`a ortak koşanları bulacaksın.</p>
<p>Îmân edenlere muhabbette en yakın kimseler olarak da, elbette `Biz Hıristiyanlarız` diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde ilim sahibi keşişler ve kendilerini ibadete vermiş râhipler vardır; onlar büyüklük de taslamazlar.&#8221;Peygambere indirileni dinledikleri zaman, âşina oldukları hakikatlerden duygulanarak gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar, `Ey Rabbimiz, îmân ettik` derler. Sen de bizi, hakka şâhitlik eden mü`minlerle beraber yaz` derler.&#8221;</p>
<p>Bahîra`nın asıl adı Circis veya Sercis`dir. Avrupalı tarihçiler, &#8220;Serciyus&#8221; derler. Kendisi bir Yahudî âlimi iken, sonraları Hıristiyanlığı kabul etmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-amcasiyla-sama-gidisi/">Peygamberimizin, Amcasıyla Şam’a Gidişi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-amcasiyla-sama-gidisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
