<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>miraç nedir arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/mirac-nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/mirac-nedir/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Aug 2021 20:56:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>miraç nedir arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/mirac-nedir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsra ve Miraç 2.Bölüm</title>
		<link>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-2-bolum/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-2-bolum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 20:56:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[isra nedir]]></category>
		<category><![CDATA[isra olayı]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[miraç olayı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin göğe yükselmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=4396</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsra ve Miraç 2.Bölüm Hikmetullah’ın iktizası böyledir. Sıfatı celal olan Utarit’te yapılan her iş küffara, münafıklara yarar. Utarit kendisinde düzenli kalarak ibadet eden zata cehennemi dünyada iken yaşatır. Ahiretinde makamı yine &#60;veli&#62; yahut &#60;nebi&#62; dir ancak dünya hayatı çok büyük zorluklarla geçer. Ve o makamın mensupları çoğunlukla &#60;ecel-i kaza&#62; ile ahirete intikal ederler. Bu nedenle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-2-bolum/">İsra ve Miraç 2.Bölüm</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: left;">İsra ve Miraç 2.Bölüm</h1>
<p style="text-align: left;">Hikmetullah’ın iktizası böyledir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sıfatı celal olan Utarit</strong>’te yapılan her iş küffara, münafıklara yarar. Utarit kendisinde düzenli kalarak ibadet eden zata cehennemi dünyada iken yaşatır. Ahiretinde makamı yine &lt;veli&gt; yahut &lt;nebi&gt; dir ancak dünya hayatı çok büyük zorluklarla geçer. Ve o makamın mensupları çoğunlukla <strong>&lt;ecel-i kaza&gt;</strong> ile ahirete intikal ederler. Bu nedenle Zat evliyasının bu makamda zaruri ihtiyaçlar (Küffarla mücahede ya Utarit’te yahut Merih’te yapılır) dışında iş yapması marifetullah icabı son derecede yasaktır.</p>
<p style="text-align: left;">Bu ezeli takdirden haberdar olan efendimiz, kendisinden sonra olup bitecekleri birer birer ayrıntılı anlatarak, <strong>(evlad-ı resule)</strong> yapılacak kötü muameleleri bildirerek her türden olumsuzlukları hafifletmek istemiştir. <strong>Hz Hasan ve Hüseyin efendilerimizin</strong> hangi sıfatta, hangi nurla tevhit olup, hangi tecellilere maruz kalarak eziyet göreceklerini bildirmiştir. <strong>Ezeli takdirin sonucu oluşan o günlerin tecellilerini, siyasi alanda halen tartışıyor, aradaki ayrılıkları gidermeye çalışıyoruz.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kerbela olayı</strong>, sıfat-ı celalın yeniden (bambaşka bir yüzle ) bayrağını göndere diktiğinin resmidir. Cahiliye döneminin aleni şirkleri, o devirden itibaren örtülü, gizli şirklere dönüşmüştür.</p>
<p style="text-align: left;">Efendimizin vefatından itibaren otuz yıl geçtikten sonra oluşan istibdat dönemi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar (Kur’an-ı Kerimin hedefleri açısından) utanç verecek şekilde devam etmiştir. <strong>İktidar Türk’lere geçinceye kadar</strong>, <strong>dinin her alanında tahrifat yapılmış</strong>, hukuk sisteminde (köklü) sapmalarla, din / bilim insanlarından <strong>(fesada karşı çıkanlara) akıl almaz zulümler yapılmış, siyasi sistem uzun yıllar devam edecek şekilde saltanata dönüşmüştür.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Hanedanlardan kurtulmak yirminci yüzyıla kalmıştır. Arada bir insaflı yöneticiler gelmiş ( istisna-i dönemler yaşanmış ) olsa da şeriatın aldığı yaralardan, özellikle hukuki tahriflerin, halk iradesine tecavüzlerin, kişisel hak ve hürriyetlerdeki kısıtlamaların sonucu, <strong>maalesef islam âlemi özellikle fen bilimlerinde sürekli kan kaybetmiş, dünyevi bilimlerin tekâmülü küffara kaptırılmıştır.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bütün bu zamanlarda gelip geçmiş <strong>yüzlerce (zahirde) şöhretli evliya</strong>, maalesef hikmet ilmini ( Kur’an-ı Kerimi deşifre ederek) kâmilen zahire çıkarıp, sonraki nesillere aktaramamışlar. Yahut gizliliğine bina-en sözlü aktarırken hikmet ilminin kaybedilmesine sebep olmuşlardır. Halk arasında yaptıkları (söylenen ) birtakım <strong>kerameti kevniye</strong>lerle şöhret bulmuş olsalar da çoğu <strong>nefislerini bile kurtaramamışlar</strong>. Yahapishanelerde çile çekmiş yahut şehit edilmişlerdir. İlimde sıfattan zata geçememiş, canlarını bile koruyamamışlar. <strong>Maddi her türlü gelişme manevi ilimlerin ehil ellerde olmasına bağlıdır.</strong> <strong>Gökler harekete geçmeden yerler deprenemez</strong>. Gökleri harekete geçiren kuvvet ve kudret ise <strong>zat evliyasının esma ve efal ile yaptığı marifetullah hizmetidir</strong>…’’Kıyamet hacıdan, hocadan kopacaktır’’ atalar sözünde gerçek payı vardır.</p>
<p style="text-align: left;">Bir hadisi şerifte; <strong>’’Emanet ehline teslim edilmediği zaman kıyameti bekleyiniz’</strong> buyrulmaktadır. Bu hadis her alanı kapsamakla birlikte <strong>’ledünni sırra’,</strong> zat evliyasının ehliyetine atıfta bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Bütün bu olanları, olacakları efendimiz yüzlerce hadisiyle beyan etmiştir. Bunun anlamı ezeli kaderin hükmüne delildir. Hükmün kendisinden sonra yeniden celalin eline geçeceğini o kadar net bilmiş ve bildirmiş ki makamının ne kadar yüksek olduğunun bir nişanesi olarak, hadisi şerifleri ortadadır.</p>
<p style="text-align: left;">Velhasıl devran dönmüş, zaman (1857–1957) gelmiş; Adı <strong>Hafız Hüseyin Kemal Sertyeşilışık olan bir Zat-ı Muhterem yetişmiştir.</strong> <strong>Hikmet ilmini</strong> efendimizin uyguladığı şekliyle (<strong>yeniden tecrübe ederek-kırk yılda-düşe kalka ) zahire çıkarmış, ’’Esrar-ı Hikmet Beyanı’’ adında, büyük boy 900 sayfalık bir kitapla kaydı rapt altına almıştır.</strong> Böylece bu en yüksek ilim olan <strong>‘’İlmullah-ilm-i ledün’’</strong> allah’ın izniyle keşfedilip, insanlık tarihinde ilk defa, açıkça kayıt altına alınmıştır. Bu çabalar sürdürülürken oluşan tecelliler, insanlığa ve islam dünyasına akıl almaz bedeller ödetmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Esrar-ı Hikmet kitabında efendimizin bu ilmi hangi kaygıyla gizlediğini anlayamadığını bildiren H.H.Kemal hz. bundan böyle kıyamete kadar bu ilmin (ehline) zahir olduğunu ancak, (avama bildirmenin doğru olmadığını ) sakıncalarını uzun uzun açıklayarak tembih etmeyi ihmal etmemiştir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Balkan savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve nihayet, İkinci Dünya Savaşı bu zatın zamanının emsalsiz (muazzam) tecellileridir. Yetmiş yıl devam eden Soğuk savaş Dönemi de bunlara dâhildir. Bugünkü dünya haritasını çizen (hizmetleriyle) kendisidir. Bu zatın küffara karşı en son mücahedesi ‘’Kore Savaşı’’ olmuştur.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Ardından Oğlu merhum Hafız Süleyman Sertyeşilışık bir kutup olarak ‘’Vietnam Savaşı’’nı hikmette başlatmış, ancak kendisini savunamadığından yaptığı bu büyük iş dünyadan vakitsiz gidişine sebep olmuştur.</p>
<p style="text-align: left;">Hikmetullahta harp kapısını açarak savaş başlatmak son derecede tehlikeli olduğundan, küfürle mücadeleyi milletler arasında savaş başlatmakla sınırlı sayan, manevi hizmetleri basite indirgeyerek bu işe soyunanların birçoğu ahirete vakitsiz gitmişler, başlattıkları savaşları dünya gözüyle görememişlerdir.</p>
<p style="text-align: left;">Allah’ın sıfatı celalinin tabiatı, kan ve gözyaşı olduğundan, İlmullah yolunun yolcularına olgunluk çağlarına gelmeden, çeşitli tuzaklar kurarak, erken ölümlerine sebep olur. Kemale eren marifetullah ehlinin, celalin başına dert olacağını iyi bilen şeytan, iman ehline karşı giriştiği mücadelede çoğunlukla bu yolla galip gelmiştir. Tarih, ağırlıklı olarak şeytanın zaferleriyle doludur.</p>
<p style="text-align: left;">Kur’an-ı Kerim; inananların genel nüfusa oranının azınlıkta kaldığını, insanların ekseriyetinin inanmadığını, belli bir vakte kadarda inanmayacaklarını, ancak sonunda islamın muzaffer olacağını onlarca ayetle belirtir.</p>
<p style="text-align: left;">Bahse konu <strong>ilim (ilm-i LEDÜN) bu yüzden çok zor bir ilimdir. </strong>Mensubu olan kişilerin sadece din konusunu değil, zahir ilimlerini de çok iyi bilmeleri gerekir. Ancak her çağda bugünkü gibi ilme ulaşmak kolay olmadı. Yeterince örgün eğitim yapılmadığı gibi, ilmin yegâne kaynağı kitaba ulaşmak ta kolay değildi. Maksat geçmişi yargılamak değil, ibret almaktır…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>‘‘Geçmişteki hataların çaresini bulur muydum?</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Acıları çekmeseydim bugünkü ben olur muydum?’’</strong></p>
<p style="text-align: left;">Hafız Hüseyin kemal gs. Hazretlerinin vefatının ardından görevi (1957 de) devir alan rahmetli hocam ‘’Hacı İsmail fidan’’ hz. (g.s) dahi küffar la mücahede nin doğrudan savaş yoluyla olduğu fikri sabitinden kendini kurtaramamış, efallerini çoğunlukla celalda yapmış, zamanında birçok savaş başlatmıştır. Üstelik eli altında olan kitapta açıkça yazılan hikmet ilminin şartlarına da tam riayet etmemiştir.  Hikmetin gereği olarak bir yerde savaş başlatmak isteyen zatın, savaşmak istediği ülkeye gitmesi, ordunun önünde olması gerektiği halde, oturduğu yerden okumuş, bundan da özellikle Türkiye olumsuz olarak etkilenmiştir. Üstelik maksat beklendiği gibi hâsıl olmamış, yenilmesini beklediği ülkeler savaştan galip çıkmıştır. Kendisi zahir ilimlerinden yeterince haberdar değildi. Üstelik yıldızının Utarit olduğunu söyler, olumsuzluklarına katlanmamızı ima yollu belli ederdi. Beyaz nurda tevhit olduğunu söylediği halde sert mizaçlı, celalli biriydi.</p>
<p style="text-align: left;">Şehirli kültüründen uzak, ömrünü köyde geçirmiş bir zat evliyasıydı. Herhangi bir tarikatta yetişmediğinden tekke kültürü de edinmemişti. Ulaştığı menzillere hangi güçlüklere katlanarak, ne tür tehlikeleri atlatarak vardığını uzun uzun anlatırdı. Yaşadıkları akıl almaz zorluklardı.<strong> İlmini bize aktarırken siz pişirilip önünüze getirilmiş pilavı yemekten şikâyetçisiniz derdi.</strong></p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>5 Kas 2016, 12:37</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-2-bolum/">İsra ve Miraç 2.Bölüm</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miraç ve Miraç Gecesi Neler Oldu</title>
		<link>https://hacialibayram.com/mirac-mirac-gecesi-neler-oldu/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/mirac-mirac-gecesi-neler-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 May 2021 20:20:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Burak adı verilen at]]></category>
		<category><![CDATA[el-Aksa Camii]]></category>
		<category><![CDATA[gece yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed’in (S.a.v.)]]></category>
		<category><![CDATA[Kubbet-üs-sahra]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs’teki Mescid-i Aksa]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda miraç]]></category>
		<category><![CDATA[kuranı kerimde miraç]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke’deki Mescid-i Haram]]></category>
		<category><![CDATA[miraç ise göğe yükselmesini]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç kelime anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Minberi]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nebi Minberi]]></category>
		<category><![CDATA[Necm suresi: 13-18]]></category>
		<category><![CDATA[Sidret’ül Münteha]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Mabedi]]></category>
		<category><![CDATA[Yolculuk yapmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=9128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miraç ve Miraç Gecesi neler oldu Miraç nedir, Miraç kelime anlamı, yükseğe çıkma anlamındaki söz. Arapça uruc sözcüğünden türetilmiş olup merdiven anlamına gelmektedir. Dinimizde Hz. Muhammed’in (S.a.v.) göğe yükselişini ifade etmek üzere kullanılan bir terimdir. “Yolculuk yapmak” anlamındaki fiilin türevi olan ve “gece yolculuğu” anlamında kullanılan İsra, dinimizde Hz. Muhammed’in (S.a.v.)  geceleyin Mekke’deki Mescid-i Haram’dan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/mirac-mirac-gecesi-neler-oldu/">Miraç ve Miraç Gecesi Neler Oldu</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="entry-title"><span style="color: #008080;"><strong>Miraç ve Miraç Gecesi neler oldu</strong></span></h1>
<p><strong class="last">Miraç nedir, Miraç kelime anlamı,</strong> yükseğe çıkma anlamındaki söz. Arapça uruc sözcüğünden türetilmiş olup merdiven anlamına gelmektedir. Dinimizde Hz. Muhammed’in (S.a.v.) göğe yükselişini ifade etmek üzere kullanılan bir terimdir.</p>
<p>“<strong>Yolculuk yapmak</strong>” anlamındaki fiilin türevi olan ve “<strong>gece yolculuğu</strong>” anlamında kullanılan İsra, dinimizde <strong>Hz. Muhammed’in (S.a.v.)</strong>  geceleyin <strong>Mekke’deki Mescid-i Haram</strong>’dan <strong>Burak adı verilen at</strong> üzerinde <strong>Kudüs’teki Mescid-i Aksa</strong>’ya götürülmesini, <strong>miraç ise göğe yükselmesini</strong> ifade eder.</p>
<p>Kuran’da miracı anlattığına inanılan ayetler <strong>necm suresi</strong>nde geçer; <span style="font-size: 14pt;"><strong>“Muhakkak ki o, O’nu bir başka inişte daha gördü. Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. O’nun yanında da Me’va cenneti. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Göz şaşmadı ve aşmadı. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.”</strong> </span>(Necm suresi: 13-18)</p>
<p>Miracın hicret’ten bir yıl ya da 16 ay önce recep ayının 27. gecesinde gerçekleştiğine inanılır. Rivayete göre Hz. Muhammed (S.a.v.) gece vakti Kâbe’den alınıp Burak adı verilen at üstünde Mescid-i Aksa’ya götürülmüş, Burak’ı Beytül Makdis’in (<strong>Süleyman Mabedi</strong>) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır. Hz. Muhammed (S.a.v.) sırasıyla eski Aksa denen bugünkü <strong>el-Aksa Camii</strong>nin altındaki yerden Mescid-i Aksa alanına girmiş, oradan <strong>Kubbet-üs-sahra</strong>’nın bulunduğu alana geçmiş ve orada <strong>Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Zekeriya peygamberlerle buluşmuştur.</strong> Günümüzde <strong>Nebi Minberi</strong>’nin bulunduğu alanda bütün peygamberlere namaz kıldırmış, oradan da <strong>Miraç Minberi</strong>’nin bulunduğu alandan göğe yükselmiştir.</p>
<p>Hadislere göre Hz. Muhammed (S.a.v.) bu yükselmede gök katlarını Cebrail ile birlikte aşarken <strong>sırayla Hz. Âdem, Hz. Yusuf, Hz. Yahya ve Hz. İsa, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim peygamberleri görmüş, yedinci kat gökten sonra Sidret’ül Münteha’ya çıkmıştır.</strong> Cebrail’in Sidretü’l-Münteha’dan ileriye geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş, zaman, mekân ve cihetin olmadığı ifade edilen katta Allah ile aracısız görüşmüştür.</p>
<p>İslam’ın ilk zamanlarında dinin oruç, zekât, şehitlik ve hac gibi belli kuralları, prensipleri tam olarak belirlenmemişti. Gece namazları rağbet görmekle birlikte, ibadet kuralları da açık ve seçik olarak belirlenmemişti. Rivayete göre İsra ve Miraç bu konudaki belirlenmeleri sağlamış olaylardır. Buna göre miraçta;</p>
<p class="last">Hz. Muhammed (S.a.v.), Miraç sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miraçtan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. Hadis kaynaklarına göre Miraç’ta önce 50 vakit olarak bildirilen namaz, Musa peygamberin bunun insanlara ağır geleceği şeklinde ikazları üzerine İslam peygamberinin birkaç kere geri dönüp Allah’tan namazı hafifletme dileği üzerine beş vakte indirilmiştir.</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>23 Nis 2017, 15:47</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/mirac-mirac-gecesi-neler-oldu/">Miraç ve Miraç Gecesi Neler Oldu</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/mirac-mirac-gecesi-neler-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSRÂ` VE Mİ`RÂC 4.Bölüm</title>
		<link>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-4-bolum/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-4-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 01:57:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[isra nedir]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[miraç olayı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin göğe yükselmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=4465</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSRÂ` VE Mİ`RÂC Bölüm IV Hz. Mevlana Der ki:  I. Ey akıllı / fikirli er Apaçık görmek istersen eğer Canlar canı Cananı Şu canından geç Yırt, at gözdeki, gönüldeki perdeleri Yaşarken ölümü seç Ölünür Mezara girilir ya hani O ölümü değil tabii ki Seni değiştiren Karanlıktan aydınlığa çıkaran ölümü seç O En güzel haber veren [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-4-bolum/">İSRÂ` VE Mİ`RÂC 4.Bölüm</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: left;"><span style="font-family: impact, sans-serif;">İSRÂ` VE Mİ`RÂC Bölüm IV</span></h1>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Hz. Mevlana</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Der ki: </span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;">I.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ey akıllı / fikirli er</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Apaçık görmek istersen eğer</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Canlar canı</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Cananı</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Şu canından geç</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yırt, at gözdeki, gönüldeki perdeleri</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yaşarken ölümü seç</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ölünür</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Mezara girilir ya hani</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">O ölümü değil tabii ki</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Seni değiştiren</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Karanlıktan aydınlığa çıkaran ölümü seç</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">O</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">En güzel haber veren</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Peygamber; hz Muhammed( s.a.v)</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ey ulular:</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">‘Ölmeden önce ölünüz’ demiştir.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Nitekim</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ben de ölmeden önce öldüm de</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu sesi / nefesi</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu şanı / şöhreti</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">O taraftan aldım, getirdim</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">A</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Azizim;</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Kıyamet ol da</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Hayyül Kayyum’u gör</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ki;</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Her şeyi görmenin gereğini yap</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Mademki bu beden ruha alettir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Şu halde bu hakiki ölüm değildir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Nefis</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Tanrı nuruna ulaşıp değişti mi?</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu beden kılıcı</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Lütuf ve ihsan sahibi Rabbin elindedir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Artık</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Tanrının takdiri olur</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">O kulun rızası</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Tanrı takdirine rıza verir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Zorla değil</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Sevap için değildir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu rızalık</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Kendiliğinden meydana gelir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Takdir Ona hoş gelir de</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Artık hayatı</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Zevk için istemez</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yaşamı</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Kendisi için istenen şey olmaktan çıkar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Sebil olur</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ezeli emir neyse</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İsteyerek ve severek ona uyar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Hayat ve ölüm aynileşir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yaşarsa Allah için yaşar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ölürse Allah için ölür</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Korkudan,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Hastalıktan değil.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İmanı, itaati</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Allah’ın dileği</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Rızası içindir.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Cennet için,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Huri / kılman için değil.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Küfrü terk edişi</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yanmak / yakılmak korkusuyla değil</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Allah içindir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Onlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Merhamet timsali tanrı erleridirler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İşleri yönetmek üzere görevli</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Tanrı buyruğunun sahibidirler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">II.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Azizim;</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bilesin / bildiresin ki</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Cömertlik,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Sebepsiz vermektir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Temizlik,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Her şeyi yaratana verip arınmaktır</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Öyle ki</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bütün şeriatların ötesindedir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">III.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Onlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Şiddet zamanlarında</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Sıkıntı vakitlerinde</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yaratılmışa</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Annenin bebeğine acıması gibi acırlar da</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bedel talep etmeden</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Rüşvet almadan</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Gece- gündüz ihtiyaç giderirler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">O erler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ne tanrıyı sınarlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ne de kar zarar hesabı yaparlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Alemlere direktirler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">O tanrı erleri</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Gizli dertlerin, gizli tabipleri</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Muhabbetin / adaletin,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Rahmetin ta kendisidirler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İlletsiz</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Rüşvetsiz daimi vericidirler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Sen de</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Azizim</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu suretle bilmiş ol ki</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Kuddüs Tahir Rabbin</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yürekli mi yürekli</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yiğit mi yiğit öyle kulları vardır ki</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Aramızda sıradan biri gibi dolaşır</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Senin gibi /benim gibi yer içer</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ama</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Dünya yalanının bıyığını koparırlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Otağlarını, her daim, müminler için</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yardım kal’asının burcuna kurarlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu şehitler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Biteviye yeniden / yeniden gazi olurlar</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu Tanrı tutsakları,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Mücahitler</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Her zaman her yerde</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yokluktan baş gösterir</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yeni /yeni baştan yardım elde ederler de</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Anadan doğma kör değilsen eğer</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Gör, gör derler.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Alanya /2008</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Şimdi de Abdülkadir Geylani hz. den istimdat dileyelim</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ve Risale-i Gavsiye’den: bir bölümüne başvuralım.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">………………………..</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">‘’-Ya gavs-ı a’zam…</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İnsan sırrımdır.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Onun sırrıyım ben.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Eğer insan</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İndimdeki menziline arif olsaydı</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Derdi ki;</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bütün nefislerdeki nefsim ben,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Bu anda mülk yoktur</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Benden başka…</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">— Ya gavs-ı a’zam:</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İnsanın yemesi, içmesi</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Mekânın hayatta duruşu,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yayılışı ve konuşması, susması, yaptığı işi</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Teveccüh ettiği şey</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Gaib olduğu her ne varsa benim.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Sakini,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Muharriki,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Müsekkini benim.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ve dahi buyurdu ki;</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">—Ya gavs-ı a’zam,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İnsanın cismi ve nefsi,</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Kalbi, ruhu, işitmesi, görmesi</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Eli ayağı ve tümünü nefsimle açıkladım</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Âlemlerde ancak ben varım</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ve ben dahi onun gayri değilim.</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Ve Rabbi Teâlâ devamla, dedi ki;</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">—Ya gavs-ı a’zam</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Fakr aşkıyla yanan</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">İhtiyaç ateşiyle kavrulmuş birini görürsen</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Yaklaş ona</span></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: left;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000000; font-size: 14pt;">Şüphesiz ki onunla aramda hicap yoktur</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Bu hatırlatmalardan sonra konumuza devam ediyoruz&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Bu hadisin zımni (örtülü-gizli) anlamı miraç olayının sürekli olduğudur. Kıyamete kadar her devirde bir Zat miracı yaşayacak, geri dönüp insanların hidayeti, dünya düzeninin devamı için mücadele edecektir. Bu adetullahtır. Kıyamete kadar böylece devam edecektir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Yeni bir şeriat gelmeyecek, her gelen zat teorik olarak Kur’an-ı Azimüşşan ‘a tabi olarak hizmet (nebi olarak) verecektir. Kur’an-ın hükmü bakidir. Nur-u tevhide ulaşan ‘’her zat’’ efalinde muhtar olmakla beraber hakikate sadık kalmakla yükümlüdür. Kur’an’dan sapmalar ancak (hata’en) yapılan işlerdendir. Hata’en bile olsa sapma olduğunda, zat kendisi, dönemindeki ve sonrasındaki insanlar zarar görür, hükümlerin eksikliğinden dolayı çile çekerler.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zat kemale erinceye kadar ( insan olarak hatadan muaf olmadığı için) kusur yapması doğaldır. Kemale varınca, ya kendisi hatalı gidişatı giderir yahut kendisinden sonra gelen zatlar o olumsuz tecelliyi ortadan kaldırmaya çalışırlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Hikmet ilmi en zor ilimdir. Çok üstün fedakârlıkla çalışılması gerekir. Kişisel gayretin yanında mükemmel yetiştirilmiş olmak da gerekir ki bu her zaman mümkün olmaz. Ayrıca hatasızlık kimsenin harcı değildir. Bu nedenle kitabullah’ta, ümmetin sürekli salâvat getirmek suretiyle, zamanın zatlrına dua ile yardım etmeleri istenmiş, hatta emir edilmiştir. Yapılan salâvatın içinde hem ‘’Efendimiz ve ali ve ashabı’’ hem ‘’ zamanın zatı alisi ve sevdikleri ’’, hem de ‘’Ümmet’’ dâhildir. O nedenle salâvatı şerifleri Allah’u teala hicapsız kabul edeceğini vaadetmiştir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">’’Nasılsanız öyle yönetilirsiniz’’ hükmü gereğince sorumluluk ortaktır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Bir müminin yapabileceği en büyük dua salâvatı şerifedir. Birçok salâvat tertibi vardır. En kısa ve kâmil olanı; ‘’Allahümme salli ala seyyidina Muhammed’in ve âlâ âli seyyidina Muhammed.’’ şeklinde olanıdır. Âli kelimesinde aile efradı vardır ki, bizler dâhil bütün müminlerdir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Der beyan-ı  Evliya’yı Kibar Ve Enbiya</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">( Esrar-ı Hakikat )</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">VUSLATA ERENLER </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Evliya-i kibarın serurudur kutup, Kemal hikmette şeriatın emrin tutup</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Marifetullahta şol güller gibi kokup, Zahir efalinden görürler tecelliyatı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Dünyada kutup her zaman bir tanedir, Onda ilmlerin ilmi, ilm-i ledün vardır</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Mümin’lere gayet şefaatkâr, yardır, Gece gündüz demez eder Hakk’a niyazı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Müminler için durmadan dualar eder. Onları Hakkullah’a makbul kullar eder</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Sırrullah’ta sırdan sırra durmayıp gider, Hem güzel bilir, işler marifetullahı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Her daim duası kabul marifetullah, Sırrı ilm-i ledünde işi hikmetullah</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Vahiyle gördüğü nurlar hep sıfatullah, Vahdetten seyreder daim Cemalullah’ı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Bilmez nedir zorluk işinde yoktur zeval, Gördüğü nurlardan verir haber hep cemal</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zat efalindendir dünyada cümle kemal, Dilerse daim mamur eder her viranı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Dünyayı diler harap eder diler mamur, Efalinde yoktur acziyet yahut kusur</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Mülkü dilediğinden alır veya verir, Gösterir kullara izzeti ya hakiri.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">İlmullahı tarif etse çok olur kutup, Kutuplar onun zamanında çok olup</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Kendisi kemal ile kutbul aktap olup, İhtiyaç olur, ziyaret eder cananı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Evliya-i kibar içinde olan kutup, Hâkim hükmü baştanbaşa cihanı tutup</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Melekler dahi kemaline hayran olup, An içinde mukadder olur her efali</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Efalinden mukadder olur bütün işler, Ya ne taraf olmalı arkası demişler</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Ravza-i mutahharayı evla görmüşler, Tecelli arkadan zuhur bilir erkânı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Önünde olan ile mücahede eder, Efal zat sıfatullah’a intikal eder</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Sıfatullah kemali hikmette devreder, İradeden emre sudur eder fermanı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Emrinden zahire esma eder tecelli, Hakikat bu marifetullah’ın kemali</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zahirde ergeç zuhur eder zat efali, Efalinden zuhur etmiştir pür tecelli</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Efalı marifetullahla tevhit olur, Her işi zatın saadetle hâsıl olur</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Beşerde kemalle cemal tecelli olur, Saadete erer mü’minlerin canları</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">İlk önce ilmi ebedandan haberler alır, İsterse karşılar efaliyle tecellisi azalır</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Saadete dair ise tecellide bırakır, Külliyen zuhur eder zahire muhtevası</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Biri rüyadır haberi tevilen verir, Rüya ilmi çok geniştir zor bilinir</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zamanla zat rüyaya bakmaz olur, Devrinde tecelliyat bulur kemali</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Beş ilim içinde iş geri kalmaz, Zat, sıfat, esma, evkat, efal ayrılmaz</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Cemal efalinden hiç zarar olmaz, Kemal hakikatin marifetullah şanı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Efal celal olursa sonuç celal olur, Öyle efalden küffara yardım olur</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Celal efalinden tecelli keder olur, Zat tecrit eder daim celal efalini</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Celali esmlar küffara çok yardım eder, Cemal efal esma küffara zarar eder</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Cemal efali müminleri memnun eder, Zatın müminlere rahmeti pek çok oldu</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Efal celal müminleri daim incitir, Zat celal efalini tecrit etmelidir</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Ol vakit celal her daim mahkûmdur, Hâkimdir cemal kudretten zatın fermanı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Cemalde ise efali, kuvvet cemaldedir, Kudretullahta müminler kemaldedir</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zatın efali zahiren kudretullahtır, İşler efali, müminler bulur kemali</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Bütün esmaullah olmuştur zata sıfat, Okur esmayı efalden olur tecelliyat</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Okuma celal esmasın, olmasın sıfat, Celalden değil, cemalden olsun tecelli</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">San-i bedi-adır, Kudretullah san’atı, Mücahedesinde fasıl eder davayı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zatın kemali halleder azım sevdayı, Tevhit olmuştur sıfatullah olur efali</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Celal efalini tecrit hem mahkûm eder, Zat efalinde kemalden kemale gider</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Cemal bakidir kudretten hünerler eder, Marifetullahta kavidir metaneti</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Mahfuzdur mahlûkat, efal cemal hıfz eder, Cemalde ziyan yok, kemal tecelli eder.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Marifetullahtan kemalde hünerler eder, Açılır sırru hakikatte kudret meydanı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Esma el Hüsna okuyup efaline başlar, Ezel budur, zat efalinden olur işler</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">İlmi ledünde buna marifetullah demişler, Tevhidi hakikat sırrından aldım haberi.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Okurken arkan Ravza-i mutahharayı, Ya reisi hükümete dönük olmalı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Ondan müminler çok büyük kuvvet bulmalı, Hakikat marifetullah hikmet beyanı</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Müminler kuvvet bulur böyle tertiple, Efal cemal işlenir her biri adapla</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Evvela niyet etmektir, cemal esmayla, Efale uygun manada olur esması</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Esma el hüsna esma-i azam kuvveti, Cenabı hak halk eder tez âli kudreti</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Memnun ve mesrur olur büyük Türk milleti, Aktap Türk’tür, daim şeref bulur milleti.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">**** El yazması (esrarı hikmet) kitabın orijinalinden sadeleştirerek yayınlayan</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Hacı Ali bayram</span></p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>8 Kas 2016, 15:30</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-4-bolum/">İSRÂ` VE Mİ`RÂC 4.Bölüm</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-4-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSRÂ` VE Mİ`RÂC 3.Bölüm</title>
		<link>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-3-bolum/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-3-bolum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 01:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[hz davut makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Yunus makamı]]></category>
		<category><![CDATA[isra nedir]]></category>
		<category><![CDATA[isra ve miraç]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[miraç olayı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin göğe yükselmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=4430</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSRÂ` VE Mİ`RÂC &#8211; Bölüm III Biz (dört kişiydik) öğrencilerinin hiç bir zorluğumuzu ciddiye almazdı. Manada mertebe sahibi olmak yetmez. Herkes Hz Muhammed s.a.v. gibi, ‘’Cebrail’’ bir rehbere (açıktan) malik değildir. İlmi sürekli işareten (vahiy) yoluyla almak durumunda olan zatlar, her zaman hataya açıktırlar. O yüzden hayatları sürekli sıratta geçer. Hocamın zamanı Ülkemiz açısından, darbeler, ihtilaller, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-3-bolum/">İSRÂ` VE Mİ`RÂC 3.Bölüm</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: left;"><span style="font-family: impact, sans-serif;">İSRÂ` VE Mİ`RÂC &#8211; </span><span style="font-family: impact, sans-serif;">Bölüm III</span></h1>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Biz (dört kişiydik) öğrencilerinin hiç bir zorluğumuzu ciddiye almazdı.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Manada mertebe sahibi olmak yetmez. Herkes Hz Muhammed s.a.v. gibi, ‘’Cebrail’’ bir rehbere (açıktan) malik değildir. İlmi sürekli işareten (vahiy) yoluyla almak durumunda olan zatlar, her zaman hataya açıktırlar. O yüzden hayatları sürekli sıratta geçer.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Hocamın zamanı Ülkemiz açısından, darbeler, ihtilaller, terör olaylarıyla geçmiştir.(1957–1987) yaptıklarının etkisi pek tabii olarak halen devam etmektedir. Elindeki kitabın Zat’ın hayatını nasıl koruyacağına dair bölümlerinden faydalandığı için, korkusuzca bir savaştan netice almadan bir başkasını tecelli ettirmiş, Türkiye’ye olacak zararlarını göz ardı ederek, celal efallerini yapmaya aralıksız devam etmiştir. Sonunda seksenli yaşlarında olduğu halde, uyarılarımıza rağmen, körfez savaşını tecelli ettirmeye çalışırken,</span><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">(dalgınlığı nedeniyle kendisini koruyamamış), hikmet şehidi olmuştur. Rahmetullahi aleyh.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">1957 den başlayarak 1991 körfez savaşına kadar bütün savaşlar (bizce) kendisi tarafından tecelli ettirilmiştir. Sadece 1960 ihtilalini Hafız Hüseyin Kemal hazretlerinin tecelli ettirdiğini söyler <strong>’’Menderesin çiftliğinin satıldığını, kendisinin asıldığını ben göremeyeceğim, ama sizler şahit olacaksınız’’</strong> dediğini anlatırdı.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Rahmetli hocam  Hacı İsmail Fidan’ın hz. soğuk savaşı bitiren mücadelesine öğrencisi olarak bizzat katıldım. 1974 kıbrıs savaşında ise Şaban Duman kardeşimle birlikte kısmen katkıda bulunmuştuk. Yeni yetme öğrencisi idim ve ne verirse okuyordum. Komünizm’in sona erdirilmesi için yaptığımız manevi mücadele sırasında okuduğum celal esmaları nedeniyle düştüğüm cehennem çukurundan 2003 te (ölüm tecellisinden kurtulmak isterken) yaşadığım ledünni tecrübeler sayesinde çıkmayı başardım. Bu konu başka vesile ile ayrıca yazılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Yerine geçen acemi kutup, uzun süre celalden yakasını kurtaramadığı için, Türkiye ve islam dünyası bundan aşırı derecede etkilenmiştir. </span><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Giden zatın yaptığı efallerin etkisine istifrak olan dünya, ABD nin akıl almaz politikalarına muhatap olmuştur. Dünyada ve Irak’ta masum kanları boş yere dökülmüştür, dökülmeye de devam etmektedir. Bu akıl almaz savaşın bir başka yüzü de Müslümanlar üzerindeki psikolojik etkileridir. Küffar teknolojideki üstünlüğünü Bağdat’ın bombalanması sırasında dünya televizyonlarından naklen vererek, psikolojik savaşta, doğrudan savaştan daha başarılı sonuçlar elde etmiştir. Acz içinde kalmışlığı bir kez daha yüzlerine vurulan müslümanlar, geleceklerinden ve inançlarından şüpheye düşmüşler, sindikçe içlerine sinmişlerdir. Şeytanın istediği tam da budur.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Azizim;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Zat evliyası olan kişi, yaptığı her işin, okuduğu her duanın maliyetini iyi hesaplamalıdır. İslama ve insanlığa onun efallerinden daha büyük faydayı ve zararı kimse veremez. Bu savaşta da her savaşta olduğu gibi birçok müslüman dininden, diyanetinden, canından, malından olmuştur.  <strong>Savaş insanlık için en büyük fitnedir.</strong> Bu olayda da her zamanki gibi sıfatı Celalın (şeytanın,küffarın) dilediği olmuştur. <strong>Güçler dengesi hesaplanmadan harp kapısını açmak akıl karı değildir.</strong> Ayrıca ilm-i ledün teshir (dostluk-barış) ilmi olarak kullanılmalı, her tecelliye sabırla ulaşmaya çalışılmalıdır. <strong>Yeterince tecrübe sahibi olmadan harp kapısı asla açılmamalıdır.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Gerçi zat evliyaları dahi genel küll kadere tabidirler. Bunun en güzel ispatı, efendimizin; Hocam rahmetlinin döneminde olup biten hemen her olayı, çağımıza ulaşan hadisleri ile bildirmesidir. Afganistan’ın işgali, Bağdat’ın işgali, Kâbe’de kan dökülmesi vb. olaylar hadislerde açıkça anlatılmıştır. Fırat’ın suyunun kesilmesi, Suriye devlet başkanı hafız Esat’ın davranışları ve islam dünyasının bunlardan nasıl etkilendiği hadisi şeriflerde çok açık anlatılmaktadır. <strong>Bugüne dönük hadisi şeriflerde genellikle müjdeler vardır…</strong> Nihayet işler kontrol altına alınmış görünüyor. <strong>Gidişat odur ki hidayet çağı başlatmıştır</strong>. Bundan böyle daha huzurlu bir Dünya ve Türkiye umut edebiliriz. <strong>Zamanla Türkiye’nin ve islam âleminin yıldızının parladığını,(dünyada adaletin göreceli olarak tecelli ettiğini) müşahede edebileceğiz, inşaallah.</strong> Bunun ilk işaretleri alınmıştır. Gide gide her basiret sahibi fark edecektir.(bu satırlar<strong> 2006</strong> da yazılmıştır) Zaman, umulur ki bizi haklı çıkarır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;"><strong>Bu ilim İlmullah’ tır… Hikmetullah tır</strong>. Bu ilmin icrasına Marifetullah denir. Kur’an-ı Kerim’in (ehline açıkça) beyan ettiği üzere, her tecelli bu ilim mensuplarının(zat evliyalarının) <strong>hizmeti ledün’yesinden</strong> kaynaklanır. Yanlış yapılırsa celal tecellisi dünyayı yakar yıkar, doğru yapılabilirse kalpler ve dünya-ahiret ihya olur. Hidayet çağının başlamasına işaret El Hadid Suresi 16. ve 17. ayetleridir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">‘’İman edenler için vakti gelmedi mi ki Kalpleri Allah’ın zikrine ve Kur’an’ın aşkına coşsun; Ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra; Üzerlerinden (olumsuz bir dönem) zaman geçipte kalpleri katılaşmış Ve çoğu fasık olmuş kimseler gibi olmasınlar.’’</span></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">‘’Bilmiş olun ki Allah; Yeri ( kalpleri ve gönülleri)ölümünden sonra (yeniden )diriltir. </span></strong><strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Biz size ayetleri (ibret için-uygun olanlarını zikrederek hükmünü yenileyin diye) açıkladık. Umulur ki (ne demek istediğimizi anlar işlerinize yön verirsiniz) akıl edersiniz.’’ </span></strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">buyrulmaktadır.( bu ayetler 41 gün okunarak biiznillah tecelli ettirilmiştir. Gelişmeleri takip ediyoruz.)</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Hakk teala böyle takdir etmiş… Her tecellinin Hakk olduğunu, hayretten sıyrılan, nur görmeye başlayıp, celalın etkisinden yakalarını kurtaran, zulmet perdelerini açabilen canlar apaçık anlar. Şeriat ehline imandan başka yol yoktur. Dilerse inanır, ehlini arar, bulur, dilerse reddeder, başka inanışlarla aklını teskin eder.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Şimdi sadede gelerek hadisin açıklamasına dönebiliriz. </span><strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Şeriat-ı Muhammed-i Zühre (Kemal) makamından,(Cemal) Kamer’e inmiştir.</span></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Miraç yolculuğunun teferruatlı verilmesi, hangi peygamberin hayatlarında, hangi evkatta (sema) kaldıklarını, şeriatlarının hangi makamlara inzal olunduğunu, dolayısıyla celalda veya cemalde oluşlarını açıklamak içindir. Hikâyeleri Kur’an’da anlatıldığından, bu sayede saatlerin (evkatlar) özelliklerini bulup çıkarmak mümkün hale gelmiştir.</span></strong></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">’<strong>Mi’raç olayı’ Mana âleminde</strong> (tümden),dünya zamanına göre çok kısa (yoğunlaştırılmış) <strong>zaman diliminde olup bitmiştir.</strong>’’ Allah zaman içinde an yarattığı gibi an içinde zaman yaratmaya da kadirdir.’’ Rüyalar buna delildir. Birkaç saniyelik rüyalarda geniş zamanları yaşadığımızı her insan bilir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">’Mi’rac’ olayının devamı hakkında başka hadisler de vardır. Mi’raç Ruhen gerçekleşmiş bir olaydır. Cesedin bu işte bir nasibi yoktur. Yükselmeler enfüsidir. <strong>Hâşâ! Allah uzaklarda bir yerlerde değildir.</strong></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;"><strong>O bize ‘’şah damarımızdan daha yakındır’’.</strong> Miraç olayı da enfüsi olarak yaşanılan, sözle izahı kolay olmayan, O’na yolculuktur. Zaten afakî olarak ne varsa, bire bir enfüste de vardır. Bu tür sırlar, <strong>’’Temiz olmayanlar bu kitaba yaklaşamazlar</strong> ‘’ Hükmü gereğince, ancak kendilerini her yönden temizleyenleredir. Her abdest alan bu sırrı anlayamaz.’ Tevhit nurunda’ abdest alınıp, <strong>’’el Kuddüs el Tahir’’</strong> talimiyle birlikte cümle Sıfatullah’a istifrak (gark-istila) olmak, beşeri varlığını ilahi nurlarla arındırmış olmak lazımdır. Bu hadisi şerif ve devamı hikmet ehline gizli sırlar ihtiva etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Diğer göklerde hz. Musa ve hz Davut’un makamları vardır. O da ehlini ilgilendirmektedir. <strong>Bu yolla Bütün zamanların görev alacak ‘’ZAT’’ evliyalarına bilgi ulaştırılmaktadır.</strong> Anlattıklarımızı kabulde zorlananlara Kur’an-ı Kerimi daha dikkatli okumalarını tavsiye ederiz.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">Ayrıca Hz Mevlana’ya kulak vermelerini öneririz.</span></p>
<div class="td_text_columns_two_cols">
<p style="text-align: left;">http://www.hacialibayram.com/makaleler/yitik-bilgiler/isra-ve-mirac-2-bolum.html</p>
<p style="text-align: left;">4. ve Son Bölüm yayınlanacaktır&#8230;</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>6 Kas 2016, 14:25</b></p>
</div>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-3-bolum/">İSRÂ` VE Mİ`RÂC 3.Bölüm</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-3-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsra ve Mirac Mucizesi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-mucizesi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-mucizesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2021 19:38:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[621 İsra ve Miraç olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed Miraç olayı]]></category>
		<category><![CDATA[İsra ve Miraç olayı Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[İsra ve Miraç olayı kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç olayı kısaca özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç olayı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Miraçla ilgili Hadisler Diyanet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=21350</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsra ve Mirac Mucizesi Hicretten bir buçuk sene önce, Recep ayının 27. gecesiydi. Bu gecede Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan İsra* ve Mirâc** mucizesi vuku buldu. Mezkûr gecede Cebrail (a.s.) geldi ve Resûl-i Zîşan Efendimizi Mescid-i Haram&#8216;dan*** alıp Burak ile Mescid-i Aksâ&#8216;ya**** götürdü. Oradan da, gökyüzündeki harika icraat ve Cenâb-ı Hakkın kudretine delalet eden âyet ve alâmetlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-mucizesi/">İsra ve Mirac Mucizesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="singleContent" class="reading">
<h1 class="field-content">İsra ve Mirac Mucizesi</h1>
<p>Hicretten bir buçuk sene önce, Recep ayının 27. gecesiydi. Bu gecede Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan <strong>İsra</strong>* ve <strong>Mirâc</strong>** mucizesi vuku buldu.</p>
<p>Mezkûr gecede Cebrail (a.s.) geldi ve Resûl-i Zîşan Efendimizi <strong>Mescid-i Haram</strong>&#8216;dan*** alıp Burak ile <strong>Mescid-i Aksâ</strong>&#8216;ya**** götürdü. Oradan da, gökyüzündeki harika icraat ve Cenâb-ı Hakkın kudretine delalet eden âyet ve alâmetlerin birer birer gösterilmesi için, semavata çıkarıldı. Sema tabakalarında bulunan bütün peygamberlerle görüştürüldü. Oradan da <em>&#8220;imkân ve vücub ortasında Kab-ı Kavseyn ile işaret olunan&#8221;</em> makama çıktı. Kendilerine bir çok acib ve garip şeyler temaşa ettirildi. Ve bilemeyeceğimiz, anlayamayacağımız bir şekilde mekândan münezzeh olan Cenâb-ı Hakkın bizzat kelamını işitti ve Cemal-i Pâkini müşahede etti. Aynı gece hâne-i saâdetine geldi.</p>
<p>Cenâb-ı Hak, sevgili Resûlünün zâtıyla ilgili bu mûcizesini Kur&#8217;ân-ı Azimüşşan&#8217;ında bize şöyle haber verir:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bu âyet-i kerime aynı zamanda İsra ve Mirâc mûcizesinin hikmetini de beyan etmektedir. O da, Resûl-i Kibriya Efendimize, Cenâb-ı Hakkın kudretine delâlet eden harikaların gösterilmesidir.</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Sözler isimli eserinin Mi&#8217;râc-ı Nebeviye&#8217;ye dâir kısmında şöyle der:</p>
<blockquote><p><em><strong>&#8220;Mi&#8217;râc meselesi,</strong> erkan-ı îmâniyenin usûlünden sonra terettüp eden bir neticedir. Ve erkan-ı îmâniyenin nurlarından meded alan bir nurdur. Erkan-ı îmâniyeyi kabul etmeyen dinsiz mülhidlere karşı elbette bizzat ispat edilemez. Çünkü, Allah&#8217;ı bilmeyen, peygamberi tanımayan ve melâikeyi kabul etmeyen veya semâvâtın vücûdunu inkâr eden adamlara Mirâc&#8217;dan bahsedilmez. Evvelâ, o erkânı ispat etmek lâzım geliyor.&#8221; (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s.514)</em></p></blockquote>
<p><strong>Peygamber Efendimizin Mübarek Lisanından İsra ve Mi&#8217;rac Mu&#8217;cizesi:</strong></p>
<p>İsra ve Mirac mucizesi, zaman ve zemin kayıtlarının dışında mülk ve melekuta dair sırlarla dolu Rasul-i Kibriya efendimizin muazzam bir mucizesi olduğundan, müteaddid tariklerle güzide sahabiler tarafından Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;den nakledilmiştir… Bu güzide sahabelerin rivayetlerine göre:</p>
<p>Resul-i Kibriya Efendimiz, bir gece Ka&#8217;be-i Muazzama&#8217;nın Hatim kısmında yatarken Hazret-i Cebrail gelip göğsünü yardı; ve kalbini zemzem suyu ile yıkadıktan sonra içine hikmet doldurup eski haline koydu. <em>Sonra beyaz bir binit <strong>(Burak)</strong> getirildi.</em> Habib-i Kibriya Efendimiz, ona bindirildi. Cibril&#8217;in (a.s.) refakatında yol aldılar.</p>
<p><strong>Burak,</strong> adımını, gözün erişebileceği yerin ilerisine atıyordu. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Cibrîl (a.s) ile birlikte Beyt-i Makdis&#8217;e vardı. Orada, bütün peygamberlerin toplanmış olduğunu gördü. Onlara imam oldu ve birlikte namaz kıldı.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimizin, Mescid-i Aksâ&#8217;da bütün peygamberlere imam olarak namaz kıldırması demek onların şeriatlarının asıllarına vâris-i mutlak olduğunu göstermesi demekti.</p>
<p><strong>Sunulan Üç Bardak</strong></p>
<p>Peygamber Efendimize, orada birinde<strong> süt,</strong> birinde <strong>şerbet </strong>ve diğerinde ise <strong>su</strong> bulunan üç bardak takdim edildi. Takdim esnasında,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Eğer, suyu alırsa kendisi de ümmeti de ihtiyaçsız ve kanâatkar olur. Şerbeti alırsa kendisi de ümmeti de mahrumiyete düçar olur. Şayet sütü alırsa kendisi de ümmeti de doğruyu bulur.&#8221;</em> diye bir ses işitti.</p></blockquote>
<p>Resûl-i Ekrem, süt bardağını alıp içti. Bunun üzerine Cebrâil,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Yâ Muhammed&#8221; dedi. &#8220;Sen, fitrî ve tabiî olanı seçtin. Sen de ümmetin de doğru yola iletildiniz.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>Semâvâta Yükselme ve Peygamberlerle Görüşme</strong></p>
<p>Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;de yüksek makamlara çıkmak için Mir&#8217;ac merdiveni kuruldu. Peygamber Efendimiz, bu merdivene Cebrâil (a.s.) ile birlikte bindirildi ve birlikte yükseldiler&#8230; Nihâyet dünya semâsına vardılar. Hz. Cebrâil gök kapısını çaldı:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Kim o?&#8221; </em>denildi.<br />
<strong>&#8220;Cibril&#8217;im!&#8221;</strong><br />
<em>&#8220;Yanındaki kim?&#8221;</em><br />
<strong>&#8220;Muhammed.&#8221;</strong><br />
<em>&#8220;Ona gelsin diye haber gönderildi mi?&#8221;</em><br />
<strong>&#8220;Evet, gönderildi.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bundan sonra gök kapısı açıldı ve dünya semâsının üstüne çıktılar. Resûl-i Ekrem Efendimiz, orada oturan bir zât gördü. Sağ ve sol yanında bir takım karaltılar vardı. Sağına bakınca gülüyor, soluna bakınca ağlıyordu. Resûl-i Ekrem Efendimize,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Hoş geldin, safa geldin, salih peygamber, salih oğul!&#8221; </strong>dedi.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, Cebrâil&#8217;e,<br />
<strong>&#8220;Bu kim?&#8221;</strong> diye sordu.<br />
Hz. Cebrâil şu cevabı verdi:</p>
<p><strong>&#8220;Bu senin baban Âdem&#8217;dir. Şu sağındaki, solundaki karaltılar da çocuklarının ruhlarıdır. Sağındakiler Cennetlik, solundakiler Cehennemlik olanlardır. Sağına bakınca güler, soluna bakınca ağlar.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Buradan ikinci semâya yükseldiler. Gök kapısı açıldı ve Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, orada Hz. Yahya ve Hz. İsâ (a.s.) ile karşılaştı.</p>
<blockquote><p>Hz. Cebrâil,<strong> &#8220;Bu gördüklerin Yahya ve İsâ&#8217;dır. Onlara selâm ver.&#8221; </strong>dedi.</p>
<p>Selâmlaştılar ve onlar Peygamber Efendimize,</p>
<p><strong>&#8220;Hoş geldin, safa geldin sâlih peygamber, sâlih kardeş.&#8221;</strong> dediler.</p></blockquote>
<p>Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Cebrâil ile birlikte aynı minval üzere üçüncü katta Hz. Yusuf, dördüncü katta Hz. İdris, beşinci katta Hz. Hârun, altıncı katta Hz. Mûsa ve yedinci katta da Hz. İbrâhim (a.s.) ile görüştü. Onların hepsi de kendisine &#8220;hoş geldin&#8221;de bulundular ve mirâcını tebrik ettiler.</p>
<p><strong>Sidre-i Müntehâ&#8217;da</strong></p>
<p>Cebrâil (a.s.), yedinci kat semâdan Resûl-i Ekrem Efendimizi alıp yükseklere çıkardı. Daha sonra Habib-i Kibriyâ&#8217;nın karşısına <strong>Sidre-i Müntehâ</strong> sahası açıldı.</p>
<p>Cebrâil (a.s.),</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;İşte, bu Sidre-i Müntehâ&#8217;dır. Ben, buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım.&#8221; </strong>dedi ve oradan ileriye tek adım atmadı.</p></blockquote>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, Sidre-i Müntehâ&#8217;dan dört nehirin aktığını gördü.</p>
<p>Ayrıca Peygamber Efendimiz, burada Cebrâil&#8217;i (a.s.) bir kere daha aslî şekil ve suretinde gördü. Daha önce de kendilerine Risâlet vazifesi verildiği sırada onu Mekke&#8217;nin Ciyad mevkiinde ufku kaplayan haşmetli kanatlarıyla görmüştü.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz daha sonra yanında Cebrâil (a.s.) olmadığı halde <strong>&#8220;imkân ve vücûb ortasında Kâb-ı Kavseyn ile işâret olunan&#8221; </strong>makama vardı. Bundan sonra mekândan münezzeh Zât-ı Zü&#8217;l-Celâlin sohbeti ve cemâliyle müşerref oldu.</p>
<p>Mevlid yazarı merhum Süleyman Çelebi Hazretleri, gayet nezih bir tarzda o anı şöyle tasvir eder:</p>
<blockquote><p><em>Söyleşirken Cebrâil ile kelâm<br />
Geldi Refref önüne virdi selâm.</em></p>
<p><em>Aldı olşâh-ı cihânı ol zamân<br />
Sidre&#8217;den götürdü vü gitdi hemân</em></p>
<p><em>Bir fezâ oldu o demde rû-nümâ<br />
Ne mekân var anda, ne arz ü semâ</em></p>
<p><em>Kim ne hâlidir ne mâlî ol mahal<br />
Akl ü fikr etmez o hâli fehm ü hal</em></p>
<p><em>Ref&#8217; olup ol şâha yetmiş bin hicâb<br />
Nûr-ı tevhîd açdı vechinde nikâb</em></p>
<p><em>Her birisinden geçerken ilerü<br />
Emr olurdı, &#8220;Yâ Muhammed, gel berü&#8221;</em></p>
<p><em>Çün kamusını görüp geçdi öte<br />
Vardı irişdi ol ulu Hazret&#8217;e</em></p>
<p><em>Şeş cihetten ol münezzeh Zü&#8217;l-Celâl<br />
Bî-kem ü keyf ana gösterdi cemâl</em></p>
<p><em>Zâten ol sultân-ı mâzâgâ&#8217;l-basar<br />
Eylemişti Hakka tahsîs-i nazar</em></p>
<p><em>Âşikâre gördü Rabbü&#8217;l-izzeti<br />
Âhirette öyle görür ümmeti</em></p>
<p><em>Bî-hurûf ü lafz ü savt ol pâdişah<br />
Mustafâ&#8217;ya söyledi bî-iştibâh.</em></p></blockquote>
<p><strong>Beş Vakit Namazın Farz Kılınışı:</strong></p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, Mirâc gecesinde bir çok İlâhî tecellilere, hitap ve iltifatlara mazhar kılındı. Erkân-ı îmâniyenin hakikatlarını göz ile gördü; melâikeyi, Cenneti, âhireti, hatta Zât-ı Zü&#8217;l-Celâl&#8217;i müşâhede etti.</p>
<p>Ayrıca bu gecede her gün beş vakitte namaz kılınması emredildi.Cenâb-ı Hak, ilk önce her gün <strong>50 vakit namazı farz kıldı. </strong>Peygamber Efendimiz, dönüşünde Hz. Musâ&#8217;ya uğrayınca o,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Allah Taâla, ümmetine neyi farz kıldı?&#8221;</em> diye sordu.Peygamber Efendimiz,<br />
<strong>&#8220;50 vakit namazı farz kıldı&#8221;</strong> dedi.<br />
Hz. Mûsa,<br />
<em>&#8220;Rabbine dön ve eksiltmesi için niyazda bulun! Ümmetin, buna takat getiremez&#8221; </em>dedi.<br />
Resûl-i Ekrem dönüp Cenâb-ı Hakka yalvardı. Allah Teâla, 10 vakit namazı indirdi.<br />
Resûl-i Ekrem, yine Hz. Musâ&#8217;nın yanına döndü,<br />
<strong>&#8220;Allah, 50 vakit namazdan 10 vaktini indirdi&#8221; </strong>dedi.<br />
Hz. Mûsa,<br />
<em>&#8220;Rabbine dön ve niyazda bulun. Çünkü, ümmetin buna da güç yetiremez&#8221;</em> dedi.<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz yine Cenâb-ı Hakka döndü ve niyazda bulundu. Allah Taâla 10 vakit daha indirdi.<br />
Peygamber Efendimiz, tekrar dönüp Hz. Mûsa&#8217;nın yanına geldi ve<br />
<strong>&#8220;Allah, 10 vakit daha indirdi&#8221;</strong> dedi<br />
.Hz. Mûsa yine,<br />
<em>&#8220;Rabbine dön ve niyazda bulun! Çünkü, ümmetin buna da güç yetiremez&#8221; </em>dedi.</p></blockquote>
<p>Hz. Resûlullah, yine döndü ve yüce Allah&#8217;a niyazda bulundu. Cenâb-ı Hak, yine 10 vakit daha indirdi. Aynı şekilde 10 vakte indirilinceye kadar Peygamber Efendimiz, tekrar tekrar Cenâb-ı Hakka niyazda bulundu.</p>
<p>10 vakte indirilince Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, tekrar Hz. Mûsa&#8217;ya uğradı. Hz. Mûsa yine söylediklerini tekrarladı:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Rabbine dön ve yalvar! Ümmetin bunun hakkından da gelemez&#8221; </em>dedi.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ, yine dönüp yüce Mevlâ&#8217;sına niyazda bulundu. Cenâb-ı Hak şöyle buyurdu:</p>
<p><strong>&#8220;Yâ Muhammed, Benim katımda, hüküm değişmez! Onlar, her gece ve gündüzde 5 vakit namazdır. Her namaz için de 10 ecir vardır ki, bu da 50 namaz eder.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bundan sonra Peygamber Efendimiz, yine dönüp Hz. Mûsa&#8217;ya uğradı. Hz. Mûsa,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Neyle emrolundun?&#8221;</em> diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.),<br />
<strong>&#8220;Her gün beş vakit namazla emrolundum&#8221;</strong> dedi.<br />
Hz. Mûsa,</p>
<p><em>&#8220;Ümmetin her gün beş vakit namaza da güç yetiremez. Ben, senden önce insanları, İsrâiloğullarını çok tecrübe ettim, bilirim. Sen, dön de biraz daha indirmesini Rabbinden niyaz et&#8221; </em>dedi.</p>
<p>Fakat Resûl-i Ekrem Efendimiz,</p>
<p><strong>&#8220;Rabbime çok niyâz ettim. Bir daha niyazda bulunmaya hayâ ederim&#8221;</strong>(Sîre, 2/50) dedi.</p></blockquote>
<p>Böylece, 5 vakit namaz farz kılındı ve Resûl-i Kibriyâ Efendimiz tarafından Mirâc gecesinin cin ve inse bir hediyesi oldu.</p>
<p><strong>Peygamberimizin İsrâ ve Mirâc Mûcizesini Müşriklere Açıklaması</strong></p>
<p><strong>&#8220;İmkân ile vücub ortasında Kab-ı Kavseyn ile işâret olunan makama&#8221;</strong> giren ve mekândan münezzeh olan Cenâb-ı Hakkın kelâmına ve rü&#8217;yetine mazhar olan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, aynı gece Hâne-i Saâdetine geldi. Sabahleyin mirâcını ve o ulvî seyahat esnasında gördüklerini Kureyş&#8217;e haber verip anlatmak istedi. Ancak, amcası Ebû Talib&#8217;in kızı Ümmühânî elbisesine yapışarak,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yâ Resûlallah!&#8221; dedi. &#8220;Sakın bunu halka anlatma, seni yalanlarlar ve seni üzerler.&#8221;</em></p>
<p>Fakat Peygamberimiz (s.a.v.),</p>
<p><strong>&#8220;Vallahi! Ben onu anlatacağım.&#8221;</strong> dedi ve halkın yanına varıp Mirâc&#8217;ı haber verdi. Kureyşliler şaşırdılar:</p>
<p><em>&#8220;Yâ Muhammed! Buna delilin nedir? Biz bunun bir benzerini daha şimdiye kadar işitmedik.&#8221;</em> dediler.</p></blockquote>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz şunları anlattı:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Delilim şudur ki, filân oğullarının devesine filân vadide, filân yerde rastladım. Develerini kaçırmış arıyorlardı. Onları develerine doğru kılavuzladım ve ben Şam&#8217;a yöneldim.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Sonra dönüşümde Dabhanan&#8217;a geldiğimde, filan oğullarının kafilesine rastladım, halkı uyuyordu. Onlara ait, üstü örtülü su kabının örtüsünü açıp içindeki suyu içtim. Yine eskisi gibi üzerini örttüm.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Başka bir delilim de şudur: Sizlere ait bir kafileye Ten&#8217;im yokuşunda rastladım. Önde karamtırak bir deve vardı. Üzerinde birisi siyah, öbürü alaca renkli iki çuval bulunuyordu.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Halk merak içinde ve sürâtle Seniyye mevkiine çıktı. Bir müddet sonra kafile çıkageldi. Peygamber Efendimizin haber verdiği gibi önünde karamtırak deve vardı. Gelen diğer kafileye su dolu kaplarını sordular. Onlar, su doldurup, üzerini örttüklerini söylediler. Su kabına baktılar, üzeri kendilerinin örttüğü gibi örtülü idi, ama içinde su yoktu. Müşrikler şaşırdılar, ve <em>&#8220;Tıpkı dediği gibiymiş.&#8221;</em> dediler.</p>
<p>Müşrikler, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in haber verdiği diğer haberleri de araştırdılar ve aynen söylediği gibi buldular. Buna rağmen îmân edip Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in dâvâsını tasdik etmediler.</p>
<p>İsrâ ve Mirâc mûcizesini kabul etmemekte direnen Kureyşli müşrikler, Resûl-i Ekrem Efendimizden bu hususta delil üstüne delil istemekten de geri durmuyorlardı. Bir çokları,<em> &#8220;Deve ile Mekke&#8217;den Şâm&#8217;a gidiş bir ay, dönüş de bir ay sürer. Muhammed, oraya bir gecede nasıl gidip Mekke&#8217;ye döner?&#8221; </em>dediler.<br />
İçlerinden o taraflara seyahat etmiş ve Mescid-i Aksâ&#8217;yı görmüş olanlar, Peygamber Efendimize gelerek,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Mescid-i Aksa&#8217;yı bize târif edebilir misin?&#8221; </em>diye sordular.<br />
Resulullah Efendimiz,<br />
<strong>&#8220;Gittim, târif edebilirim.&#8221; </strong>cevabını verdi.<br />
Bundan sonrasını Efendimiz şöyle anlatır:</p>
<p><strong>&#8220;Onların, yalanlamalarından ve suâllerinden pek çok sıkıldım. Hatta, o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken, Cenâb-ı Hak, birden Beytü&#8217;l Makdis&#8217;i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer târif ettim. Hattâ bana, <em>&#8216;Beytü&#8217;l-Makdisin kaç kapısı var?&#8217;</em> diye sormuşlardı. Halbuki, ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü&#8217;l-Makdis karşımda görününce, ona bakmaya ve kapılarını birer birer saymaya ve bildirmeye başladım.&#8221;</strong></p>
<p>Bunun üzerine müşrikler,</p>
<p><em>&#8220;Vallahi, tastamam ve doğru târif ettin.&#8221;</em> dediler. Buna rağmen yine îmân etmediler.</p></blockquote>
<p><strong>Hz. Ebû Bekir Tereddütsüz Tasdik Ediyor</strong></p>
<p>Mekke halkı arasında gönülleri İslâma ısınıvermiş, fakat Mirâc haberiyle birden şaşırıp kalan kimseler de vardı. Bunlar bu haberi duyar duymaz derhal Hz. Ebû Bekir&#8217;e koştular,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yâ Ebâ Bekir!&#8221; </em>dediler.<em> &#8220;Arkadaşının işinden haberin var mı? O, bu gece Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;e gittiğini, orada namaz kılıp Mekke&#8217;ye döndüğünü söyledi.&#8221;</em><br />
Hz. Ebû Bekir,<br />
<strong>&#8220;Siz bunları ondan mı duydunuz?&#8221;</strong><br />
<em>&#8220;Evet,&#8221; dediler, &#8220;aynen ondan duyduk.&#8221;</em><br />
Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir,<br />
<strong>&#8220;Vallahi,&#8221; dedi, &#8220;o söylediyse, şeksiz şüphesiz doğrudur. Siz buna hiç şaşırmayın!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Sonra da, kalkıp doğruca Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yanına gitti,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Yâ Resûlallah! Sen, şu halka bu gece, Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;e gittiğini söyledin mi?&#8221; </em>diye sordu.<br />
Peygamberimiz (s.a.v.),<br />
<strong>&#8220;Evet&#8221; </strong>deyince Hz. Ebû Bekir,<br />
<em>&#8220;Doğru söylüyorsun, senin Allah&#8217;ın resûlü olduğuna şehâdet ederim.&#8221;</em> dedi.<br />
Peygamber Efendimiz de, bunun üzerine,<br />
<strong>&#8220;Yâ Ebâ Bekir, sen zâten sıddîksın&#8221; </strong>buyurdu.8</p></blockquote>
<p>Ve, o günden itibaren Hz. Ebû Bekir, <strong>&#8220;Sıddîk&#8221; </strong>diye anılmaya başlandı. Sıddık, şeksiz, şüphesiz doğrulayan mânâsına geliyordu.</p>
<p><strong>Mi`râc`la İlgili Birkaç Suale Cevaplar</strong></p>
<p><em><strong>&#8211; Şu Mi&#8217;rac-ı Azim, niçin Muhammed-i Arabî Aleyhisselâma mahsustur?</strong></em></p>
<p><strong>&#8220;Evvelâ:</strong> Tevrat, İncil, Zebur gibi kütüb-ü mukaddeseden, pek çok tahrifata mâruz oldukları halde, şu zamanda dahi, Hüseyn-i Cisrî gibi bir muhakkik, nübüvvet-i Ahmediye&#8217;ye (a.s.m.) dâir yüz on dört işârî beşaretleri çıkarıp &#8220;Risale-i Hamîdiye&#8221;de göstermiştir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Sâniyen:</strong> Tarihçe sabit, Şık ve Sâtih gibi meşhur iki kâhinin, nübüvvet-i Ahmediye&#8217;den (a.s.m.) biraz evvel, nübüvvetine ve âhirzaman peygamberi o olduğuna beyanatları gibi; çok beşaretler, sahih bir surette tarihen nakledilmiştir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Sâlisen: </strong>Velâdet-i Ahmediye (a.s.m.) gecesinde Kâbe&#8217;deki sanemlerin sukutiyle, Kisra-yı Fârisin saray-ı meşhuresi olan Eyvânı inşikak etmesi gibi, irhasat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhurdur.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Râbian: </strong>Bir orduya parmağından gelen suyu içirmesi ve câmide bir cemaat-ı azîme huzurunda, kuru direğin, minberin naklinden dolayı müfirekat-ı Ahmediye&#8217;den (a.s.m.) deve gibi enîn ederek ağlaması; &#8220;Ve&#8217;n-şakke&#8217;l-kamer&#8221; nassı ile, şakk-ı kamer gibi, muhakkıklerin tahkikatiyle bine bâliğ mu&#8217;cizatla serfiraz olduğunu tarih ve siyer gösteriyor.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hâmisen:</strong> Dost ve düşmanın ittifakıyle ahlâk-ı hasenenin şahsında en yüksek derecede ve bütün muamelâtının şehadetiyle şecaya-yı sâmiye, vazifesinde ve tebliğâtında en âli bir derecede ve din-i İslâmdaki mehâsin-i ahlâkın şehadetiyle, şeriatında en âli hisal-ı hamîde, en mükemmel derecede bulunduğuna ehl-i insaf ve dikkat tereddüt etmez.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Sâdisen:</strong> Onuncu Söz&#8217;ün İkinci İşaretinde işaret edildiği gibi: Ulûhiyyet, muktezayı hikmet olarak tezahür istemesine mukabil en âzamî bir derecede zât-ı Ahmediyye (a.s.m.) dinindeki azamî ubûdiyetiyle en parlak bir derecede göstermiştir. Hem Hâlik-ı âlemin nihayet kemâlindeki cemâlini bir vasıta ile göstermek, mukteza-yı hikmet ve hakikat olarak istemesine mukabil; en güzel bir surette gösterici ve târif edici, bilbedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Hem Sâni-i âlemin nihayet cemâlde olan kemâl-i san&#8217;atı üzerine enzar-ı dikkati celp etmek, teşhir etmek istemesine mukabil; en yüksek bir sada ile dellâllık eden, yine bilmüşâhede o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem bütün âlemlerin Rabbi,</strong> kesret tabakatında vahdâniyetini ilân etmek istemesine mukabil-tevhidin en âzamî bir derecede-bütün meratib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem, sâhib-i âlemin </strong>nihayet derecede ve âsârındaki cemâlin işaretiyle, nihayetsiz hüsn-i zâtîsini ve cemalinin mehâsinini ve hüsnünün letâifini âyinelerde mukteza-yı hakikat ve hikmet olarak görmek ve göstermek istemesine mukabil; en şa&#8217;şaalı bir surette âyinedarlık eden ve gösteren ve sevip ve başkasına sevdiren, yine bilbedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem şu saray-ı âlemin Sânii,</strong> gayet harika mu&#8217;cizeleri ile ve gayet kıymettar cevahirler ile dolu hazine-i gaybiyelerini izhar ve teşhir istemesi ve onlarla kemalâtını târif etmek ve bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette teşhîr edici ve tavsif edici, ve tarif edici yine bilbedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem şu kâinatın Sânii,</strong> şu kâinatı enva-ı acaib ve zînetlerle süslendirmek suretinde yapması ve zîşuur mahlûkatını seyr ve tenezzüh ve ibret ve tefekkür için ona idhal etmesi ve mukteza-yı hikmet olarak onlara o âsâr ve sanayiinin mânalarını, kıymetlerini, ehl-i temâşa ve tefekküre bildirmek istemesine mukabil; en âzamî bir surette cin ve inse, belki ruhânîlere ve melâikelere de Kur&#8217;an-ı Hakîm vasıtasiyle rehberlik eden, yine bilbedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem şu kâinatın Hâkim-i Hakîmi, </strong>şu kâinatın tahavvülâtındaki maksad ve gayeyi tazammun eden tılsım-ı muğlakını ve mevcudatın &#8220;Nereden? Nereye? Ve ne oldukları?&#8221; olan şu üç sual-i müşkilin muammasını bir elçi vasıtasıyla umum zîşuurlara açtırmak istemesine mukabil; en vâzıh bir surette ve en âzâmî bir derecede hakaik-ı Kur&#8217;aniye vasıtasiyle o tılsımı açan ve o muammayı halleden, yine bilbedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem şu âlemin Sâni-i Zülcelâli,</strong> bütün güzel masnûatiyle kendini zîşuur olanlara tanıttırmak ve kıymetli ni&#8217;metlerle kendini onlara sevdirmesi, bizzarure onun mukabilinde zîşuur olanlara marziyyâtı ve arzu-yu İlâhiyyelerini bir elçi vasıtasiyle bildirmesini istemesine mukabil, en âlâ ve ekmel bir surette, Kur&#8217;an vasıtasiyle o marziyyat ve arzuları beyan eden ve getiren, yine bilbedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Hem Rabbü&#8217;l-âlemîn, meyve-i âlem olan insana, </strong>âlemi içine alacak bir vüs&#8217;at-i istidat verdiğinden ve bir ubûdiyet-i külliyeye müheyya ettiğinden ve hissiyatça kesrete ve dünyaya müptelâ olduğundan ve bir rehber vasıtasiyle, yüzlerini kesretten vahdete, fâniden bâkiye çevirmek istemesine mukabil, en âzamî bir derecede en eblâğ bir surette, Kur&#8217;an vasıtasiyle en ahsen bir tarzda rehberlik eden ve risaletin vazifesini en ekmel bir tarzda îfa eden, yine bil-bedâhe o zâttır.&#8221;</p>
<p>&#8220;İşte mevcudatın en eşrefi olan zîhayat ve zîhayat içinde en eşref olan zîşuur ve zîşuur içinde en eşref olan hakikî insan ve hakikî insan içinde geçmiş vezâifi en âzamî bir derecede, en ekmel bir surette ifa eden zât; elbette o Mir&#8217;ac-ı Azîm ile Kab-ı Kavseyn&#8217;e çıkacak, saadet-i ebediye kapısını çalacak, hazine-i rahmetini açacak, imânın hakaik-ı gaybiyesini görecek, yine o olacaktır.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Sâbian: </strong>Bilmüşâhede şu masnûatta gayet güzel tahsinat, nihayet derecede süslü tezniyat vardır. Ve bilbedâhe şöyle tahsinat ve tezyinat onların Sâniinde gayet şiddetli bir irade-i tahsin ve kasd-ı tezyin var olduğunu gösterir. Ve irade-i tahsin ve teyzin ise, bizzarure o Sânide, san&#8217;atına karşı kuvvetli bir rağbet ve kudsî bir muhabbet olduğunu gösterir. Ve masnuat içinde câmi&#8217; ve letâif i san&#8217;atı birden kendinde gösteren ve bilen ve bildiren ve kendini sevdiren ve başka masnuattaki güzellikleri &#8220;mâşaallah&#8221; deyip istihsan eden, bilbedâhe o sanatperver ve sanatını çok seven Sâniin nazarında en ziyade mahbub, o olacaktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;İşte masnûatı yaldızlayan mezâya ve mehasine; ve mevcudatı ışıklandıran letâif ve kemalâta karşı, &#8220;Sübhanallah, Mâşaallah, Allahu Ekber&#8221; diyerek semâvatı çınlattıran ve Kur&#8217;an&#8217;ın nağamatiyle kâinatı velveleye verdiren, istihsan ve takdir ile, tefekkür ve teşhir ile, zikir ve tevhid ile ber ve bahri cezbeye getiren, yine bilmüşahede o zâttır.&#8221;</p>
<p>&#8220;İşte böyle bir zât ki, &#8220;es-sebebü ke&#8217;l-fâil&#8221; sırrınca bütün ümmetin işlediği hasenatın bir misli, onun kefe-i mizanında bulunan ve umum ümmetin salâvatı, onun mânevî kemalâtına imdat veren ve risaletinde gördüğü vezaifin netaicini ve mânevî ücretleriyle beraber rahmet ve muhabbet-i İlâhiye&#8217;nin nihayetsiz feyzine mazhar olan bir zât, elbette Mir&#8217;ac merdiveniyle Cennete, Sidretü&#8217;l-Müntehâya, Arşa ve Kab-ı Kavseyne kadar gitmek, aynı hak, nefs-i hakikat ve mahz-ı hikmettir.&#8221;</p>
<p><strong><em>&#8211; Bin müşkülât ile tayyare vasıtasiyle ancak bir-iki kilometre yukarıya çıkılabiliyor. Nasıl bir insan cismiyle binler sene mesafeyi bir kaç dakika zarfında kat&#8217;eder, gider, gelir?</em></strong></p>
<p>&#8220;Arz gibi ağır bir cisim, fenninizce hareket-i seneviyesiyle bir dakikada takriben yüz seksen sekiz saat mesafeyi keser. Takriben yirmi beş bin senelik mesafeyi, bir senede kat&#8217;ediyor. Acaba, şu muntazam harekâtı ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kadîr-i Zülcelâl; bir insanı, arşa getiremez mi? Şemsin cazibesi denilen bir kanun-u Rabbâni ile Mevlevî gibi etrafında pek ağır olan cism-i arzı gezdiren bir hikmet, cazibe-i rahmet-i Rahman ile ve incizab-ı muhabbet-i Şems-i Ezel ile bir cism-i insanı berk gibi arş-ı Rahmana çıkaramaz mı?&#8221;</p>
<p><em>&#8211; Haydi çıkabilir. Niçin çıkmış? Ne lüzumu var? Veliler gibi ruh ve kalbi ile gitse, yeter?</em></p>
<p>&#8220;Madem Sâni-i Zülcelâl mülk ve melekûtundaki âyât-ı acîbesini göstermek ve şu âlemin tezgâh ve menba&#8217;larını temâşâ ettirmek ve amâl-i beşeriyenin netaic-i uhreviyesini irae etmek istemiş. Elbette âlem-i mubsıratın anahtarı hükmünde olan gözünü ve mesmuat âlemindeki âyâtı temâşâ eden kulağını, Arşa kadar beraber alması lâzım geldiği gibi, ruhunun hadsiz vezaife medar olan âlât ve cihazatının makinesi hükmünde olan cism-i mübarekini dahi, tâ Arşa kadar beraber alması muktezay-ı akıl ve hikmettir. Nasıl ki; Cennette, hikmet-i İlâhiyye cismi ruha arkadaş ediyor. Çünkü; pek çok vezaif i ubûdiyete ve hadsiz lezâiz ve âlâma medar olan cesettir. Elbette o cesed-i mübârek, ruha arkadaş olacaktır. Madem, Cennete cisim ruh ile beraber gider. Elbette Cennetü&#8217;l-Me&#8217;va gövdesi olan Sidre-i Müntehâ&#8217;ya uruc eden Zât-ı Ahmediye (a.s.m.) ile cesed-i mübârekini refakat ettirmesi, ayn-ı hikmettir.&#8221;</p>
<p><em><strong>&#8211; Birkaç dakikada binler sene mesafeyi kat&#8217;etmek, aklen muhaldir?</strong></em></p>
<p>&#8220;Sâni-i Zülcelâlin san&#8217;atında harekât, nihayet derecede muhteliftir. Meselâ: Savtın sür&#8217;atiyle; ziya, elektrik, ruh, hayal sür&#8217;atleri ne kadar mütefavit olduğu mâlum. Seyyaratın dahi, fennen harekâtı o kadar muhteliftir ki, akıl hayrettedir. Acaba lâtif cismi, urucda sür&#8217;atli olan ulvî ruhuna tâbi olmuş; ruh sür&#8217;atinde hareketi nasıl akla muhalif görünür? Hem on dakika yatsan, bâzı olur ki bir sene kadar hâlâta mâruz olursun. Hattâ bir dakikada insan gördüğü rü&#8217;yayı, onun içinde işittiği sözleri, söylediği kelimatı toplansa, uyanık âleminde bir gün, belki daha fazla zaman lâzımdır. Demek oluyor ki, bir zaman-ı vâhid, iki şahsa nisbeten, birisine bir gün, birisine de bir sene hükmüne geçer.&#8221;</p>
<p>&#8220;Şu mânâya bir temsil ile bak ki: İnsanın hareketinden, güllenin hareketinden, savttan, ziyadan, elektrikten, ruhtan hayalden tezahür eden sür&#8217;at-i harekâtta bir mikyas olmak için şöyle bir saat farzediyoruz ki: O saatta on iğne var. Birisi, saatleri gösterir. Biri de, ondan altmış defa daha geniş bir dairede dakikayı sayar. Birisi, altmış defa daha geniş bir daire içinde sâniyeleri; diğeri yine altmış defa daha geniş bir dairede sâliseleri ve hâkeza râbiaları, hâmiseleri, sâdise, sâbia, sâmine, tâsia, tâ aşireleri sayacak gayet muntazam azîm bir dairede birer ibre farzediyoruz. Faraza, saati sayan ibrenin dairesi küçük saatimiz kadar olsa; herhalde aşireleri sayan ibrenin dairesi, arzın medar-ı senevîsi kadar, belki daha fazla olmak lâzım gelir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Şimdi iki şahıs farzediyoruz: </strong>Biri, saatı sayan ibreye binmiş gibi o ibrenin hârekatına göre temâşa ediyor. Diğeri, âşireleri sayan ibreye binmiş. Bu iki şahsın bir zaman-ı vâhidde müşahede ettikleri eşya; saatimizle arzın medar-ı senevîsi nisbeti gibi, meşhudatça pek çok farkları vardır. İşte zaman -çünki &#8211; harekâtın bir rengi, bir levni yahut bir şeridi hükmünde olduğundan, harekâtta câri olan bir hüküm, zamanda dahi câridir. İşte, bir saatte meşhudatımız, bir saatin saati sayan ibresine binen zişuur şahsın meşhudatı kadar olduğu ve hakikat-ı ömrü de o kadar olduğu halde; âşire ibresine binen şahıs gibi aynı zamanda o muayyen saatte Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Burak-ı Tevfik-i İlâhîye biner; berk gibi bütün daire-i mümkinatı kat&#8217;edip, acâib-i mülk ve melekûtu görüp, daire-i vücub noktasına çıkıp, sohbete müşerref olup, rü&#8217;yet-i cemâl-i İlâhiye mazhar olarak, fermanı alıp vazifesine dönebilir ve dönmüş ve öyledir.&#8221;</p>
<p><strong><em>&#8211; Yine hâtıra gelir ki: Dersiniz,</em> <em>&#8220;Evet, olabilir, mümkündür. Fakat her mümkün vâki olmuyor? Bunun emsâli var mı ki kabul edilsin? Emsali olmayan bir şeyin, yalnız imkânı ile vukuuna nasıl hükmedilebilir?&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Biz de deriz ki: </strong>Emsali o kadar çoktur ki, hesaba gelmez. Meselâ: Her zînazar gözüyle, yerden tâ Neptün seyyaresine kadar bir saniyede çıkar. Her zîilim akliyle, kozmoğrafya kanunlarına binip, yıldızların tâ arkasına bir dakikada gider. Her ziîman, namazın ef&#8217;al ve erkânına fikrini bindirip, bir nevi Mi&#8217;rac ile kâinatı arkasına atıp huzura kadar gider. Her zîkalb ve kâmil veli, seyr ü sülük ile; Arştan ve daire-i esmâ ve sıfattan kırk günde geçebilir. Hattâ, Şeyh-i Geylânî, İmam-ı Rabbânî gibi bâzı zatların ihbarat-ı sâdıkaları ile; bir dakikada Arşa kadar uruc-u ruhânîleri oluyor. Hem ecsâm-ı nûrânî olan melâikelerin Arştan ferşe, ferşten Arşa kısa bir zamanda gitmeleri ve gelmeleri vardır. Hem ehl-i Cennet, mahşerden Cennet bağlarına kısa bir zamanda uruc ediyorlar. Elbette bu kadar nümuneler gösteriyorlar ki: Bütün evliyaların sultanı, umum mü&#8217;minlerin imamı, umum ehl-i Cennetin reisi ve umum melâikenin makbulü olan zât-ı Ahmediye&#8217;nin (a.s.m.) seyr ü sülûkuna medar bir Mi&#8217;racı bulunması ve onun makamına münasip bir surette olması, ayn-ı hikmettir ve gayet mâkuldür ve şüphesiz vâkidir.&#8221; <em>(bk. Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, Otuz Birinci Söz, s.534-536)</em></p>
<p><em><strong>&#8211; Mi&#8217;racın Semerâtı ve Faydası Nedir?</strong></em></p>
<p>&#8220;Şu şecere-i Tûba-i Mâneviye olan Mi&#8217;racın beş yüzden fazla meyvelerinden nümune olarak yalnız beş tanesini zikredeceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Birinci Meyve:&#8221;</strong></p>
<p>Erkân-ı imâniyenin hakaikını göz ile görüp, melâikeyi, Cenneti, âhireti, hatta Zât-ı Zülcelâli göz ile müşahede etmek; kâinata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur-u ezelî ve ebedî bir hediye getirmiştir ki: Şu kâinatı, perişan ve fâni ve karmakarışık bir vaziyet-i mevhûmeden çıkarıp, o nûr ve o meyve ile, o kâinatı; kudsî mektubat-ı Samedaniyye, güzel âyine-i cemâl-i Ehadiyye vaziyeti olan hakikatı göstermiş. Kâinatı ve bütün zîşuuru sevindirip mesrur etmiş. Hem o nûr ve o meyve ile beşeri; müşevveş, perişan, âciz, fakir, hâcâtı hadsiz, a&#8217;dâsı nihayetsiz ve fânî, bekasız bir vaziyet-i dalâletkâraneden o insanı o nûr, o meyve-i kudsiyye ile; Ahsen-i Takvimde, bir mucize-i kudret-i Samedaniyyesi ve mektubat-ı Samedaniyyenin bir nüsha-i câmiası ve Sultan-ı Ezel ve Ebedin bir muhatabı, bir abd-i hassı, kemâlâtının istihsancısı, halîli ve cemâlinin hayretkârı, habibi ve Cennet-i bâkıyesine namzet bir misafir-i azîzi suret-i hakikîsinde göstermiş. İnsan olan bütün insanlara, nihayetsiz bir sürur, hadsiz bir şevk vermiştir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;İkinci Meyve:&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Sâni-i mevcudat ve sâhib-i kâinat ve Rabbü&#8217;l-âlemin olan Hâkim-i Ezel ve Ebedin marziyyat-ı Rabbâniyyesi olan İslâmiyetin, başta namaz esasatını, cin ve inse hediye getirmiştir ki: O marziyyatı anlamak, o kadar merak-âver ve saadet-âverdir ki, târif edilmez. Çünki: Herkes, büyükçe bir veliyy-i ni&#8217;met, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa, ne kadar memnun olur. Temenni eder ki, &#8216;Keşki bir vasıta-i muhabere olsa idi, doğrudan doğruya o zât ile konuşsa idim. Benden ne istiyor, anlasa idim. Benden onun hoşuna gideni bilse idim&#8217; der. Acaba bütün mevcudat, kabza-i tasarrufunda ve bütün mevcudattaki cemâl ve kemalât, onun cemâl ve kemâline nisbeten zayıf bir gölge ve her anda nihayetsiz cihetlerle Ona muhtaç ve nihayetsiz ihsanlarına mazhar olan beşer, ne derece Onun marziyyatını ve arzularını anlamak hususunda hahişger ve merak-âver olmâsı lâzım olduğunu anlarsın.&#8221;</p>
<p>&#8220;İşte zât-ı Ahmediye (a.s.m.) yetmiş bin perde arkasında O Sultan-ı Ezel ve Ebedin marziyyatını doğrudan doğruya Mi&#8217;rac semeresi olarak hakkalyakîn işitip, getirip beşere hediye etmiştir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet, beşer, kamerdeki hâli anlamak için ne kadar merak eder ki: Biri gidip, dönüp haber verse. Hem ne kadar fedakârlık gösterir. Eğer anlasa, ne kadar hayret ve meraka düşer. Halbuki kamer, öyle bir Mâlikü&#8217;l-Mülk&#8217;ün memleketinde geziyor ki: Kamer, bir sinek gibi küre-i arzın etrafında pervaz eder. Küre-i arz, pervane gibi şemsin etrafında uçar. Şems, binler lâmbalar içinde bir lâmbadır ki: O Mâlikü&#8217;l-Mülk-i Zülcelâl&#8217;in bir misafirhanesinde mumdarlık eder. İşte zât-ı Ahmediye (a.s.m.), öyle bir zât-ı Zülcelâl&#8217;in şuunatını ve acâib-i san&#8217;atını ve âlem-i bekada hazain-i rahmetini görmüş, gelmiş beşere söylemiş. İşte beşer, bu zâtı, kemâl-i merak ve hayret ve muhabbetle dinlemezse, ne kadar hilâf ı akıl ve hikmetle hareket ettiğini anlarsın.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Üçüncü Meyve:&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Saadet-i Ebediyenin definesini görüp, anahtarını alıp getirmiş; cin ve inse hediye etmiştir. Evet, Mir&#8217;ac vasıtasiyle ve kendi gözüyle Cenneti görmüş ve Rahmân-ı Zülcelâl&#8217;in rahmetinin bâkî cilvelerini müşahede etmiş ve saadet-i ebediyeyi katiyyen hakkalyakîn anlamış ve saadet-i ebediyenin vücudunun müjdesini cin ve inse hediye etmiştir ki: Bîçâre cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zevâl ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i canhıraşanede oldukları hengâmda; şöyle bir müjde, ne kadar kıymettar olduğu ve idam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-âver olduğu târif edilmez. Bir adama, idam edileceği anda, onun affıyla kurb-u şâhânede bir saray verilse, ne kadar sürura sebeptir. Bütün cin ve ins adedince böyle sürurları topla, sonra bu müjdeye kıymet ver.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Dördüncü Meyve:&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Rü&#8217;yet-i Cemâlûllah meyvesini kendi aldığı gibi, o meyvenin her mü&#8217;mine dahi mümkün olduğunu, cin ve inse hediye getirmiştir ki, o meyve, ne derece leziz ve hoş ve güzel bir meyve olduğunu bununla kıyas edebilirsin. Yâni; her kalb sahibi bir insan; zîcemâl, zîkemâl, zîihsan bir zâtı sever. Ve o sevmek dahi, cemâl ve kemâl ve ihsanın derecatına nisbeten tezayüd der, pereştiş derecesine gelir, canını feda eder derecede muhabbet bağlar. Yalnız bir defa görmesine, dünyasını feda etmek derecesine çıkar. Halbuki; bütün mevcudattaki cemâl ve kemâl ve ihsan, Onun cemâl ve kemâl ve ihsanına nisbeten, küçük birkaç lemaatın güneşe nisbeti gibi de olmaz. Demek nihayetsiz bir muhabbete lâyık ve nihayetsiz rü&#8217;yete ve nihayetsiz bir iştiyâka elyak bir Zât-ı zülcelâli ve&#8217;l-kemâlin saadet-i ebediyede rü&#8217;yetine muvaffak olması ne kadar saadet-âver ve medar-ı sürur ve hoş ve güzel bir meyve olduğunu insan isen anlarsın.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Beşinci Meyve:&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;İnsan, kâinatın kıymettar bir meyvesi ve Sânî-i kâinatın nâzdar sevgilisi olduğu, Mi&#8217;rac ile anlaşılmış ve o meyveyi, cin ve inse getirmiştir. Küçük bir mahlûk, zayıf bir hayvan ve âciz bir zişuur olan insanı, o meyve ile o kadar yüksek bir makama çıkarır ki; kâinatın bütün mevcudatı üstünde bir makam-ı fahr veriyor. Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#8217;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez. Çünki; âdi bir nefere denilse, &#8216;Sen, müşir oldun.&#8217; Ne kadar memnun olur. Halbuki; fânî, âciz bir hayvan-ı nâtık, zevâl ve firak silsilesini daima yiyen bîçâre insana, birden ebedî, bâki bir Cennette, Rahîm ve Kerim bir Rahmanın rahmetinde ve hayal sür&#8217;atinde, ruhun vüs&#8217;atinde, aklın cevelânında, kalbin bütün arzularında, mülk ve melekûtunda tenezzühe, seyerana ve cevelâna muvaffak olduğun gibi, saadet-i ebediyede rü&#8217;yet-i cemâline de muvaffak olursun, denildiği vakit, insaniyeti sukut etmemiş bir insan, ne kadar derin ve ciddi bir sevinç ve sürûru kalbinde hissedeceğini tahayyül edebilirsin. Sana iki küçük temsil ile bir-iki meyvenin derece-i kıymetini göstereceğiz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Meselâ: </strong>Senin ile biz beraber bir memlekette bulunuyoruz. Görüyoruz ki; her şey bize ve birbirine düşman ve bize yabancı&#8230; Her taraf müthiş cenazelerle dolu&#8230; İşitilen sesler yetimlerin ağlayışı, mazlumların vaveylâsıdır. İşte biz, şöyle bir vaziyette olduğumuz vakitte; biri gitse, o memleketin padişahından bir müjde getirse; o müjde ile, bize yabancı olanlar ahbap şekline girse. Düşman gördüğümüz kimseler, kardeşler suretine dönse, o müthiş cenazeler, huşû ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse. O yetimâne ağlayışlar, senakârane &#8216;yaşasınlar&#8217; hükmüne girse. Ve o ölümler ve o soymaklar, garâtlar; terhisat sûretine dönse. Kendi sûrurumuz ile beraber, herkesin süruruna müşterek olsak; o müjde ne kadar mesrurane olduğunu elbette anlarsın. İşte Mi&#8217;rac-ı Ahmediye&#8217;nin (a.s.m.) bir meyvesi olan nur-u îmândan evvel şu kâinatın mevcudatı, nazar-ı dalâletle bakıldığı vakit; yabancı, muzır, müz&#8217;iç, muvahhiş ve dağ gibi cismler birer müthiş cenaze; ecel herkesin başını kesip ademâbâd kuyusuna atar. Bütün sadalar, firak ve zevalden gelen vaveylâlar olduğu halde, dalâletin öyle tasvir ettiği hengâmda; meyve-i Mi&#8217;rac olan hakaik-ı erkân-ı îmâniye nasıl mevcudatı sana kardeş&#8217;, dost ve Sâni-i Zülcelâline zâkir ve müsebbih; ve mevt ve zeval, bir nevi terhis ve vazifeden âzâd etmek; ve sadalar, birer tesbihat hakikatında olduğunu sana gösterir.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;İkinci temsil:</strong> Senin ile biz, sahrayı kebir gibi bir mevkideyiz. Kum denizi firtınasında, gece o kadar karanlık olduğundan, elimizi bile göremiyoruz. Kimsesiz, hâmisiz, aç ve susuz, me&#8217;yus ve ümitsiz bir vaziyette olduğumuz dakikada, birden bir zât, o karanlık perdesinden geçip, sonra gelip, bir otomobil hediye getirse ve bizi &#8216;bindirse, birden cennet-misâl bir yerde istikbalimiz te&#8217;min edilmiş, gayet merhametkâr bir hâmimiz bulunmuş, yiyecek ve içecek ihzar edilmiş bir yerde bizi koysa; ne kadar memnun oluruz, bilirsin.&#8221;</p>
<p>&#8220;İşte o sâhra-yı kebir, bu dünya yüzüdür. O kum denizi, bu hâdisat içinde harekât-ı zerrat ve seyl-i zaman tahrikiyle çalkanan mevcudat ve bîçâre insandır. Her insan, endişesiyle kalbi dâğdâr olan istikbali; müdhiş zulümat içinde, nazar-ı dalâletle görüyor. Feryadını işittirecek kimseyi bilmiyor. Nihayetsiz aç, nihayetsiz susuzdıır. İşte, semere-i Mi&#8217;rac olan marziyyat-ı İlâhiyye ile şu dünya, gayet kerîm bir Zâtın misafirhanesi, insanlar dahi, onun misafirleri, me&#8217;murları, istikbal dahi, cennet gibi güzel, rahmet gibi şirin ve saadet-i ebediye gibi parlak göründüğü vakit; ne kadar hoş, güzel, şirin bir meyve olduğunu anlarsın&#8230;&#8221;<em>(bk. Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, Otuz Birinci Söz, s.533-547)</em></p>
</div>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-mucizesi/">İsra ve Mirac Mucizesi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/isra-ve-mirac-mucizesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mirac’a Hazırlık &#8211; Bir Ayet Bir Hadis</title>
		<link>https://hacialibayram.com/miraca-hazirlik-bir-ayet-bir-hadis/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/miraca-hazirlik-bir-ayet-bir-hadis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Apr 2017 15:18:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bir Ayet Bir Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[islamın mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[mirac gecesi yaşananlar]]></category>
		<category><![CDATA[miraç ismi]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili 2017]]></category>
		<category><![CDATA[miraç konusunda ayet]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nedir kısaca]]></category>
		<category><![CDATA[miraç olayı]]></category>
		<category><![CDATA[miraç olayı kısaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=9110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirac’a Hazırlık &#8211; Bir Ayet Bir Hadis Cenâb-ı Hak buyuruyor: “«Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?» derler. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım. Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.”  (Ankebût, 50-51) Rasûlullah (sav) buyurdular: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/miraca-hazirlik-bir-ayet-bir-hadis/">Mirac’a Hazırlık &#8211; Bir Ayet Bir Hadis</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 24pt; color: #008080;"><strong>Mirac’a Hazırlık &#8211; Bir Ayet Bir Hadis</strong></span></p>
<div id="attachment_9111" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-9111" class="size-medium wp-image-9111" src="https://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Mirac’a-Hazırlık-Bir-Ayet-Bir-Hadis-300x218.jpg" alt="" width="300" height="218" srcset="https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Mirac’a-Hazırlık-Bir-Ayet-Bir-Hadis-300x218.jpg 300w, https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2017/04/Mirac’a-Hazırlık-Bir-Ayet-Bir-Hadis.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-9111" class="wp-caption-text">Mirac’a Hazırlık &#8211; Bir Ayet Bir Hadis</p></div>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong><span style="color: #808000;">Cenâb-ı Hak buyuruyor:</span></strong></span></p>
<p>“<b>«Ona Rabbinden </b>(başkaca) <b>mucizeler indirilmeli değil miydi?» derler. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım. Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.” </b><b> </b>(Ankebût, 50-51)</p>
<p><span style="font-size: 18pt; color: #808000;"><strong>Rasûlullah (sav) buyurdular:</strong></span></p>
<p><i>“Gönderilen her peygambere, insanların hidâyetine vesîle olacak bir mûcize muhakkak verilmiştir. Bana verilen de Allâh’ın bana vahyettiği kelâm nev’inden olan Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu sebeple kıyâmet günü ümmetimin diğer ümmetlerden sayıca daha çok olmasını ümîd ediyorum.”</i> (Buhârî, İ’tisam 1, Fedâilü’l-Kur’ân 1; Müslim, Îmân, 279)</p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif; color: #ff00ff;">İs­râ ve Mî­râc Ge­ce­si’nde, Fahr-i Kâ­inât (sav)’in Hak Te­âlâ ile vus­la­tın­dan ev­vel, kalb-i pâk-i ne­be­vî­le­ri üçün­cü de­fâ ilâ­hî te­cel­lî­le­re ha­zır­la­na­rak sa­dır­la­rı îman ve hik­met­le dol­du­rul­muş­tur.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif; color: #ff00ff;">Ra­sû­lul­lâh (sav) bu hâ­di­se­yi şöy­le an­la­tır:</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif; color: #ff00ff;"><i>“Ben Kâ­be’nin Ha­tîm kıs­mın­da ya­tı­yor­dum. Uy­ku ile uya­nık­lık ara­sın­da ba­na bi­ri gel­di, şu­ra­dan şu­ra­ya ka­dar (göğ­sü­mü) yar­dı. </i>(Bu sö­zü­nü söy­ler­ken bo­ğaz çu­ku­run­dan kıl bi­ten ye­re ka­dar olan kıs­mı gös­te­ri­yor­du.)<i> Kal­bi­mi çı­kar­dı. Son­ra ba­na, içe­ri­si îman ve hik­met­le</i><i>do­lu, al­tın­dan bir kab ge­ti­ril­di. Kal­bim (çı­ka­rı­lıp su ve Zem­zem ile) yı­kan­dı. Son­ra içe­ri­si îman ve hik­met­le dol­du­ru­lup tek­rar ye­ri­ne kon­du…”</i> (Bu­hâ­rî, Bed’ü’l-Halk 6, En­bi­yâ 22, 43; Müs­lim, Îman 264)</span></p>
<p><span style="color: #808000;"><b><i>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna</i></b><b><i> (Allah’ın En Güzel İsimleri)</i></b></span></p>
<p style="text-align: left;"><b>el-Muahhir</b><strong>:</strong> İstediğini geride bırakan, arkaya koyan, hikmeti gereği tehir edilmesi gerekenleri erteleyen demektir.</p>
<p><span style="color: #808000;"><b><i>Kısa Günün Kârı</i></b></span></p>
<p style="text-align: left;">Yarın Mirac kandili, bu vesileyle gündüzünde de oruçlu bulunmalıdır. Ma&#8217;sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur.</p>
<p><span style="color: #808000;"><b><i>Lügatçe</i></b></span></p>
<p style="text-align: left;"><b>hidâyet: </b>Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak.<b><br />
vahy: </b>Bir fikrin, bir hakikatın veya emrin Allah (cc) tarafından Peygambere bildirilmesi.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/miraca-hazirlik-bir-ayet-bir-hadis/">Mirac’a Hazırlık &#8211; Bir Ayet Bir Hadis</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/miraca-hazirlik-bir-ayet-bir-hadis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
