<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>maneviyat arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/maneviyat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/maneviyat/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2021 08:35:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>maneviyat arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/maneviyat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mahşeri gördüm galiba (Azize&#8217;ye mektuplar 1)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/azizeye-mektuplar01-mahseri-gordum-galiba/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/azizeye-mektuplar01-mahseri-gordum-galiba/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2021 08:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azize'ye Mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[rüyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=1329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahşeri gördüm galiba 01 Haz 2021 &#8211; Aleykümselâm azize Bacı’m; Mesajınızı düzenledim&#8230; Aşağıdaki şekle geldi&#8230; Okuyun ve hata var mı, eksiğini fazlasını tespit ederek bana yeniden gönderin ki yorumlamak cevap vermek istiyorum. Eğer eksik bıraktığınız bir durum varsa onları da yazın lütfen. Dünyamız görünüşe göre çok şeylere gebe. Gelişmeler çok hızlı. Efendimizden çok farklı kanallardan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/azizeye-mektuplar01-mahseri-gordum-galiba/">Mahşeri gördüm galiba (Azize&#8217;ye mektuplar 1)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Mahşeri gördüm galiba</h1>
<p>01 Haz 2021 &#8211; Aleykümselâm azize Bacı’m; Mesajınızı düzenledim&#8230; Aşağıdaki şekle geldi&#8230; Okuyun ve hata var mı, eksiğini fazlasını tespit ederek bana yeniden gönderin ki yorumlamak cevap vermek istiyorum. Eğer eksik bıraktığınız bir durum varsa onları da yazın lütfen.<br />
<strong>Dünyamız görünüşe göre çok şeylere gebe. Gelişmeler çok hızlı. </strong></p>
<p><strong>Efendimizden çok farklı kanallardan müjdeli haberler alıyorum. Mesajından anlaşılan, yeniden keşifleriniz açılıyor. Altı ay kadar önce aramıza senin gibi bir değerli keşif ehli kardeşimiz daha katıldı. İnşaAllah sen de yeniden aydınlık keşiflere başlayacaksın. Ve gördüklerinizi inşaAllah bize dikkatle, eksiksiz gönderirsiniz.</strong></p>
<p>Selam es selame.</p>
<p><strong>İşte düzenlenmiş mektubunuz;</strong><br />
Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun değerli büyüğüm.</p>
<p>“Vay be” şiirinizi okudum. Bir dalgalanma, sıkıntı mı var; ruh dünyasının gidişatında.<br />
Her yapılan kötülük İslam’a Müslümanlara yükleniyor. Yapanlarınsa yüzlerinde secde izleri nurları yok. <strong>Baktığımda tanırım Rabbimin izniyle. Demeseler de kim mümin kim değil alenen görürüm&#8230; Ben o pislikleri yapanları da perdeli şekilde adeta parçalayan / cani yüzler olarak görüyorum. Çoğu mümin değil eminim;</strong> onların kimler olduğu da kesin.<br />
Onlar esasta acındırma gösterisi yapan, yaptıklarını satıp kazanmak isteyen, canların kaybıyla nara atan insanlar; <strong>yeyip içtikleri masumların canları.</strong></p>
<p>Allah’ büyük; iki gündür bir hal var, çoktandır görmediğim babamı görüyorum. Sonra <strong>camiler, camiler, camiler. Fakat camiler ortadan ikiye ayrılmış; bir kısmı bar kahve, bir kısmı öyle, o biçim.</strong></p>
<p><strong>Diyorum neden böyle; izle diyorlar; camiler bütünleşiyor. Ahali namazda ama namaz halinde aslında çoğu oyun oynuyor, içki içiyor. Babam diyordu ki kızım de bakalım bunlar namazdalar mı?</strong><br />
-hayır diyorum, bana gösterilen batınları, zahirde kılıyorlar diyorum.<br />
Anında baktım o güzelim camiler ikiye bölündü. Namaz kılınan yerden bir iç kapıyla yanındaki kahve bar ya da kiliseye geçiliyordu.<br />
Deniyordu ki; &#8216;<strong>&#8216;beyazla siyah ayrıldı, ayrılacak&#8221;</strong>. Fakat üstteki çatı güya cami Neden böyle diyorum. Babam; <strong>Allah-u âlem bak bak diyor&#8230;</strong><br />
<strong>Size ilk tanıştığımız yıllarda anlattığım, ufakken çoğu şeyi gösteren dedem; &#8221;vakit tamam&#8221; diyor, durmadan okuyarak yüzümü mesh ediyordu.</strong><br />
Ufakken gördüklerimden de çok görüyorum dede diyordum. O hala <strong>vakit tamam bak bak dikkatlice, gör ve anlat diyordu.</strong><br />
Sen gerçekleri görüyorsun dede, neden soruyorsun dedim. O dedi ki hani <strong>‘’dede daha görmek istiyorum manayı demiştin ya’’ gör istedik, istendi.</strong><br />
<strong>Ben senden hiç ayrılmadım, baban ayrılmadı. Hocan, deden ve o nebi ruhaniyeti, iyi bak, hep yakınında diyordu.</strong><br />
Oysa rüyalarımda konuktular, tanıdıklarım dünyaya veda ettiler, yalnızım ama ayaktayım diyordum.</p>
<p><strong>Dünyada alttakilerin üste çıkarıldıklarını, balıkların dahi ateşsiz piştiklerini gördüm, yedim.</strong> O balıklar dünyadaki balıklara benziyor ancak lezzetleri farklıydı.<br />
Gözlerimi kapadığımda babama bunları neden anlatmadın diyorum. <strong>Elime verdiği bir deftere ‘’bu bir kitap diyor. Bunlar boş görünür ama gören görür,’’ diyor. Açıyorum oysa hepsi yazı dolu. Okuyayım mı diyorum, oku diyor.</strong><br />
<strong>Okurken sanki arkada yazıyı yazan dünyadakileri görüyordum.</strong><br />
<strong>Ve değişen iklimlerle birlikte değişen birçok şeyi de.</strong></p>
<p>Ve diyorlardı; <strong>insanlar artık saklayamayacak.</strong><br />
<strong>Onlara yapıştırılanla kim mümin, kim ne, ne değil bilinecek. Caddelere doluşmuşlar; gelen geçeni damgalıyorlardı ve ben seyrediyordum.</strong></p>
<p>&lt;<strong>Tamam, bulduk, yakaladık, kaçacaktı</strong>&gt; deyip yok ediliyorlardı bazıları. <strong>Onların yerlerine kopyaları geçiyordu.</strong> Sözde müminler ama zikirleri de fikirleri de farklı&#8230; <strong>Müminler gibi giyinen ama mümin olmayanlar.</strong></p>
<p>&#8211;<strong>çok can yanacak çok,</strong> deniyordu.<br />
Ağlaşanlar, feryat edenler ortalığı dolduruyordu. Kimileri ise sessizce son anlarını yaşıyorlardı.<br />
<strong>Öte yandan kimi kıraç çöllerde güller açıyor, yer altında saklanan sular yeryüzüne fışkırıyor, şimdiye kadar susuzlar su diye koşuyorlardı.</strong><br />
Kuraklıkla, kıtlıkla debelenenler, her şeye kavuşuyorlar ama sanki insandan daha çok insancıklardı. <strong>Üzülür görünürken dans eden, namaza diye giden ama camide diğer yana,bar görünümlü yere geçenler&#8230;</strong><br />
Vefat eden Ahmet dedem;<br />
&#8211;<strong>bak kızım bak ne hale geldiler gelecekler,</strong> diyordu.<br />
Uyandım, dudağım uçuklamış korkudan. ama gün günü, sene seneyi aratacak gibi. Allah’ büyük fakat çocukken yalvarıp da takat getiremem diye ara verilenler neden tekrar zamanı geldi diye gösteriliyor. Oysa acizim çok aciz, duadan başka edemiyorum. Allah yardımcısı olsun herkesin. <strong>Gelecek çoğu şeyleri beraberinde getiriyor.</strong><br />
<strong>Neden tüm ölülerin canlanıp çıktıklarını, insanlar arasına katıldıklarını, onlar esefle bakarken kimse görmüyor.</strong> Acayip şeyler görüyorum, kâbus diyorum.</p>
<p>Allah büyük önceleri huzur vardı. Şimdilerde güya her imkân var ama huzur yok,<br />
mutluluklar sahte. Her insan da diğer yanını göstermek zorundaymış gibi yaşamak niçin bilmem.</p>
<p><strong>Sırlarla dolu âlemde olanlar, gidişat, gördüklerim umut verirken korkutuyor da</strong>.Kalp çarpıntım rahatsızlığım azalır gibiydi, <strong>ne zaman bu keşifleri görsem o çarpıntıyla uyanıyorum. Sebebi gördüklerim, biliyorum.</strong></p>
<p>Babamla dedem; <strong>&lt;normal çoğu insan takat getiremez, bu kızımız getiriyor&gt;</strong> diyorlardı.<br />
Sürekli dualar ediliyordu maneviyatım için. <strong>Dua erleri vardı kapılardan kovulan, iyilerle kötüler iç içeydiler büyüğüm.</strong></p>
<p>Ama bu zulmet neden galip gösteriliyordu, <strong>gerçekte ve rüyalarda neden cinnet geçirenler artıyor, artacak deniliyordu.</strong> Allah yardımcısı olsun tüm insanlığın. Hakkınızı helal edin. <strong>Gördüklerimden bir nebze bile değil bu anlattıklarım ama günlerdir yineleniyor bu.</strong> Bir yandan nurlar direk olurken diğer yanda o nurlara bedel ödeyenler içler acısıydı.<br />
Allah’ a emanet olun selam ve dua ile. Bacınız azize</p>
<p>Aleykümselâm&#8230; Doğru olmuş.<br />
Hala anlamıyorum neden devam ediyor, <strong>mesela bu gece gördüklerimde de mahalledeki elektrik direkleri olur ya onların diplerine insanlar bağlanmıştı, sözde mümindi kıyafetleri.</strong> Gelen geçen sopalarla vuruyorlardı. <strong>Vuranlar ise sofrada, keyif içinde yeyip içip eğleniyorlardı. Müminler feryat figan ederken eğlence yapıyorlardı.</strong> Yazık değil mi dedim; <strong>hak ettiler deniyordu.</strong></p>
<p>Anlamadığım şu, <strong>o dövülenlerin bazılarının yüzleri nurluydu.</strong> Her vuruluşta Allah diyorlardı, diğerleri ise yalvarıyordu. <strong>Görünüşte sahteler çoktu, gerçek olanlar azdı,</strong> yaşlarla kurular yan yanaydı.</p>
<p><strong>Öte yandan insanlar kabirlerinden çıkıyordular, ama hepsi, iğne atsan basılacak yer yoktu dünyada. Kimileri o dirilenlere doğru koşuyorlardı, kimileri hiçbir şeyi fark etmiyorlardı. O dirilenler ağlıyorlardı, çok azı neşeliydiler.</strong><br />
Her dirilenin adı öyle tez geçiyordu ki ekranda, takip etmekte zorlandım. <strong>Aynen televizyon ekranı gün be izliyordum..</strong>. <strong>Bazılarını ise gökten kuşlar getirip bırakıyordular. Dirilenlerin bazıları nehirlerden, deryadan, kuyulardan her yerden çıkarılıyordu. İnsanlar adeta sarhoştular, yaşayanlar.</strong></p>
<p><strong>Sanırım mahşerle tekrar dirilişi gördüm. Çünkü bazı kabirdekiler üzerinde nurlarla çıktılar. Onlar kendi halinde bir yere gidiyorlardı. İnsanlar görmediği halde oraya yönlendiler.</strong><br />
<strong>Fakat hayret neden gökyüzü, her şey boşluktu, sessizdi. Bir uf bile yankılanıyordu.</strong><br />
Bu gece gördüğüm bu. Uykum da kaçtı dua ettim. Allah hayırlara vesile etsin.<br />
Ahmet dede yanımda, rüyamdaydı. Bu gece gördüklerim çok korkutmadı; <strong>kızım dikkatle bak diyordu durmadan.</strong><br />
<strong>Ama gerçek dua erleri öyle çok ki&#8230;</strong><br />
Gördüğüm tecelli için, <strong>‘’neyse o olur’’</strong> diyordu, dedem durmadan.<br />
Allah razı olsun. Selam ve dua ile.<br />
Bacınız <strong>Azize”</strong></p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>20 Nis 2015, 21:55</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/azizeye-mektuplar01-mahseri-gordum-galiba/">Mahşeri gördüm galiba (Azize&#8217;ye mektuplar 1)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/azizeye-mektuplar01-mahseri-gordum-galiba/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manevi Yolculuk &#8211; Süluk Sefer</title>
		<link>https://hacialibayram.com/manevi-yolculuk-suluk-sefer/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/manevi-yolculuk-suluk-sefer/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2021 11:42:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[MANEVİ YOLCULUK]]></category>
		<category><![CDATA[maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[SÜLUK SEFER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=4375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manevi Yolculuk &#8211; Süluk Sefer Bütün bu yazdıklarımız manevi bir eğitimden geçmek suretiyle, emek verilerek elde edilecek mertebeleri anlatıyor.Pekiyi,ben de kendimi geliştirmek suretiyle Allah’a yakın olmak istiyorum, dünyamı ve ahiretimi kazanmak istiyorum diyen bir kişi hangi çabaları gösterip,nasıl bir yol izleyerek başarabilir?. Bilesin ki; Azizim şimdi anlatacağımız bölüm bunun içindir. Allah yar ve yardımcın olsun; [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/manevi-yolculuk-suluk-sefer/">Manevi Yolculuk &#8211; Süluk Sefer</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: left;">Manevi Yolculuk &#8211; Süluk Sefer</h1>
<p style="text-align: left;">Bütün bu yazdıklarımız manevi bir eğitimden geçmek suretiyle, emek verilerek elde edilecek mertebeleri anlatıyor.Pekiyi,ben de kendimi geliştirmek suretiyle Allah’a yakın olmak istiyorum, dünyamı ve ahiretimi kazanmak istiyorum diyen bir kişi hangi çabaları gösterip,nasıl bir yol izleyerek başarabilir?.<br />
Bilesin ki;<br />
Azizim şimdi anlatacağımız bölüm bunun içindir.<br />
Allah yar ve yardımcın olsun;<br />
Bu iş, bir insan için en büyük ideal ve kurtuluştur. <strong>Allah ve resulünün dostluğunu kazanmak</strong>; doğal olarak yüksek karakter ve üstün bir çaba gerektirir. Herkesin karı değildir. Çünkü;<br />
Bu yolculuğun önü sonu yoktur.<br />
Bir kürenin dışından merkezine,aynı uzaklıkta sayısız doğruyla ulaşabilirsiniz.Gerçeğe ulaşmanın yolu sayısızdır. Bu nedenle <strong>bütün dinler ve mezheplerle tarikatlar, kendilerinin en iyi ve en kısa yol olduklarını iddia ederler..</strong></p>
<p style="text-align: left;">Her yol, ondan ona çıkar. Ancak bir insan, ömrünün 70–80 ortalama yıl olduğunu düşünürseniz, zaman kısa, yol uzundur. Geçmiş kaynaklardan ve <strong>Yüce kitabımız Kuran-ı Kerimden anladığımız odur ki</strong>; bize lazım olan İslami metotlar, denenmiş yollardır.<br />
Bu denenmiş yola;<br />
Tasavvuf ehli, YOLCULUK;(süluk,) demişlerdir.<br />
Bu yolculuk ana hatlarıyla, üç safhada izah edilebilir.</p>
<p style="text-align: left;">I…Bilinmelidir ki;<br />
<strong>Her sahsın, Zat-ı İlahide adalet üzere, gerçek bir yeri vardır.</strong> Hakk, her yarattığını severek yarattı. Belli bir maksat ve görevle, ihtiyaç duyacağı yeteneklerle var kıldı. Hiç bir fazlalık ve eksiklik olmamak kaydıyla <strong>’El Kamil’ i</strong>sminin gereği olarak, ilahi kudretiyle donattı.</p>
<p style="text-align: left;">Yaratmak istediği her gerçeği;<strong>’’Aklı Evvel’</strong>de planladı, programladı, zamandan münezzeh, mekândan arî olarak, kendi kendisiyle kaim kıldı. Dilediği zamanda bu aleme intikalini sağladı.. Bu intikalde sırasıyla; <strong>Nefs-i külli, arş ve kürsiyi aşırdı</strong>; tabaka tabaka gökleri devredip ateş küresine indirdi.<br />
Havaya, suya,torağa,bitkiye,hayvana ve en sonunda insana ulaştırdı.<br />
Bütün bu yolculuk sırasında her merhalede meydana getireceği işleri eksiksiz yapacak meleklerini, ihtiyaç duyulduğu anda var ederek, sistemde en ufak bir hataya meyden vermeden,muradını yerine getirdi.<br />
<strong>O Halık ve Kadirdir. </strong>Bütün bu anlatımlardan, <strong>yaratılanın yaratandan ayrı olduğunu düşünmemelisin.</strong><br />
<strong>Zat kendisi, sıfat kendisi..</strong><br />
<strong> O var, başka bir şey yok…bilmelisin………….</strong><br />
Özetle;<br />
O;<br />
kendinden kendine tecelli etmektedir..<br />
Günümüz biliminden ifadeler kullanırsak şöyle diyebiliriz:<br />
Ezeli olan; Hakkın öz varlığına,Nur,  <strong>Özenerji</strong> diyebilirsin. Bu öz enerjiden yaratmanın <strong>ilk</strong> kademesi olarak <strong>melekler yaratıldı</strong>. <strong>Melekler</strong> madde ötesi <strong>Nur</strong> varlık<strong>lardır.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bir kademe genleşen öz enerji, <strong>Nar</strong> olarak isimlendirilen bir alt enerjiye dönüştü.  <strong>Cinler</strong> bu makamda <strong>yaratılmıştır.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bildiğimiz ateş ile nur arası bir makam, burası. Kur’an-ı Kerim’de <strong>dumansız ateş</strong> olarak tanımlanan bir enerji türü. Burda hız, ışık hızı mertebesinde olmasına rağmen, yanan veya yakan bir şey değil. Bilimsel terimlerle boğmanın bir yararı yok. Ayrıca konumuzun anlaşılması için daha fazla anlatıma gerekte yok. Daha ileri fikir edinmek isteyenler için, <strong>kuantum fiziği ile ilgili kaynaklardan yararlanmak mümkündür</strong>. Eski kaynakların dili ile günümüzün dili arasındaki farklılıktan dolayı bir takım anlaşmazlıkların olması da doğal sayılmalı. Bu enerji, yaratmanın bir kademe daha ötelenirken, Öz’den uzağa atılırken seyrekleşti ve <strong>bildiğimiz ateş</strong> konumuna geldi. Bundan <strong>önceki enerji türleri için çeşitli ışınları; </strong><strong>Radyo dalgası ve benzeri dalgaları, radyasyonu tahayyül edebilirsin.</strong><br />
Sonrası; ateşin ayrıştırdığı, şekilden şekle intikal ettirdiği, madde alem ki;,Yaratılmanın ilk safhası olan bu safhada, <strong>âlemlerin ihtiyacı olan enerji maddeye hapsedildi.</strong><br />
Sonra;<br />
Azizim; beşeri akıl (akl-ı maaş) ca daha kolay kavranılabilen, bu âlem için;<br />
<strong>Batın-Zahire zuhur etti;</strong> denilir.<br />
Fizik âlemde şu anda da aynı yaratma aralıksız devam edip durmaktadır. Örneğin;<strong> insan</strong> kur’anda anlatıldığı gibi: <strong>topraktan yaratılmaya devam etmektedir.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Âlemler, baştan sona;<br />
<strong>‘’Allah yerlerin ve göklerin nurudur. İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.’’</strong><br />
Ayetinde anlatıldığı üzere bilinir. Madde âleminin adı;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>ESFEL-İ SAFİLİN</strong> dir.<br />
Böylece <strong>Allah</strong>’ın nuru(öz enerji <strong>ile</strong>) <strong>aramıza yetmiş İki bin perde girmiş oldu.</strong><br />
Düşe kalka;<br />
Bu mertebeye kadar gelen, hissettiğimiz, bilebildiğimiz varlığın bulunduğu bu makamın<strong> bir adı</strong> da<strong>’’ Aklı Kül ‘’dür.</strong> Yine bazı kaynaklarda <strong>ALA-İ İLLİYİN</strong> olarak geçer.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>‘’Biz insanı,en güzel şekilde yarattık.Sonra esfel-i safiline indirdik.’’(93 / 4-5 )</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Anlatılan bu mertebelerin hepsi;</strong><br />
Allah nurunun, insanlık mertebesine varıncaya kadar geçen <strong>birinci yolculuğudur.</strong> İlk merhaleleridir. Geldiğimiz her merhalenin tecellilerini bünyemizde taşır halde, tam, <strong>kâmil</strong> <strong>bir vasıfta</strong> yaratıldık.<br />
<strong>Üst üste yedi bedenle var edildik;</strong></p>
<p>Ruh beden<br />
nefis beden<br />
melek beden<br />
cin beden<br />
enerji beden<br />
nur beden<br />
biyolojik (fizik) beden</p>
<p style="text-align: left;">Ayrıca fizik bedeni oluşturan, dört ana unsuru bu sayıya ilave edersek, beden sayısını on bire çıkarabiliriz.<br />
Hava*,ateş*,su* ve Toprak*.Bunlara; Katı, sıvı, gaz ve enerji de diyebilirsin.<br />
<strong>Evrenin,</strong> hakikat âlemi ve ahiret âlemi olarak <strong>yirmi bir boyut olduğu</strong> keşif sahiplerince <strong>biliniyor.</strong><br />
On boyut ahirete, on boyut dünyaya ait;<br />
<strong>İkisinin tam ortası, sınır bir yarı madde, yarı mana boyut var ki hem yaratılmanın olup durduğunun ispatı, hem iki âlem arası geçiş kapısıdır.</strong> İki âlemin, her iki yandan da onbirinci boyutu olan bu ara boyutla ayrılmış olduğu ehlince bilinmektedir.<br />
<strong>Bu taraf YASİN,</strong><br />
<strong> öbür taraf TAHA dır.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu <strong>(Araf)</strong>sınırın, <strong>Leptokuarklardan</strong> oluştuğu günümüzde birçok entelektüelce biliniyor. <strong>Öbür</strong> âlemden kastımız <strong>mana âlemi,</strong> <strong>bu</strong> âlemden kastımız <strong>madde âlemidir</strong>. İkisine birlikte <strong>Cem âlemi tabiri kullanılır.</strong></p>
<p style="text-align: left;">İnsan, geldiği ve döneceği yeri anlamadan yola çıkarsa<strong> CEM ÂLEMİ ni,</strong> yani bütünü anlamaktan uzak kalır.<br />
Cem âlemini bulmadan bu dünyadan ayrılmak, ahiretteki bazı nimetlere karşı ebedi mahrumiyet olacaktır.<br />
<strong>Tasavvuf;</strong><br />
<strong> Âlemleri</strong> beyin laboratuarında <strong>anlama bilimi olarak tanımlanabilir.</strong> Araştırma (tahkik ) sonuçlarını keşiflerle sağlamasını yapa yapa ilerler.</p>
<p style="text-align: left;">Aynen maddi ilimlerde olduğu gibi halka sonuçları bildirir. İnceleme araştırma safhaları halkı sıkacağından, bahsini etmez. Bazı şeylerin izahı da yasaktır. Çünkü burada <strong>seçici unsur imandır. Bilgi değil.</strong> Bu yolculuğu yapmayanlar doğası gereği:<strong>‘’Onlar,hayvan sürüleri gibidir;belki daha şaşkın..’’( 7 / 179) </strong>Ayetinin muhatabıdırlar. Meğerki Allah kitabına inanmış; kitabın çağırdığı yolda gayret edip mesafe kat etmiş olsunlar.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>SEFER-YOLCULUK II.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bunun için:<br />
Müşahede ve terbiye, eğitim seferi…Tabiri kullanılır.<br />
Bu ikinci seferde her türlü eğitimin ve eğiticinin yanı sıra, öncelikle kur’an’ın emrettiği <strong>farzlar</strong> ve resulünün <strong>sünnetler</strong>ini yerine getirirken; <strong>KAMİL BİR MÜRŞİDE intisap ederek, AKLI MAAŞ olan bu âlemden, AKL-I KÜLL’E uçmak ve manevi bir yolculuğa çıkmak gerekir. Ki;</strong><br />
Buna;<br />
<strong>HAKİKAT-I MUHAMMED-İ ye yolculuk</strong>.<br />
Denir. Daha önce, o yolun yolcusu olmuş, maksada ulaşmış pirlerin himmeti ve gayreti ile <strong>akl-ı küll’e ulaşmak gerekir.</strong><br />
Bu çok özel bir vuslattır.<br />
Yaratılış nedenimizdir.<br />
<strong>Miraçtır. Tevhittir, birliğe ermektir.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yukarıda anlatıldığı üzere insan, yaratılıncaya kadar, kendini meydana getiren merhalelerden birer birer geçerken, bu günkü konumunu kazanıncaya kadar, uğradığı her şeyden bir renk almıştır. Her bir sıfattan iyi huylar edindiği kadar yaramaz şeylere de maruz kalmıştır. Anne ve babasından, yolculuğuna mani huyları irsen devralması gibi&#8230;<br />
Bu yüzden;<strong>’’Onlar hayvan sürüleri gibidir; belki daha da şaşkın…’ (7 /179 ) </strong>Ayet-i kerimesiyle anlatılan zümreye dâhil olunmuştur.</p>
<p style="text-align: left;">İşte Mürşidi kâmile (<strong>akl-ı küle ermiş bir eğiticiye</strong>) ulaşınca, o yaramaz karakterlerden ve yanlış inançlardan kurtulur. Bunlara kalbi hastalıklar da denir.<br />
Esasen bu anlattığımız şekilde temizlenmeden, asla akl-ı külle ulaşılamaz.<br />
Sıradan insanlar için, tabi olacağı bir şefaatçinin korumasından başka yol yoktur.<br />
Dinlerin işlevi de budur. Çalışıp öğrenerek, müşahede makamına ulaşamayan büyük kitleleri, kurtuluşa erdirmektir. İnsanların içinden seçkin olanları hemcinslerine şefaatçi yapacak eğitimleri vererek, insanlığın devamını sağlamaktır.<br />
<strong>Âdem aleyhisselamdan beri bu böyledir.</strong><br />
Her devirde tevhide ulaşmış bir zata bağlı olarak hayat devam etmektedir.<br />
Kendi hallerine kalsalar o çok güvendikleri akl-ı maaşları ile hayvanlardan bile aşağı derekelere düşer, kendilerini mahviyete sürüklerlerdi.</p>
<p style="text-align: left;">Bir salik,<br />
Akl-ı küll’ü bulmadıkça, hak ehlince yetişkin sayılmaz.<br />
Yetişkin olabilmek için önce velayet makamının ilk basamağı olan akl-ı küll’e ulaşması gerekir.</p>
<p style="text-align: left;">‘’Delile erenler, has bilgi alırlar<br />
Delili olmayanlar çirkin kalırlar.’’</p>
<p style="text-align: left;">Akl-ı küll’ün bir adı da Hakikat-ı Muhammediyedir.<br />
O; ‘’Allah ilk önce aklımı yarattı ‘’buyurmuştur. Salik bu makamda renksiz olur. Birliği, vahdeti bulur.</p>
<p style="text-align: left;">‘ Renksiz, rengi de esir eder;<br />
Musa, Musa ile cenk eder.’<br />
Renksiz olunca hoş yol bulur;<br />
Musa –Firavunla dost olur.’’</p>
<p style="text-align: left;">Bu makamda Salikin aklı;<br />
Aklı küll’ü;<br />
Nefsi; Nefs-i küll’ü bulur, bütünlenir.<br />
Ruhu; mukaddes ruh olur.</p>
<p style="text-align: left;">Bu makama;<br />
Firkatten sonra vuslat,<br />
ayrılıktan sonra birleşme..<br />
Denir.<br />
Burası Hakk’a meczup olanların makamıdır. Hayretin doruk noktasıdır. Birçokları bu makamda takılıp kalır. Bu yolda rehberi olmayanlar sapıtır, hakikate tam vakıf olamazlar.<br />
Bir başkasını kemale erdiremezler.<br />
Kendilerinden kerametler zuhur ederse de itibar edilmez. Şer-i şerife uygun bir hayatları olamaz.</p>
<p style="text-align: left;">Varlık zerresini ummana atmış, dağılmışlardır. Artık ne kendilerinden, ne varlıktan haberdar değillerdir. Bu yüzden şer-i emirlerle herhangi bir kayda giremezler.<br />
Bunlar kendi başına hareket ederek bir şeyler elde etmek isteyenlerle, acemi rehberlerin kurbanı olanlardır.</p>
<p style="text-align: left;">Velidirler.ancak, amaca ulaşamamış,muratlarına erememiş,hemcinslerine hizmetten mahrum olmuşlardır.</p>
<p style="text-align: left;">III. sefer-yolculuk</p>
<p style="text-align: left;">Bu yolculuk hakk’ı bulduktan sonra geri dönüş yolculuğudur.Yani Hakk’tan halk’a yolculuk..Birlik halinden ayrılık haline dönüştür.Bu yolun yolcuları,irşat veya hizmet için halk içine geri dönerler.Kutsi makamın sahibi olmuşken,manevi bir tenezzülle,beşeriyet kisvesine bürünerek,halk arasına karışırlar.</p>
<p style="text-align: left;">‘Ben de sizin gibi bir beşerim.’’</p>
<p style="text-align: left;">Sırrının ifade ettiği makama tenezzül ederler.<br />
Bir beşer ne yaparsa, nasıl yaşarsa onu yapar ve yaşarlar. Görünüşte senden benden bir farkları yoktur.<br />
Sıfatta kalanlar;<br />
İfrat ve tefritten uzak durarak halkı, ihtiyaçları ve yeteneklerinin gereğini göz önünde bulundurarak irşat ederler. Zat evliyası ise kendini gizler ve o çağın gereklerine göre ihtiyaçları tecelli ettirir. Eğer nefsine hizmet etmez, celala müptela olmaz ise o zatı zamanında insanlık ilerler, gelişir, mesrur olurlar. Rızık darlığı çekilmez, asayiş berkemal olur. Yok, eğer kendi yetki ve sorumluluğunun farkına varamazsa o zaman bekle kıyameti. Kıyametin ne zaman kopacağının sorulası üzerine; Resulü kibriya: Emanet ehline verilmediği zaman kıyameti bekleyin’,cevabını vermiştir.Bundan anlaşılması gereken zamanın zatının ehil olup olmadığıdır.O ehil ise zahirde her şey yerli yerinde olacaktır.O kendini tam idrak halinde değil ise zamanı bütün müminler için zor geçer.Celal sıfatı her şeyi mahviyete sürüklemek ister.Onun yani celalın işi kontrolsüz kalması halinde varlığı yokluğa götürmektir.<br />
Celal ateştir, kontrolden çıkarsa ihtiyacı tükeninceye kadar yanmak ve yakmak tabiatı gereğidir. Tarihte öyle zatlar gelmiş geçmiş ve izlerini tarihler kaydetmiştir. Bazıları cemale geçerek yıktıklarını tamir etmişler, bazıları ise celalın kendilerine vurduğu darbeler nedeniyle şehit olmuşlardır.<br />
Yerlerine gelenler onların yıkımlarını tamirle iştigal etmek zorunda kalmışlardır. Celalın hükmü geçicidir. Asıl olan, baki kalan cemaldir. Yıkım ne kadar uzun sürerse sürsün, sonunda barış ve hayat kaim olacaktır. Kıyamet müstesna. Zat evliyaları yerlerine kâmil vekiller bıraktığı sürece hayat devam edecektir.<br />
Azizim;<br />
Bu iş senin abesine gitse de böyledir. İnkâr yerine anlamaya gayret et. Her işte hidayet Allahtandır. Her şeyin doğrusunu allah bilir. Bu işte nasibin varsa Allah yardım edecektir.</p>
<p style="text-align: left;">Yoksa Allah selametini başka alanlardan verir. Sonuçta Allah’ın dediği olur.<br />
Bu mertebeye erenler, iffet ve istikamet sahibi olurlar.<br />
Şeriata zahiren uyarlar.<br />
Ancak nafile ibadetlerden geçerler. Artık ibadetleri aşk derecesinde değil, muhabbet makamındadır. İbadetlerinde sünnet ve nafilelere ayırdıkları zamanlarını, ilhamla bildirilen alanlara kaydırırlar. Zahiren ibadetleri azalmış gibi görünür, ancak görevleri eskisinden daha fazla ve karmaşıktır.<br />
Hem kesreti hem vahdeti aynı anda yaşarlar.<br />
Dış âlemleri halka yakın, iç âlemleri ise hakka yapışıktır.<br />
Bu makamda, halktan bazılarınca kınandıkları olur. Zira halk, zahirde kimin ibadeti çoksa onu kâmil bilir. Yani; kimilerince anlaşılmaz olurlar. Halk anlayışına göre davrananları veli olarak bağrına basar, anlayamadıklarını deli der terk ederler. Eğer fazla üstlerine gidersen din ve Allah adına katlederler. Peygamber veli seçmeden tarih boyu nice Allah dostunu katletmişlerdir.</p>
<p style="text-align: left;">Hâsılı;<br />
Kamil olanı, yine kâmil olanlar anlar.<br />
Bu daire, cem âleminden sonra meydana gelen fark dairesidir.</p>
<p style="text-align: left;">Hz. Ali kerremallahü veçhe bu makamı şöyle anlattı:</p>
<p style="text-align: left;">’Cem âlemi olmadan fark, şirk;<br />
Cem âleminden sonra fark olmazsa; zındıklık;<br />
Cem’i, fark’ı bir bulmak; tevhit sayılır.’</p>
<p style="text-align: left;">Burda anlatılmak istenen;<br />
Birlik âlemine terakki ederek hiçlik sırrına ermeden şirkten kurtulmak mümkün değildir.<br />
Cem âlemine erdikten sonra farkları gözetmeden hüküm yürütmek zındıklıktır.<br />
Hiçlik ile varlığı bir bilmek tevhittir.</p>
<p style="text-align: left;">Tevhitte teşbih ve tenzih bir aradadır.<br />
Her şey O’dur, hiçbir şey O değildir; şeklinde ifade edilebilir; anlayışında yaşamaktır.</p>
<p style="text-align: left;">Tevhide ulaşmış olan kamil zatın yeniden fark makamına inişi terakki sayılır.Bu makama erince nefsine arif olur.Kendini bilir.Esas varlıktaki yerini tam bilmesinden;<br />
Hususi bir itikada bağlanıp kalmaz.<br />
İhtiyaca göre rabbin bütün sıfatlarında ve esmalarında tasarruf eder.<br />
Ölçüsü kur’andaki muhkem ayetlerdir.<br />
Muhammedi hakikatin gerektirdiği hizmeti yerine getirir.<br />
Şeyh Iraki’nin şöyle dediği kaydedilmiştir.<br />
Hakk teala cümle eşyayı, zatının aynı kıldı.<br />
Sebebi hikmeti ise hiçbir şekilde kendinden gayrına ibadet olunmaya.<br />
Başkası sevilmeye.<br />
İlahi gayret (kıskançlık)bunu gerektirir.<br />
Bu nedenle kim Allah’ı hatırlamadan, rızasını gözetmeden bir şeyi severse o sevginin arasına bizzat Allah’ın zatı girer ve ayrılığa, acı çekmeye sebep olur.<br />
Bunun farkına varan atalarımız ‘ Çok sevi tez ayrılık getirir’ demişlerdir.</p>
<p style="text-align: left;">‘Gayreti, yabancı koymadı Hakk’ın;<br />
Şüphesiz ki O,aynı oldu Halkın ‘</p>
<p style="text-align: left;">Burada kast edilenin Kur’andaki karşılığı;<br />
‘ Rabbin hükmü şu ki; Kendisinden gayrına kulluk etmeyesiniz.’(17 /23 ) ayetidir.</p>
<p style="text-align: left;">Peygamberin şahsında bize telkin edilen;<br />
Sevgide, senada, ondan başkasını bilmeyesin, görmeyesin, itaat etmeyesin. Zaten bunun aksi mümkün değildir. Neye taparsanız tapının sonuç ona varır.<br />
Buradan çıkan sonuç; cümle varlığın hakk olduğunu bilmek ve ona göre yaşamaktır.<br />
İrfan sahibi bu hususta;<br />
‘Bir zerrecik yerinden kayıp oynasa;<br />
Âlem harap olurdu, baştan ayağa’<br />
Şeklinde ifade ederken;<br />
Kuantum fiziği sonunda ‘Büyük patlama ile )Âlemin yoktan var edildiğini ispatlayan bilim adamları:<br />
‘Bütün evren Madde ve Anti madde ile tıka basa doludur,<br />
Evrenden bir atom çekilmiş olsa, koca evren o bir noktadan kendi içine çöker:’demektedirler.<br />
Peygamberimiz de bin beş yüz sene önce;<br />
‘Âlemler tıka basa Allah’ın melekleri ile doludur demiştir. Bir melek işini yapmasa bütün âlemler yok olurdu.’İfade farklı olsa da mananın aynı olduğu açıktır.</p>
<p style="text-align: left;">İmam-ı rabbani hz. bir dörtlüğünde şöyle demiştir.</p>
<p style="text-align: left;">‘Hakk kulundan intikamını yine kul ile alır;<br />
Bilmeyen ilm-i ledünü anı kul yaptı sanır.<br />
Cümle eşya Halık’ındır, kul eliyle işlenir;<br />
Emr-i Bari olmayınca sanma bir çöp deprenir.’</p>
<p style="text-align: left;">Bu manada Kur’andan;<br />
‘Her ne yana dönerseniz, hakk’ın yüzü o yandadır’(3/115 )<br />
Ayetini de anmakta fayda vardır.<br />
Yine;<br />
‘Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, Hakk onu ensesinden tutmuş olmasın…’(12 / 6 ) ayetini hatırlamak yeterlidir.</p>
<p style="text-align: left;">Her varlık hakk’ın bir veya birkaç isminin belirgin tasarrufu altında bulunur.<br />
Bu isimler onun rabbi (terbiye edici )sıfatlarıdır. Nefis dediğimiz kavram bu sıfatların ortak bileşkesidir. Hakk’ı kâmilen sadece bu yetenek ve huylarımızın bize dikte ettiği pencereden görmeye programlıyızdır. Halbu ki bu doğru olmakla beraber, eksik bir bakış açısıdır.<br />
Biz Eşrefi mahlûkat olarak bütünü kavramakla mükellef olduğumuzdan, geri planda kalan isim ve sıfatları da geliştirmek zorundayız. İşte din ve ibadet, zikir bunun içindir. Anlayışımızı, kazanımlarımızı artırmak için pasif kalmış yanlarımızı, Allah’ın o manaya gelen isimlerini sürekli okumak suretiyle tecelli ettirmemiz, bilinç üstüne çıkarmamız gerekir.<br />
Yani tasavvufi eğitim herkes için bir zorunluluktur.<br />
Hafızası zayıf bir öğrenci küçük yaşta Hafızün ismini okuyarak kendini geliştirebilir. Keza; matematikten kendini yetersiz gören de enel hasibün ismini okumak suretiyle beyninin o bölümünü açarak kullanmaya başlayabilir.<br />
Doktorlar enel şafiün, bilimle uğraşan enel mucidün, hâkim ve savcılarla avukatlar enel adilün, enel hakimün esmasından yararlanır.<br />
Hastalar enel şafiün okumak suretiyle ümmin sistemlerini devreye sokarak şifa bulabilirler. Bir insanın genlerinde onu hasta etmeye yetecek alt yapı hazır olduğu gibi, şifaya kavuşturacak unsurlar da mevcuttur.<br />
Kuran’ı kerimi duvara asmanın bir faydası olamaz. Ölmüşlerin ruhunu şad etmek için de gelmemiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Her insan belli bir esma gurubunun tasarrufu altındadır.<br />
Bu esma guruplarının hepside Hakk’ın isimleri olduğundan, onun yolu kendi açısından doğru yoldur. Kendisini yönetip yönlendiren kaderinden dolayı kınamak haksızlıktır. O kişiye eğitici bir mantıkla yaklaşmak ve hakk’ın diğer esmalarını talim ettirmekten başka yol yoktur. Yayın doğruluğu eğrilinden anlaşılır. Her kulu üstün yeteneklerinden yararlanmak varken, kınamak büyük hatadır. Kur’anda sırat-ı müstakim, hem toplumsal ortak paydayı, hem insanın sağlıklı fert olabilmesinin şartlarını, hem de ferden kendi doğrusuda yaşamasının gereklerini hatırlatacak şekilde kullanılmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Bu bölümü burada sonlandırarak,İlmullah,Marifetullah,hakikat,sırrullah,sıfatullah,zatullah,ilm-i ledün kavramlarının anlatılmasına geçebiliriz.</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>4 Kas 2016, 13:11</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/manevi-yolculuk-suluk-sefer/">Manevi Yolculuk &#8211; Süluk Sefer</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/manevi-yolculuk-suluk-sefer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karşındakinin inanmayacağı şeyi gerçek olsa da anlatma (Hikmetli Mektuplar 31)</title>
		<link>https://hacialibayram.com/hikmetli-mektuplar-karsindakinin-inanmayacagi-seyi-gercek-olsa-da-anlatma/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/hikmetli-mektuplar-karsindakinin-inanmayacagi-seyi-gercek-olsa-da-anlatma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2021 00:54:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikmetli Mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[allah dostları]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[esmalar]]></category>
		<category><![CDATA[maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hacialibayram.com/?p=6339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşındakinin inanmayacağı şeyi gerçek olsa da anlatma Rabbime Sizi tanıma fırsatını bana verdiği için ne kadar şükrettim bilemezsiniz. Dün işten izin alıp çıktım, kendime yer bulamıyordum, uzaklaşmak istedim, tabi, nereye kadar… Sizden mesaj geldiğini görünce, kenarda park edip okudum, İnşirah suresi gibi, kelimeleriniz kalbime teker teker indi, sesinizi duyuyordum sanki huzurlu, sakin, zaman ötesi… Sayenizde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hikmetli-mektuplar-karsindakinin-inanmayacagi-seyi-gercek-olsa-da-anlatma/">Karşındakinin inanmayacağı şeyi gerçek olsa da anlatma (Hikmetli Mektuplar 31)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: left;">Karşındakinin inanmayacağı şeyi gerçek olsa da anlatma</h1>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-5083 alignleft" src="http://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2016/11/human46-1.png" alt="human46-1" width="40" height="51" />Rabbime Sizi tanıma fırsatını bana verdiği için ne kadar şükrettim bilemezsiniz. Dün işten izin alıp çıktım, kendime yer bulamıyordum, uzaklaşmak istedim, tabi, nereye kadar… Sizden mesaj geldiğini görünce, kenarda park edip okudum, <span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>İnşirah suresi gibi, kelimeleriniz kalbime teker teker indi</strong></span>, sesinizi duyuyordum sanki huzurlu, sakin, zaman ötesi…</p>
<p style="text-align: justify;">Sayenizde haksızlığa uğradığını zanneden nefsimden sıyrılıp, kendimi kocaman bir sistemin içinde gördüm. Açıkçası sizin aracılığınızla bana doğru yolu Rabbimin gösterdiği için çok mutlu hissettim. Bu gerçekten çok büyük bir lütuf, çok büyük… Şükürler olsun.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Batın ve zahir… Zaman spirali içinde batına ektiğim zehirli tohumlar, hayat enerjimden beslenerek önüme çıktı, dün de dikenlerine basmış oldum…</strong> Ne kadar ilginç bir sistemin içindeyiz, hocam, bir insanın günahlarının karşılığını alması diğer birinin günahı olabiliyor, zaman içinde karşılığını alacağı veya aldığı… İnsanların bir biri ile sınanması da ne kadar ilginç bir durum, özellikle yakınları ile sınanması, batın ve zahir arasında geçişler… Tecelliler…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Namazlarıma ve sağ devrine</strong> devam ediyorum, hocam, <strong>seğirmelerim</strong> de fazla oluyor. Yanlış yorumlamaktan korktuğumdan, dikkat etmiyordum. Dün gece de fazla oldu, notlarınıza bakarak, duaları okumaya çalıştım, doğru şekilde yaptım mı, bilemiyorum, özellikle, parmağı depreştirmenin nasıl yapılacağını – bir duada tek hareket mi, sürekli hareket ettirerek mi, cevabını bulamadım. Yardımcı olursanız mutlu olurum. Bu seğirmeler o kadar belirgin ki, sayabiliyorum onları: bir, iki, üç… Ara… Yine bir, iki… <span style="font-size: 24pt;"><strong>Mors alfabesi gibi</strong></span>, bir çözebilsem… Beynim hassas bir alıcı gibi, zaman içinde olacakların sinyallerini alarak, onları vücut ekranında yansıtıyor demek ki…</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #ff0000;">“Ya Latifun” esması</span></strong></span> ile ektiğim zehirli tohumları temizlemeye çalışıyorum gönül bahçemden… Her gün daha da aydınlanıyor. Acizlikten kurtuldum. Huzura kavuştum. Namazı mutlu olarak da kılabiliyormuşum. Şükürler olsun. Mutlu olabiliyormuşum ben de. Bu durum, hocam, nefsimi de etkiliyor, şımarıyor, hayati şeylere önem vermeye başlıyor, kendine pay çıkarıyor, sizin ifade<strong>nizle. <span style="color: #ff6600; font-size: 12pt;">La havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil aziym</span>. <span style="font-size: 18pt;">Sanırım oruç tutmam lazım.</span></strong> Anladığım, bu yükseliş, çift taraflı olup, hem kalbin, hem nefsindir. Belki de bu yüzden gizlendi bu ilimler.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>Güç, hem iyiye, hem kötüye hizmet edebildiği gibi… Bir bıçak cerrahın elinde hayat verici, katilin elinde hayat alıcı olduğu misali…</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Yıllar önce, küçük çocuğumla evde oturduğum dönemde, Arapça kurslarına başlamıştım, duaları anlamak üzere. Arapça grameri temellerini almış oldum. O dönemde dini bana anlatan biri olsun çok isterdim, Allah’a <strong>“bir hocam olsun”</strong> diye dua ettim. Anladıkları kadar anlatanlar vardı tabi, ama yeterli değildi… Ayrıca, şüpheci, eleştiren, güvenmeyen yapımdan dolayı da bunun olabileceğine pek inanmasam da, gözüm kapalı inanabileceğim bir hocam olsun isteği vardı, çok güçlü istekti bu… <span style="color: #ff6600;"><strong>“Rabbim o duamı şimdi mi kabul etti…”</strong></span> diyorum, Sizin yazılarınızı ezberlemek istercesine okuyorum, yeşil ışıkta olduğunuzu görünce içime huzur doluyor, hocam. İyi ki varsınız ve iyi ki sizi tanıdım.Şükürler olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Tecelliler konusunda da bazı tecrübelerim varmış hocam. Anlatmak geliyor içimden. Hamileliğimin ortasında işten çıkarılmıştım. Yabancı ortam, evde oturmam işkence gibi… Eşime dedim ki, arıcılık yapacağım. O zamanlar eşimin ailesi ile aynı evde üst katta iki odada oturuyoruz, evimizin temelini atmıştık aynı zamanda. Herkes güldü tabi. Ne arısı. Ben gidip arıcı kıyafet ve körük aldım, herkesin göreceği bir yere koydum. Gören herkes bu da ne diye körüğe bakıyor, inceliyor, ben de, eh işte, arıcılık yapacağız da, diyordum. Acaba neye güvendim? Nasıl olduysa tam o hafta belediyede arıcılık kursu açılıyor ve ilginç olanı, eşimin işyeri duruşa geçiyor, mecbur tatile çıkıyor eşim. İkimiz de kursa yazılıyoruz. Arıcılık kursunda tek bayanım, çoğu hacı amcalardı tabi… Sertifikamızı aldık, tek bir kovan aldık ve onu evden uzakta olan bahçeye koyduk. Allah’ın hikmeti, o sene, kızımın doğduğu sene, tek kovandan inanılmaz bal aldık hocam. Yardımcımız olan arıcı Ahmet amca <span style="font-size: 24pt;"><strong>“Bayan eli değince öyle olur”</strong></span> derdi. Size çok benziyor kendisi. İşte o aldığımız balların bir kısmını akrabadan biri alıp para karşılığı birilerine vermiş. Yapacak bir şey yok, ama hocam, içimden bir sızı geçti ve o sızı, boşuna değilmiş. O gün içinde bar arısının biri geliyor, o kişinin sağ el avucunu öyle bir sokuyor ki, eli kocaman şişiyor. Tecellinin böyle hızlısı da olurmuş, bal arısı… İçimdeki o sızı herhalde, diyorum, akseleratör gibi, süreç etkileşimi hızlandırdı belki… Bal arısı… Nasıl yaptın bunu</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir olay tekrar işe başladığımda oldu hocam. Çalışırken herkes gibi bir sürü borcun altına girdik, o sırada da eski bir araba aldık, maaşımda o araba için kurban kestireceğim diye adak adadım. Maaş günüm geldiğinde, öğlen arası borç harç ödemeye çıktım ve hepsini harcamış oldum. Adağımı yerine getiremeyecektim. Günlerden Cuma idi. İşyerine dönüşte virajı alamadım ve kaza yaptım. Öyle ki, araba yerinden kıpırdamadı, çekici ile aldırdık. Aynı günde, yaptığımın karşılığını aldım gibi hissettim…</p>
<p style="text-align: justify;">Anadilimde bir atasözü vardır, <span style="font-size: 18pt; color: #008000;"><strong>“insanın inanmayacağı şeyi, gerçek olsa da, anlatma”</strong></span> diye. Bu yeni işyerine geçişim de, aslında Türkiye’ye gelişim de bir mucize aslında. John Kehoe adında araştırmacı bir yazarın insanlardan uzakta yıllarca kalarak yazdığı <strong>‘Mind Power’</strong> adında kitabındaki teknikleri uygulamıştım zamanında. Sonradan içindeki ilkelerin İslamî yaklaşım ve hadislerle çok örtüştüğünü gördüm. Derler ya ‘Aklın yolu bir’ diye. Dualarda istikrar, düşüncelerin kontrolü, devamlılık, bunlarla ilgili hatıra defterimde not aldığım paraleller de var.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşimi dediğiniz açıklamalar çerçevesinde affettim. <span style="font-size: 24pt;"><strong>Affetmek ne zordur… Affetmek, haksızlığa uğradığını zanneden nefsin zehirli tohumları tekrardan ekerek yeni tecellilere sebep olmasını önlemektir, kökten çözümdür… Affetmek, kötü tecellilerin kör döngüsünü çözerek, noktalamaktır.</strong> </span>Sayenizde affetmeyi de öğreniyorum hocam.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünkü desteğiniz için sayısız teşekkürlerimi iletiyorum, hocam.Ellerinizden öpüyorum, dualarımla kalıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-5082 alignleft" src="http://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2016/11/favicon.png" alt="favicon" width="60" height="60" />Hacı Ali Bayram – el cevap; Selam es selame;</p>
<p style="text-align: justify;">Ne güzel bir ifade tarzınız var mâşâAllah… Nasıl da inci tanelerinden tespih yapar gibi dizdiniz kelimeleri. Ne güzel ifade ettiniz, düşünce ve duygularınızı… Allah razı olsun… Beraberliğimizi ve bizden size, sizden bize ulaşanları inşaAllah asla nefislerimize vermeyelim.<span style="color: #ff0000;"><strong> “La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azım”</strong></span> demeyi unutmayalım… <strong>Her şey Allah’ın takdiri, iyi niyetlerimizin ve yine Mevla’mızın izniyle edebildiğimiz küçük dileklerimizin tezahürüdür. </strong>İnşaAllah karşılıklı etkileşimimiz henüz yeni başladı… Kolaylaşan namazlarınız, değişen duygu ve düşünceleriniz, zikirde aldığınız mesafeler umulur ki sizi Allah dostlarının defterine silinmemek üzere yazar da ileride ümmet-i Muhammed’e, <span style="font-size: 36pt; color: #ff00ff;"><strong>akl-ı selimin hâkim olduğu bir dünya hayatı</strong></span>nın tecellisine katkınız olur… Dua erlerinden olursunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan, çoğunlukla içinde bulunduğu şartların çocuğu oluyor maalesef… Dünyevi ihtiyaçlarını karşılamakla geçirtiyor zamanının çoğuna ve bu uğurda tüketiyor, bitmez tükenmez sanılan gençlik enerjisini. Deccaliyet çağının zehirlediği zihinlerimize çevremizden yanlış inançlar zerk ediliyor… Edindiğimiz ve komutan konumuna terfi ettirdiğimiz yanlış inançlar da bize yanlış rotalar çizerek sonu hüsran menzillere götürüyor… Bu yanlış inançların en başında olabildiğince dünya varlığı biriktirmek gerektiğine inandırılmamızdır…</p>
<p style="text-align: justify;">Hâlbuki hayatımızın ebediyet karşısında adından bahsetmeye bile değmeyecek kadar kısa bir zaman dilimini burada yaşıyoruz… Ebediyetten geldik ebediyete döneceğiz… İlle de öleceğiz ve geldiğimiz kaynağa geri iade edileceğiz…</p>
<p style="text-align: justify;">Tıpkı devasa yıldızların, gezegenlerin ve dünyamızın başladığı yere dönen yörüngeleri gibi…</p>
<p style="text-align: justify;">Yanlış inançlarımızı değiştirmenin dışında gidişimizi değiştirecek başka bir çözüm yok…</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt; color: #33cccc;"><strong>İnançlarımız, bilgisayarın iletişim sistemleri veya iş gören programları gibi diktatördürler.</strong> </span>Hangi veriyi girersek girelim, bildiği gibi işleyip, her zaman verdiği sonucu tekraren veriyor… Değişken, farklı bir işlem istiyorsak, hedef değiştiriyorsak yani, eski programı, işletim sistemini ilk önce değiştirmemiz gerekiyor… <strong>Dünya odaklı inançlarınızı yenilemezseniz sınırsız zenginlikteki yeni yeni amaçları en çekici güdülemelerle size alternatif olarak sunacak, sizi oyalamaya ve zamanınızı, enerjinizi tüketmeye devam edecektir…</strong> <span style="font-size: 18pt;"><strong>Biraz gayretle hedefinizi ebedi hayata dönük yaşamaya yönlendirecek inançlar geliştirmeliyiz…</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İşte bunun yolu, doğru metotlarla, doğru zamanlarda, doğru efâllerle, doğru esmaları zikrederek aklın ve gönlün parlatılmasıdır… Zikirlerle aydınlatılıp, beynin yeni nöron bağlantılarını artırmaktır…</strong> Daha geniş bakış açılarına sahip olmak, hayata davet edilişimizin hikmetlerini ve yaratanın kudret ve kuvvetlerini anlamaya çalışarak, Kur’an-ı Kerim’in rehberliğine nefsimizi razı etmektir… O muazzam Allah öğretisini, peygamberimizin arı duru öğreticiliğinden faydalanarak baştan sona tahsil etmeye çalışmaktır. <strong>Bunun yolunun namazdan, oruçtan, zikirden ve diğer farzlardan geçtiğini biliyoruz.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Haramların cehenneme, zehir odalarına açılan kapılar, pencereler, delik dırsıklar olduğunu öğrenip sakınmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnşaAllah vaktiniz <span style="font-size: 18pt;"><strong>“ZİKİR ve ADABI”</strong></span> yazımızda belirttiğimiz şekilde ibadet etmenize izin verir… Namaz vakitlerinin kuşluk ve gece namazları ile yediye çıkarılması çok önemli…<strong> Ve enfüsi ve afakî tehlikelerden korunmak için sağ devri bir hakikat kimyasıdır…</strong></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Mekke’nin müşrikleri bile Kâbe’ye her sabah uğrar, en az bir devir (tavafı) yapar sonra işlerine giderlerdi… Kesin delillerle biliyorlardı ki bu devir onların işlerinin yolunda gitmesine sebepti… Yani büyükler tecrübeyle sabit bir ilim olarak küçükleri bu işe zorlarlar, çocuklarını yanlarında götürürlerdi…</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Efâl bahsinde, sağ el işaret parmağının sürekli depreştiğini, dua bitinceye kadar hareketin devam etmesi gerektiğini yazdığımı sanıyorum… Acaba bir atlama mı var… Yazıya geri dönüp bakacağım… Ama gönlüm yazıldığını söylüyor… Duanın kabul şartlarından birisi kelam (dua-esma) söylenirken doğru hareket yani efâl yapılmasıdır…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnsan ilahidir, hakikat kimyasıdır…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sağ yanımız Allah’ın cemalini – cennetini,</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sol yanımız cehennemi – celâlullâh&#8217;ı temsil eder…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 36pt; color: #00ff00;">Sağ el Cebrail’i temsildir… Sol Mikail’i… Sağ ayak Azrail’i ve sol ayak İsrafil aleyhisselâmları temsildir…</span> Bunun gibi vücudun diğer azaları da başka ilahi rumuzları, alanları temsil eder…Sol el hareketini ve sol ayakla yürümeye başlamayı Efendimiz aleyhisselâm yasaklamıştır…Çok uzun yazdım. Bazılarını çok beklettim…Zamanla yeniden görüşürüz inşaAllah…</p>
<p style="text-align: justify;">Selam es selame</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-5083 alignleft" src="http://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2016/11/human46-1.png" alt="human46-1" width="40" height="51" />(1.16.2014)Hayırlı günler hocam.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, insan – zamanın çocuğu, haklısınız. İşletim sistemimiz de başarı odaklı, kendini kanıtlama, özellikle anne – baba gözünde kendini ispatlama odaklı…Öyle programlanmışız. Ve ben de, hem fizik, hem ruh olarak aşırı hassas yapımı kırarak, kendime acı vererek, kendimi ispatlamaya çalıştım hayatta. Zordu hocam, gerçekten kendi kapasitemi eğitim ve iş için çok zorladım. Başarabildim mi? Hayır tabi. Ailemin beklentilerini de yerine getirmiş değilim. Kaçtım. Sanırım doğduğum yerden çıkmadan orada sakin bir hayat sürmem gerekirdi. Ne diye çırpındım ki? Otuz yaşıma geldim ve ancak hayatım bir rota tutmuş gibi oldu. Üzerime aldığım hayati yükleri ancak dengeleştirebilmiş durumdayım. Ama doğru mu bu çabalarım? Bunun cevabını bilemiyorum…Aslında, her şeyi bırakıp, İlahiyat Fakültesinde okumayı, manevi âlemde yaşamayı isterdim…</p>
<p style="text-align: justify;">Ama hocam, eşimle birlikte hiçbir desteksiz tam bir sıfırdan bir hayat kurduk. En temel şeylerdi hedeflediğimiz. Çocuğumun da geleceğini, zaman şartlarına uygun kaliteli eğitim almasını isterdim, tüm çabalarım bu yönde. Bu da maddi bir çaba istiyor, hocam, enerji ve zaman istiyor. Siz benden daha iyi bilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Eski işyerimde namaz kılmam imkânsızdı. Yeni işyerimde ortam çok farklı, mescit var. Engel yok namaz için, yeter ki işler aksamasın. Gerçi son zaman işime de odaklanamıyorum, başlarda süren rekabetten artık tamamen çekildim, ne olursa olsun düşüncesindeyim. Hayırlısı olsun…</p>
<p style="text-align: justify;">Gece sizin tavsiye ettiğiniz şekilde dua edip <span style="font-size: 24pt;"><strong>teheccüd namazı</strong></span>na uyanmayı niyetlenerek yattım. Uyandığımda saat 02.51 idi. Kalkıp namazı kıldım, <span style="font-size: 24pt; color: #ff0000;"><strong>“Ya Latıyfun…”</strong></span> esmasını çektim. Sizin Azize hanımla yazışmalarınızı okudum. Azize hanım maneviyat âleminden sesleniyor, uzak mı, hayır, o kadar yakın ki, sanki yanımda uzun yıllardır yaşayan komşum gibi yakın… Ona sarıldım duygularımla… Ağlamamak elde değil, hele babasını anlatan birkaç cümle, sadece saf, pas parlak bir gerçekten başka bir şey değil. Kirden uzak, gereksiz amellerden ve çırpınışlardan, gereksiz korkulardan, arzulardan uzak… Sadece öz… Sadece tek algı… Duru ve pak…</p>
<p style="text-align: justify;">Uzatmadan, size her şey için, güzel paylaşımlarınız için teşekkürlerimi sunuyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah’ın nuru üzerinizde olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Ellerinizden öpüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Dualarımla.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-5082 alignleft" src="http://www.hacialibayram.com/wp-content/uploads/2016/11/favicon.png" alt="favicon" width="60" height="60" />Hacı Ali Bayram – 16 Ocak 2014 Perşembe 10:52:51</p>
<p style="text-align: justify;">Hayırlı günler azizim.</p>
<p style="text-align: justify;">Her şeyin başı iyi niyet ve samimiyet… <span style="font-size: 36pt; color: #ff0000;"><strong>Rabbimiz bize şah damarımızdan yakın</strong></span> ya… Gerisi teferruat… Öyle hallere şahit olduk ki, gerçekten “niyet hayır akıbet hayır” olduğunu gördük.</p>
<p style="text-align: justify;">Gayretlerinizde Rabbim yar ve yardımcınız olsun…</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">Zaman pek çok derdin ilacıdır…</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><strong>Rutin dönüşlerin oluşturduğu gün/geceden öte,</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ölümüne yol alan güneşin</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bir başka yörüngesi daha var. / biliyorsun…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu yörünge sayesinde</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sayısız yıldızın etkisinden süratle uzaklaşırken,</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sayısız yeni yıldızın etkisine girer çılgın bir hızla.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Şen üstüne şen yaşatır sabi sübyan teslimiyetinde</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çocukları misali muti gezegenlerine…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>On iki içinden yegâne hayat kaynağı dünyaya</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ve sakinlerine…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sana bana ona…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 36pt; color: #ff6600;"><strong>“Görelim Mevla neyler, </strong><strong>neylerse güzel eyler”</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>buyurmuş felekler üzerine serip postu</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>bu gerçekliği fark eden bir Allah dostu…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ve</p>
<p style="text-align: justify;">Günübirlik işlerimizi Hakk rızasına samimiyetle yapıp, dualarımızı edip, tevekkül etmemizi önermiş Mevla’mız.</p>
<p style="text-align: justify;">Selam sizin şahsınızda bütün Hakk dostlarının üzerine olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Selam es selame</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>9 Ara 2016, 16:45</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hikmetli-mektuplar-karsindakinin-inanmayacagi-seyi-gercek-olsa-da-anlatma/">Karşındakinin inanmayacağı şeyi gerçek olsa da anlatma (Hikmetli Mektuplar 31)</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/hikmetli-mektuplar-karsindakinin-inanmayacagi-seyi-gercek-olsa-da-anlatma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
