<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hz muhammed&#039;in cenazesi neden 3 gün bekledi arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/hz-muhammedin-cenazesi-neden-3-gun-bekledi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/hz-muhammedin-cenazesi-neden-3-gun-bekledi/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Sep 2021 09:36:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>hz muhammed&#039;in cenazesi neden 3 gün bekledi arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/hz-muhammedin-cenazesi-neden-3-gun-bekledi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hz. Resulullah&#8217;ın Vefatından Sonrası ve Defin</title>
		<link>https://hacialibayram.com/hz-resulullahin-vefatindan-sonrasi-ve-defin/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/hz-resulullahin-vefatindan-sonrasi-ve-defin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Sep 2021 09:36:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hz ebubekir neden hz muhammed'in cenazesine katılmadı]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed'in cenazesi neden 3 gün bekledi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Peygamber'in cenaze ve defin işlemini kim gerçekleştirilmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[hz peygamberin islam'ı tebliğ etmek için gittiği ilk yer neresidir]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimizin ölümünden sonra yaşanan olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber efendimizin ölümünden sonra yaşanan siyasi olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz ne zaman vefat etti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin KEFENLENMESİ ve defni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=27627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Resulullah&#8217;ın Vefatından Sonrası ve Defin Hatemü&#8217;l-Enbiyâ Efendimizin (a.s.m.) pâk ruhları artık a&#8217;lâyı illiyyine (en yüksek makama) yükselmişti. Ezvâc-ı Tahirat üzerine bir örtü örttüler ve feryada başladılar. O sırada annesi tarafından Hz. Resûlullahın son anlarını yaşadığını haber alan Hz. Üsâme hareket etmeyip ordusuyla Mescid-i Şerife gitmişti. Hâne-i Saadette feryad ve figanın yükseldiğini duyan ashab, kalblerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hz-resulullahin-vefatindan-sonrasi-ve-defin/">Hz. Resulullah&#8217;ın Vefatından Sonrası ve Defin</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Hz. Resulullah&#8217;ın Vefatından Sonrası ve Defin</h1>
<p>Hatemü&#8217;l-Enbiyâ Efendimizin (a.s.m.) pâk ruhları artık a&#8217;lâyı illiyyine (en yüksek makama) yükselmişti. Ezvâc-ı Tahirat üzerine bir örtü örttüler ve feryada başladılar.</p>
<p>O sırada annesi tarafından Hz. Resûlullahın son anlarını yaşadığını haber alan Hz. Üsâme hareket etmeyip ordusuyla Mescid-i Şerife gitmişti. Hâne-i Saadette feryad ve figanın yükseldiğini duyan ashab, kalblerinden vurulmuşa döndüler. Sanki gök kubbe bir anda yıkılmış gibiydi. Herkesin nutku tutulmuş, gözler damla damla keder ve hüzün akıtıyordu.</p>
<p>Cesaret ve adalet timsali Hz. Ömer bile kendisini bu dehşetli ânın tesirinden kurtaramadı; hattâ herkesten daha çok dehşete kapılarak şöyle bağırdı:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Resûlullah ölmemiştir ve sağdır. Ona sadece Hz. Musa&#8217;ya ârız olan saika gibi bir saika arız olmuştur. Kim Muhammed öldü derse onu kılıcımla iki parça ederim.&#8221;</em></p></blockquote>
<p><strong>Halkı Teskin Eden Sıddık-ı Ekber</strong></p>
<p>Hz. Ebû Bekir o sırada Sünh Mahallesindeki evinde bulunuyordu. Yürekleri dağlayan haberi kendisine ulaştırdılar. Gönlünün bir parçasının âdeta koptuğunu fark eden Hz. Ebû Bekir süratle Hâne-i Saadete girdi.</p>
<p>Dehşet ve hayret içinde Fahr-i Kâinatın mübârek yüzlerini örten örtüyü kaldırdı. Yüzü tecessüm etmiş bir nurdu. Eğildi, tazim ve hürmetle pâk ve nurlu alınlarından üç kere öptü. Akan gözyaşları arasında dilinden dökülen kelimeler şunlar oldu:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Ölümün de hayatın gibi temiz ve lâtif, yâ Resûlallah!&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Sonra da Ehl-i Beyte teselli verdi.</p>
<p><strong>Hz. Ebû Bekir İle Hz. Ömer</strong></p>
<p>Hz. Ebû Bekir, Hâne-i Saadetten çıktıktan sonra Mescid-i Şerife vardı. Hz. Ömer&#8217;in <em>&#8220;Resûlullah vefât etmedi.&#8221;</em> sözlerini duymuştu. Bunun üzerine şöyle konuştu:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Kim ki Muhammed&#8217;e (a.s.m.) tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed (a.s.m.) ölmüştür. Kim ki Allah&#8217;a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah Hayy&#8217;dır, ölümsüzdür.&#8221;</em></p>
<p>Sonra da şu âyet-i kerimeyi okudu:</p>
<p><strong>&#8220;Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah&#8217;a en küçük bir zarar vermiş olmaz. Fakat şükredenlere Allah mükâfatını verecektir.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Bu âyet-i kerime, Uhud Muharebesinde, <em>&#8220;Muhammed öldürüldü.&#8221; </em>şâyiası üzerine nazil olmuştu. Ashab; onu belki yüzlerce, binlerce defa okumuş oldukları hâlde, o andaki teessür sebebiyle bir anda unutuvermişlerdi sanki!</p>
<p>İşte, yalnız metanetini muhafaza eden Hz. Ebû Bekir bunu unutmamış ve ashaba hatırlatmakla en büyük hizmeti ve vazifeyi ifâ etmiş oluyordu. Bu hitabe ve bu âyet-i kerimeyi hatırlamaları üzerine sahabîler kendilerine geldiler. Bir anda toparlandılar ve şaşkınlıklarını üzerlerinden attılar.</p>
<p>Daha sonra Hz. Ebû Bekir şu meâldeki âyet-i kerimeyi okudu.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Muhakkak ki sen de öleceksin onlar da ölecekler.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>Metanetini yitirmeyen Hz. Ebû Bekir bu hitabesiyle o zamanki İslâm cemaatına büyük bir hizmet ifâ etmiş oluyordu. Ashab-ı güzîn artık Kâinatın Efendisinin bu dünyadan göçmüş olduğunu anlayıp kabul ettikleri gibi, Hz. Ömer de; <em>&#8220;Resûlullah ölmemiştir.&#8221; </em>sözünü söylemekten vazgeçerek kendine geldi.</p>
<p>Evet, Medine, Medine olalı beri, Kâinatın Efendisinin kendisine teşrifi ile duyduğu sevinç kadar hiçbir sevinç duymamıştı. Şimdi ise aynı Medine en büyük hüzün ve keder ânını yaşıyordu. Âdeta semâlarını hüzün ve kederden bir kara bulut kaplamıştı.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimizin vefatıyla Medine mateme bürünmüştü. Gözlerden gözyaşı, gönüllerden tahassür, keder ve elem akıyordu.</p>
<p>Ancak, bununla hiçbir iş hallolmazdı. Müslümanların işlerini görecek, İslâmın hükümlerini tatbik edecek, Resûl-i Ekrem Efendimize halife olacak bir devlet başkanının seçilmesi gerekliydi.</p>
<p>Bunun için derhal teşebbüse geçildi. O sırada, bu yüksek makama herkesten en lâyık ve ehliyetli olan Sıddık-ı Ekber Hz. Ebû Bekir&#8217;di. Zira, ashab-ı kiramın en yüksek tabakası en evvel Mekke&#8217;de îmân eden seçkin sahabilerdi. Onların da en efdali Hz. Ebû Bekir idi.</p>
<p><strong>Gerçi,</strong> Hz. Abbas ve Hz. Ali, akrabalık cihetiyle herkesten ziyade Resûl-i Ekrem Efendimize yakın idiler. Fakat, Nebiy-yi Muhterem Efendimiz, yâr-ı gârı olan Hz. Ebû Bekir&#8217;i ashabının hepsinden üstün tutardı. Vefatını netice veren hastalığında da bunu göstermişti. Mescid-i Şerife açılan kapıların hepsini kapattırdığı halde, Hz. Ebû Bekir&#8217;inkini açık bıraktırmıştı. Ebediyyet âlemine göç etmesine üç gün kala imamlık vazifesini yine ona devretmiş, İslâmın temel şartlarının en mühimi olan namazda onu bütün Müslümanların önüne geçirmişti.</p>
<p>Bu sebeple Hz. Resûlullah&#8217;tan sonra, halifeliğe en lâyık o idi. Nitekim netice de öyle oldu. Resûl-i Ekrem Efendimizin ebediyyet âlemine irtihal buyurdukları pazartesi günü öğleden sonra akşama kadar yapılan uzun konuşma, görüşme ve müzakerelerden sonra Hz. Ebû Bekir Hz. Resûlullahın halifesi seçildi ve ona bîat edildi.</p>
<p><strong>Hz. Ebû Bekir&#8217;e Umumî Biât</strong></p>
<p><em>Rebiülevvel ayının on üçü, salı günü.</em></p>
<p>Hz. Ebû Bekir, Mescid-i Nebevîye geldi. Minbere çıkıp oturdu.</p>
<p>Henüz konuşmaya başlamadan önce, Hz. Ömer ayağa kalktı. Allah&#8217;a hamd ve şükürde bulunduktan sonra, Müslümanlara,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Allah, halifeliği sizin hayırlınız, Resûlullahın (a.s.m.) yâr-ı gârı olan zâta nasip etti. Kalkınız, ona bîat ediniz!&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Mescid-i Şerifte bulunan Müslümanlar kalkıp Hz. Ebû Bekir&#8217;e umumî bîat yaptılar.</p>
<p>Bîat işi bitince Hz. Ebû Bekir, Allah&#8217;a hamd ve şükür ettikten sonra şöyle konuştu:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;</em><strong>Ey insanlar! Ben, üzerinize vâli ve emir oldum. Halbuki, sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyilik edersem bana yardım ediniz. Fenalık yaparsam bana doğru yolu gösteriniz!&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Doğruluk emânettir. Yalancılık hiyânettir. İnşaallah, içinizdeki en zayıfınız kendisinin hakkını alıncaya kadar, yanımda en güçlünüz olacaktır! İnşallah, içinizde en güçlünüz de üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alıncaya kadar benim yanımda en zayıfınız olacaktır.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ey insanlar! Allah yolunda cihadı terk etmeyin! Bilin ki, cihadı terk eden kavim zelil olur.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ben, Allah ve Resûlüne itâat ettikçe, siz de bana itâat ediniz. Ben, Allah ve Resûlüne âsi olursam, sizin de bana itâatınız lâzım gelmez.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Kendim ve sizin için Allah&#8217;tan af ve mağfiret dilerim!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>Peygamber Efendimizin Yıkanması ve Kefene Sarılması</strong></p>
<p>Rebiülevvel ayının on ikisi pazartesi günü, Müslümanlar öğleden sonra akşama kadar işlerini yürütecek bir halifenin seçimi ile meşgul olduklarından, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in yıkanması, techiz ve defni salı gününe kaldı. O gün, Hz. Ebû Bekir&#8217;e Mescid-i Nebevî&#8217;den umumî bîat yapıldıktan sonra bu işlere başlandı.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimizin Hücre-i Saadetlerinde yıkama işiyle meşgul olmak için Hz. Ali, Hz. Abbas, Fadl bin Abbas, Kusem bin Abbas, Üsâme bin Zeyd ve Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in azadlısı Şükrân (Salih) bulunuyordu.</p>
<p>Bu arada Ensar-ı kiram da bu ulvî hizmette bulunmak istiyordu. Bu husustaki arzularını izhar ettiler. Onları temsilen de Hz. Ali, Evs bin Havlî&#8217;yi içeri aldı.</p>
<p><em>Yıkama işini Hz. Ali yaptı.</em></p>
<p>Evs bin Havlî testi ile su taşıyor, Hz. Abbas ile Üsâme ve Şükrân, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in üzerine su döküyorlardı. Hz. Ali de eline sarmış olduğu bez ile gömlek üzerinden oğuşturarak Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;i yıkıyordu. Mübarek cesedleri son derece temizdi, mis gibi kokuyordu. Hücre-i Saadetin içini, o âna kadar görülmemiş bir güzel koku kaplamıştı. Peygamber Efendimiz&#8217;de, ölülerde görüle gelen şeylerden hiç birinden eser yoktu. Hz. Ali yıkarken,</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Anam babam sana fedâ olsun! Hayatında da vefâtında da temizsin, güzelsin, yâ Resûlallah!&#8221;</em> diyordu.</p></blockquote>
<p>Yıkama işi bittikten sonra Hâtemü&#8217;l-Enbiyâ Efendimiz, yine Hz. Ali, Hz. Abbas, Fadl bin Abbas ve Şükran tarafından kefene sarıldı.</p>
<p><strong>Peygamberimiz (s.a.v.)’in Üzerine Namaz Kılınması</strong></p>
<p><em>Rebiülevvel ayının on üçü, </em>salı günü öğleye doğru Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yıkanma ve kefene sarılma işi tamamlandı. Hücre-i Saadetinde sedirinin üzerine konuldu. Bundan sonra Hâne-i Saadetlerinin kapısını açtılar. <em>Önce melekler, sonra erkekler, sonra kadınlar, daha sonra da çocuklar Fahr-i Alem Efendimize karşı bu son vazifelerini huşû ve hüzün içinde ifâ ettiler.</em></p>
<p><strong>Resûl-i Ekrem&#8217;in Defni</strong></p>
<p>Resûl-i Ekremin nereye defnedileceği hususu görüşüldü. Bir kısmı, Mekke&#8217;ye götürülmesini, diğer bir kısmı Medine&#8217;de ve Bakî mezarlığına, bazıları ise Mescidin içine defnedilmesini teklif etti.</p>
<p>Fakat, Hz. Ebû Bekir imdada yetişerek şöyle dedi:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Ben, Resûlullah&#8217;tan şu sözü işitmiştim ve hâlâ unutmamışımdır: <strong>&#8216;Cenab-ı Hak, her peygamberin ruhunu o peygamberin defnolunmak istediği yerde alır.&#8217;</strong> Dolayısıyla, Resûlullahı istirahat döşeğinin bulunduğu yere defnetmeliyiz!&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Bu teklif ashab-ı kiram tarafından benimsendi. Böylece Resûl-i Kibriyâ Efendimizin, Hz. Âişe&#8217;nin evinde yattığı döşeğin altının kabir olarak kazılması kararlaştırıldı. Bundan sonra döşek kaldırılarak altı lahd tarzında kazıldı.</p>
<p><strong>Hz. Bilâl&#8217;in Müslümanları Ağlatması</strong></p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz henüz defnedilmemişti. Bu sırada Hz. Bilâl, hüzün ve hasret akıtan yanık sesiyle ezan okudu.<strong> &#8220;Eşhedü Enne Muhammede&#8217;r-Resûlullah&#8221;</strong> dediği zaman, ashab-ı kiram hüngür hüngür ağlamaya başladı. Mescid-i Nebevî, ağlama sesleriyle çalkalandı.</p>
<p><em>Bu, Hz. Bilâl&#8217;in <strong>son ezânı </strong>oldu. Resûl-i Kibriyâ Hazretleri defnedildikten sonra artık ezan okumadı.</em></p>
<p><strong>Peygamberimiz (s.a.v.)’in Kabre Konması</strong></p>
<p>Çarşamba gecesinin geç vakitleri idi. Nihâyet, gönül ve gözyaşları arasında Server-i Kâinatın mübarek na&#8217;şını kabrine tevdi ettiler.</p>
<p>Bu büyük, eşsiz ve benzersiz hayatın safhalarını gücümüzün yettiği kadar anlatmaya çalışıp burada bitirirken şöyle duâ ediyoruz:</p>
<p><em>Allah&#8217;ım! Bizi dünyada Resûlünün sünnetinden ayırma! Ahirette ise şefaatından mahrum kılma!<strong> Âmin&#8230; Âmin&#8230; Âmin&#8230;</strong></em></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hz-resulullahin-vefatindan-sonrasi-ve-defin/">Hz. Resulullah&#8217;ın Vefatından Sonrası ve Defin</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/hz-resulullahin-vefatindan-sonrasi-ve-defin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Son Günü ve Vefatı</title>
		<link>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-son-gunu-ve-vefati/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-son-gunu-ve-vefati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Sep 2021 10:20:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[25 peygamberin doğum ve ölüm tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[8 Haziran 632 hangi gün]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed'in cenazesi neden 3 gün bekledi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz'in doğum tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber efendimizin ölümü ve Azrail]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz ne zaman vefat etti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin vefatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin vefatı kısaca özeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=27586</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimizin Son Günü ve Vefatı Pazartesi Günü; Hayatında mühim hadiselerin meydana geldiği pazartesi günü. Rebiülevvel ayının on ikisi. Böyle bir pazartesi gününde mübârek gözlerini dünyaya açmıştı. Bu günde Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (a.s.m.) bir ara hastalığı hafifleyip kendine geldi. Bu hafifliği hisseder etmez, yatağından kalktı. Hazırlıklarını yaparak Mescid-i Şerife teşrif etti. O sırada ashab-ı kiram saf bağlayıp Hz. Ebû [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-son-gunu-ve-vefati/">Peygamberimizin Son Günü ve Vefatı</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Peygamberimizin Son Günü ve Vefatı</h1>
<p><strong>Pazartesi Günü; </strong>Hayatında mühim hadiselerin meydana geldiği pazartesi günü. <strong>Rebiülevvel ayının on ikisi.</strong> Böyle bir pazartesi gününde mübârek gözlerini dünyaya açmıştı.</p>
<p>Bu günde Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (a.s.m.) bir ara hastalığı hafifleyip kendine geldi. Bu hafifliği hisseder etmez, yatağından kalktı. Hazırlıklarını yaparak Mescid-i Şerife teşrif etti.</p>
<p>O sırada ashab-ı kiram saf bağlayıp Hz. Ebû Bekir&#8217;in arkasında sabah namazını kılıyorlardı. Kâinatın Efendisi bu nurânî manzarayı görmekle son derece sevindi, hatta tebessüm buyurdu.</p>
<p><em>Kendileri de Hz. Ebû Bekir&#8217;e uyarak namazını edâ etti. </em>Resûl-i Kibriyâ Efendimizi, aralarında mütebessim bir sîma ile gören sahabîler <em>&#8220;bütün bütün sıhhat buldu&#8221;</em> düşüncesiyle son derece sevindiler.</p>
<p><strong>Peygamber Efendimiz Hücre-i Saadetlerinde</strong></p>
<p>Son günün sabah namazını Hz. Ebû Bekir&#8217;e uyup ashabının arasında kılarak onları sevince garkeden Fahr-i Kâinat Efendimiz, namazın edâsından sonra yine Hücre-i Saadetine döndü. Yataklarına yattılar.</p>
<p>Bu arada kumandan Hz. Üsâme son defa kendisiyle vedâlaşmak üzere geldi. Resûl-i Ekrem,<strong> </strong></p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Allah&#8217;ın bereketi ile artık hareket et!&#8221; </strong></p></blockquote>
<p>buyurdu. Emri alan kumandan .Hz. Üsâme bin Zeyd doğruca ordugâha gidip mücahidlere hareket emrini verdi.</p>
<p><strong>Hz. Ebû Bekir&#8217;in İzin İsteyip, Sünh&#8217;taki Evine Gidişi</strong></p>
<p>Pazartesi günü, Hz. Ebû Bekir de Fahr-i Kâinat Efendimizin durumunun bir ara iyileştiğini fark etmişti. Bunun için huzura girip, <em>&#8220;Yâ Resûlallah! Allah&#8217;a hamdolsun! Onun lütuf ve keremiyle sağ salim sabaha çıktınız! Müsâade buyurursanız, Sünh&#8217;taki evime gideyim.&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, <strong>&#8220;Olur!..&#8221;</strong> buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir, Sünh&#8217;taki evine gitti.</p>
<p><strong>Müslümanlara ve Ev Halkına Son Seslenişi</strong></p>
<p>Son gün, pazartesi. Peygamber Efendimiz (a.s.m.)&#8217;in mübârek dillerinden şu cümleler dökülüyordu:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ey insanlar! Karanlık gece kıtaları gibi fitneler geliyor! Ey insanlar! Siz bana karşı hiçbir şeyle delil bulamazsınız! Zira ben, ancak Allah&#8217;ın Kitabı Kur&#8217;an&#8217;ın helâl kıldığını helâl, haram kıldığını da haram kıldım!&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ey kızım Fâtıma! Ey halam Safiyye! Allah katında makbul olacak ameller işleyiniz. Bana güvenmeyiniz. Çünkü ben, sizi Allah&#8217;ın gazabından kurtaramam!&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in Hz. Fâtıma&#8217;ya Söyledikleri</strong></p>
<p>Hz. Fâtıma, Resûl-i Ekremin hayatta kalmış olan biricik kızı idi. Kâinatın Efendisinin evlâd sevgisini kendisiyle tatmin ettiği tek evlâdı.</p>
<p>Hz. Fâtımatü&#8217;z-Zehrâ, güzel ahlâkta, yürüyüşte, oturuşta, kalkışta Peygamber Efendimize en çok benzeyen evlâdı idi.</p>
<p>Resûl-i Ekrem hastalığının son gününde bir ara biricik kızı, güzel ahlâk ve zerâfet timsali Hz. Fâtıma&#8217;yı yanına çağırdı. Hz. Fâtıma gelince, onu sol tarafına oturttu. <em>Ona gizlice bir şey söyledi.</em></p>
<p>Hz. Fâtıma&#8217;yı birden bir hüzün ve keder havası kapladı. Arkasından gözyaşları boşanmaya başladı.</p>
<p>Peygamber Efendimiz, sonra bu güzide kızına gizlice bir şey daha söyledi. Bu sefer, biraz evvel gözyaşı döken Hz. Fâtıma birden gülümseyip sevinmeye başladı.</p>
<p>O sırada orada bulunan Hz. Âişe, daha sonra bunun sebebini sorunca Hz. Fâtıma şu cevabı verir:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Önce bana, pek yakında dünyadan ve benden ayrılacağını söyledi. Bunun için ağladım. Sonra da <strong>&#8216;Âilem içinde en evvel bana sen kavuşacaksın.&#8217;</strong> deyince de sevindim.&#8221;</em></p></blockquote>
<p><strong>Ve Artık Son Anlar</strong></p>
<p><em>Rebiülevvel ayının on ikisi, pazartesi günü.</em></p>
<p>Güneş, batıya doğru kayıyordu.</p>
<p>Peygamber Efendimizin mübârek başları, Hz. Âişe&#8217;nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Artık nefes alıp vermekte güçlük çekiyordu. Dili Allah&#8217;ı zikretmekle meşguldü:<strong> &#8220;Allah&#8217;ım! Beni, Refik-i A&#8217;lâ&#8217;ya* ulaştır.&#8221; </strong>duâsını tekrarlıyordu. Bu esnada bile ümmetine irşadda bulunmaktan geri durmuyordu:</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Namaza dikkat ve devam ediniz!&#8221;</strong> diyordu.</p></blockquote>
<p>Bu hazin manzara orada bulunan Hz. Fâtıma&#8217;nın yüreğini âdeta dağlıyordu. Bir ara Resûl-i Kibriyâ Efendimizi bağrına bastı: <em>&#8220;Vay! Babamın çektiği ıztıraba.&#8221; </em>diyerek gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı.</p>
<blockquote><p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz,<strong> &#8220;Bugünden sonra baban hiçbir zaman ızdırap çekmeyecektir.&#8221;</strong> buyurdu ve ilâve etti:</p>
<p><strong>&#8220;Kızım! Sakın ağlama! Ben vefat ettiğim zaman<em> &#8216;İnnâ lillahi ve innâ ileyhi Raciûn&#8217; </em>de.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong>Hz. Cebrâil ile Hz. Azrail&#8217;in Birlikte Gelişleri</strong></p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu fani dünyada artık son dakikalarını yaşıyordu. Bu esnada, Hz. Cebrâil Hz. Azrail ile birlikte geldi. Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hâl ve hatırını sordu. Sonra,</p>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;Ölüm meleği Azrail içeri girmek için izin ister.&#8221;</em></strong> dedi.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz müsâade edince, Hz. Azrail içeri girdi. Efendimizin önünde oturdu,</p>
<p><em>&#8220;Yâ Resûlallah! Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım, istersen sana bırakacağım.&#8221; </em>dedi.</p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Hz. Cebrâil&#8217;e baktı. O da,</p>
<p><strong><em>&#8220;Yâ Resûlallah, Mele-i A&#8217;lâ seni beklemektedir.&#8221;</em></strong> dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Hâtemü&#8217;l-Enbiya Efendimiz,</p>
<p><strong>&#8220;Yâ Azrail! Gel, memuriyetini yerine getir.&#8221;</strong> buyurdu.</p></blockquote>
<p><strong>Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in Rabbine Kavuşması</strong></p>
<p>Mübârek başları Hz. Âişe&#8217;nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Yanında su kabı vardı. İki elini suya batırıp ıslak ellerini mübârek yüzlerine sürdü. Mübârek dudaklarından <strong>&#8220;Lâ ilâhe İllallah&#8221;</strong> cümlesi döküldü. Sonra ellerini yüzünden kaldırdı. Gözlerini evin tavanına dikti. <strong>&#8220;Allah&#8217;ım! Refik-i Alâ&#8221;</strong> cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmış üç yaşında iken mübarek ruhu Refik-i Alâ&#8217;ya yükseldi.</p>
<p><strong>Tarih:</strong> <strong>Hicretin 11. senesi, Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü. Milâdî <em>8 Haziran 632.</em></strong></p>
<p>عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمﭭ مِنَ الرَحْمٰنِ الرَّح۪يمﭭ ، صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَمَا زَاغَ اْلبَصَرُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَارَسُولَ اللّٰهِ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْج۪يلُ وَالزَّبُورُ وَالزُّبُرُ وَبَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَهَوَاتِفُ اْلجِنِّ وَاَوْلِيَآءُ الْاِنْسِ وَكَوَاهِنُ اْلبَشَرِ وَسَكَنَتْ لَهُ الشَّمْسُ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَمَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ ﱬ مَنْ جَآءَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَنَزَـلَـ سُرْعَةً بِدُعَآئِهِ الْمَطَرُ وَاَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ اْلحَرِّ وَشَبَغَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِهِ مِآٰتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَنَبَعَ اْلمَآءُ مِنْ بَـيْنِ اَصَابِعِه۪ ثَلَاثَ مَرَّاـتٍـ كَالْكَوْثَرِ وَسَبَّحَ ف۪ى كَــفَّيْهِ الْحَصَاةُ وَالْمَدَرُ وَاَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَالظَّبْىَ وَالذِّئْبَ وَالْجِذْعَ وَالذِّرَاعَ وَالْجَمَلَ وَالْجَبَلَ وَالْحَجَرَ وَالشَّجَرَ سَيِّدِنَا وَمَوْلٰينَا وَشَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَاَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَآ اَم۪ـينﭯ وَحْىِ اللّٰهِ</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/peygamberimizin-son-gunu-ve-vefati/">Peygamberimizin Son Günü ve Vefatı</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/peygamberimizin-son-gunu-ve-vefati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</title>
		<link>https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2021 09:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed'in cenazesi neden 3 gün bekledi]]></category>
		<category><![CDATA[Karısı tarafından zehirlenen Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz zehirlenerek mi vefat etti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz zehirlenerek mı öldü]]></category>
		<category><![CDATA[Sellam bin Mişkem]]></category>
		<category><![CDATA[Sellâm bin mişkem TDV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=25291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler Peygamber efendimizin hayatı kategorimizde bu günkü yazımız ” Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler “ konu ile ilgili tüm bilgiler bu yazımızda paylaşılmıştır. Yahudilerin, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;i Zehirlemeye Kalkışmaları Peygamber Efendimizin Bütün iyi niyet ve güzel muamelesine rağmen, Yahudilerin İslâma karşı gönüllerinde besledikleri kin ve düşmanlık ateşi bir türlü sönmüyordu. Her [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/">Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</h1>
<p><strong>Peygamber efendimizin hayatı</strong> kategorimizde bu günkü yazımız <strong>” Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler “</strong> konu ile ilgili tüm bilgiler bu yazımızda paylaşılmıştır. <strong>Yahudilerin, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;i Zehirlemeye Kalkışmaları </strong>Peygamber Efendimizin Bütün iyi niyet ve güzel muamelesine rağmen, Yahudilerin İslâma karşı gönüllerinde besledikleri kin ve düşmanlık ateşi bir türlü sönmüyordu. Her iyi muameleye karşı, kötü bir hareketle, hâince bir tertiple cevap vermeyi âdeta kendilerine huy edinmişlerdi.</p>
<p>Hayber fethedilmiş, Peygamberimiz (s.a.v.) ashabıyla birlikte istirahata çekilmişti. Savaşla, Resûl-i Ekremi mağlup edemeyen Yahudiler, bu sefer hâince bir tertibin içine girdiler. Onu zehirlemeye karar verdiler. Bu vazifeyi, meşhur Yahudi Sellam bin Mişkem&#8217;in karısı Zeynep üzerine aldı. Plân gereği Zeynep, bir dişi keçi kızarttı ve her tarafını tesirli bir zehirle zehirledi. Ayrıca Peygamber Efendimizin, davarın kol ve kürek etini daha çok sevdiğini de sorup öğrendiği için, keçinin oralarına daha da çok zehir serpti.</p>
<p>Dessas Yahudi kadını kızartılmış, kebap edilmiş zehirli keçiyi alıp getirdi ve <em>&#8220;Ey Ebû&#8217;l-Kasım! Bunu sana hediye ediyorum.&#8221;</em> diyerek Peygamber Efendimizin önüne koydu.</p>
<p>Kadın uzaklaşırken, Peygamber Efendimiz ve orada hazır bulunan sahabîler de ortaya konulan etten yemeye hazırlandılar. Resûl-i Ekrem, etin sevdiği kürek kısmından bir lokma aldı; fakat yutmadan sahabîlere,</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ellerinizi çekiniz! Şu kürek, etin zehirlenmiş olduğunu bana haber veriyor.&#8221;</strong> buyurdu.</p></blockquote>
<p>Herkes elini çekti. Sadece <strong>Bişr bin Bera Hazretleri</strong> ağzına aldığı lokmayı yutmuştu. Et öylesine zehirli idi ki Hz. Bişr, oturduğu yerde birden morardı ve ânında şehid oldu.</p>
<p>Peygamberleri öldürmekle iştihar bulan, zehirleme marifetini her milletten çok daha iyi beceren Yahudilerin bu teşebbüsü de sonuçsuz kalınca, Peygamber Efendimiz, bu tertibe âlet olan Zeyneb&#8217;i huzuruna çağırdı. Zeynep suçunu itiraf etti. Peygamber Efendimizin, <strong>&#8220;Bunu neden yaptın?&#8221; </strong>sorusuna şu cevabı verdi:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Eğer gerçekten bir peygambersen, sana haber verilecek; dolayısıyla zarar görmeyecektin. Eğer peygamber değil de bir hükümdarsan, kendimizi ve insanları senden kurtarmak için yaptım!&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Bazı rivâyetlerde, hiç kimseden şahsî intikam alma duygusu taşımayan Peygamberimiz (s.a.v.), kadını öldürmeyip af etmiştir. Bazı rivâyetlerde ise onu öldürttüğünden bahsedilir. Tahkik ehli demiş ki: Hz. Resûlullah öldürtmemiş, fakat şehid olan Bişr&#8217;in varislerine vermiş, onlar kısas olarak öldürmüşlerdir.</p>
<p><strong>Hayber&#8217;de Yasaklanan Şeyler</strong></p>
<p>Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hayber günü Müslümanlara dört şeyi Yasakladı:</p>
<blockquote><p><em><strong>1)</strong> Esir alınan kadınlara dokunmayı.<br />
<strong>2)</strong> Ehlî merkeplerin etlerini yemeyi.<br />
<strong>3)</strong> Yırtıcı, azı dişli hayvanların etini yemeyi.<br />
<strong>4)</strong> Ganimet mallarının bölüştürülmeden satılmasını veya satın alınmasını.</em></p></blockquote>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/">Hayber&#8217;de Peygamber Efendimizin Zehirlenmesi ve Yasaklanan Şeyler</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/hayberde-peygamber-efendimizin-zehirlenmesi-ve-yasaklanan-seyler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
