<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hasan-ı Basri arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/tag/hasan-i-basri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/tag/hasan-i-basri/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Mar 2021 02:44:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Hasan-ı Basri arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/tag/hasan-i-basri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tasavvufun Tarihi Gelişimi</title>
		<link>https://hacialibayram.com/tasavvufun-tarihi-gelisimi/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/tasavvufun-tarihi-gelisimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 08:49:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlmihal]]></category>
		<category><![CDATA[âbid ve zâhid]]></category>
		<category><![CDATA[Dâvûd et-Tâî]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Müslim el-Havlânî]]></category>
		<category><![CDATA[Ferkad es-Sencî]]></category>
		<category><![CDATA[Fudayl b. İyâz]]></category>
		<category><![CDATA[Habîb el-Acemî]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan-ı Basri]]></category>
		<category><![CDATA[İbnü’s-Semmâk]]></category>
		<category><![CDATA[İbrâhim b. Edhem]]></category>
		<category><![CDATA[Mâlik b. Dînâr]]></category>
		<category><![CDATA[Şakýk-i Belhî]]></category>
		<category><![CDATA[Sâlih el-Mürrî]]></category>
		<category><![CDATA[Şeybân er-Râî]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf tarihi bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufun tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufun tarihsel gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Karânî]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyd]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=8340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasavvufun Tarihi Gelişimi  Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn dönemlerinde dindar müslümanların yaşadıkları hayat yukarıda tasvir edilen mânevî bir atmosferde cereyan etti. Bu üç neslin dindarları dünyaya nazaran âhirete öncelik veriyor, bütün davranışlarda Allah&#8217;ın rızâsını gözetiyorlardı. Bu tür hayat Kur&#8217;an&#8217;ın istediği bir hayattı. Bunun en güzel örneği de Hz. Peygamber&#8217;di (el-Ahzâb 33/21). Hz. Peygamber zamanında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/tasavvufun-tarihi-gelisimi/">Tasavvufun Tarihi Gelişimi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080;"><strong>Tasavvufun Tarihi Gelişimi </strong></span></h1>
<p style="text-align: justify;">Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn dönemlerinde dindar müslümanların yaşadıkları hayat yukarıda tasvir edilen mânevî bir atmosferde cereyan etti. Bu üç neslin dindarları dünyaya nazaran âhirete öncelik veriyor, bütün davranışlarda Allah&#8217;ın rızâsını gözetiyorlardı. Bu tür hayat Kur&#8217;an&#8217;ın istediği bir hayattı. Bunun en güzel örneği de Hz. Peygamber&#8217;di (el-Ahzâb 33/21).</p>
<p style="text-align: justify;">Hz. Peygamber zamanında çeşitli eğilimlere sahip olan sahâbeler vardı. Bunlardan bir kısmı ilim öğrenmeye, bir kısmı dini tebliğe, bir kısmı cihada, bir kısmı yöneticiliğe daha fazla ilgi duyarken bir kısmı ibadete daha çok önem veriyor, uhrevî kurtuluş üzerinde yoğunlaşıyorlardı.</p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Başta ilk dört </span><span style="font-size: 12pt;">halife ve aşere-i mübeşşere olmak üzere Osman b. Maz‘ûn, Mus‘ab, Ammâr, </span><span style="font-size: 12pt;">Habbâb, Bilâl, Suhayb, Selmân, Ebû Zer, Mikdâd, Muaz, Ebü’d-Derdâ, </span><span style="font-size: 12pt;">Huzeyfe, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Amr bu sahâbenin âbid ve zâhidleri </span><span style="font-size: 12pt;">olarak tanınmışlardı. Daha sonraki dönemlerde yaşayan âbid, zâhid ve dindar </span><span style="font-size: 12pt;">müslümanlar her zaman bunları örnek almışlardı. Tasavvuf zincirinin ilk </span><span style="font-size: 12pt;">halkaları bunlardı. Daha sonra eklenen yeni halkalarla bu silsile günümüze </span><span style="font-size: 12pt;">kadar gelmiş, bu halkalardaki âlim ve zâhidler İslâm&#8217;ın ilim, ihlâs, takvâ, </span><span style="font-size: 12pt;">ihsan, his, heyecan ve zühd anlayışını yaşayarak çağımıza taşımıştır. </span><span style="font-size: 12pt;"><strong>Veysel Karânî</strong>, <span style="color: #ff6600;"><strong>Ebû Müslim el-Havlânî</strong></span>, <strong>Habîb el-Acemî</strong>, <span style="color: #ff6600;"><strong>Hasan-ı Basrî</strong></span>, <strong>Abdülvâhid </strong></span><span style="font-size: 12pt;"><strong>b</strong>. <span style="color: #ff6600;"><strong>Zeyd, Şeybân er-Râî</strong></span>, <strong>Sâlih el-Mürrî</strong>, <span style="color: #ff6600;"><strong>Ferkad es-Sencî</strong></span>, <strong>Mâlik b. Dînâr</strong>, </span><span style="font-size: 12pt;"><span style="color: #ff6600;"><strong>İbnü’s-Semmâk</strong></span>, <strong>İbrâhim b. Edhem</strong>, <span style="color: #ff6600;"><strong>Şakýk-i Belhî</strong></span>, <strong>Dâvûd et-Tâî</strong>, <span style="color: #ff6600;"><strong>Fudayl b. İyâz </strong></span></span><span style="font-size: 12pt;">ve benzeri pek çok <strong>âbid ve zâhid</strong> ikinci nesli, silsilenin ikinci halkasını oluşturur. </span><span style="font-size: 12pt;">Tasavvufta söz konusu neslin yaşadığı zaman hicrî I ve II. (VII ve VIII.) </span><span style="font-size: 12pt;">asırları kapsar ve zühd dönemi diye bilinir. Bu dönemde tasavvuf tohumunun </span><span style="font-size: 12pt;">çimlenmiş bir şekli mevcuttur. Bundan sonra gelen ve üçüncü halkayı </span><span style="font-size: 12pt;">oluşturan İbrâhim el-Havvâs, Bişr el-Hafî, Serî es-Sakatî, Cüneyd-i Bağdâdî, </span><span style="font-size: 12pt;">Bâyezîd-i Bistâmî, Hâris el-Muhâsibî, Zünnûn el-Mısrî, Hamdûn el-Kassâr, </span><span style="font-size: 12pt;">Ma‘rûf-i Kerhî, Ahmed b. Hadraveyh, Ebû Süleyman ed-Dârânî, Sehl et- </span><span style="font-size: 12pt;">Tüsterî gibi sûfîler tasavvufun ilk temsilcileri ve müjdecileridir. Tasavvufî </span><span style="font-size: 12pt;">hayat geniş ölçüde bunların tesbit ettikleri hedefler yönünde gelişmiştir. </span><span style="font-size: 12pt;">Kuşeyrî&#8217;nin de açık bir şekilde belirttiği gibi tasavvuf Ehl-i sünnet’in </span><span style="font-size: 12pt;">bünyesinden doğmuştur. İlk sûfîlerin hepsi Sünnî’dir. Sûfîliğin ortaya çıktığı </span><span style="font-size: 12pt;">dönem İslâm dünyasında çeşitli ilimlerin kurulduğu, değişik mezhep ve </span><span style="font-size: 12pt;">akımların ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu dönemde hadis, fıkıh, kelâm gibi </span><span style="font-size: 12pt;">ilim dalları kurulmuş, bunlarla uğraşanlara hadisçi, fıkıhçı, kelâmcı (muhaddis, </span><span style="font-size: 12pt;">fakih, mütekellim) gibi isimler verilmişti. Kaynağı Kur&#8217;an ve hadis olmakla </span><span style="font-size: 12pt;">beraber söz konusu ilimlerden de etkilenen ve Ehl-i sünnet muhitinde </span><span style="font-size: 12pt;">doğan İslâm&#8217;daki ruhî ve mânevî hayat tarzına tasavvuf denmiştir. Bu hayat </span><span style="font-size: 12pt;">tarzının temelleri Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;in öğretisinde, önceki nesillerin sözlerinde </span><span style="font-size: 12pt;">ve yaşayış tarzlarında mevcuttu. Sûfîler fikirleri ve mânevî tecrübele </span><span style="font-size: 12pt;">riyle geliştirip sistemleştirdikleri tasavvufî hayat tarzını sözü edilen temeller </span><span style="font-size: 12pt;">üzerinde inşa etmişlerdir. Kökü ve özü eski olan tasavvufî hayatın bazı yenilikler </span><span style="font-size: 12pt;">içermesi ve farklılık göstermesi bundandır. </span><span style="font-size: 12pt;">Büyük sûfîlerin yetiştiği hicrî III ve IV. (IX ve X.) yüzyıllarda tasavvufla </span><span style="font-size: 12pt;">ilgili birtakım eserler yazılmış, sûfîliğin esasları yazılı hale getirilmişti. Diğer </span><span style="font-size: 12pt;">taraftan aynı dönemde melâmet ve fütüvvet gibi önemli tasavvufî ekoller </span><span style="font-size: 12pt;">ortaya çıkmıştı. Ma‘rûf-i Kerhî, Serî es-Sakatî, Hâris el-Muhâsibî ve Cüneyd-i </span><span style="font-size: 12pt;">Bağdâdî gibi ünlü sûfîler Irak&#8217;ta tasavvuf adı altında İslâm&#8217;ın mânevî hayatını </span><span style="font-size: 12pt;">geliştirirken Horasan bölgesinde Hamdûn el-Kassâr (ö. 271/884) melâmet </span><span style="font-size: 12pt;">adı altında söz konusu hayatın farklı bir yorumunu ortaya koyuyordu. </span><span style="font-size: 12pt;">Ebû Hafs, Ahmed b. Hadraveyh ve Şâh Şucâ‘-ı Kirmânî gibi Horasanlı dindarlar </span><span style="font-size: 12pt;">ise daha çok fütüvvet ve mürüvvet üzerinde duruyorlardı. Melâmet </span><span style="font-size: 12pt;">ehli ihlâs ve riya konusuna ağırlık verirken, fütüvvet ehli daha çok dinin </span><span style="font-size: 12pt;">insaniyet yönü üzerinde duruyorlardı. Bu konuda özellikle Bâyezîd-i Bistâmî </span><span style="font-size: 12pt;">(ö. 234/848) son derece özgün yorumlar yapıyordu. </span><span style="font-size: 12pt;">Söz konusu dönemde tasavvufa dair yazılan en meşhur eserler ve yazarları </span><span style="font-size: 12pt;">ise şunlardır: </span><span style="font-size: 12pt;">Hâris el-Muhâsibî (ö. 243/857) er-Riâye li-huk†kıllah, Cüneyd-i Bağdâdî (ö.</span><span style="font-size: 12pt;">297/ 909) Resâil, Sehl b. Abdullah et-Tüsterî (ö. 283/896) et-Tefsîr, Hakîm et-Tirmizî </span><span style="font-size: 12pt;">(ö. 320/932) Hatmü&#8217;l-velâye, Hallâc-ı Mansûr (ö. 309/921) Kitâbü&#8217;t- </span><span style="font-size: 12pt;">Tavâsin, Ebû Nasr es-Serrâc (ö. 378/988) el-Luma‘, Kelâbâzî (ö. 380/990) et-Taarruf, </span><span style="font-size: 12pt;">Ebû Tâlib el-Mekkî (ö. 386/996) K†tü&#8217;l-kulûb, Sülemî (ö. 412/1021) Tabakåtü&#8217;s- </span><span style="font-size: 12pt;">sûfiyye, Ebû Nuaym İsfahânî Hilyetü&#8217;l-evliyâ, Kuşeyrî (ö. 465/1072), er- </span><span style="font-size: 12pt;">Risâle, Hücvîrî (ö. 470/1077) Keşfü&#8217;l-mahcûb, Abdullah Ensârî el-Herevî (ö.</span><span style="font-size: 12pt;">481/1088) Menâzilü&#8217;s-sâirîn, Gazzâlî (ö. 405/1111) İhyâü Ulûmi&#8217;d-dîn. </span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Bu eserlerin </span><span style="font-size: 12pt;">tamamına yakını matbu olup bir kısmı Türkçe&#8217;ye de çevrilmiştir. Bu yazarların </span><span style="font-size: 12pt;">tasavvuf konusunda daha başka değerli eserleri de vardır. Özellikle Sehl et-</span><span style="font-size: 12pt;">Tüsterî&#8217;nin, Sülemî&#8217;nin, Kuşeyrî&#8217;nin ve Abdullah el-Ensârî&#8217;nin tefsirle ilgili eserleri</span><br />
<span style="font-size: 12pt;"> işârî tefsirler bakımından önemlidir. Sülemî&#8217;nin Tabakåt&#8217;ı ile Ebû Nuaym&#8217;ın Hilye&#8217;si </span><span style="font-size: 12pt;">ise evliyanın hayat hikâyelerine ve menkıbelerine dairdir. Tasavvufun doğuşunu, </span><span style="font-size: 12pt;">gelişmesini ve ilk sûfîlerin yaşama tarzlarını her biri bir tasavvuf klasiği</span><br />
<span style="font-size: 12pt;"> niteliğinde olan söz konusu eserlerden izlemek mümkündür. </span><span style="font-size: 12pt;">Hicrî VI. (XII.) asra kadar olan tasavvufun ilk dönemi ve hareketin doğduğu, </span><span style="font-size: 12pt;">geliştiği ve şekillendiği bir zaman dilimidir. Bu dönemde tasavvuf </span><span style="font-size: 12pt;">basit fakat derin, sade fakat anlamlı bir mânevî hayat tarzıdır. Geniş ölçüde </span><span style="font-size: 12pt;">pratiklere dayanır, teorilere çok az yer verir. Hal, his, heyecan ve vecd gibi </span><span style="font-size: 12pt;">isimler alan ve din psikolojisi bakımından büyük önem taşıyan ruhî hayat </span><span style="font-size: 12pt;">tarzı üzerinde yoğunlukla durulur. Bu fikrî harekette felsefî etkiler yok denecek</span><br />
<span style="font-size: 12pt;"> kadar azdır. Ama sûfîlerin mânevî tecrübeleri ve bu tecrübelerle ilgili </span><span style="font-size: 12pt;">olarak yaptıkları yorumlar üzerine kurulan bir tasavvuf felsefesi vardır. Bu, </span><span style="font-size: 12pt;">daha çok sûfîlerin kendi düşünce ve çabalarıyla oluşturmuş oldukları özgün </span><span style="font-size: 12pt;">bir felsefedir. Tasavvufî hayat, öz ve hareket noktası itibariyle İslâmî temeller </span><span style="font-size: 12pt;">üzerine inşa edilmiş olduğundan, başta İbnü&#8217;l-Cevzî, İbn Teymiyye ve </span><span style="font-size: 12pt;">İbnü&#8217;l-Kayyim olmak üzere bu hareketin bazı şekillerini sert bir biçimde </span><span style="font-size: 12pt;">eleştiren âlimler tarafından da saygı ve takdirle karşılanmıştır. Bununla beraber </span><span style="font-size: 12pt;">bu dönem tasavvufu da tartışma ve eleştiriye açık bazı konular içermektedir. </span><span style="font-size: 12pt;">Öteden beri tartışılan ve eleştirilen bu konular tasavvufun özü ve </span><span style="font-size: 12pt;">geneliyle ilgili değildir. Münferit konulardır, ayrıntıyla ilgilidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/tasavvufun-tarihi-gelisimi/">Tasavvufun Tarihi Gelişimi</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/tasavvufun-tarihi-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateş Yaratıcı Değil Mahluktur</title>
		<link>https://hacialibayram.com/ates-yaratici-degil-mahluktur/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/ates-yaratici-degil-mahluktur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2017 19:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[akidname]]></category>
		<category><![CDATA[Basra'lı Şem]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[dini hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan-ı Basri]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan-ı Basri akidname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=9349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ateş Yaratıcı Değil Mahluktur Basra&#8217;lı Şem&#8217;ûn kendi halinde bir mecusidir. Müslümanlarla içli dışlıdır ve bir sürü güzel haslet edinir. Kimseyle uğraşmaz, yalan söylemez, sözünde durur ve cömerttir. Sonra o gül yüzlü komşusunu (Hasan-ı Basri Hazretlerini) çok beğenir, uzaktan bile görse ayağa kalkar, hürmetle yol verir. Hasan-ı Basri, Şem&#8217;ûn&#8217;un Müslüman olmasını çok ister. Hatta bazı geceler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ates-yaratici-degil-mahluktur/">Ateş Yaratıcı Değil Mahluktur</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080; font-family: impact, sans-serif;">Ateş Yaratıcı Değil Mahluktur</span></h1>
<p><span style="color: #808000;">Basra&#8217;lı Şem&#8217;ûn kendi halinde bir mecusidir. Müslümanlarla içli dışlıdır ve bir sürü güzel haslet edinir. Kimseyle uğraşmaz, yalan söylemez, sözünde durur ve cömerttir. </span></p>
<p>Sonra o gül yüzlü komşusunu (Hasan-ı Basri Hazretlerini) çok beğenir, uzaktan bile görse ayağa kalkar, hürmetle yol verir.</p>
<p>Hasan-ı Basri, Şem&#8217;ûn&#8217;un Müslüman olmasını çok ister. Hatta bazı geceler sabahlara kadar yalvarır onun ve onun gibiler için hidayet diler. Rahman ve Rahim olan Rabbimiz bu duaları kâbul eder ve mübareğin tebliğ için beklediği fırsatı önüne çıkarır. Nasıl mı? Anlatalım.</p>
<p>Şem&#8217;ûn amansız bir hastalığa yakalanır. Birkaç gün içinde mum gibi erir ki artık öleceğinin farkındadır. Hasan-ı Basri biraz süt, biraz hurma alır, komşusunun kapısını tıklatır. Şem&#8217;ûn onu görünce çok duygulanır. Ağlamakla gülmek arasında gidip gelen bir sesle &#8216;Ey asil komşum&#8217; der &#8216;niye zahmet ettin ki?&#8217;</p>
<p>-Ne zahmeti, vazifemiz değil mi?</p>
<p>-Biliyor musun ben gidiciyim.</p>
<p>-Hepimiz gidiciyiz.</p>
<p>-Korkarım ahirette de görüşemeyeceğiz. Zira inandıklarım doğruysa aynı yerde olmayacağız.</p>
<p>Mübarek acı acı gülümser.</p>
<p>-Peki&#8217; der, ya benim inandıklarım doğruysa?</p>
<p>-Yine aynı yerde olmayacağız, zira beni taptığımla yakacaklar.</p>
<p>-Bak Şem&#8217;ûn ateş yaratıcı değil mahlûktur. Alemlerin Rabbi (Celle Celalüh) dilemezse kimseye bir şey yapamaz.</p>
<p>-Müslümanlar buna benzer şeyleri çok söylerler ama ateşin yakmadığı nerede görülmüş?</p>
<p>-Ateşin yakmadığını görsen bana inanır mısın?</p>
<p>-İnanırım.</p>
<p>Biliyor musunuz veliler hallerini bir sır gibi saklar, tanınmaktan, bilinmekten sıkılırlar. Ancak böylesi hayati kavşaklarda keramet göstermek zorunda kalırlar. Nitekim Hasan-ı Basri Hazretleri de mangaldaki ateşi avuçlar, kızgın korla kollarını sıvazlar. Şem&#8217;ûn hayretler içindedir. Büyük veli, bunlar sıradan şeylermiş gibi gülümser, &#8216;İstersen yanan fırına girelim&#8217; der, &#8216;var mısın?&#8217;</p>
<p>-Yoo, hayır. Bu kadarı yeter.</p>
<p>-Görüyorsun işte. Senin, benim, dağların, göklerin, denizlerin yaratıcısı onu zararsız kıldı.</p>
<p>-Sanırım, Allah&#8217;ın büyüklüğünü kabullenmek zorundayım<br />
.<br />
-Al, istersen dokunabilirsin. Eğer ateş bir şeye kaadirse yaksın da görelim.</p>
<p>-Diyecek bir şey bulamıyorum.</p>
<p>-Ama benim diyecek çok şeyim var. Yapma Şem&#8217;ûn, kendine kıyma. Gel iman et ve kurtul. Altından nehirler akan köşkler, nefis şerbetler, bahçeler, huriler seni bekliyor. Bir kere kelimeyi şahadet söyle, ebedi saadete kavuş.</p>
<p>-Bu kadar kolay mı yani?</p>
<p>-Evet bu kadar kolay.</p>
<p>-Ama benim ömrüm günah içinde geçti.</p>
<p>-Benim ki de öyle ama Allah-ü teâlâ affedicidir.</p>
<p>-Ne desem bilmem ki, bunca yıldır mecusi olarak yaşadıktan sonra&#8230;</p>
<p>-Sakın &#8216;millet ne der?&#8217; diye düşünme, sadece kalbinin sesini dinle.</p>
<p>-Kalbim seninle beraber, yalnız endişelerim var.</p>
<p>-Nasıl yani?</p>
<p>-Sahi, Rabbim beni kâbul eder mi?<br />
-Eder.</p>
<p>-Bana kulum der mi?</p>
<p>-Der.</p>
<p>-Emin misin?</p>
<p>-Adım gibi.</p>
<p>-Peki kefil olur musun?</p>
<p>-Olurum.</p>
<p>-Ahitname de yazar mısın?</p>
<p>-Yazarım.</p>
<p>-Mührünü de basar mısın?</p>
<p>-Basarım.</p>
<p>-İyi öyleyse, sen şimdi bana yapmam gerekenleri söyle.</p>
<p>Şem&#8217;ûn oğullarını, yakınlarını çağırır. Kalabalığın huzurunda iman eder. Olacak bu ya hemen o gün ecel şerbetini içer. Onu söz konusu kâğıtla birlikte toprağa verirler.</p>
<p>Hasan-ı Basri Hazretleri hem şaşkın, hem sevinçlidir. Omuzlarından irice bir yük gitmiştir. Definden sonra evine gelir. Bir başına kalınca hadisenin muhasebesini yapar ve birden dehşete düşer. Büyük bir pişmanlıkla &#8216;yaptığını beğendin mi&#8217; der, &#8216;sen kim oluyorsun da ahidname veriyorsun. Kendini kurtaracağın şüpheli, kalkıp başkalarına kefil oluyorsun. Eyvah ki ne eyvah! Aman Allah&#8217;ım ben ne yaptım!&#8217;</p>
<p>O gece binlerce, onbinlerce kez tövbe eder, &#8216;Yarabbi, ben acizin, zavallının biriyim&#8217; der, &#8216;n&#8217;olur bu cüretimi affeyle!&#8217; Hasan-ı Basri o kadar ağlar ve o kadar yalvarır ki bitap düşer. Birara içi geçer, rüyasında Şem&#8217;ûn belirir, çok neşelidir. Öylesine nurludur ki dolunayı imrendirir. Başında cennet cevahirleriyle süslenmiş bir taç vardır. Hasan-ı Basri Hazretlerine döner &#8216;Meğer Allah-ü teâlâ ne büyükmüş&#8217; der, &#8216;merhametinin zerresi benim gibi nice asiye yetti.&#8217;</p>
<p>-Peki ya ahitname?</p>
<p>-Ona bakmadı bile, istersen geri verebilirim.</p>
<p>-Yalvarırım ver, n&#8217;olur ver.</p>
<p>-Al!</p>
<p>Hasan Basri Hazretleri heyecanla uyanır. Ne görse beğenirsiniz.</p>
<p>Kâğıt elindedir.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ates-yaratici-degil-mahluktur/">Ateş Yaratıcı Değil Mahluktur</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/ates-yaratici-degil-mahluktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
