Hırkam siyah, sarığım siyah.

20.04.2022
451
Hırkam siyah, sarığım siyah.

Hırkam siyah, sarığım siyah.

Erhancan yazdı 4. 2

Bir de pirim;
İbrahim hakkı ks. der ki;
‘’ Biz uzayın yollarını Tillo’ nun sokaklarından iyi biliriz..”
Evet giden bilir, çok iyi bilir hem de..
Geçen Ks hazreti Geylani efendimizin bir yazısı denk geldi pirim, keşif beğenmiyor gibi bir algı oldu, hakikaten güleceğim. Biz kimiz de neyi beğenmiyoruz, ayırt edin diyoruz, ayık olun…
Ona cevap ver, buna açıklama yap, yok artık. Kim neye inanır, kim nereye gider, buyursun. Öğretmenlik çok zor iş. Allah sabır versin size pirim. ‘’Açık vermeden yaz yol göster. Kardeşlik, abilik yap’’ dediniz. Çabalamam ondan, verdiğiniz emirden. Deli de olduk, kibirli de, celalde de, kıskanıyor dediler giden şahsı, kendini beğenmişte, ne size şikayet ettik, ne konuşanların karşısına geçtik.
Allah bilir, kalplerin en kuytu yerinde saklananları. Yol açık, kimsede kimsenin önüne geçmiyor. Ne zikir verdim, ne birine özel seni gördüm şunu oku dedim. Ne lafımla efal değiştirttim, ne beni dinleyin dedim, ne beni takip edin, ayrılın bana uyun dedim.
Ne gurup yaptım, ne resimle analiz yapıp zanda bulundum, ne isim verdim, birini yücelttim ne isim verdim birini üzdüm düşürdüm, ne herhangi bir guruba dahil oldum, ne kendim gurup yaptım.
Kendi derdim kendime yetiyor açıkçası.
Zırvalayanın karşısına geçtik sadece.
Ha dedim ya sizi üzmemek adına birçok şeyi de yutar gibi yaptık ne yedik, ne kandık. Öyle tehdit mehdit size bize işlemez Allah’ın izniyle…
Unutmadan soruyum pirim, geçen tayy la size geldim, bilgisayarın başında odadaydınız. Bir listeye bakıyordunuz. Erhancan 12 numara dediniz. Baktım listeye isimler vardı, yormayın pirim yormayın kendinizi. El alan yol alır, çabalamak boşunadır belki, Allah görüyor biliyor. Bizim de düşeceğimiz yerler var ve olacaktır mutlaka. Dağ başında yaşamak lazım tek insanlardan uzak, başka çözüm yolu göremiyorum kendi adıma..
Şimdi Pirim; çok zorlandığım takatimin kalmadığı yerler var artık pirim, gücüm tükeniyor bazen. Yüküm ağırlaştıkça omuzlarım çöküyor. Yazmasam burda sizin celalinizde iş yaptığımı anlayamayan koca bir gurup var hala.
Siyah pirim siyah…
Hırkam siyah, sarığım siyah…..
Pirim çok açık yazsam inkar ederler, kavga zırıltı söz bitmez. Kapalı yazıyorum karman çorman oluyor. Bazı şeyleri, şu eşyaların renk değiştirme işi bende artık çoğaldı pirim..
Evet özellikle ağaçtan yapılanlar, ağaç pirim ağaç, masa sandalye, koltuk, sehpa, dışardaki ağaçlar, dolap kapağı, komedin aklınıza ne gelirse pirim renkleri değişiyor bende. Açıktan koyuya, koyudan açığa. Bazen de ….Yazmayım, çok açık şeffaf oluyor pirim. Arkasını görebiliyorsunuz. Yok gibi, su gibi. Renklerin değişmesinin de var bir anlamı. Normalde koyu olan renkler dikkatimi verip baktım mı birşey yaparken açılıyor rengi pirim. Sonra koyulaşıyor. Nasıl okuyacağız bunları nedir ne değildir. Herşey mi birşey anlatır arkadaş, vallahi tallahi ne zor işler bu işler…Renk alfabesi var mıdır pirim, hangi renk ne anlatıyor. Uzun zaman işleri bu, bildim öğrendim yok, tecrübeyle deneye deneye anca öğreniliyor. Renkleri çözemedim, ne nurların rengini, ne başka şeylerin rengini..
Sarı nurla uğraşırsam ve çokça görürsem; hastalık, kırılganlık, isteksizlik oluyor.
Denedim çokça.
Beyaz nur; iyi geliyor bana.
Yeşil daha iyi.
Siyah nur çok olursa;
kavgam, telaşım, başımın ağrısı bitmiyor.
Mutlaka kavgayla,
itiş kakışla bitiyor günüm.
Evet pirim,
herşey belli,
ne yaşanacak ,
ne yapılacak senaryo hazır,
oynuyoruz rolümüzü.
Hz büyük pir..
“””…Doğruluk kanatların böyle açılır, gelişir.
Kalp gözlerin de görmeye başlar.
Varlığın genişler.
İlâhî bilginin boşluğunda uçmaya başlarsın.
Şarkı, garbı, denizi, deryayı gezersin.
Sahilleri ve dağları dolaşırsın.
Semaya yükselirsin, yere iner, sessiz gezersin.
Çünkü himmetin yücedir.
Arkadaşın büyüktür,
işte bundan sonra dilin çözülür, sözlerin anlaşılır.
Sessizlik libasını çıkarır atarsın,
halktan kaçmana artık lüzum kalmaz.
Sırrınla halka gidersin,
onların derdini iyileştirecek bir tabip olursun.
Sen bizzat onlara şifasın.
Senden zarar beklenmez.
Onların azlığı, çokluğu, senin için bir mana taşımaz.
Seni övmeleri, kötülemeleri bir kıymet teşkil etmez.
Aldırma, artık işi nereye bırakırsan orada bulursun.
Çünkü Mevlâ ilesin;”””
Pirim bu dersleri sırayla siz veriyordunuz bana,
acele etme,
sırada şu var diye,
yapacağım hataları yazıyordunuz,
akıl sır ermiyor sizin işlerinize de.
Marifetullah’a uygun, bir düzen içinde işliyor herşey..
Sınıf atlama yok, yedire yedire öğretiyorlar herşeyi.
Ama önemli olan bildiğiniz gibi kendi özünüze yolculuk pirim.
Öz…
Yaratılan herşeyin bir öz suyu var,
elma ağacında armut olmuyor.
Zahiri var batını var.
Her şeyin bir gözüken yüzü, tadı, cismi varken,
diğer taraftan dil ne bilir tadı kısmı unutuluyor..
Allah herkesin ağzında,
ama kalbe zor giriyor maalesef..
Zikirdeyim…
Saat…
İnerken sarı kubbeyi görüyorum, Mescid-i Aksa’dayım. Geziyorum, beyaz büyük sütunların arasında pirim..
Buraların çok eski hallerine de daha önce gittim, kubbeler yapılmamışken ama neresi nedir görmediğim için çok seçemiyordum.
Pirim normal cami sanıyordum bu gittiğim yerleri.
En eski hallerine gittim,….
Oralar için bir şeyler yaptım.
Savaşlara katıldım, kılıç salladım.
Bedir’i gördüm.
Sancak taşıdım başka yerlerde…
Evet pirim melekut alemde sancaktardım bir süre. Size de yazdım. Benim gibi birçok sancaktarla beraberdik. Heybetli atlarımızla, koş babam koş. Arkamıza bakmadan 4 nala at sürdük pirim...
Benim sancağımı yazarım. Renkleri ve modelleri farklı farklı çoğunun sancaklarının. Gözlerden yaş akar cinsten koşturduk atları çokça pirim…Bazen az olduk, bazen haylice. Çocuktan daha çocuk olduk orda sevinçten, arkadaşlarım oldu, sesler geldi, nidalar yükseldi. İsimlerimiz okundu, bekledik pirim tüylerimiz diken diken…
Bir gurup diyeyim, başka birşey yazmıyorum bu konuda,
Saf saf, sıra sıra…
Beyazlar, siyahlar, yeşiller, morlar….
Yıldırım gibiler..
Erenlerin herşeyi dizelere dökmesinin sebebi buymuş pirim..
Laf yetmiyor, kelimeler bitiyor, görülenleri anlatmaya derman yetmiyor.
Benzetmelerle, dizelere şarkılara, mısralara saklamışlar herşeyi.
Çoğu da susmuş…
hz Mevlana ‘’hamuş / suskun’’ dermiş kendine,
dünya kadar cilt eser yaz
suskun lakabı tak kendine. Dilsizler, suskunlar…
Neler gördüler neler yaşadılar, Allah bilir..
La galibe illallah.
***devam edecek……

ANLAMAK ZOR

Akıyoruz bir uçtan bir uca
Hayat ırmağının düzünden tersine
Tersinden düzüne
Yokuşlar çıkarak, inişler inerek
Dursuz duraksız
Bilinmezler denizidir yüzdüğümüz
Uçsuz bucaksızBir yönden var oluşa
Çabalarımız
Bir yönden tükenişe
Bulup yitirmeye
Yitirdiklerimizi bulmaya uğraşımızAdımız Adem
Sanımız yoklukOlumsuzdan olumluya
Olumludan olumsuza
Durmaz akarız
Biteviye
İlahi düzenin şenlerine bakarız

Günahlarımızla, sevaplarımızla
Kılıçtan keskin mi keskin
Kıldan ince mi ince
Köprüler geçeriz durmadan
Kudret şarabıdır içtiğimiz
Kevser ırmağında, yedi kurnadan

Adımız Adem
Sanımız yokluk

Hayat tarlasında harmancıyız
Yabasız oraksız
Yaratan yaratılmışla özdeş
Yaratılan Yaratanla hemhal
Öyle bir sır ki anlamak zor
Anlatmak olanaksız

Ilgın-1994

Hacı Ali Bayram

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

  1. inci dedi ki:

    Cok beklemis bu mesaji icimde biri ki dalgalar yukseldi kalbimde tasti gozlerimden . Anlamasak da biraz hisseder gibi, biraz kokusunu alir gibi, biraz o semum ruzgarinda oksanir gibi gonul bir mutlu oldu. Tesekkurler paylastigin icin hocam. Cok susamis kalbim bu paylasimlarina. Bu nefsinin zulmundeki kullarin da cook iceride ulasamadigi yildizi var, onun esintisini hissetmek cok guzel. Selam es selame.

    1. admin dedi ki:

      Teşekkür ederim. Allah sizden de razı olsun. selam es selame

tr Turkish
X