<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Google Arama Sonuçları arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<atom:link href="https://hacialibayram.com/category/google-arama-sonuclari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hacialibayram.com/category/google-arama-sonuclari/</link>
	<description>Seğirmeler, Kur'anı Kerim , İlmihal, Dini Bilgiler Namaz ve Kuranı Kerim ve daha fazlası.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 May 2021 13:53:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hacialibayram.com/wp-content/uploads/2020/02/babam-konuÅŸmacÄ±.png</url>
	<title>Google Arama Sonuçları arşivleri - hacialibayram.com Sevgi yolu</title>
	<link>https://hacialibayram.com/category/google-arama-sonuclari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhtiyacın Kadar Al &#8211; İnsan Oğlu!</title>
		<link>https://hacialibayram.com/ihtiyacin-kadar-al-ama-insan-oglundan-ne-beklenir/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/ihtiyacin-kadar-al-ama-insan-oglundan-ne-beklenir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 May 2021 13:53:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacın kadar al]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacın olanı al]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacın varsa al]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacın varsa al yoksa as]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacın varsa al yoksa bırak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hacialibayram.com/?p=9324</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhtiyacın Kadar Al &#8211; İnsan Oğlu! Rahmân ve Rahîm (olan) Allah&#8217;ın adıyla. 1. Harıl harıl koşanlara, 2. (Nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, 3. (Ansızın) sabah baskını yapanlara, 4. Orada tozu dumana katanlara, 5. Derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki , 6. Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür. 7. Şüphesiz buna kendisi de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ihtiyacin-kadar-al-ama-insan-oglundan-ne-beklenir/">İhtiyacın Kadar Al &#8211; İnsan Oğlu!</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>İhtiyacın Kadar Al &#8211; İnsan Oğlu!</h1>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Rahmân ve Rahîm (olan) Allah&#8217;ın adıyla.</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">1. Harıl harıl koşanlara,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">2. (Nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">3. (Ansızın) sabah baskını yapanlara,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">4. Orada tozu dumana katanlara,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">5. Derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki ,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">6. Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür.</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">7. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">8. Ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">9. Kabirlerde bulunanların diriltilip dışarı atıldığını düşünmez mi?</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">10. Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman ,</span></b></p>
<p><b><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">11. Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdar</span></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=XRfI7vwfycU</p>
<p>Yayınlanma tarihi: <b>27 Nis 2017, 11:33</b></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/ihtiyacin-kadar-al-ama-insan-oglundan-ne-beklenir/">İhtiyacın Kadar Al &#8211; İnsan Oğlu!</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/ihtiyacin-kadar-al-ama-insan-oglundan-ne-beklenir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sad Suresi Kaçıncı Sayfada?</title>
		<link>https://hacialibayram.com/sad-suresi-kacinci-sayfada/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/sad-suresi-kacinci-sayfada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 May 2021 14:40:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Sad Suresi kaç ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Sad Suresi kaç sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Sad Suresi kaçıncı cüzde]]></category>
		<category><![CDATA[Sad Suresi kaçıncı sayfada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=23813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sad Suresi Kaçıncı Sayfada? Sâd Sûresi Mekke döneminde inmiştir. 88 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın birliği, müşriklerin inkârları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları, Davûd, Süleyman, Eyyüp, İbrahim, İshak, İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl Peygamberlerin kıssaları, Davûd Peygamberin hakemliği ve Hz. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. Sad Suresi Oku Sad Suresi kaç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/sad-suresi-kacinci-sayfada/">Sad Suresi Kaçıncı Sayfada?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: left;">Sad Suresi Kaçıncı Sayfada?</h1>
<div class="sureHeaderText">
<p class="trTextHolder" style="text-align: left;"><strong>Sâd Sûresi</strong> Mekke döneminde inmiştir. <strong>88 âyettir</strong>. Sûre, adını birinci âyetteki <b>“Sâd”</b> harfinden almıştır. Sûrede başlıca, <b>Allah’ın birliği, müşriklerin inkârları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları, Davûd, Süleyman, Eyyüp, İbrahim, İshak, İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl Peygamberlerin kıssaları, Davûd Peygamberin hakemliği ve Hz. Peygamberin temel görevi konu </b>edilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="https://hacialibayram.com/sad-suresi-turkce-meali-arapca-dinle/"><strong>Sad Suresi Oku</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sad Suresi kaç sayfa?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Sad Suresi Kur’anı Kerim de 6 sayfadır.</p>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<p><strong>Sad Suresi kaçıncı sayfada?</strong></p>
</div>
<p style="text-align: left;">Sad Suresi Kur’anı Kerim de 452. inci sayfada başlar 457. inci  sayfada biter.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sad Suresi kaçıncı cüzde?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Sad Suresi Kur’anı Kerim de  23. üncü cüzde yer alır.</p>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<p><strong>Sad Suresi kaç ayet?</strong></p>
</div>
<p style="text-align: left;">Sad Suresi toplam 88 ayettir.</p>
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; color: #ff6600;"><b>Rahmân ve Rahîm (olan) Allah&#8217;ın adıyla.</b></span></h3>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>1. Sâd. Öğüt veren Kur&#8217;an&#8217;a yemin ederim ki,</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>2. Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, birgurur ve tefrika içindedirler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>3. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artık kurtulma zamanı değildi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>4. Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır!</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>5. Tanrıları, tek tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir! dediler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>6. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>7. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>8. Kur&#8217;an aramızdan Muhammed&#8217;e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur&#8217;an&#8217;ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>9. Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır!</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>10. Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)!</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>11. Onlar, çeşitli guruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun da, yalanladılar.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>13. Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da (peygamberleri) yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>14. Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>16. Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>17. (Resûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud&#8217;u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah&#8217;a yönelirdi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>18. Biz, dağları onun emrine vermiştik.Akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>19. Kuşları da toplu halde onun emri altına vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>20. Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş; ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>21. (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanmışlardı.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>22. Davud&#8217;un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. &#8220;Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster&#8221; dediler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>23. (Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken &#8220;Onu da bana ver&#8221; dedi ve tartışmada beni yendi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>24. Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah&#8217;a yöneldi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>25. Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah&#8217;ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah&#8217;ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>27. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>28. Yoksa biz, iman edip de iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah&#8217;tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab&#8217;ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>30. Biz Davud&#8217;a Süleyman&#8217;ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah&#8217;a yönelirdi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>31. Akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>32. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:) Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>33. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:) Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>34. Andolsun biz Süleyman&#8217;ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik, sonra o, yine eski haline döndü.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>35. Süleyman: Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>36. Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik.Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>37. Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>38. Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik.)</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>39. &#8220;İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır&#8221; dedik.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>40. Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>41. (Resûlüm!) Kulumuz Eyyub&#8217;u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>42. Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>43. Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>44. Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub&#8217;u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah&#8217;a yönelirdi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>45. (Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Ya&#8217;kub&#8217;u da an.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>46. Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>47. Doğrusu onlar bizim katımızda seçkin iyi kimselerdendir.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>48. İsmail&#8217;i, Elyesa&#8217;yı, Zülkifl&#8217;i de an. Hepsi de iyilerdendir.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>49. İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>50. Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>51. Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>52. Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>53. İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>54. Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>55. Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>56. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>57. İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>58. Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>59. (İnkârcıların liderlerine:) İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğin de, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler) Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>60 . (Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>61. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>62. (İnkârcılar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>63. Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>64. İşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>65. (Resûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhâr olan Allah&#8217;tan başka bir tanrı yoktur.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>66. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>67. De ki: &#8220;Bu büyük bir haberdir.&#8221;</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>68. &#8220;Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.&#8221;</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>69. Onlar orada tartışırken benim mele-i a&#8217;lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>70. Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>71. Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>72. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>73. Bütün melekler toptan secde ettiler.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>74. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>75. Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>76. İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>77. Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>78. VE ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>79. İblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>80. Allah: &#8220;Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.&#8221;</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>81. &#8220;O bilinen güne kadar&#8221; buyurdu.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>82. İblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım.&#8221;</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>83. &#8220;Ancak onlardan ihlâslı kulların hariç&#8221; dedi.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>84. Allah buyurdu ki, &#8220;O doğru ben hep doğruyu söylerim.&#8221;</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>85. &#8220;Mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım!.&#8221;</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>86. (Resûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>87. Bu Kur&#8217;an, ancak âlemler için bir öğüttür.</b></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><b>88. Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.</b></span></p>
</div>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/sad-suresi-kacinci-sayfada/">Sad Suresi Kaçıncı Sayfada?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/sad-suresi-kacinci-sayfada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir?</title>
		<link>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzdedir/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzdedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 04:25:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi 17.cüz sayfa 323]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ Suresi Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi kaç sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaçıncı cüz oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ Suresi son Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=24130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir? Kur’anı Kerimde yer alan ” Enbiya Suresi “ ve ” Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir? “ hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur. Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır. Enbiya suresi kaçıncı sayfada? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter. Enbiya suresi kaç sayfa? Enbiya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzdedir/">Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir?</h1>
<p>Kur’anı Kerimde yer alan <strong>” Enbiya Suresi “</strong> ve <strong>” Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir? “</strong> hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur.</p>
<div class="ads">
<div class=""><strong>Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir?</strong></div>
</div>
<div class="ads">
<div>
<p>Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır.</p>
<div class="ads">
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaçıncı sayfada?</strong></div>
</div>
</div>
</div>
<p>Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter.</p>
<div class="ads">
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong></div>
</div>
<div class="ads">
<div class="">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır.</div>
</div>
<p><strong>Enbiya suresi kaç Ayet?</strong></p>
<p>Enbiya suresi 112 ayettir.</p>
<p><strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya Suresi</a></strong> için en çok merak edilen bazı sorular şöyledir; <strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong>, <strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong>, <strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya suresi </a></strong>meali, <strong>Enbiya suresi </strong>Arapça, <strong>Enbiya suresi </strong>fazileti, <strong>Enbiya suresi </strong>Türkçe okunuşu<strong> gibi sıralanabilir. </strong>Tamamının cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz.</p>
<p><b>21. Sure Enbiya Suresi</b></p>
<p>Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke’de nâzil olmuştur. Başka konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.</p>
<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p>
<h3><b>Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.</b></h3>
<p><b>1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.</b></p>
<p><b>2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.</b></p>
<p><b>3. Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?</b></p>
<p><b>4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.</b></p>
<p><b>5. “Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin.”</b></p>
<p><b>6. Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?</b></p>
<p><b>7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.</b></p>
<p><b>8. Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.</b></p>
<p><b>9. Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.</b></p>
<p><b>10. Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>11. Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.</b></p>
<p><b>12. Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!</b></p>
<p><b>13. “Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!”</b></p>
<p><b>14. “Vay başımıza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmışız.”</b></p>
<p><b>15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.</b></p>
<p><b>16. Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.</b></p>
<p><b>17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.</b></p>
<p><b>18. Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!</b></p>
<p><b>19. Göklerde ve yerde kimler varsa O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.</b></p>
<p><b>20. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah’ı) tesbih ederler.</b></p>
<p><b>21. Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?</b></p>
<p><b>22. Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.</b></p>
<p><b>23. Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.</b></p>
<p><b>24. Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların Kitab’ı ve benden öncekilerin Kitab’ı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>25. Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: “Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.</b></p>
<p><b>26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.</b></p>
<p><b>27. O’ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O’nun emri ile hareket ederler.</b></p>
<p><b>28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!</b></p>
<p><b>29. Onlardan her kim: “Tanrı O değil, benim!” derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz!</b></p>
<p><b>30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?</b></p>
<p><b>31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.</b></p>
<p><b>32. Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>33. O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.</b></p>
<p><b>34. Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?</b></p>
<p><b>35. Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.</b></p>
<p><b>36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: “Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah’ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.</b></p>
<p><b>37. İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.</b></p>
<p><b>38. “Eğer, diyorlar, doğru iseniz, ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit?”</b></p>
<p><b>39. İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!</b></p>
<p><b>40. Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.</b></p>
<p><b>41. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.</b></p>
<p><b>42. De ki: Allah’a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>43. Yoksa kendilerini bize karşı savunacak birtakım ilâhları mı var? (O ilâh dedikleri şeyler) kendilerine bile yardım edecek güçte değildirler. Onlar bizden de alâka ve destek görmezler.</b></p>
<p><b>44. Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?</b></p>
<p><b>45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.</b></p>
<p><b>46. Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, “Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!” derler.</b></p>
<p><b>47. Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.</b></p>
<p><b>48. Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan’ı verdik.</b></p>
<p><b>49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.</b></p>
<p><b>50. İşte bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?</b></p>
<p><b>51. Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.</b></p>
<p><b>52. O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.</b></p>
<p><b>53. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.</b></p>
<p><b>54. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.</b></p>
<p><b>55. Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?</b></p>
<p><b>56. Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.</b></p>
<p><b>57. Allah’a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!</b></p>
<p><b>58. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.</b></p>
<p><b>59. Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.</b></p>
<p><b>60. (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.</b></p>
<p><b>61. O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.</b></p>
<p><b>62. Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.</b></p>
<p><b>63. Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.</b></p>
<p><b>64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) “Zalimler sizlersiniz, sizler!” dediler.</b></p>
<p><b>65. Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.</b></p>
<p><b>66. İbrahim: Öyleyse, dedi, Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız?</b></p>
<p><b>67. Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>68. (Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.</b></p>
<p><b>69. “Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!” dedik.</b></p>
<p><b>70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.</b></p>
<p><b>71. Biz, onu ve Lût’u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.</b></p>
<p><b>72. Ona (İbrahim’e), İshak’ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Ya’kub’u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yaptık.</b></p>
<p><b>73. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.</b></p>
<p><b>74. Lût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.</b></p>
<p><b>75. Onu (Lût’u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.</b></p>
<p><b>76. Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.</b></p>
<p><b>77. Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.</b></p>
<p><b>78. Davud ve Süleyman’ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.</b></p>
<p><b>79. Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman’a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.</b></p>
<p><b>80. Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?</b></p>
<p><b>81. Süleyman’ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.</b></p>
<p><b>82. Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.</b></p>
<p><b>83. Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.</b></p>
<p><b>84. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.</b></p>
<p><b>85. İsmail’i, İdris’i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.</b></p>
<p><b>86. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.</b></p>
<p><b>87. Zünnûn’u da (Yunus’u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.</b></p>
<p><b>88. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.</b></p>
<p><b>89. Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).</b></p>
<p><b>90. Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.</b></p>
<p><b>91. Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem’i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.</b></p>
<p><b>92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin.</b></p>
<p><b>93. (İnsanlar) kendi aralarında (din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir.</b></p>
<p><b>94. Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.</b></p>
<p><b>95. Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.</b></p>
<p><b>96. Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;</b></p>
<p><b>97. Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.”</b></p>
<p><b>98. Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.</b></p>
<p><b>99. Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.</b></p>
<p><b>100. Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.</b></p>
<p><b>101. Tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.</b></p>
<p><b>102. Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.</b></p>
<p><b>103. En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.</b></p>
<p><b>104. (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.</b></p>
<p><b>105. Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.</b></p>
<p><b>106. İşte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.</b></p>
<p><b>107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.</b></p>
<p><b>108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak mısınız?</b></p>
<p><b>109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.</b></p>
<p><b>110. Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.</b></p>
<p><b>111. Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.</b></p>
<p><b>112. (Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır, dedi.</b></p>
<h2><strong>Enbiya suresi Arapça Bilgisayar Hatlı</strong></h2>
<div>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</div>
<div>اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ</div>
<p><strong><i>1</i></strong>مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ إِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ</p>
<p><strong><i>2</i></strong>لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ</p>
<p><strong><i>3</i></strong>قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</p>
<p><strong><i>4</i></strong>بَلْ قَالُوا أَضْغَاثُ أَحْلَامٍ بَلِ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الْأَوَّلُونَ</p>
<p><strong>5</strong>مَا آمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا ۖ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ</p>
<p><strong><i>6 </i></strong>وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُوحِي إِلَيْهِمْ ۖ فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ</p>
<p><strong><i>7</i></strong>وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ</p>
<p><strong><i>8</i></strong>ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَأَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَاءُ وَأَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ</p>
<p><strong><i>9</i></strong>لَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><strong><i>10</i></strong>وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا آخَرِينَ</p>
<p><strong><i>11</i></strong>فَلَمَّا أَحَسُّوا بَأْسَنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَ</p>
<p><strong><i>12</i></strong>لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُوا إِلَىٰ مَا أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>13</i></strong>قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><strong><i>14</i></strong>فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوَاهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَاهُمْ حَصِيدًا خَامِدِينَ</p>
<p><strong><i>15</i></strong>وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ</p>
<p><strong><i>16</i></strong>لَوْ أَرَدْنَا أَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا إِنْ كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><strong><i>17</i></strong>بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>18</i></strong>وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ</p>
<p><strong><i>19</i></strong>يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ</p>
<p><strong><i>20</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا آلِهَةً مِنَ الْأَرْضِ هُمْ يُنْشِرُونَ</p>
<p><strong><i>21</i></strong>لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>22</i></strong>لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>23</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ آلِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ ۖ هَٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلِي ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ ۖ فَهُمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>24</i>وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>25</i>وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَانَهُ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ</p>
<p><i>26</i>لَ</p>
<p>ا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ</p>
<p><i>27</i>يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَىٰ وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>28</i>وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَٰهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>29</i>أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ</p>
<p><i>30</i>وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ</p>
<p><i>31</i>وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا مَحْفُوظًا ۖ وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>32</i>وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ</p>
<p><i>33</i>وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَ ۖ أَفَإِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ</p>
<p><i>34</i>كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ</p>
<p><i>35</i>وَإِذَا رَآكَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا الَّذِي يَذْكُرُ آلِهَتَكُمْ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ هُمْ كَافِرُونَ</p>
<p><i>36</i>خُلِقَ الْإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُرِيكُمْ آيَاتِي فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ</p>
<p><i>37</i>وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ</p>
<p><i>38</i>لَوْ يَعْلَمُ الَّذِينَ كَفَرُوا حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ</p>
<p><i>39</i>بَلْ تَأْتِيهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ</p>
<p><i>40</i>وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ</p>
<p><i>41</i>قُلْ مَنْ يَكْلَؤُكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمَٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>42</i>أَمْ لَهُمْ آلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَا ۚ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ</p>
<p><i>43</i>بَلْ مَتَّعْنَا هَٰؤُلَاءِ وَآبَاءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ ۗ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا ۚ أَفَهُمُ الْغَالِبُونَ</p>
<p><i>44</i>قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ إِذَا مَا يُنْذَرُونَ</p>
<p><i>45</i>وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>46</i>وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ۖ وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَاسِبِينَ</p>
<p><i>47</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ</p>
<p><i>48</i>الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>49</i>وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ أَنْزَلْنَاهُ ۚ أَفَأَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ</p>
<p><i>50</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا إِبْرَاهِيمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ</p>
<p><i>51</i>إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا هَٰذِهِ التَّمَاثِيلُ الَّتِي أَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ</p>
<p><i>52</i>قَالُوا وَجَدْنَا آبَاءَنَا لَهَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>53</i>قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ</p>
<p><i>54</i>قَالُوا أَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ أَمْ أَنْتَ مِنَ اللَّاعِبِينَ</p>
<p><i>55</i>قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الَّذِي فَطَرَهُنَّ وَأَنَا عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِدِينَ</p>
<p><i>56</i>وَتَاللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَامَكُمْ بَعْدَ أَنْ تُوَلُّوا مُدْبِرِينَ</p>
<p><i>57</i>فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا إِلَّا كَبِيرًا لَهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>58</i>قَالُوا مَنْ فَعَلَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا إِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>59</i>قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>60</i>قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلَىٰ أَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ</p>
<p><i>61</i>قَالُوا أَأَنْتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا يَا إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>62</i>قَالَ بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>63</i>فَرَجَعُوا إِلَىٰ أَنْفُسِهِمْ فَقَالُوا إِنَّكُمْ أَنْتُمُ الظَّالِمُونَ</p>
<p><i>64</i>ثُمَّ نُكِسُوا عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰؤُلَاءِ يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>65</i>قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْئًا وَلَا يَضُرُّكُمْ</p>
<p><i>66</i>أُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><i>67</i>قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ</p>
<p><i>68</i>قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ</p>
<p><i>69</i>وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ</p>
<p><i>70</i>وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>71</i>وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا صَالِحِينَ</p>
<p><i>72</i>وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ ۖ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>73</i>وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ</p>
<p><i>74</i>وَأَدْخَلْنَاهُ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>75</i>وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ</p>
<p><i>76</i>وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَاهُمْ أَجْمَعِينَ</p>
<p><i>77</i>وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ</p>
<p><i>78</i>فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ ۚ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>79</i>وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ شَاكِرُونَ</p>
<p><i>80</i>وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ</p>
<p><i>81</i>وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ</p>
<p><i>82</i>وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ</p>
<p><i>83</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ ۖ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَابِدِينَ</p>
<p><i>84</i>وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرِينَ</p>
<p><i>85</i>وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>86</i>وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>87</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ</p>
<p><i>88</i>وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ</p>
<p><i>89</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ</p>
<p><i>90</i>وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا آيَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>91</i>إِنَّ هَٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>92</i>وَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَاجِعُونَ</p>
<p><i>93</i>فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ</p>
<p><i>94</i>وَحَرَامٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>95</i>حَتَّىٰ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ</p>
<p><i>96</i>وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>97</i>إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ</p>
<p><i>98</i>لَوْ كَانَ هَٰؤُلَاءِ آلِهَةً مَا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَالِدُونَ</p>
<p><i>99</i>لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ</p>
<p><i>100</i>إِنَّ الَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنَىٰ أُولَٰئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ</p>
<p><i>101</i>لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ</p>
<p><i>102</i>لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ</p>
<p><i>103</i>يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَا ۚ إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>104</i>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ</p>
<p><i>105</i>إِنَّ فِي هَٰذَا لَبَلَاغًا لِقَوْمٍ عَابِدِينَ</p>
<p><i>106</i>وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>107</i>قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ مُسْلِمُونَ</p>
<p><i>108</i>فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ آذَنْتُكُمْ عَلَىٰ سَوَاءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ أَمْ بَعِيدٌ مَا تُوعَدُونَ</p>
<p><i>109</i>إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ</p>
<p><i>110</i>وَإِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَكُمْ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ</p>
<p><i>111-</i>قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا الرَّحْمَٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ<i>112</i></p>
<p><strong>Enbiya suresi</strong> <a href="https://hacialibayram.com/download/enbiya-suresi.pdf">PDF indir</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzdedir/">Enbiya Suresi Kaçıncı Cüzdedir?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzdedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa?</title>
		<link>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfa/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 04:17:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi 17.cüz sayfa 323]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi arapça]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya suresi kaç Ayet?]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaçıncı cüz oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya suresi kaçıncı sayfada?]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ Suresi son Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=24129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa? Kur’anı Kerimde yer alan ” Enbiya Suresi “ ve ” Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa? “ hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur. Enbiya suresi kaçıncı sayfa? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter. Enbiya suresi kaçıncı cüzde? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır. Enbiya suresi kaç sayfa? Enbiya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfa/">Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa?</h1>
<p>Kur’anı Kerimde yer alan <strong>” Enbiya Suresi “</strong> ve <strong>” Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa? “</strong> hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur.</p>
<div class="ads">
<div class="">
<div class="ads">
<div>
<div class="ads">
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaçıncı sayfa?</strong></div>
</div>
</div>
</div>
<p>Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter.</p>
</div>
</div>
<div class="ads">
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong></div>
</div>
<div class="ads">
<div>
<p>Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır.</p>
<div class="ads"></div>
</div>
</div>
<p><strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong></p>
<div class="ads">
<div class="">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır.</div>
</div>
<p><strong>Enbiya suresi kaç Ayet?</strong></p>
<p>Enbiya suresi 112 ayettir.</p>
<p><strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya Suresi</a></strong> için en çok merak edilen bazı sorular şöyledir; <strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong>, <strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong>, <strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya suresi </a></strong>meali, <strong>Enbiya suresi </strong>Arapça, <strong>Enbiya suresi </strong>fazileti, <strong>Enbiya suresi </strong>Türkçe okunuşu<strong> gibi sıralanabilir. </strong>Tamamının cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz.</p>
<p><b>21. Sure Enbiya Suresi</b></p>
<p>Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke’de nâzil olmuştur. Başka konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.</p>
<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p>
<h3><b>Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.</b></h3>
<p><b>1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.</b></p>
<p><b>2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.</b></p>
<p><b>3. Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?</b></p>
<p><b>4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.</b></p>
<p><b>5. “Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin.”</b></p>
<p><b>6. Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?</b></p>
<p><b>7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.</b></p>
<p><b>8. Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.</b></p>
<p><b>9. Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.</b></p>
<p><b>10. Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>11. Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.</b></p>
<p><b>12. Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!</b></p>
<p><b>13. “Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!”</b></p>
<p><b>14. “Vay başımıza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmışız.”</b></p>
<p><b>15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.</b></p>
<p><b>16. Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.</b></p>
<p><b>17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.</b></p>
<p><b>18. Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!</b></p>
<p><b>19. Göklerde ve yerde kimler varsa O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.</b></p>
<p><b>20. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah’ı) tesbih ederler.</b></p>
<p><b>21. Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?</b></p>
<p><b>22. Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.</b></p>
<p><b>23. Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.</b></p>
<p><b>24. Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların Kitab’ı ve benden öncekilerin Kitab’ı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>25. Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: “Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.</b></p>
<p><b>26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.</b></p>
<p><b>27. O’ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O’nun emri ile hareket ederler.</b></p>
<p><b>28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!</b></p>
<p><b>29. Onlardan her kim: “Tanrı O değil, benim!” derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz!</b></p>
<p><b>30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?</b></p>
<p><b>31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.</b></p>
<p><b>32. Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>33. O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.</b></p>
<p><b>34. Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?</b></p>
<p><b>35. Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.</b></p>
<p><b>36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: “Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah’ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.</b></p>
<p><b>37. İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.</b></p>
<p><b>38. “Eğer, diyorlar, doğru iseniz, ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit?”</b></p>
<p><b>39. İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!</b></p>
<p><b>40. Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.</b></p>
<p><b>41. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.</b></p>
<p><b>42. De ki: Allah’a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>43. Yoksa kendilerini bize karşı savunacak birtakım ilâhları mı var? (O ilâh dedikleri şeyler) kendilerine bile yardım edecek güçte değildirler. Onlar bizden de alâka ve destek görmezler.</b></p>
<p><b>44. Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?</b></p>
<p><b>45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.</b></p>
<p><b>46. Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, “Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!” derler.</b></p>
<p><b>47. Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.</b></p>
<p><b>48. Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan’ı verdik.</b></p>
<p><b>49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.</b></p>
<p><b>50. İşte bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?</b></p>
<p><b>51. Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.</b></p>
<p><b>52. O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.</b></p>
<p><b>53. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.</b></p>
<p><b>54. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.</b></p>
<p><b>55. Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?</b></p>
<p><b>56. Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.</b></p>
<p><b>57. Allah’a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!</b></p>
<p><b>58. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.</b></p>
<p><b>59. Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.</b></p>
<p><b>60. (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.</b></p>
<p><b>61. O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.</b></p>
<p><b>62. Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.</b></p>
<p><b>63. Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.</b></p>
<p><b>64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) “Zalimler sizlersiniz, sizler!” dediler.</b></p>
<p><b>65. Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.</b></p>
<p><b>66. İbrahim: Öyleyse, dedi, Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız?</b></p>
<p><b>67. Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>68. (Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.</b></p>
<p><b>69. “Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!” dedik.</b></p>
<p><b>70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.</b></p>
<p><b>71. Biz, onu ve Lût’u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.</b></p>
<p><b>72. Ona (İbrahim’e), İshak’ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Ya’kub’u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yaptık.</b></p>
<p><b>73. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.</b></p>
<p><b>74. Lût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.</b></p>
<p><b>75. Onu (Lût’u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.</b></p>
<p><b>76. Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.</b></p>
<p><b>77. Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.</b></p>
<p><b>78. Davud ve Süleyman’ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.</b></p>
<p><b>79. Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman’a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.</b></p>
<p><b>80. Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?</b></p>
<p><b>81. Süleyman’ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.</b></p>
<p><b>82. Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.</b></p>
<p><b>83. Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.</b></p>
<p><b>84. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.</b></p>
<p><b>85. İsmail’i, İdris’i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.</b></p>
<p><b>86. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.</b></p>
<p><b>87. Zünnûn’u da (Yunus’u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.</b></p>
<p><b>88. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.</b></p>
<p><b>89. Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).</b></p>
<p><b>90. Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.</b></p>
<p><b>91. Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem’i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.</b></p>
<p><b>92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin.</b></p>
<p><b>93. (İnsanlar) kendi aralarında (din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir.</b></p>
<p><b>94. Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.</b></p>
<p><b>95. Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.</b></p>
<p><b>96. Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;</b></p>
<p><b>97. Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.”</b></p>
<p><b>98. Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.</b></p>
<p><b>99. Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.</b></p>
<p><b>100. Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.</b></p>
<p><b>101. Tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.</b></p>
<p><b>102. Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.</b></p>
<p><b>103. En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.</b></p>
<p><b>104. (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.</b></p>
<p><b>105. Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.</b></p>
<p><b>106. İşte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.</b></p>
<p><b>107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.</b></p>
<p><b>108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak mısınız?</b></p>
<p><b>109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.</b></p>
<p><b>110. Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.</b></p>
<p><b>111. Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.</b></p>
<p><b>112. (Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır, dedi.</b></p>
<h2><strong>Enbiya suresi Arapça Bilgisayar Hatlı</strong></h2>
<div>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</div>
<div>اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ</div>
<p><strong><i>1</i></strong>مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ إِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ</p>
<p><strong><i>2</i></strong>لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ</p>
<p><strong><i>3</i></strong>قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</p>
<p><strong><i>4</i></strong>بَلْ قَالُوا أَضْغَاثُ أَحْلَامٍ بَلِ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الْأَوَّلُونَ</p>
<p><strong>5</strong>مَا آمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا ۖ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ</p>
<p><strong><i>6 </i></strong>وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُوحِي إِلَيْهِمْ ۖ فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ</p>
<p><strong><i>7</i></strong>وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ</p>
<p><strong><i>8</i></strong>ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَأَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَاءُ وَأَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ</p>
<p><strong><i>9</i></strong>لَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><strong><i>10</i></strong>وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا آخَرِينَ</p>
<p><strong><i>11</i></strong>فَلَمَّا أَحَسُّوا بَأْسَنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَ</p>
<p><strong><i>12</i></strong>لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُوا إِلَىٰ مَا أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>13</i></strong>قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><strong><i>14</i></strong>فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوَاهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَاهُمْ حَصِيدًا خَامِدِينَ</p>
<p><strong><i>15</i></strong>وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ</p>
<p><strong><i>16</i></strong>لَوْ أَرَدْنَا أَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا إِنْ كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><strong><i>17</i></strong>بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>18</i></strong>وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ</p>
<p><strong><i>19</i></strong>يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ</p>
<p><strong><i>20</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا آلِهَةً مِنَ الْأَرْضِ هُمْ يُنْشِرُونَ</p>
<p><strong><i>21</i></strong>لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>22</i></strong>لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>23</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ آلِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ ۖ هَٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلِي ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ ۖ فَهُمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>24</i>وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>25</i>وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَانَهُ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ</p>
<p><i>26</i>لَ</p>
<p>ا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ</p>
<p><i>27</i>يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَىٰ وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>28</i>وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَٰهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>29</i>أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ</p>
<p><i>30</i>وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ</p>
<p><i>31</i>وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا مَحْفُوظًا ۖ وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>32</i>وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ</p>
<p><i>33</i>وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَ ۖ أَفَإِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ</p>
<p><i>34</i>كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ</p>
<p><i>35</i>وَإِذَا رَآكَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا الَّذِي يَذْكُرُ آلِهَتَكُمْ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ هُمْ كَافِرُونَ</p>
<p><i>36</i>خُلِقَ الْإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُرِيكُمْ آيَاتِي فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ</p>
<p><i>37</i>وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ</p>
<p><i>38</i>لَوْ يَعْلَمُ الَّذِينَ كَفَرُوا حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ</p>
<p><i>39</i>بَلْ تَأْتِيهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ</p>
<p><i>40</i>وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ</p>
<p><i>41</i>قُلْ مَنْ يَكْلَؤُكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمَٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>42</i>أَمْ لَهُمْ آلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَا ۚ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ</p>
<p><i>43</i>بَلْ مَتَّعْنَا هَٰؤُلَاءِ وَآبَاءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ ۗ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا ۚ أَفَهُمُ الْغَالِبُونَ</p>
<p><i>44</i>قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ إِذَا مَا يُنْذَرُونَ</p>
<p><i>45</i>وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>46</i>وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ۖ وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَاسِبِينَ</p>
<p><i>47</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ</p>
<p><i>48</i>الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>49</i>وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ أَنْزَلْنَاهُ ۚ أَفَأَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ</p>
<p><i>50</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا إِبْرَاهِيمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ</p>
<p><i>51</i>إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا هَٰذِهِ التَّمَاثِيلُ الَّتِي أَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ</p>
<p><i>52</i>قَالُوا وَجَدْنَا آبَاءَنَا لَهَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>53</i>قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ</p>
<p><i>54</i>قَالُوا أَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ أَمْ أَنْتَ مِنَ اللَّاعِبِينَ</p>
<p><i>55</i>قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الَّذِي فَطَرَهُنَّ وَأَنَا عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِدِينَ</p>
<p><i>56</i>وَتَاللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَامَكُمْ بَعْدَ أَنْ تُوَلُّوا مُدْبِرِينَ</p>
<p><i>57</i>فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا إِلَّا كَبِيرًا لَهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>58</i>قَالُوا مَنْ فَعَلَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا إِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>59</i>قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>60</i>قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلَىٰ أَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ</p>
<p><i>61</i>قَالُوا أَأَنْتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا يَا إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>62</i>قَالَ بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>63</i>فَرَجَعُوا إِلَىٰ أَنْفُسِهِمْ فَقَالُوا إِنَّكُمْ أَنْتُمُ الظَّالِمُونَ</p>
<p><i>64</i>ثُمَّ نُكِسُوا عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰؤُلَاءِ يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>65</i>قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْئًا وَلَا يَضُرُّكُمْ</p>
<p><i>66</i>أُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><i>67</i>قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ</p>
<p><i>68</i>قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ</p>
<p><i>69</i>وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ</p>
<p><i>70</i>وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>71</i>وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا صَالِحِينَ</p>
<p><i>72</i>وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ ۖ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>73</i>وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ</p>
<p><i>74</i>وَأَدْخَلْنَاهُ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>75</i>وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ</p>
<p><i>76</i>وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَاهُمْ أَجْمَعِينَ</p>
<p><i>77</i>وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ</p>
<p><i>78</i>فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ ۚ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>79</i>وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ شَاكِرُونَ</p>
<p><i>80</i>وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ</p>
<p><i>81</i>وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ</p>
<p><i>82</i>وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ</p>
<p><i>83</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ ۖ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَابِدِينَ</p>
<p><i>84</i>وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرِينَ</p>
<p><i>85</i>وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>86</i>وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>87</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ</p>
<p><i>88</i>وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ</p>
<p><i>89</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ</p>
<p><i>90</i>وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا آيَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>91</i>إِنَّ هَٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>92</i>وَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَاجِعُونَ</p>
<p><i>93</i>فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ</p>
<p><i>94</i>وَحَرَامٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>95</i>حَتَّىٰ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ</p>
<p><i>96</i>وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>97</i>إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ</p>
<p><i>98</i>لَوْ كَانَ هَٰؤُلَاءِ آلِهَةً مَا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَالِدُونَ</p>
<p><i>99</i>لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ</p>
<p><i>100</i>إِنَّ الَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنَىٰ أُولَٰئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ</p>
<p><i>101</i>لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ</p>
<p><i>102</i>لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ</p>
<p><i>103</i>يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَا ۚ إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>104</i>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ</p>
<p><i>105</i>إِنَّ فِي هَٰذَا لَبَلَاغًا لِقَوْمٍ عَابِدِينَ</p>
<p><i>106</i>وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>107</i>قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ مُسْلِمُونَ</p>
<p><i>108</i>فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ آذَنْتُكُمْ عَلَىٰ سَوَاءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ أَمْ بَعِيدٌ مَا تُوعَدُونَ</p>
<p><i>109</i>إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ</p>
<p><i>110</i>وَإِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَكُمْ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ</p>
<p><i>111-</i>قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا الرَّحْمَٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ<i>112</i></p>
<p><strong>Enbiya suresi</strong> <a href="https://hacialibayram.com/download/enbiya-suresi.pdf">PDF indir</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfa/">Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfa?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enbiya Suresi Kaç Sayfa?</title>
		<link>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kac-sayfa/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kac-sayfa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 04:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi 17. ayet]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi 17.cüz sayfa 323]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya suresi kaç Ayet?]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaç sayfadır]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaçıncı cüz oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya suresi kaçıncı cüzde?]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ Suresi son Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=24128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enbiya Suresi Kaç Sayfa? Kur’anı Kerimde yer alan ” Enbiya Suresi “ ve ” Enbiya Suresi Kaç Sayfa? “ hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur. Enbiya suresi kaç sayfa? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır. Enbiya suresi kaçıncı cüzde? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır. Enbiya suresi kaçıncı sayfada? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kac-sayfa/">Enbiya Suresi Kaç Sayfa?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Enbiya Suresi Kaç Sayfa?</h1>
<p>Kur’anı Kerimde yer alan <strong>” Enbiya Suresi “</strong> ve <strong>” Enbiya Suresi Kaç Sayfa? “</strong> hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur.</p>
<div class="ads">
<div class="" style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong></div>
</div>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<div>
<div class="ads">
<div></div>
</div>
<div class="ads">
<div class="">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır.</div>
<div></div>
</div>
</div>
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong></div>
</div>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<div>
<p>Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır.</p>
<div class="ads">
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaçıncı sayfada?</strong></div>
</div>
</div>
</div>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter.</p>
<div class="ads" style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaç Ayet?</strong></div>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi 112 ayettir.</p>
<p><strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya Suresi</a></strong> için en çok merak edilen bazı sorular şöyledir; <strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong>, <strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong>, <strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya suresi </a></strong>meali, <strong>Enbiya suresi </strong>Arapça, <strong>Enbiya suresi </strong>fazileti, <strong>Enbiya suresi </strong>Türkçe okunuşu<strong> gibi sıralanabilir. </strong>Tamamının cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz.</p>
<p><b>21. Sure Enbiya Suresi</b></p>
<p>Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke’de nâzil olmuştur. Başka konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.</p>
<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p>
<h3><b>Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.</b></h3>
<p><b>1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.</b></p>
<p><b>2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.</b></p>
<p><b>3. Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?</b></p>
<p><b>4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.</b></p>
<p><b>5. “Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin.”</b></p>
<p><b>6. Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?</b></p>
<p><b>7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.</b></p>
<p><b>8. Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.</b></p>
<p><b>9. Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.</b></p>
<p><b>10. Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>11. Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.</b></p>
<p><b>12. Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!</b></p>
<p><b>13. “Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!”</b></p>
<p><b>14. “Vay başımıza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmışız.”</b></p>
<p><b>15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.</b></p>
<p><b>16. Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.</b></p>
<p><b>17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.</b></p>
<p><b>18. Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!</b></p>
<p><b>19. Göklerde ve yerde kimler varsa O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.</b></p>
<p><b>20. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah’ı) tesbih ederler.</b></p>
<p><b>21. Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?</b></p>
<p><b>22. Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.</b></p>
<p><b>23. Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.</b></p>
<p><b>24. Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların Kitab’ı ve benden öncekilerin Kitab’ı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>25. Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: “Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.</b></p>
<p><b>26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.</b></p>
<p><b>27. O’ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O’nun emri ile hareket ederler.</b></p>
<p><b>28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!</b></p>
<p><b>29. Onlardan her kim: “Tanrı O değil, benim!” derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz!</b></p>
<p><b>30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?</b></p>
<p><b>31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.</b></p>
<p><b>32. Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>33. O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.</b></p>
<p><b>34. Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?</b></p>
<p><b>35. Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.</b></p>
<p><b>36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: “Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah’ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.</b></p>
<p><b>37. İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.</b></p>
<p><b>38. “Eğer, diyorlar, doğru iseniz, ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit?”</b></p>
<p><b>39. İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!</b></p>
<p><b>40. Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.</b></p>
<p><b>41. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.</b></p>
<p><b>42. De ki: Allah’a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>43. Yoksa kendilerini bize karşı savunacak birtakım ilâhları mı var? (O ilâh dedikleri şeyler) kendilerine bile yardım edecek güçte değildirler. Onlar bizden de alâka ve destek görmezler.</b></p>
<p><b>44. Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?</b></p>
<p><b>45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.</b></p>
<p><b>46. Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, “Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!” derler.</b></p>
<p><b>47. Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.</b></p>
<p><b>48. Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan’ı verdik.</b></p>
<p><b>49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.</b></p>
<p><b>50. İşte bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?</b></p>
<p><b>51. Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.</b></p>
<p><b>52. O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.</b></p>
<p><b>53. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.</b></p>
<p><b>54. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.</b></p>
<p><b>55. Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?</b></p>
<p><b>56. Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.</b></p>
<p><b>57. Allah’a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!</b></p>
<p><b>58. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.</b></p>
<p><b>59. Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.</b></p>
<p><b>60. (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.</b></p>
<p><b>61. O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.</b></p>
<p><b>62. Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.</b></p>
<p><b>63. Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.</b></p>
<p><b>64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) “Zalimler sizlersiniz, sizler!” dediler.</b></p>
<p><b>65. Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.</b></p>
<p><b>66. İbrahim: Öyleyse, dedi, Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız?</b></p>
<p><b>67. Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>68. (Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.</b></p>
<p><b>69. “Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!” dedik.</b></p>
<p><b>70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.</b></p>
<p><b>71. Biz, onu ve Lût’u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.</b></p>
<p><b>72. Ona (İbrahim’e), İshak’ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Ya’kub’u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yaptık.</b></p>
<p><b>73. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.</b></p>
<p><b>74. Lût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.</b></p>
<p><b>75. Onu (Lût’u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.</b></p>
<p><b>76. Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.</b></p>
<p><b>77. Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.</b></p>
<p><b>78. Davud ve Süleyman’ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.</b></p>
<p><b>79. Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman’a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.</b></p>
<p><b>80. Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?</b></p>
<p><b>81. Süleyman’ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.</b></p>
<p><b>82. Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.</b></p>
<p><b>83. Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.</b></p>
<p><b>84. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.</b></p>
<p><b>85. İsmail’i, İdris’i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.</b></p>
<p><b>86. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.</b></p>
<p><b>87. Zünnûn’u da (Yunus’u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.</b></p>
<p><b>88. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.</b></p>
<p><b>89. Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).</b></p>
<p><b>90. Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.</b></p>
<p><b>91. Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem’i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.</b></p>
<p><b>92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin.</b></p>
<p><b>93. (İnsanlar) kendi aralarında (din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir.</b></p>
<p><b>94. Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.</b></p>
<p><b>95. Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.</b></p>
<p><b>96. Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;</b></p>
<p><b>97. Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.”</b></p>
<p><b>98. Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.</b></p>
<p><b>99. Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.</b></p>
<p><b>100. Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.</b></p>
<p><b>101. Tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.</b></p>
<p><b>102. Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.</b></p>
<p><b>103. En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.</b></p>
<p><b>104. (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.</b></p>
<p><b>105. Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.</b></p>
<p><b>106. İşte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.</b></p>
<p><b>107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.</b></p>
<p><b>108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak mısınız?</b></p>
<p><b>109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.</b></p>
<p><b>110. Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.</b></p>
<p><b>111. Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.</b></p>
<p><b>112. (Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır, dedi.</b></p>
<h2><strong>Enbiya suresi Arapça Bilgisayar Hatlı</strong></h2>
<div>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</div>
<div>اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ</div>
<p><strong><i>1</i></strong>مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ إِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ</p>
<p><strong><i>2</i></strong>لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ</p>
<p><strong><i>3</i></strong>قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</p>
<p><strong><i>4</i></strong>بَلْ قَالُوا أَضْغَاثُ أَحْلَامٍ بَلِ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الْأَوَّلُونَ</p>
<p><strong>5</strong>مَا آمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا ۖ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ</p>
<p><strong><i>6 </i></strong>وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُوحِي إِلَيْهِمْ ۖ فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ</p>
<p><strong><i>7</i></strong>وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ</p>
<p><strong><i>8</i></strong>ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَأَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَاءُ وَأَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ</p>
<p><strong><i>9</i></strong>لَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><strong><i>10</i></strong>وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا آخَرِينَ</p>
<p><strong><i>11</i></strong>فَلَمَّا أَحَسُّوا بَأْسَنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَ</p>
<p><strong><i>12</i></strong>لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُوا إِلَىٰ مَا أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>13</i></strong>قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><strong><i>14</i></strong>فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوَاهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَاهُمْ حَصِيدًا خَامِدِينَ</p>
<p><strong><i>15</i></strong>وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ</p>
<p><strong><i>16</i></strong>لَوْ أَرَدْنَا أَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا إِنْ كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><strong><i>17</i></strong>بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>18</i></strong>وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ</p>
<p><strong><i>19</i></strong>يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ</p>
<p><strong><i>20</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا آلِهَةً مِنَ الْأَرْضِ هُمْ يُنْشِرُونَ</p>
<p><strong><i>21</i></strong>لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>22</i></strong>لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>23</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ آلِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ ۖ هَٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلِي ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ ۖ فَهُمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>24</i>وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>25</i>وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَانَهُ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ</p>
<p><i>26</i>لَ</p>
<p>ا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ</p>
<p><i>27</i>يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَىٰ وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>28</i>وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَٰهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>29</i>أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ</p>
<p><i>30</i>وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ</p>
<p><i>31</i>وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا مَحْفُوظًا ۖ وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>32</i>وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ</p>
<p><i>33</i>وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَ ۖ أَفَإِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ</p>
<p><i>34</i>كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ</p>
<p><i>35</i>وَإِذَا رَآكَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا الَّذِي يَذْكُرُ آلِهَتَكُمْ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ هُمْ كَافِرُونَ</p>
<p><i>36</i>خُلِقَ الْإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُرِيكُمْ آيَاتِي فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ</p>
<p><i>37</i>وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ</p>
<p><i>38</i>لَوْ يَعْلَمُ الَّذِينَ كَفَرُوا حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ</p>
<p><i>39</i>بَلْ تَأْتِيهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ</p>
<p><i>40</i>وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ</p>
<p><i>41</i>قُلْ مَنْ يَكْلَؤُكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمَٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>42</i>أَمْ لَهُمْ آلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَا ۚ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ</p>
<p><i>43</i>بَلْ مَتَّعْنَا هَٰؤُلَاءِ وَآبَاءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ ۗ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا ۚ أَفَهُمُ الْغَالِبُونَ</p>
<p><i>44</i>قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ إِذَا مَا يُنْذَرُونَ</p>
<p><i>45</i>وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>46</i>وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ۖ وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَاسِبِينَ</p>
<p><i>47</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ</p>
<p><i>48</i>الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>49</i>وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ أَنْزَلْنَاهُ ۚ أَفَأَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ</p>
<p><i>50</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا إِبْرَاهِيمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ</p>
<p><i>51</i>إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا هَٰذِهِ التَّمَاثِيلُ الَّتِي أَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ</p>
<p><i>52</i>قَالُوا وَجَدْنَا آبَاءَنَا لَهَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>53</i>قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ</p>
<p><i>54</i>قَالُوا أَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ أَمْ أَنْتَ مِنَ اللَّاعِبِينَ</p>
<p><i>55</i>قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الَّذِي فَطَرَهُنَّ وَأَنَا عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِدِينَ</p>
<p><i>56</i>وَتَاللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَامَكُمْ بَعْدَ أَنْ تُوَلُّوا مُدْبِرِينَ</p>
<p><i>57</i>فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا إِلَّا كَبِيرًا لَهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>58</i>قَالُوا مَنْ فَعَلَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا إِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>59</i>قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>60</i>قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلَىٰ أَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ</p>
<p><i>61</i>قَالُوا أَأَنْتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا يَا إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>62</i>قَالَ بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>63</i>فَرَجَعُوا إِلَىٰ أَنْفُسِهِمْ فَقَالُوا إِنَّكُمْ أَنْتُمُ الظَّالِمُونَ</p>
<p><i>64</i>ثُمَّ نُكِسُوا عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰؤُلَاءِ يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>65</i>قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْئًا وَلَا يَضُرُّكُمْ</p>
<p><i>66</i>أُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><i>67</i>قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ</p>
<p><i>68</i>قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ</p>
<p><i>69</i>وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ</p>
<p><i>70</i>وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>71</i>وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا صَالِحِينَ</p>
<p><i>72</i>وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ ۖ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>73</i>وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ</p>
<p><i>74</i>وَأَدْخَلْنَاهُ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>75</i>وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ</p>
<p><i>76</i>وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَاهُمْ أَجْمَعِينَ</p>
<p><i>77</i>وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ</p>
<p><i>78</i>فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ ۚ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>79</i>وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ شَاكِرُونَ</p>
<p><i>80</i>وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ</p>
<p><i>81</i>وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ</p>
<p><i>82</i>وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ</p>
<p><i>83</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ ۖ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَابِدِينَ</p>
<p><i>84</i>وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرِينَ</p>
<p><i>85</i>وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>86</i>وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>87</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ</p>
<p><i>88</i>وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ</p>
<p><i>89</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ</p>
<p><i>90</i>وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا آيَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>91</i>إِنَّ هَٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>92</i>وَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَاجِعُونَ</p>
<p><i>93</i>فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ</p>
<p><i>94</i>وَحَرَامٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>95</i>حَتَّىٰ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ</p>
<p><i>96</i>وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>97</i>إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ</p>
<p><i>98</i>لَوْ كَانَ هَٰؤُلَاءِ آلِهَةً مَا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَالِدُونَ</p>
<p><i>99</i>لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ</p>
<p><i>100</i>إِنَّ الَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنَىٰ أُولَٰئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ</p>
<p><i>101</i>لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ</p>
<p><i>102</i>لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ</p>
<p><i>103</i>يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَا ۚ إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>104</i>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ</p>
<p><i>105</i>إِنَّ فِي هَٰذَا لَبَلَاغًا لِقَوْمٍ عَابِدِينَ</p>
<p><i>106</i>وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>107</i>قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ مُسْلِمُونَ</p>
<p><i>108</i>فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ آذَنْتُكُمْ عَلَىٰ سَوَاءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ أَمْ بَعِيدٌ مَا تُوعَدُونَ</p>
<p><i>109</i>إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ</p>
<p><i>110</i>وَإِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَكُمْ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ</p>
<p><i>111-</i>قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا الرَّحْمَٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ<i>112</i></p>
<p><strong>Enbiya suresi</strong> <a href="https://hacialibayram.com/download/enbiya-suresi.pdf">PDF indir</a></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kac-sayfa/">Enbiya Suresi Kaç Sayfa?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kac-sayfa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</title>
		<link>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzde/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 03:49:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi 17.cüz sayfa 323]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi arapça]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaç sayfadır]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaçıncı cüz oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaçıncı Sure]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ Suresi son Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=24124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enbiya suresi kaçıncı cüzde? Kur’anı Kerimde yer alan ” Enbiya Suresi “ ve ” Enbiya suresi kaçıncı cüzde? “ hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur. Enbiya suresi kaçıncı cüzde? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır. Enbiya suresi kaçıncı sayfada? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter. Enbiya suresi kaç sayfa? Enbiya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzde/">Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="singleContent" class="reading">
<h1><strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong></h1>
<p>Kur’anı Kerimde yer alan <strong>” Enbiya Suresi “</strong> ve <strong>” Enbiya suresi kaçıncı cüzde? “</strong> hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur.</p>
<div class="ads">
<div class="" style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong></div>
</div>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<div>
<p>Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır.</p>
</div>
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaçıncı sayfada?</strong></div>
</div>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter.</p>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<div class=""><strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong></div>
</div>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<div class="">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır.</div>
</div>
<p style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaç Ayet?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi 112 ayettir.</p>
<p><strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya Suresi</a></strong> için en çok merak edilen bazı sorular şöyledir; <strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong>, <strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong>, <strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya suresi </a></strong>meali, <strong>Enbiya suresi </strong>Arapça, <strong>Enbiya suresi </strong>fazileti, <strong>Enbiya suresi </strong>Türkçe okunuşu<strong> gibi sıralanabilir. </strong>Tamamının cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz.</p>
<p><b>21. Sure Enbiya Suresi</b></p>
<p>Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke’de nâzil olmuştur. Başka konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.</p>
<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p>
<h3><b>Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.</b></h3>
<p><b>1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.</b></p>
<p><b>2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.</b></p>
<p><b>3. Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?</b></p>
<p><b>4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.</b></p>
<p><b>5. “Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin.”</b></p>
<p><b>6. Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?</b></p>
<p><b>7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.</b></p>
<p><b>8. Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.</b></p>
<p><b>9. Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.</b></p>
<p><b>10. Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>11. Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.</b></p>
<p><b>12. Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!</b></p>
<p><b>13. “Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!”</b></p>
<p><b>14. “Vay başımıza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmışız.”</b></p>
<p><b>15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.</b></p>
<p><b>16. Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.</b></p>
<p><b>17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.</b></p>
<p><b>18. Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!</b></p>
<p><b>19. Göklerde ve yerde kimler varsa O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.</b></p>
<p><b>20. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah’ı) tesbih ederler.</b></p>
<p><b>21. Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?</b></p>
<p><b>22. Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.</b></p>
<p><b>23. Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.</b></p>
<p><b>24. Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların Kitab’ı ve benden öncekilerin Kitab’ı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>25. Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: “Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.</b></p>
<p><b>26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.</b></p>
<p><b>27. O’ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O’nun emri ile hareket ederler.</b></p>
<p><b>28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!</b></p>
<p><b>29. Onlardan her kim: “Tanrı O değil, benim!” derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz!</b></p>
<p><b>30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?</b></p>
<p><b>31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.</b></p>
<p><b>32. Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>33. O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.</b></p>
<p><b>34. Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?</b></p>
<p><b>35. Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.</b></p>
<p><b>36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: “Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah’ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.</b></p>
<p><b>37. İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.</b></p>
<p><b>38. “Eğer, diyorlar, doğru iseniz, ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit?”</b></p>
<p><b>39. İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!</b></p>
<p><b>40. Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.</b></p>
<p><b>41. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.</b></p>
<p><b>42. De ki: Allah’a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>43. Yoksa kendilerini bize karşı savunacak birtakım ilâhları mı var? (O ilâh dedikleri şeyler) kendilerine bile yardım edecek güçte değildirler. Onlar bizden de alâka ve destek görmezler.</b></p>
<p><b>44. Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?</b></p>
<p><b>45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.</b></p>
<p><b>46. Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, “Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!” derler.</b></p>
<p><b>47. Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.</b></p>
<p><b>48. Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan’ı verdik.</b></p>
<p><b>49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.</b></p>
<p><b>50. İşte bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?</b></p>
<p><b>51. Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.</b></p>
<p><b>52. O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.</b></p>
<p><b>53. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.</b></p>
<p><b>54. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.</b></p>
<p><b>55. Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?</b></p>
<p><b>56. Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.</b></p>
<p><b>57. Allah’a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!</b></p>
<p><b>58. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.</b></p>
<p><b>59. Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.</b></p>
<p><b>60. (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.</b></p>
<p><b>61. O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.</b></p>
<p><b>62. Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.</b></p>
<p><b>63. Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.</b></p>
<p><b>64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) “Zalimler sizlersiniz, sizler!” dediler.</b></p>
<p><b>65. Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.</b></p>
<p><b>66. İbrahim: Öyleyse, dedi, Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız?</b></p>
<p><b>67. Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>68. (Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.</b></p>
<p><b>69. “Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!” dedik.</b></p>
<p><b>70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.</b></p>
<p><b>71. Biz, onu ve Lût’u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.</b></p>
<p><b>72. Ona (İbrahim’e), İshak’ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Ya’kub’u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yaptık.</b></p>
<p><b>73. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.</b></p>
<p><b>74. Lût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.</b></p>
<p><b>75. Onu (Lût’u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.</b></p>
<p><b>76. Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.</b></p>
<p><b>77. Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.</b></p>
<p><b>78. Davud ve Süleyman’ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.</b></p>
<p><b>79. Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman’a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.</b></p>
<p><b>80. Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?</b></p>
<p><b>81. Süleyman’ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.</b></p>
<p><b>82. Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.</b></p>
<p><b>83. Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.</b></p>
<p><b>84. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.</b></p>
<p><b>85. İsmail’i, İdris’i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.</b></p>
<p><b>86. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.</b></p>
<p><b>87. Zünnûn’u da (Yunus’u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.</b></p>
<p><b>88. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.</b></p>
<p><b>89. Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).</b></p>
<p><b>90. Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.</b></p>
<p><b>91. Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem’i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.</b></p>
<p><b>92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin.</b></p>
<p><b>93. (İnsanlar) kendi aralarında (din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir.</b></p>
<p><b>94. Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.</b></p>
<p><b>95. Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.</b></p>
<p><b>96. Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;</b></p>
<p><b>97. Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.”</b></p>
<p><b>98. Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.</b></p>
<p><b>99. Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.</b></p>
<p><b>100. Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.</b></p>
<p><b>101. Tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.</b></p>
<p><b>102. Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.</b></p>
<p><b>103. En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.</b></p>
<p><b>104. (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.</b></p>
<p><b>105. Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.</b></p>
<p><b>106. İşte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.</b></p>
<p><b>107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.</b></p>
<p><b>108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak mısınız?</b></p>
<p><b>109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.</b></p>
<p><b>110. Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.</b></p>
<p><b>111. Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.</b></p>
<p><b>112. (Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır, dedi.</b></p>
<h2><strong>Enbiya suresi Arapça Bilgisayar Hatlı</strong></h2>
<div>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</div>
<div>اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ</div>
<p><strong><i>1</i></strong>مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ إِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ</p>
<p><strong><i>2</i></strong>لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ</p>
<p><strong><i>3</i></strong>قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</p>
<p><strong><i>4</i></strong>بَلْ قَالُوا أَضْغَاثُ أَحْلَامٍ بَلِ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الْأَوَّلُونَ</p>
<p><strong>5</strong>مَا آمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا ۖ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ</p>
<p><strong><i>6 </i></strong>وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُوحِي إِلَيْهِمْ ۖ فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ</p>
<p><strong><i>7</i></strong>وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ</p>
<p><strong><i>8</i></strong>ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَأَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَاءُ وَأَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ</p>
<p><strong><i>9</i></strong>لَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><strong><i>10</i></strong>وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا آخَرِينَ</p>
<p><strong><i>11</i></strong>فَلَمَّا أَحَسُّوا بَأْسَنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَ</p>
<p><strong><i>12</i></strong>لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُوا إِلَىٰ مَا أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>13</i></strong>قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><strong><i>14</i></strong>فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوَاهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَاهُمْ حَصِيدًا خَامِدِينَ</p>
<p><strong><i>15</i></strong>وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ</p>
<p><strong><i>16</i></strong>لَوْ أَرَدْنَا أَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا إِنْ كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><strong><i>17</i></strong>بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>18</i></strong>وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ</p>
<p><strong><i>19</i></strong>يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ</p>
<p><strong><i>20</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا آلِهَةً مِنَ الْأَرْضِ هُمْ يُنْشِرُونَ</p>
<p><strong><i>21</i></strong>لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>22</i></strong>لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>23</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ آلِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ ۖ هَٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلِي ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ ۖ فَهُمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>24</i>وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>25</i>وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَانَهُ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ</p>
<p><i>26</i>لَ</p>
<p>ا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ</p>
<p><i>27</i>يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَىٰ وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>28</i>وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَٰهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>29</i>أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ</p>
<p><i>30</i>وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ</p>
<p><i>31</i>وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا مَحْفُوظًا ۖ وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>32</i>وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ</p>
<p><i>33</i>وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَ ۖ أَفَإِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ</p>
<p><i>34</i>كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ</p>
<p><i>35</i>وَإِذَا رَآكَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا الَّذِي يَذْكُرُ آلِهَتَكُمْ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ هُمْ كَافِرُونَ</p>
<p><i>36</i>خُلِقَ الْإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُرِيكُمْ آيَاتِي فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ</p>
<p><i>37</i>وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ</p>
<p><i>38</i>لَوْ يَعْلَمُ الَّذِينَ كَفَرُوا حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ</p>
<p><i>39</i>بَلْ تَأْتِيهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ</p>
<p><i>40</i>وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ</p>
<p><i>41</i>قُلْ مَنْ يَكْلَؤُكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمَٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>42</i>أَمْ لَهُمْ آلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَا ۚ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ</p>
<p><i>43</i>بَلْ مَتَّعْنَا هَٰؤُلَاءِ وَآبَاءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ ۗ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا ۚ أَفَهُمُ الْغَالِبُونَ</p>
<p><i>44</i>قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ إِذَا مَا يُنْذَرُونَ</p>
<p><i>45</i>وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>46</i>وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ۖ وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَاسِبِينَ</p>
<p><i>47</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ</p>
<p><i>48</i>الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>49</i>وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ أَنْزَلْنَاهُ ۚ أَفَأَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ</p>
<p><i>50</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا إِبْرَاهِيمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ</p>
<p><i>51</i>إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا هَٰذِهِ التَّمَاثِيلُ الَّتِي أَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ</p>
<p><i>52</i>قَالُوا وَجَدْنَا آبَاءَنَا لَهَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>53</i>قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ</p>
<p><i>54</i>قَالُوا أَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ أَمْ أَنْتَ مِنَ اللَّاعِبِينَ</p>
<p><i>55</i>قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الَّذِي فَطَرَهُنَّ وَأَنَا عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِدِينَ</p>
<p><i>56</i>وَتَاللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَامَكُمْ بَعْدَ أَنْ تُوَلُّوا مُدْبِرِينَ</p>
<p><i>57</i>فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا إِلَّا كَبِيرًا لَهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>58</i>قَالُوا مَنْ فَعَلَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا إِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>59</i>قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>60</i>قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلَىٰ أَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ</p>
<p><i>61</i>قَالُوا أَأَنْتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا يَا إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>62</i>قَالَ بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>63</i>فَرَجَعُوا إِلَىٰ أَنْفُسِهِمْ فَقَالُوا إِنَّكُمْ أَنْتُمُ الظَّالِمُونَ</p>
<p><i>64</i>ثُمَّ نُكِسُوا عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰؤُلَاءِ يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>65</i>قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْئًا وَلَا يَضُرُّكُمْ</p>
<p><i>66</i>أُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><i>67</i>قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ</p>
<p><i>68</i>قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ</p>
<p><i>69</i>وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ</p>
<p><i>70</i>وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>71</i>وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا صَالِحِينَ</p>
<p><i>72</i>وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ ۖ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>73</i>وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ</p>
<p><i>74</i>وَأَدْخَلْنَاهُ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>75</i>وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ</p>
<p><i>76</i>وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَاهُمْ أَجْمَعِينَ</p>
<p><i>77</i>وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ</p>
<p><i>78</i>فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ ۚ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>79</i>وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ شَاكِرُونَ</p>
<p><i>80</i>وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ</p>
<p><i>81</i>وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ</p>
<p><i>82</i>وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ</p>
<p><i>83</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ ۖ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَابِدِينَ</p>
<p><i>84</i>وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرِينَ</p>
<p><i>85</i>وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>86</i>وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>87</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ</p>
<p><i>88</i>وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ</p>
<p><i>89</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ</p>
<p><i>90</i>وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا آيَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>91</i>إِنَّ هَٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>92</i>وَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَاجِعُونَ</p>
<p><i>93</i>فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ</p>
<p><i>94</i>وَحَرَامٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>95</i>حَتَّىٰ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ</p>
<p><i>96</i>وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>97</i>إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ</p>
<p><i>98</i>لَوْ كَانَ هَٰؤُلَاءِ آلِهَةً مَا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَالِدُونَ</p>
<p><i>99</i>لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ</p>
<p><i>100</i>إِنَّ الَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنَىٰ أُولَٰئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ</p>
<p><i>101</i>لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ</p>
<p><i>102</i>لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ</p>
<p><i>103</i>يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَا ۚ إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>104</i>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ</p>
<p><i>105</i>إِنَّ فِي هَٰذَا لَبَلَاغًا لِقَوْمٍ عَابِدِينَ</p>
<p><i>106</i>وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>107</i>قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ مُسْلِمُونَ</p>
<p><i>108</i>فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ آذَنْتُكُمْ عَلَىٰ سَوَاءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ أَمْ بَعِيدٌ مَا تُوعَدُونَ</p>
<p><i>109</i>إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ</p>
<p><i>110</i>وَإِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَكُمْ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ</p>
<p><i>111-</i>قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا الرَّحْمَٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ<i>112</i></p>
<p><strong>Enbiya suresi</strong> <a href="https://hacialibayram.com/download/enbiya-suresi.pdf">PDF indir</a></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzde/">Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-cuzde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada?</title>
		<link>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfada/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfada/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 03:39:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi 17.cüz sayfa 323]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi arapça]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi dinle]]></category>
		<category><![CDATA[enbiya suresi kaç sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya Suresi kaçıncı cüz oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya suresi kaçıncı cüzde?]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ Suresi son Sayfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=24120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada? Kur’anı Kerimde yer alan ” Enbiya Suresi “ ve ” Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada? “ hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur. Enbiya suresi kaçıncı sayfada? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter. Enbiya suresi kaç sayfa? Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır. Enbiya suresi kaçıncı cüzde? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfada/">Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada?</h1>
<p>Kur’anı Kerimde yer alan <strong>” Enbiya Suresi “</strong> ve <strong>” Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada? “</strong> hakkında tüm bilgiler bu yazımızda sunulmuştur.</p>
<div class="ads">
<div class="" style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaçıncı sayfada?</strong></div>
</div>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 321. inci sayfada başlar 330. uncu sayfada biter.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong></p>
<div class="ads" style="text-align: left;">
<div class="">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde toplam 9 sayfada yer alır.</div>
</div>
<p style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi Kur’anı Kerimde 17. inci cüzde yer alır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Enbiya suresi kaç Ayet?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Enbiya suresi 112 ayettir.</p>
<p><strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya Suresi</a></strong> için en çok merak edilen bazı sorular şöyledir; <strong>Enbiya suresi kaç sayfa?</strong>, <strong>Enbiya suresi kaçıncı cüzde?</strong>, <strong><a href="https://hacialibayram.com/?s=enbiya+suresi">Enbiya suresi </a></strong>meali, <strong>Enbiya suresi </strong>Arapça, <strong>Enbiya suresi </strong>fazileti, <strong>Enbiya suresi </strong>Türkçe okunuşu<strong> gibi sıralanabilir. </strong>Tamamının cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz.</p>
<p><b>21. Sure Enbiya Suresi</b></p>
<p>Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke’de nâzil olmuştur. Başka konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.</p>
<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p>
<h3><b>Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.</b></h3>
<p><b>1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.</b></p>
<p><b>2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.</b></p>
<p><b>3. Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?</b></p>
<p><b>4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.</b></p>
<p><b>5. “Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis onu kendisi uydurmuştur; belki de o, şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin.”</b></p>
<p><b>6. Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler?</b></p>
<p><b>7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.</b></p>
<p><b>8. Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.</b></p>
<p><b>9. Sonra onlara (verdiğimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onları hem de dilediğimiz (başka) kimseleri kurtuluşa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.</b></p>
<p><b>10. Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>11. Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik; arkasından da nice başka topluluklar vücuda getirdik.</b></p>
<p><b>12. Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!</b></p>
<p><b>13. “Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!”</b></p>
<p><b>14. “Vay başımıza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmışız.”</b></p>
<p><b>15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.</b></p>
<p><b>16. Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.</b></p>
<p><b>17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.</b></p>
<p><b>18. Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!</b></p>
<p><b>19. Göklerde ve yerde kimler varsa O’na aittir. O’nun huzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.</b></p>
<p><b>20. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah’ı) tesbih ederler.</b></p>
<p><b>21. Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?</b></p>
<p><b>22. Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.</b></p>
<p><b>23. Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.</b></p>
<p><b>24. Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların Kitab’ı ve benden öncekilerin Kitab’ı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>25. Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: “Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.</b></p>
<p><b>26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.</b></p>
<p><b>27. O’ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O’nun emri ile hareket ederler.</b></p>
<p><b>28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!</b></p>
<p><b>29. Onlardan her kim: “Tanrı O değil, benim!” derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz!</b></p>
<p><b>30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?</b></p>
<p><b>31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.</b></p>
<p><b>32. Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>33. O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.</b></p>
<p><b>34. Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?</b></p>
<p><b>35. Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.</b></p>
<p><b>36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: “Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?” diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah’ın Kitabını inkâr edenlerin ta kendileridir.</b></p>
<p><b>37. İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin.</b></p>
<p><b>38. “Eğer, diyorlar, doğru iseniz, ne zaman (gerçekleşecek) bu tehdit?”</b></p>
<p><b>39. İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!</b></p>
<p><b>40. Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.</b></p>
<p><b>41. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.</b></p>
<p><b>42. De ki: Allah’a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.</b></p>
<p><b>43. Yoksa kendilerini bize karşı savunacak birtakım ilâhları mı var? (O ilâh dedikleri şeyler) kendilerine bile yardım edecek güçte değildirler. Onlar bizden de alâka ve destek görmezler.</b></p>
<p><b>44. Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?</b></p>
<p><b>45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.</b></p>
<p><b>46. Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, “Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!” derler.</b></p>
<p><b>47. Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.</b></p>
<p><b>48. Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan’ı verdik.</b></p>
<p><b>49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.</b></p>
<p><b>50. İşte bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?</b></p>
<p><b>51. Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.</b></p>
<p><b>52. O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.</b></p>
<p><b>53. Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.</b></p>
<p><b>54. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.</b></p>
<p><b>55. Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?</b></p>
<p><b>56. Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.</b></p>
<p><b>57. Allah’a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!</b></p>
<p><b>58. Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.</b></p>
<p><b>59. Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.</b></p>
<p><b>60. (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.</b></p>
<p><b>61. O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.</b></p>
<p><b>62. Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler.</b></p>
<p><b>63. Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.</b></p>
<p><b>64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) “Zalimler sizlersiniz, sizler!” dediler.</b></p>
<p><b>65. Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun, dediler.</b></p>
<p><b>66. İbrahim: Öyleyse, dedi, Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâla tapacak mısınız?</b></p>
<p><b>67. Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?</b></p>
<p><b>68. (Bir kısmı:) Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin! dediler.</b></p>
<p><b>69. “Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!” dedik.</b></p>
<p><b>70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.</b></p>
<p><b>71. Biz, onu ve Lût’u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık.</b></p>
<p><b>72. Ona (İbrahim’e), İshak’ı ve fazladan bir bağış olmak üzere Ya’kub’u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yaptık.</b></p>
<p><b>73. Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.</b></p>
<p><b>74. Lût’a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik; onu, çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira onlar (o memleketin halkı), gerçekten fena işler yapan kötü bir kavimdi.</b></p>
<p><b>75. Onu (Lût’u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.</b></p>
<p><b>76. Daha önce Nuh da dua etmiş, biz onun duasını kabul etmiştik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.</b></p>
<p><b>77. Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.</b></p>
<p><b>78. Davud ve Süleyman’ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.</b></p>
<p><b>79. Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman’a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.</b></p>
<p><b>80. Ona, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?</b></p>
<p><b>81. Süleyman’ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.</b></p>
<p><b>82. Şeytanlar arasından da, onun için dalgıçlık eden (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı. Biz onları gözetim altında tutuyorduk.</b></p>
<p><b>83. Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.</b></p>
<p><b>84. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.</b></p>
<p><b>85. İsmail’i, İdris’i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.</b></p>
<p><b>86. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.</b></p>
<p><b>87. Zünnûn’u da (Yunus’u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti.</b></p>
<p><b>88. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.</b></p>
<p><b>89. Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle niyaz etmişti: Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).</b></p>
<p><b>90. Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya’yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.</b></p>
<p><b>91. Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem’i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.</b></p>
<p><b>92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin.</b></p>
<p><b>93. (İnsanlar) kendi aralarında (din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir.</b></p>
<p><b>94. Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayız.</b></p>
<p><b>95. Helâk ettiğimiz bir belde için artık (yeniden mâmur olmak) imkânsızdır; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.</b></p>
<p><b>96. Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman;</b></p>
<p><b>97. Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalır! “Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.”</b></p>
<p><b>98. Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.</b></p>
<p><b>99. Eğer onlar birer tanrı olsalardı oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapılanlar da) orada ebedî kalacaklardır.</b></p>
<p><b>100. Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.</b></p>
<p><b>101. Tarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar.</b></p>
<p><b>102. Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.</b></p>
<p><b>103. En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.</b></p>
<p><b>104. (Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldığımız bir vaad oldu. Biz, (vâdettiğimizi) yaparız.</b></p>
<p><b>105. Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır” diye yazmıştık.</b></p>
<p><b>106. İşte bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır.</b></p>
<p><b>107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.</b></p>
<p><b>108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak mısınız?</b></p>
<p><b>109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunanı) hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.</b></p>
<p><b>110. Şüphesiz Allah sözün açığını da bilir, gizli tuttuklarınızı da bilir.</b></p>
<p><b>111. Bilmiyorum, belki de o (azabın ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandırmak içindir.</b></p>
<p><b>112. (Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır, dedi.</b></p>
<h2><strong>Enbiya suresi Arapça Bilgisayar Hatlı</strong></h2>
<div>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ</div>
<div>اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ</div>
<p><strong><i>1</i></strong>مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ إِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ</p>
<p><strong><i>2</i></strong>لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ ۗ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى الَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ ۖ أَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَأَنْتُمْ تُبْصِرُونَ</p>
<p><strong><i>3</i></strong>قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</p>
<p><strong><i>4</i></strong>بَلْ قَالُوا أَضْغَاثُ أَحْلَامٍ بَلِ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الْأَوَّلُونَ</p>
<p><strong>5</strong>مَا آمَنَتْ قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا ۖ أَفَهُمْ يُؤْمِنُونَ</p>
<p><strong><i>6 </i></strong>وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُوحِي إِلَيْهِمْ ۖ فَاسْأَلُوا أَهْلَ الذِّكْرِ إِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ</p>
<p><strong><i>7</i></strong>وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ</p>
<p><strong><i>8</i></strong>ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَأَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَاءُ وَأَهْلَكْنَا الْمُسْرِفِينَ</p>
<p><strong><i>9</i></strong>لَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><strong><i>10</i></strong>وَكَمْ قَصَمْنَا مِنْ قَرْيَةٍ كَانَتْ ظَالِمَةً وَأَنْشَأْنَا بَعْدَهَا قَوْمًا آخَرِينَ</p>
<p><strong><i>11</i></strong>فَلَمَّا أَحَسُّوا بَأْسَنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَ</p>
<p><strong><i>12</i></strong>لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُوا إِلَىٰ مَا أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>13</i></strong>قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><strong><i>14</i></strong>فَمَا زَالَتْ تِلْكَ دَعْوَاهُمْ حَتَّىٰ جَعَلْنَاهُمْ حَصِيدًا خَامِدِينَ</p>
<p><strong><i>15</i></strong>وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ</p>
<p><strong><i>16</i></strong>لَوْ أَرَدْنَا أَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا إِنْ كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><strong><i>17</i></strong>بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ ۚ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>18</i></strong>وَلَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ</p>
<p><strong><i>19</i></strong>يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ</p>
<p><strong><i>20</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا آلِهَةً مِنَ الْأَرْضِ هُمْ يُنْشِرُونَ</p>
<p><strong><i>21</i></strong>لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا ۚ فَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ</p>
<p><strong><i>22</i></strong>لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ</p>
<p><strong><i>23</i></strong>أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ آلِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ ۖ هَٰذَا ذِكْرُ مَنْ مَعِيَ وَذِكْرُ مَنْ قَبْلِي ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ ۖ فَهُمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>24</i>وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>25</i>وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا ۗ سُبْحَانَهُ ۚ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ</p>
<p><i>26</i>لَ</p>
<p>ا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِأَمْرِهِ يَعْمَلُونَ</p>
<p><i>27</i>يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَىٰ وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>28</i>وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَٰهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>29</i>أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ</p>
<p><i>30</i>وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَنْ تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ</p>
<p><i>31</i>وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا مَحْفُوظًا ۖ وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>32</i>وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ</p>
<p><i>33</i>وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَ ۖ أَفَإِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ</p>
<p><i>34</i>كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ</p>
<p><i>35</i>وَإِذَا رَآكَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا الَّذِي يَذْكُرُ آلِهَتَكُمْ وَهُمْ بِذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ هُمْ كَافِرُونَ</p>
<p><i>36</i>خُلِقَ الْإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُرِيكُمْ آيَاتِي فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ</p>
<p><i>37</i>وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا الْوَعْدُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ</p>
<p><i>38</i>لَوْ يَعْلَمُ الَّذِينَ كَفَرُوا حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ</p>
<p><i>39</i>بَلْ تَأْتِيهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ</p>
<p><i>40</i>وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ</p>
<p><i>41</i>قُلْ مَنْ يَكْلَؤُكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمَٰنِ ۗ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ</p>
<p><i>42</i>أَمْ لَهُمْ آلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَا ۚ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ</p>
<p><i>43</i>بَلْ مَتَّعْنَا هَٰؤُلَاءِ وَآبَاءَهُمْ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ ۗ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا ۚ أَفَهُمُ الْغَالِبُونَ</p>
<p><i>44</i>قُلْ إِنَّمَا أُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ إِذَا مَا يُنْذَرُونَ</p>
<p><i>45</i>وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>46</i>وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا ۖ وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَاسِبِينَ</p>
<p><i>47</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِلْمُتَّقِينَ</p>
<p><i>48</i>الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ</p>
<p><i>49</i>وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ أَنْزَلْنَاهُ ۚ أَفَأَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ</p>
<p><i>50</i>وَلَقَدْ آتَيْنَا إِبْرَاهِيمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ</p>
<p><i>51</i>إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا هَٰذِهِ التَّمَاثِيلُ الَّتِي أَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ</p>
<p><i>52</i>قَالُوا وَجَدْنَا آبَاءَنَا لَهَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>53</i>قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ</p>
<p><i>54</i>قَالُوا أَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ أَمْ أَنْتَ مِنَ اللَّاعِبِينَ</p>
<p><i>55</i>قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الَّذِي فَطَرَهُنَّ وَأَنَا عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِدِينَ</p>
<p><i>56</i>وَتَاللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَامَكُمْ بَعْدَ أَنْ تُوَلُّوا مُدْبِرِينَ</p>
<p><i>57</i>فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا إِلَّا كَبِيرًا لَهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>58</i>قَالُوا مَنْ فَعَلَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا إِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>59</i>قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>60</i>قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلَىٰ أَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ</p>
<p><i>61</i>قَالُوا أَأَنْتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِآلِهَتِنَا يَا إِبْرَاهِيمُ</p>
<p><i>62</i>قَالَ بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>63</i>فَرَجَعُوا إِلَىٰ أَنْفُسِهِمْ فَقَالُوا إِنَّكُمْ أَنْتُمُ الظَّالِمُونَ</p>
<p><i>64</i>ثُمَّ نُكِسُوا عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰؤُلَاءِ يَنْطِقُونَ</p>
<p><i>65</i>قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْئًا وَلَا يَضُرُّكُمْ</p>
<p><i>66</i>أُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ</p>
<p><i>67</i>قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ</p>
<p><i>68</i>قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ</p>
<p><i>69</i>وَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَخْسَرِينَ</p>
<p><i>70</i>وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>71</i>وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةً ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا صَالِحِينَ</p>
<p><i>72</i>وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ ۖ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ</p>
<p><i>73</i>وَلُوطًا آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَائِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ</p>
<p><i>74</i>وَأَدْخَلْنَاهُ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>75</i>وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ</p>
<p><i>76</i>وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَأَغْرَقْنَاهُمْ أَجْمَعِينَ</p>
<p><i>77</i>وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ</p>
<p><i>78</i>فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ ۚ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>79</i>وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ شَاكِرُونَ</p>
<p><i>80</i>وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ</p>
<p><i>81</i>وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ</p>
<p><i>82</i>وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ</p>
<p><i>83</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ ۖ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَابِدِينَ</p>
<p><i>84</i>وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرِينَ</p>
<p><i>85</i>وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا ۖ إِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ</p>
<p><i>86</i>وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ</p>
<p><i>87</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ</p>
<p><i>88</i>وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ</p>
<p><i>89</i>فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ</p>
<p><i>90</i>وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا آيَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>91</i>إِنَّ هَٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ</p>
<p><i>92</i>وَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَاجِعُونَ</p>
<p><i>93</i>فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ</p>
<p><i>94</i>وَحَرَامٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ</p>
<p><i>95</i>حَتَّىٰ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ</p>
<p><i>96</i>وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ</p>
<p><i>97</i>إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ</p>
<p><i>98</i>لَوْ كَانَ هَٰؤُلَاءِ آلِهَةً مَا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَالِدُونَ</p>
<p><i>99</i>لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ</p>
<p><i>100</i>إِنَّ الَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنَىٰ أُولَٰئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَ</p>
<p><i>101</i>لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا ۖ وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ</p>
<p><i>102</i>لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ هَٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ</p>
<p><i>103</i>يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ۚ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ ۚ وَعْدًا عَلَيْنَا ۚ إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ</p>
<p><i>104</i>وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ</p>
<p><i>105</i>إِنَّ فِي هَٰذَا لَبَلَاغًا لِقَوْمٍ عَابِدِينَ</p>
<p><i>106</i>وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ</p>
<p><i>107</i>قُلْ إِنَّمَا يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ فَهَلْ أَنْتُمْ مُسْلِمُونَ</p>
<p><i>108</i>فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ آذَنْتُكُمْ عَلَىٰ سَوَاءٍ ۖ وَإِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ أَمْ بَعِيدٌ مَا تُوعَدُونَ</p>
<p><i>109</i>إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ</p>
<p><i>110</i>وَإِنْ أَدْرِي لَعَلَّهُ فِتْنَةٌ لَكُمْ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ</p>
<p><i>111-</i>قَالَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ ۗ وَرَبُّنَا الرَّحْمَٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ<i>112</i></p>
<p><strong>Enbiya suresi</strong> <a href="https://hacialibayram.com/download/enbiya-suresi.pdf">PDF indir</a></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfada/">Enbiya Suresi Kaçıncı Sayfada?</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/enbiya-suresi-kacinci-sayfada/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurbanbayrami tarihi 2020</title>
		<link>https://hacialibayram.com/kurbanbayrami-tarihi-2020/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/kurbanbayrami-tarihi-2020/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2020 02:44:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=17230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurbanbayrami tarihi 2020 Kurban Bayramı ne zaman? 2020 yılı Kurban Bayramı hangi tarihte? Kurban Bayramı tarihleri de yavaş yavaş araştırılmaya başlandı. Halk Kurban Bayramı ne zaman? 2020 Kurban Bayramı hangi tarihte?&#8217; sorularını yöneltiyor. KURBAN BAYRAMI NE ZAMAN? 2020 Kurban Bayramı&#8217;nın ilk günü 31 Temmuz Cuma 2020 gününe denk gelirken son günü ise 3 Ağustos 2020 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kurbanbayrami-tarihi-2020/">Kurbanbayrami tarihi 2020</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080;">Kurbanbayrami tarihi 2020</span></h1>
<p class="nd-article__title">Kurban Bayramı ne zaman? 2020 yılı Kurban Bayramı hangi tarihte?</p>
<p class="nd-article__spot">Kurban Bayramı tarihleri de yavaş yavaş araştırılmaya başlandı. Halk Kurban Bayramı ne zaman? 2020 Kurban Bayramı hangi tarihte?&#8217; sorularını yöneltiyor.</p>
<h2><span style="color: #ff6600;"><strong>KURBAN BAYRAMI NE ZAMAN?</strong></span></h2>
<p>2020 Kurban Bayramı&#8217;nın ilk günü 31 Temmuz Cuma 2020 gününe denk gelirken son günü ise 3 Ağustos 2020 günüdür.</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/kurbanbayrami-tarihi-2020/">Kurbanbayrami tarihi 2020</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/kurbanbayrami-tarihi-2020/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>el karia suresini ezberlemek istiyorum</title>
		<link>https://hacialibayram.com/el-karia-suresini-ezberlemek-istiyorum/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/el-karia-suresini-ezberlemek-istiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2020 22:37:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=17187</guid>

					<description><![CDATA[<p>El Karia suresini ezberlemek istiyorum Altta eklediğimiz video ile kolayca öğrenebilirsiniz. Okunuşu Bismillahirrahmânirrahîm. 1- El kariah  2- Mel kariah  3- Ve ma edrake mel kariah  4- Yevme yekunün nasü kelferaşil mebsus  5- Ve tekunül cibalü kelıhnil menfuş  6- Fe emma men sekulet mevazınüh  7- Fe hüve fi ıyşetir radıyeh 8- Ve emma men haffet mevazınüh [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/el-karia-suresini-ezberlemek-istiyorum/">el karia suresini ezberlemek istiyorum</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #008080;">El Karia suresini ezberlemek istiyorum</span></h1>
<p>Altta eklediğimiz video ile kolayca öğrenebilirsiniz.</p>
<p class="style1"><strong>Okunuşu</strong><br />
Bismillahirrahmânirrahîm.<br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>1- El kariah </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>2- Mel kariah </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>3- Ve ma edrake mel kariah </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>4- Yevme yekunün nasü kelferaşil mebsus </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>5- Ve tekunül cibalü kelıhnil menfuş </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>6- Fe emma men sekulet mevazınüh </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>7- Fe hüve fi ıyşetir radıyeh</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>8- Ve emma men haffet mevazınüh</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>9- Fe ümmühu havıyeh</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>10- Ve ma edrake mahiyeh</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt;"><strong>11- Narun hamiyeh </strong></span></p>
<h2 class="style1"><span style="color: #ff6600;"><strong>Anlamı</strong></span><br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah&#8217;ın ismiyle.<br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>1- O apaçık bela (Kıyamet)&#8230; </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>2- Nedir o çarpacak bela?</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>3- O çarpacak belanın ne olduğunu ne bildirdi ki sana? </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>4- O gün insanlar çırpınıp yayılan pervaneler gibi olacak.</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>5- Dağlar da didilmiş renkli yünler gibi atılacaktır.</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>6- İşte o zaman tartıları ağır basan kimse, </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>7- Artık hoşnut olacağı bir hayat içindedir o. </strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>8- Fakat tartıları hafif gelen kimse.</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>9- O vakit onun anası Haviyedir.</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>10- Ve bildin mi, Haviye nedir?</strong></span><br />
<span style="font-size: 18pt; color: #ff0000;"><strong>11- Kızışmış bir ateştir!</strong></span></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe title="KARİA SURESİ EZBERLE (HER AYET ON TEKRAR)" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/byYrkLi2fSQ?start=3470&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/el-karia-suresini-ezberlemek-istiyorum/">el karia suresini ezberlemek istiyorum</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/el-karia-suresini-ezberlemek-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>yasin suresi pdf indir</title>
		<link>https://hacialibayram.com/yasin-suresi-pdf-indir/</link>
					<comments>https://hacialibayram.com/yasin-suresi-pdf-indir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2020 22:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Google Arama Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[yasin şerif pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi arapça metni pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi arapça okunuşu pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi meali pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi metni pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi pdf]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi pdf diyanet indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi pdf download]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi pdf indir arapça]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi türkçe okunuşu pdf indir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin suresi türkçe pdf indir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hacialibayram.com/?p=16188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yasin suresi pdf indir Sure PDF formatında yazının en altında verilmiştir. İndirebilirsiniz. Okunuşu Bismillahirrahmânirrahîm. 1- Yasin 2- Vel kur&#8217;anil hakiym 3- İnneke le minel murseliyn 4- Ala sıratım müstekıym 5- Tenziylel aziyzir rahıym 6- Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun 7- Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü&#8217;minun 8- İnna cealna [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/yasin-suresi-pdf-indir/">yasin suresi pdf indir</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Yasin suresi pdf indir</h2>
<p>Sure PDF formatında yazının en altında verilmiştir. İndirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Okunuşu</strong></p>
<p>Bismillahirrahmânirrahîm.<br />
1- Yasin<br />
2- Vel kur&#8217;anil hakiym<br />
3- İnneke le minel murseliyn<br />
4- Ala sıratım müstekıym<br />
5- Tenziylel aziyzir rahıym<br />
6- Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun<br />
7- Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü&#8217;minun<br />
8- İnna cealna fı a&#8217;nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun<br />
9- Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun<br />
10- Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü&#8217;minun<br />
11- İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım<br />
12- İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey&#8217;in ahsaynahü fı imamim mübiyn</p>
<p>13- Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun<br />
14- İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun<br />
15- Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey&#8217;in in entüm illa tekzibun<br />
16- Kalu rabbüna ya&#8217;lemü inna ileyküm le murselun<br />
17- Ve ma aleyna illel belağul mübın<br />
18- Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym<br />
19- Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun<br />
20- Ve cae min aksal medıneti racülüy yes&#8217;a kale ya kavmittebiul murseliyn<br />
21- İttebiu mel la yes&#8217;elüküm ecrav vehüm mühtedun<br />
22- Ve ma liye la a&#8217;büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun<br />
23- E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey&#8217;ev ve la yünkızun<br />
24- İnnı izel le fı dalalim mübın<br />
25- İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun<br />
26- Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya&#8217;lemun<br />
27- Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn</p>
<p>28- Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba&#8217;dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn<br />
29- İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun<br />
30- Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun<br />
31- Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la yarciun<br />
32- Ve in küllül lemma cemiy&#8217;ul ledeyna muhdarun<br />
33- Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye&#8217;külun<br />
34- Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a&#8217;nabiv ve feccerna fiyha minel uyun<br />
35- Li ye&#8217;külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun<br />
36- Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya&#8217;lemun<br />
37- Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun<br />
38- Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym<br />
39- Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym<br />
40- Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun</p>
<p>41- Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun<br />
42- Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun<br />
43- Ve in neşe&#8217; nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun<br />
44- İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn<br />
45- Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun<br />
46- Ve ma te&#8217;tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu&#8217;ridıyn<br />
47- Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut&#8217;ımü mel lev yeşaüllahü at&#8217;amehu in entüm illa fı dalalim mübın<br />
48- Ve yekulune meta hazel va&#8217;dü in küntüm sadikıyn<br />
49- Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te&#8217;huzühüm vehüm yehıssımun<br />
50- Fela yestetıy&#8217;une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun<br />
51- Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun<br />
52- Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal murselun<br />
53- İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy&#8217;ul ledeyna muhdarun<br />
54- Fel yevme la tuzlemü nefsün şey&#8217;ev vela tüczevne illa ma küntüm ta&#8217;melun</p>
<p>55- İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun<br />
56- Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun<br />
57- Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun<br />
58- Selamün kavlem mir rabbir rahıym<br />
59- Vemtazül yevme eyyühel mücrimun<br />
60- Elem a&#8217;hed ileyküm ya benı ademe el la ta&#8217;büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn<br />
61- Ve enı&#8217;büduni haza sıratum müstekıym<br />
62- Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta&#8217;kılun<br />
63- Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun<br />
64- Islevhel yevme bima küntüm tekfürun<br />
65- El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun<br />
66- Velev neşaü letamesna ala a&#8217;yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun<br />
67- Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun<br />
68- Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya&#8217;kılun<br />
69- Ve ma alemnahüş şı&#8217;ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur&#8217;anüm mübiyn<br />
70- Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın</p>
<p>71- E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en&#8217;amen fehüm leha malikun<br />
72- Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye&#8217;külun<br />
73- Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun<br />
74- Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun<br />
75- La yestetıy&#8217;une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun<br />
76- Fela yahzünke kavlühüm inna na&#8217;lemü ma yüsirrune ve ma yu&#8217;linun<br />
77- Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın<br />
78- Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım<br />
79- Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım<br />
80- Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun<br />
81- Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım<br />
82- İnnema emruhu iza erade şey&#8217;en ey yekule lehu kün fe yekun<br />
83- Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey&#8217;iv ve ileyhi türceun</p>
<p><strong>Anlamı</strong></p>
<p>Rahmân ve Rahîm olan Allah&#8217;ın ismiyle.<br />
1- Yasin<br />
2- Hikmetli Kur’an’ın Hakk’ı için<br />
3- Emin ol ki sen o risaletle gönderilen peygamberlerdensin<br />
4- Bir sıratı müstakîm üzerindesin<br />
5- Tenziliyle o Aziz Rahimin<br />
6- İnzar edesin: vehameti haber veresin diye bir kavme babalar inzar edilmedi de haberleri de yok gafiller<br />
7- Celâlim Hakk’ı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar imana gelmezler<br />
8- Çünkü biz onların boyunlarına kelepçekler geçirmişiz, onlar çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı gözleri aşağı somurtmaktadırlar<br />
9- Hem önlerinden bir sedd ve arkalarından bir sedd çekmişiz, kendilerini sarmışızdır da baksalar da görmezler<br />
10- Ve onlarca müsavidir: ha inzar etmişin kendilerini ha etmemişin; inanmazlar<br />
11- Ancak zikri takip eden ve gaybde rahmana haşyet besleyen kimseyi sakındırırsın, işte onu hem bir mağrifetle hem bir ecri kerîm ile müjdele<br />
12- Hakikat biz biziz, ölüleri diriltiriz ve takdim ettikleri şeyleri ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz ve zaten her şeyi açık bir kütükte bir &#8220;İmam-ı Mübîn&#8221; de ihsa etmişizdir</p>
<p>13- Ve onlara, o karye sahiblerini temsil getir, o dem ki ona o gönderilen Resuller varmıştı<br />
14-  O sıra ki onlara o ikiyi göndermiştik, bunları tekzib ettiler, biz de bir üçüncü ile izzet (ve kuvvet) verdik de varıp dediler: haberiniz olsun biz sizlere gönderilmiş Resulleriz<br />
15- Siz, dediler: bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz, hem Rahman hiç bir şey indirmedi, siz sırf yalan söylüyorsunuz<br />
16- Dediler: Rabbimiz bilir, inanın biz gerçek size gönderilmiş Resulleriz<br />
17- Açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze değil<br />
18- Doğrusu dediler: biz sizinle teşe&#8217;üm ettik, yemin ederiz ki vaz geçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azâb dokunur<br />
19- Dediler: sizin şum kuşunuz beraberinizde, ya. Nasihat edilirseniz öyle mi? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavmsınız<br />
20- O esnada şehrin tâ ucundan bir er koşarak geldi, ey hemşerilerim: dedi: uyun o gönderilen Resuller’e<br />
21- Uyun sizden bir ecir istemiyen o zatlara ki onlar hidayete ermişlerdir<br />
22- Hem neyime kulluk etmeyeyim ben, o beni yaradana? Hep de döndürülüp ona götürüleceksiniz<br />
23- Hiç, ben ondan başka mabudlar mı tutarım? Eğer o Rahman bana bir keder irâde buyurursa onların şefaati benden yana hiç bir şeye yaramaz ve Ben-î kurtaramazlar<br />
24- Şüphesiz ben o vakit açık bir dalâl içindeyim<br />
25- Haberiniz olsun ki ben Rabb’inize iman getirdim, gelin dinleyin beni<br />
26- Denildi ki: haydi gir cennete! Keşke, dedi, nolurdu kavmım bilselerdi?<br />
27- Rabbim bana ne mağrifet buyurdu. Beni ikram olunan kullarından kıldı</p>
<p>28- Arkasından ise kavminin üzerine Semâ’dan bir ordu indirmedik indirecek de değildik<br />
29- O yalnız bir sayha oldu derhal sönüverdiler<br />
30- Ey! ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihzâ ediyorlardı<br />
31- Baksalar a kendilerinden evvel ne kadar karınlar helâk etmişiz, onlar hiç onlara dönüp gelmiyorlar<br />
32- Ancak hepsi toplanıp bizim kıtımıza ihzar edilmişlerdir<br />
33- Hem bir âyettir onlara ölü arz: biz ona hayat verdik ve ondan habbeler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar<br />
34- Ve onda cennetler yaptık, hurma bağçeleri, üzüm bağları, neler! içlerinde kaynaklar akıttık<br />
35- Yesinler diye mahsulünden ve kendi ellerinin mamulâtından, halâ şükretmiyecekler mi?<br />
36- Tenzih o yardan sübhane bütün o çiftleri, hepsini, arzın bitirdiklerinden ve kendi nefislerinden ve daha bilemiyecekleri neler, nelerden<br />
37- Bir âyet de onlara gece, ondan gündüzü soyarız bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar<br />
38- Güneş de; kendisine mahsus bir müstekarr için cereyan ediyor, o işte o azîzi alîmin takdiridir<br />
39- Aya da: menzil menzil ona mıktarlar biçmişizdir, nihayet dönmüş eski urcun gibi olmuştur<br />
40- Ne güneş kendine aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçer, her biri birer felekte yüzerler</p>
<p>41, 42- Bir âyet de onlara o dolu gemide zürriyyetlerini taşımamız ve kendilerine o misilliden binecekleri şeyler yaratmamızdır<br />
43- Dilersek onları gark da ederiz o vakit ne onlara feryadcı vardır, ne de onlar kurtarılırlar<br />
44- Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka<br />
45- Hal böyle iken onlara önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete şayan olasınız denildiği zaman<br />
46- Kendilerine Rab’lerinin âyetlerinden her hangi bir âyyet de gelse mutlaka ondan yüz çevire geldiler<br />
47- Allah’ın size merzuk kıldığı şeylerden hayra sarfedin denildiği zaman da onlara o küfredenler iman edenler için şöyle dediler, biz hiç yedirirmiyiz o kişiye ki Allah dilese ona yiyeceğini verirdi, siz apaçık bir dalâl içinde değil de nesiniz!<br />
48- Ve ne zaman bu vaad, doğru iseniz? diyorlar<br />
49, 50- Başka değil, tek bir sayhaya bakıyorlar, bir sayha ki onlar çekişip dururlarken kendilerini yakalayıverir. O zaman bir tavsıyeye bile kadir olamazlar, ailelerine de dönecek değillerdir<br />
51- Bir de sur üfürülmüştür ne baksınlar kabirlerinden Rab’lerine doğru akın ediyorlardır<br />
52- Eyvah, başımıza gelenlere derler: kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? Bu işte, o Rahman’ın vaad buyurduğu, doğru imiş o gönderilen Resuller<br />
53- Başka değil, sâde bir tek sayha olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza ihzar edilmişlerdir<br />
54- Artık bu gün hiç kimseye zerrece zulmedilmez, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz</p>
<p>55- Cidden eshab-ı cennet bu gün bir şuğl içinde zevk etmektedirler<br />
56- Kendileri ve zevceleri erîkeler üzerine kurulmuşlardır<br />
57- Onlara orada bir meyve var: hem onlara orada ne iddia ederlerse var<br />
58- Bir selâm, Rahim bir rabdan kelâm<br />
59- Ve haydin ayrılın bu gün ey mücrimler!<br />
60- And vermedim mi size? &#8220;Ey adem oğulları! Şeytan’a kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır&#8221; diye<br />
61- &#8220;Ve bana kulluk edin doğru yol budur&#8221; diye<br />
62- Böyle iken celâlıma karşı o içinizden bir çok cibilletleri yoldan çıkardı, ya o vakit sizin akıllarınız yokmıy dı?<br />
63- Bu işte o cehennem ki vaadolunur dururdunuz<br />
64- Bu gün yaslanın ona bakalım küfrettiğiniz için<br />
65- Bu gün ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve ayakları şehadet eyler: neler kesbediyorlardı.<br />
66- Hem dilersek gözlerini üzerinden silme kör ediverdik de yola dökülürlerdi, fakat nereden görecekler?<br />
67- Daha dilesek kendilerini oldukları yerde meshediverdik de ne ileri gidebilirlerdi ne dönebilirlerdi<br />
68- Bununla beraber her kimin ömrünü uzatıyorsak hılkatte onu tersine çeviriyoruz, hâlâ da akıllanmayacaklar mı?<br />
69- Biz ona şiir öğretmedik, ona yaraşmaz da, o sâde bir zikir ve parlak bir Kur&#8217;an’dır<br />
70- Hayatı olanı uyandırmak, nankörlere de o söz hakk olmak için</p>
<p>71- Şunu da görmediler mi? Biz onlar için ellerimizin yaptıklarından bir takım (en&#8217;am) yumuşak hayvanlar yaratmışız da onlara malik bulunuyorlar<br />
72- Ve onları kendilerine zebun etmişiz de hem onlardan binidleri var, hem de onlardan yiyorlar<br />
73- Onlardan daha bir çok menfeatleri ve türlü içecekleri de var, hâlâ şükretmeyecekler mi?<br />
74- Tuttular da Allah’dan başka bir takım ilâhlar edindiler gûya yardım olunacaklar<br />
75- Onların onlara yardıma gücleri yetmez, onlar ise onlar için hazırlanan askerler<br />
76- O halde onların lâkırdıları seni mahzûn etmesin, biz onların içlerini de biliriz dışlarını da<br />
77- Görmedi mi o insan? biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi<br />
78- Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: kim diriltir o kemikleri onlar çürümüşken? dedi<br />
79- De ki onları ilk defa inşa eden diriltir ve o her halkı bilir<br />
80- O ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz<br />
81- Ya gökleri ve yeri yaratan onlar gibisini yaratmağa kadir değil midir? Elbette kadir, hallâk O, Alim O<br />
82- Onun emri bir şeyi murad edince ona sâde ol demektir, o oluverir<br />
83- Artık tesbih edilmez mi öyle her şeyin melekûtu yedinde bulunan sübhane! hep de döndürülüp ona götürüleceksiniz</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.hacialibayram.com/download/yasin.pdf">Yasin Suresi PDF indir</a></p>
<p>The post <a href="https://hacialibayram.com/yasin-suresi-pdf-indir/">yasin suresi pdf indir</a> appeared first on <a href="https://hacialibayram.com">hacialibayram.com Sevgi yolu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hacialibayram.com/yasin-suresi-pdf-indir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
